En Çok Arananlar
ABD enflasyon oranlarında geçen yılın Temmuz ayından başlayan gerileme ivmesi, birçok ekonomistin 2023 yılında FED’in faiz oranı politikasında değişim beklemesine ve hatta yılın son çeyreğinde faiz indirimlerine gitmesi konusunda beklentiler yarattı. FED politikalarını çok yakından takip eden birisi olarak ben 2022 yılından bu yana 2023 yılı için FED’in faizlerde gerilemeye gitmeyeceğini öngörenler tarafındaydım. Nitekim son toplantıda FED Başkanı Powell’ın açıklamalarından ve yayınlanan ekonomik projeksiyonlardan gördük ki bu yıl bırakın faizlerde gerileme olması yıl sonuna kadar 50bps kadar bir artış öngörüsü var.
Şimdiki soru, acaba FED bu faiz artışlarını hangi toplantılarda yapar?
Yılın geri kalanında dört tane toplantı var. Bu toplantılar sonrasında faiz kararlarının açıklanacağı günler sırasıyla 26 Temmuz, 20 Eylül, 1 Kasım ve 13 Aralık. FED’in faiz kararında rol oynayan en önemli göstergelerden olan ABD Tüketim Harcamaları Fiyat Endeksi ve Çekirdek Kişisel Tüketim Giderleri Fiyat Endeksi verilerinin Haziran ayı sonunda açıklanan Mayıs ayına ait verilerine baktığımızda ilkinin piyasa beklentilerinin altında, diğerinin ise beklenti paralelinde geldiğini görüyoruz. Her iki verinin de aşağı yönde bir eğilim içerisinde olması ABD hanehalklarının tüketim taleplerinde ve fiyat endekslerinde gerileme olduğunu gösteriyor. Tüketici fiyat endeksinde de bu yönde bir eğilim varken ilk toplantı olan 26 Temmuz tarihinde bir artış beklemiyorum. Geriye kalan üç toplantıdan Eylül ayındaki ekonomik projeksiyonların açıklanacak olması açısından önemli. Benim ilk 25bps beklentim bu toplantıda. Ardından gelecek verilere göre yılın son çeyreğindeki 1 Kasım tarihindeki toplantının da önemi şurada ki; Ekim ayı enflasyonu henüz açıklanmamış olacak. İlaveten bu toplantıda yeniden ekonomik projeksiyonları göreceğiz. İkinci 25bps artışın da büyük olasılıkla bu toplantıda geleceğini ve Aralık ayını pas geçerek FED’in 2023 yılını 50bps artış ile tamamlayacağını düşünüyorum. FED Başkanı Powell’ın henüz enflasyonun tam anlamıyla kontrol altına alamadıklarını söylemiş olması önemli. Ayrıca kalan dört toplantıda da yeni faiz artışlarının gelme ihtimalini kuvvetli tutması ve FED’in diğer yetkililerinin de bu yönde görüş bildirmiş olmaları bu tahminlerimi kuvvetlendiriyor.
FED faiz artırmaya devam ederse sonuçları neler olur?
25bps olan ana beklenti, FED Başkanı Powell’ın geçtiğimiz hafta yaptığı sunumlar sonrasında yeniden 50bps tarafına doğru bir eğilim kazandı. FED’in vereceği bu kararın hem ABD dolar endeksi hem ABD 10 yıllık tahvil faizlerini ilk etapta etkilediğini, devamında ABD borsa endeksleri ile emtia fiyatlamaları üzerinde hareketlenmelere yol açtığını biliyoruz. Ancak tam bilinemeyen bu hareketlerin ne boyutta olacakları. Öyle tahmin ediyorum ki; 22 Mart tarihinde açıklanacak karar sonrasında piyasadaki hareketlerin dalga boylarının biraz fazla olduğunu göreceğiz.
Bu beklentim aslında FED’in kararı ya da FED Başkanı Powell’ın söylemleri ile değil, bunların piyasalar tarafından nasıl algılanmak istediğine ilişkin gözlemlerimden kaynaklı. FED Başkanı Powell enflasyondaki artış hızının yavaşlatılması konusunda yürütülen para politikalarına ilişkin son derece şeffaf bir iletişim politikası izliyor. Piyasalar üzerinde yön belirleyici bir etki yaratmamak için de her seferinde veriye dayalı şekilde karar vereceklerini söylüyor. Hatta yılın başlarını hatırlarsak izlenen politikalara rağmen enflasyonun halen yüksek olduğunu da belirtmiş fakat piyasalarda çok da anlam verilemeyen iyimser hava rüzgarları esmeye başlamıştı. 1 Şubat tarihli en son toplantı sonrasında da aslında çok da yeni bir şey söylememiş olmasına rağmen konuşması esnasında piyasalarda önemli hareketler gözlemlemiştik. Sonra da ortalık yatışmıştı.
İşte bahsettiğim de tam olarak bu kısım. FED Başkanı Powell ve diğer FED yetkilileri enflastyon ile mücadelenin halen devam ettiğini söylerken faiz artırım politikasının da devam edeceğinin mesajını net olarak veriyorlar. Yani para politikası tarafında bir gevşeme ya da durağan moda geçiş söz konusu değil halen. Dolayısıyla görünen o ki ABD dolar endeksi ve ABD 10 yıllık tahvil faizleri kısmında henüz stabil bir durumun oluştuğunu söyleyemeyiz.
Son olarak bakılan veri seti hakkında da bir iki satır yorum yazayım. ABD Merkez Bankası’nın veri setindeki ana pilot ekranda olan konular Çekirdek Kişisel Tüketim Giderleri, Kişisel Tüketim Harcamaları Fiyat Endeksi verileri. İstihdam piyasası verileri de elbette önemli zaten bu veri küresel makro ekonomi veri ajandasının en tepesinde olan konu. Ancak bunun yanısıra yıllık enflasyon verisine bakarken FED bu bahsettiğim verileri çok daha fazla önemsiyor. Bu verilerde yavaşlama olmadan da sıkı para politikasında bir duraksama olacağını tahmin etmiyorum.
FED Başkanı Powell her konuşmasında istihdam piyasasına çok geniş yer ayırıyor. Bunu yaparken de enflasyon ile mücadele ederken iş gücü piyasasının da biraz baskılanması gerektiğini ve buradan gelecek veri setinin de politikanın belirlenmesinde ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Bu vurgulamanın da boşuna olmadığını son açıklanan veride tekrardan görmüş olduk. Enflasyon ile mücadelede istihdam piyasasının kontrol altına alınmasına ilişkin oldukça cesur söylemlerde bulunan Powell sanıyorum ki Mart ayındaki toplantıya kadar olan süreçte bu konuyu gündeme getirmeye her fırsatta devam edecek.
Her ayın ilk Cuma günü açıklanan bu kritik verinin yenisi 3 Mart 2023 Cuma günü açıklanacak. Aynı ay içerisinde de 22 Mart günü FED’in faiz kararını alacağız. FED Başkanı Powell 1 Şubat tarihindeki son toplantıda Mart ayı toplantısını işaret ederek bu konuda önemli bir beklenti yarattı. 3 Mart tarihinde açıklanacak tarım dışı istihdam verisine dair piyasa beklentisi henüz açıklanmadı ama öyle tahmin ediyorum ki 3 Şubat tarihindeki 500bin üzerindeki bir veri ile karşılaşmayız. 3 Şubat öncesindeki son 4 aylık veri gibi 200bin’ler seviyesinde bir verinin gelmesi ve Mart ayındaki FED toplantısında da yeniden 25bps artış gelmesi halinde yeniden piyasada birtakım toparlanmalar gündeme gelecektir.
Önümüzdeki bir bir buçuk aylık süre içerisinde istihdam piyasası, ücretler, harcamalar tarafında gelecek verilerin yakinen takip edilmesi ve buradan çıkacak söylemlerin de FED Başkanı Powell ile birlikte ilaveten ECB Başkanı Lagarde’ın da konuşmalarına baz teşkil edeceğini düşünüyorum.
Salı günü ABD Kasım ayı enflasyon verisini karşılayacağız ve hemen ardından çarşamba günü ABD Merkez Bankası faiz kararını açıkladıktan sonra perşembe günü gözlerimizi Avrupa Merkez Bankası’nın faiz kararına çevireceğiz. Dünya ekonomilerinin para politikalarına yön veren bu iki kuruluşun faiz kararlarının, yılın sonuna yaklaştığımızda birbiri ardına açıklanacak olması küresel piyasalarda bu hafta gündemin bir hayli sıcak geçmesini sağlayacak. Fed ve ECB’nin bu hafta verecekleri faiz kararları sonrasında ise asıl merak edilen, her iki kurumun başkanlarının basın açıklamalarındaki söylemleri olacak. Burada merak edilenlerin başında aslında 2023 yılına dair verilmesi beklenen birtakım olacak. Hatta gerek Powell gerekse Lagarde bu konuda ketum davranmaya gayret etmeye çalışsalar da piyasalar mutlaka satır aralarından 2023 yılında Fed ve ECB’nin faiz artış politikalarına dair birtakım mesajlar alacaktır.
Salı günü açıklanacak ABD kasım ayı enflasyonundaki ana beklenti hem yıllık hem de aylık bazdaki artış hızında ekim ayına kıyasla bir yavaşlama olması yönünde. Verinin bu yönde gelmesi Fed’in elini rahatlatacaktır. Hatta çarşamba günü Fed faiz kararının ardından Fed Başkanı Powell’ın konuşması önceki 75 baz puan (bps) artış serilerinin olduğu toplantılara kıyasla daha yumuşak tonda olursa, piyasalar 2023 yılında 1 Şubat tarihinde verilecek faiz artış kararını ağırlıklı olarak 25 bps şeklinde fiyatlamaya başlayabilecektir. Küresel borçlanma maliyetlerinin de gerilemeye başlaması ve özellikle gelişmekte olan ülkelerin üzerindeki bu maliyet yükünün hafiflemesi açısından bu olumlu bir gelişme olur. Ardından perşembe günü, ECB’den beklenen 50 bps artış sonrasında tüm dikkatle Lagarde’ın konuşmasında olacak. Enflasyonda zirveden geri dönüşün henüz başlamadığını daha sık vurgulayan ve bu konuda işin açıkçası işi daha zor olan Lagarde’ın söylemleri bana kalırsa Powell’a kıyasla biraz daha sert tonda olabilir. Euro Bölgesi’ndeki resesyon haberlerinin yanısıra Avrupa ülkeleri üzerinde halen baskısı devam eden enerji maliyetleri Lagarde’ın alanını daraltan konular.
Bu muhtemel senaryolar karşısında piyasalarda etkiler ne şekilde olur diye sorduğumuzda ABD dolar endeksinde bu hafta güçlü bir seyir beklemediğimi ve Euro/dolar paritesindeki hareketin de Euro lehine olmasını beklediğimi söyleyebilirim. İşe borsa endeksleri tarafından bakacak olursak da her günün piyasa açılışını görmeden haftanın geneline ilişkin bir öngörüde bulunmak çok zor ancak yine de olumlu rüzgarların ağırlıklı olması ana senaryo diyebilirim.
Bu haftaki çok önemli üç günün bize olan etkileri ise, özellikle ihracatçı kesimi yakından ilgilendiriyor. Euro/dolar paritesinin 1.05 üzerindeki muhtemel hareketleri paritenin eski seviyelerine gelmesi konusundaki beklentileri güçlendirecektir. Eğer Powell ve Lagarde’ın söylemleri yukarıdaki tahminlerim çerçevesinde olursa hem yılın sonunda hem de 2023 yılının başlarında Euro/dolar paritesinde şu andaki seviyelerden çok aşağılara birtakım gevşemeler beklememeli. 2023 yılına dair bugünden iyimser senaryolar oluşturmak için henüz erken. Diğer taraftan bakıldığında para politikaları açısından 2022 yılına kıyasla daha gevşek bir görünümün hakim olması yönündeki tahminler bu hafta çok daha ayakları yere basar şekilde karşımıza çıkacaktır.
Bunun sonucunda da riskli yatırım varlıklarının değerlerinde hızlı artışlar gündeme geldi. Sadece riskli varlıklar da mı oldu bu durum? Hayır. Bununla sınırlı kalmayarak ons altın, ons gümüş gibi nispeten riskten kaçınan yatırımcıların da tercihleri neticesinde bu varlıkların da fiyatlarında artışlar izledik.
Demek ki ilk etapta baktığımızda ABD enflasyon verisinde bir iyileşmenin genel olarak tüm küresel piyasalarda bir iyimserlik rüzgarı estirdiğini söyleyebiliriz. Buradan çıkan anlam da eğer bu trend devam ederse ve ABD enflasyon verisindeki artış hızı yavaşlamaya devam ederse, ilerleyen günlerde bu durum küresel piyasalarda daha da olumlu etkiler görmemizi sağlayacak.
ABD enflasyon verisinde özellikle çekirdek enflasyon da çok önemli; zira Fed Başkanı Powell her faiz kararı toplantısı sonrasındaki sunumlarında ve gelen sorulara verdiği yanıtlarda özellikle çekirdek enflasyona daha çok vurgu yapıyor. Ekim ayı ABD çekirdek enflasyon verisinde de düşüşlerin meydana gelmiş olması bu bahsettiğim iyimserlik ve risk iştahının arttığı ortamı güçlü şekilde desteklemiş oldu.
40 yılın zirvesinden bu geri dönüşler şu gerçeği ortadan kaldırmış değil elbette. O da enflasyonun halen yüksek seyrettiği gerçeği. Bu esen ılımlı rüzgarların verdiği mesaj bizlere diyor ki; gecikmeli de olsa olumlu etkiler gelmeye devam edecek. Diğer yandan ABD enflasyonunun daha gerilemesi için gereken adımların Fed tarafından atılmaya devam edildiğini göreceğiz. Fed faiz artışları belki artık 75 baz puan kadar olmayacak ama 50 baz puanlık artışlar gelmeye devam edecek. Bu artışları 2023 yılının özellikle ilk çeyreğinde de seri şekilde görmeye devam edeceğiz. Devamında politikanın ne şekilde evrileceğini ise 2023 yılında daha net yorumlayabilir halde olacağız. Fed bundan sonraki toplantılarda asıl olarak talebi izlemeye devam edecek. Talepte daralmaların gündeme gelmesi halinde belki faiz artış miktarı azalacak ama artışların yayıldığı süre olarak baktığımızda bu süreç hemen tamamlanmayacak diye düşünüyorum.
Gelişmekte olan ülkeler ve bizim açımızdan da bakıldığında ABD enflasyon verisinin artış hızının kesilmesi ve düşüşün başlaması hem dolar/TL kurundaki ani sert yükselişlerin yaşanma olasılığını düşürecek, yurtiçi enflasyon artış hızında belirgin yavaşlamalar gündeme gelmesini sağlayacak ve dış borçlarımızdaki borçlanma maliyetlerimizin de daha aşağıya inmesinde etkili olacak.
Buradan gelecek veriler kasım ayında yapılacak ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz kararı üzerinde de etkili olacak. Hatta onun öncesinde piyasalar 75 baz puan ya da 100 baz puan fiyatlama tahminleri arasında bir yön bulmaya çalışacak. Bu da elbette ABD dolar endeksi, ABD 10 yıllık tahvil faizleri başta olmak üzere ardından diğer tüm enstrüman fiyatlamalarını da etkileyecek.
Piyasadaki beklentiye baktığımızda manşet enflasyonun aylık bazda yüzde 0.2 ve bunun sonucunda da yıllık bazda yüzde 8.1 olarak gelmesi ağırlıklı. Bu şekilde bir veri önceki yıllık bazda manşet enflasyon verisi olan 8.3’ün altında olacağından Fed’in tutumunu ağırlıklı olarak 75 baz puan artış yapmak yönünde şekillendirecektir. Diğer yandan baktığımızda Fed Başkanı Powell’ın daha çok önemseyerek vurgu yaptığı çekirdek enflasyon rakamında bir parça artış olması bekleniyor.
İşte bu ikilem içerisinde piyasaların yönünü bulmasında haftanın son iş günü yine ABD’den açıklanacak perakende satışlar verisi olacak. ABD’de uygulanan teşvik programları neticesinde halen mevcut olan likidite bolluğu enflasyonun talep kaynaklı şekilde devam etmesindeki ana faktör. Hanehalkı harcamaları ve yüksek talep enflasyonun artış hızının kesilmesi karşısındaki en büyük engel olmaya devam ediyor. Ağustos ayında aylık bazda yüzde 0.3 ile beklentilerin üzerinde gelen ve yıllık bazda temmuz ayında yüzde 10 üzerine çıkarak sonra az da olsa yüzde 9 seviyelerine gerileyen perakende satışlar verisinde belirgin bir geri çekilme olmadığı takdirde enflasyonu tetikleyici talep unsurunun halen varlığından bahsetmek mümkün olacak. Enflasyon ve perakende satışlar verilerinin bu şekilde ters korelasyon halinde gelmesi durumunda da Fed’in ne yapacağını kestirmek için diğer Fed üyelerinin konuşmalarına kulak vermek gerekecek.
Her halükârda ABD Dolar endeksinin 112 seviyelerinin üzerine yeni hareketler yapacağını tahmin ediyorum. Zaten geçen yorumlarımda da bu patikanın açılacağından bahsetmiştim ki devamında rekor seviyeler görülmüş oldu. Bu verileri bir yana bırakacak olduğumuzda karşımıza ABD’den bu hafta güçlü gelmesi daha ümit verici olarak üçüncü çeyrek kurumsal kazançlar olacağını söyleyebilirim. Açıklanacak güçlü bilançolar ABD endekslerine pozitif etki edecektir ve hafta boyunca özellikle sonuna doğru yine yukarı ivme yapan bir ABD dolar endeksi göreceğiz diye düşünüyorum.
Başta Avrupa Merkez Bankası Başkanı Lagarde’ı haftanın ilk üç günü boyunca çeşitli platformlarda göreceğiz. Pazartesi günü Brüksel’de Avrupa Parlamentosu’nda; salı günü Fransa Merkez Bankası’nda; çarşamba günü ise Frankurt’ta Sanayi ve Ticaret Odası’nda konuşmalarda bulunacak. Her birinde konu elbet Avrupa Merkez Bankası’nın sıkı politikasına devam ederken agresif bir faiz artışında bulunup bulunmayacağına ilişkin bilgiler alınmaya çalışılacak. Buradan gelecek bilgiler hafta boyu EuroDolar paritesi üzerinde etkili olabilir. Lagarde’ın sunum ve toplantılardaki tutumunu göz önüne getirdiğim zaman bu üç gün boyunca EuroDolar paritesinin yeniden 1 seviyesine doğru toparlanma çabası içerisinde olacağını ve Lagarde’ın konuşmalarının bu durumu destekleyeceğini düşünüyorum.
Diğer yandan tabii, ABD’de Fed yetkilileri de boş durmuyor olacak. Ancak buradan gelecek bilgiler geçen hafta yapılan Fed toplantısı sonrasında, Fed Başkanı Powell’ın söylemlerinden çok daha fazla ileri gitmeyeceği için piyasalar daha çok Lagarde’ın söylemlerini satın alacaklardır diye tahmin ediyorum. ABD tarafından asıl pariteyi aşağı yönde baskılayacak veriler; perşembe günü açıklanacak 2022 yılı ikinci çeyreğine ilişkin çeyreklik bazda büyüme verisi ve cuma günü açıklanacak PCE fiyat endeksi rakamları olacak. Büyümenin bir önceki veriye kıyasla yukarı yönde açıklanma beklentisi ve Fed Başkanı Powell’ın konuşmalarında çok önemseyerek ön plana çıkardığı PCE fiyat endeksinin yıllık bazda bir önceki verinin altında gelmesinin beklenmesi, ABD Dolar Endeksini güçlendirici haber akışları olacaktır. Üstelik aynı gün içerisinde Euro Bölgesi, eylül ayı öncü enflasyon oranı bilgisi ve buna ilaveten İtalya ile Fransa’dan gelecek Eylül ayı öncü enflasyonun da yıllık bazda yukarı yönde beklenmesi Euro’yu yine dolar karşısında çift yönlü aşağıya çekecektir diye düşünüyorum.
Hafta kapanışında AB’nin enerji krizi karşısındaki hazırlıkları kapsamında yapacağı toplantı da yaşanan enerji krizinin Avrupa boyutunda ne denli sıkıntıları ortaya koyacağını yeniden gözler önüne serecektir.
ABD enflasyonunun geçmiş günlerdeki tarihsel verisi açısından şöyle iki özelliği de vardı. Birincisi; bu yıl nisan ayından beri ilk defa, açıklanan enflasyon verisi bir önceki aya ait açıklanan veriden daha düşük geldi. İkincisi; geçen yılın ocak ayından beri de ilk defa açıklanan enflasyon verisi piyasa beklentisinden daha düşük seviyede geldi. Bunların sonucunda da piyasalarda riskli varlıklara yönelme eğilimi artmış oldu. Hatta çekirdek enflasyonun da tahminlerden daha iyi gelmesi, olumlu açıdan bakılabilecek başka bir tarafı oldu.
ABD enflasyon verisinin beklentilerden iyi gelmesi gözleri hemen eylül ayında yapılacak Fed toplantısındaki faiz artırım tahminlerine çevirdi. Bir ara 100bps artışlar dahi konuşulur olmuşken şimdi geldiğimiz durumda 50bps ya da 75bps artışlar daha yüksek oranlarda gündemde yer alıyor. Benim şu andaki görüşüm ise, Fed eylül toplantısında gazı kesmeyecek ve hazır tempoyu yakalamış iken bir 75bps faiz artışı daha yaparak enflasyon üzerindeki kontrolünü tam anlamıyla sağlamış olacak. Hatta muhtemelen de toplantıya girmeden 10 gün önce açıklanacak ağustos ayı enflasyon verisi temmuz ayı enflasyon verisinden daha iyi gelmesi halinde bile bu adımı atacaktır diye düşünüyorum.
Toplantıya yakın tarihlerde eğer ABD dolar endeksi 107 seviyelerinde gezinmeye başlarsa ABD, doların küresel çapta daha da güçlenmesi taraftarı olmayacağı için bundan pek hoşnut olmayacaktır. Dış ticaret açığı vermek istemeyeceğinden ve güçlü dolar temasını fazla dengeden şaşar hali ABD lehine olmayacağı için Fed toplantısı öncesinde ABD dolar endeksinin seviyesi de önemli olacak.
Son durumda gördük ki politika faiz oranı artarsa enflasyon da düşüyormuş.
Fakat bu kadar kolay ve basit mi?
Elbette değil.
Ekonomi her zaman dengeyi kovalar. Ekonomide tek bir hedef vardır.
Denge.