Hamburger
En Çok Arananlar
    Popüler Haberler
      notification

      Bildirimler

      close

      Bildirimler

      close
      Tuncay Turşucu

      Tuncay Turşucu

      Borsada kısa vade mi, uzun vade mi?

      25 Haziran 2020
      Dünyada yaşanan Covid-19 virüsü ile mart-nisan aylarında tepetaklak düşen küresel borsa endeksleri, mayıs-haziran aylarında kayıplarının büyük çoğunluğunu tekrar geri almış görünüyor. Bunda en önemli neden olarak, virüsün kontrol altına alındığı yönünde algıların oluşması ve ekonomilerin açılması ile en kötünün geride kaldığı psikolojisinin güçlenmesi gösterilebilir. Böylece en kötüyü satan piyasalar, daha kötüsü olmayacak ve toparlanma başlayacak beklentisi ile tekrar alıma geçmiş görünüyor.

      Elbette bunda dünyada likidite bolluğunun oluşması, küresel faizlerin çok düşük seviyede kalmasının önemli bir etkisi de var. Getiri arayışında olan para en iyi seçenek olarak hisse senedi ve emtia piyasalarını görüyor. Dünyada virüs ile ilgili ikinci dalga endişeleri daha büyümez ve tekrar ekonomilerin kapatılması seviyesine gelmez ise paranın adresi borsa olmaya bir süre daha devam edebilir.

      Bu süreç bir konuyu tekrar açık bir şekilde gösterdi. Mart-nisan aylarındaki sert düşüşte, uzun vadeli düşünen borsa yatırımcıları panik olmadılar ve pozisyonlarını bozmadılar. Böylece bu sert dalgalanmadan zarar etmemiş oldular. Çünkü hala pozisyonlarını koruyorlar ve satmadıkça zarar etmiş olmazsınız. Buna karşın günlük veya kısa vadeli 3-5 gün alım satım yapan, borsayı oyun yeri gören oyuncular ise bu süreçte ciddi zararlar yazdılar. Bu süreç şunu net bir şekilde Borsanın aslında kısa vadeli oyun yeri olmadığını uzun vadeli yatırım yeri olduğunu tekrar gösterdi.

      Bu süreçte uzun vadeli yatırımcılar, öncelikle düşüşün nedenini araştırdılar. Borsadaki satışın kendi şirketleri özelinde bir satış olmadığını küresel bir problem yüzünden olduğunu tespit ettiler. Hatta bu düşüşü kendi beğendikleri büyük şirketlerde bir alım fırsatı olarak görenler bile oldu. Bu nedenle her şeyden önce uzun vadeli bir bakış açısına sahip olmalarından dolayı kısa vadedeki dalgalanmalardan etkilenmediler ve bu dalgalanmaların kendi uzun vadeli planlarını bozmasına izin vermediler. Çünkü, uzun vadeli yatırımcılar için önemli olan şirketlerinin faaliyetleridir, satışlarıdır. Virüs etkisinin azalmaya başlaması ile şirketlerinin yine devam edip etmeyeceğidir. Güçlü nakit akışına sahip mi, değil mi bu ve bunun gibi temel faktörlerle ilgilenirler.

      Ancak kısa vadeli yatırımcılar için aynısını söylemek zor. Günlük dalgalanmalardan, o andaki psikolojilerden etkilenirler ve sürekli hareket ederler. Bir yerden sonra adeta daldan dala konan kuş misali hisseden hisseye konarlar. Bir süre sonra geriye dönüp baktıklarında hiçbir şey elde etmediklerini ve aksine yığınla komisyon ödediklerini görürler.

      Bunları neden yazıyorum. Virüs sürecinde 300 bin yeni borsa yatırımcısı gelmiş. Düşük faizler, evde kalmanın etkisi artık sebep ne olursa ama yeni 300 bin yatırımcı Borsa’ya gelmiş. Hoş gelmişler. Umarım kısa vadeli olaylara günlük bakan ve kısa vadeli kazanç peşinde koşanlardan birisi değil, borsayı uzun vadeli yatırım olarak görürler ve kalırlar. Hepsi böyle olmayacak biliyorum ama ne kadarı uzun vadeli bakarsa geleceğe yönelik önemli bir adım atmış olmasının yanı sıra, ülke tasarrufları içinde olumlu etkiler yaratacaklar. 

       

      Yazının Devamını Oku

      Borsada doğru yatırım için bunlara dikkat!

      25 Şubat 2020
      İstatistiklere bakıldığında yerli yatırımcıların hisse senedini elde tutma süresi birkaç ay ile ölçülüyor. Aslında bu rakam geçmiş yıllara bakıldığında oldukça iyileşmiş. Bundan 15 yıl önce yerli yatırımcıların hisse senedini elde tutma süresi günlerle ölçülüyordu.

      Zaman geçtikçe finansal okuryazarlığın arttığını görmekteyiz. Elbette bunda teknolojinin gelişmesi, bilgiye ulaşabilme imkanlarının artması ve yeni neslin kısa vadeli bir bakış açısı ile bakmaması da etkili olmakta. En azından benim düşüncem bu.

      Borsa’da yerli yatırımcılardan en çok duyduğum cümle Borsa’nın kumar yeri olduğu yönünde. Bunu duyduğuma üzülüyorum, çünkü bu doğru değil. Borsa uzun vadede yatırımcısına çok ciddi seviyelerde kazanç sağlayan kaliteli bir yatırım yeridir. Kısa vadede al-sat işlemleri ile zarar eden pek çok yatırımcı var. Bunları incelediğinizde bilinçli olmayan pek çok yatırımcı olduğuna rastlıyoruz.

      Borsa’ya yeni girmiş, eşinden dostundan hisse duymuş, ya da internet kulislerinde hisse ismi almış, hisse alırken grafiğine bile bakmadan, son bir haftada yüzde kaç yükseldiğine bile bakmayan, hissesini aldığı şirketin ne iş yaptığını, karda mı yoksa zararda mı, borçlu olup olmadığını bile bilmeyen, hatta şirket hakkında son bir ayda nasıl haber akışları geldiğine bile bakmayan kişiler bu grubu oluşturuyor. Ardından maalesef Borsa’nın kumar yeri olduğuna yönelik algı oluşuyor. Oysa Borsa’nın bir suçu yok. Borsa tüm fırsatları ve riskleri ile önümüzde duruyor. Bize düşen en önemli görev seçici olmak, uzun vadeli düşünmek ve araştırma yapmak…

      Peki, uzun vadede Borsa seçici olan yatırımcılara nasıl getiriler sunmuş. Sizlere birkaç istatistik vereyim. Son 10 yılda (31.12.2009 – 31.12.2019) kümülatif TÜFE enflasyonu yüzde 173 oldu. Aynı dönemde mevduat getirisi yüzde 237 ve dolar kuru getirisi yüzde 299 seviyesinde gerçekleşti. Borsa endeksinin artışı ise yüzde 117 oldu. Evet, yanlış okumadınız. Dolardan da, Enflasyondan da, mevduattan da düşük bir artış sağlamış.

      Şimdi iyi de yukarıda yazdıklarınızı çürütüyorsunuz diyeceksiniz. Hayır çürütmüyorum. Bu 100 hisseden oluşan bir endeks. Bunun içinde son 10 yılda yüksek getiri sağlayanda var, düşük getiri sağlayan da var. Ayıklanmamış. Biz ne diyoruz; seçicilik…

      Gelin biraz daha seçici olalım çemberi daraltalım. Sanayi endeksi aynı dönemde yüzde 267 getiri sağlamış. Biraz daha seçici olalım kimya sektörü yüzde 320 getiri, metal ana sanayi endeksi yüzde 393, metal eşya sektörü yüzde 436, teknoloji sektörü ise yüzde 612 getiri sağlamış. Fotoğraf biraz değişti sanırım. 

      Bunlar yine sektörler ve siz Borsa’da sektör almıyorsunuz. Şirket hissesi alıyorsunuz. Hisse senedi seçerken seçici olduğunuzda ise bakın nasıl sonuçlar çıkmış. Aynı dönemde PETKİM yatırımcısına yüzde 601, TÜPRAŞ yüzde 785, Tofaş Fabrika yüzde 903, Alkim Kimya yüzde 824, Aselsan yüzde 1621, Logo Yazılım yüzde 3011, Çelebi Hava Servisi yüzde 923, Ereğli Demir Çelik yüzde 783, Ford Otosan yüzde 1367, Sasa Polyester yüzde 5443 getiri sağlamış. Bu liste daha uzatılabilir. Sadece birkaç örnek vermek istedim. Şu rakamlar bile resmin ne kadar değiştiğini ve getirilerin ne kadar ciddi boyutlara ulaşabileceğini gösteriyor. Üstelik bu getirilerde temettü gelirleri dahil edilmemiş.

      Uzun vadeli yatırımda seçicilik çok önemlidir. Doğru şirket hissesinde beklediğiniz zaman hayal bile edilemeyecek getiriler elde edilebilir. Konut yatırımı, dolar yatırımı, mevduat, faiz gibi yatırımlar yanına bile yaklaşamaz. Ancak yanlış bir şirket hissesinde beklerseniz bu sefer yıllarınızı çöpe atmış olursunuz. Mesela aynı dönemde Ak Enerji yüzde 50 kayıp göstermiş, Sinpaş GYO sadece yüzde 4 getiri sağlamış, Altın Yağ yüzde 21 kayıp göstermiş, Sönmez Filament yüzde 47 düşmüş, Kütahya Porselen yüzde 183 getirmiş ve tıpkı yukarıdaki gibi bu listede uzar gider. Yine sadece birkaç örnek vermek istedim.

      Yazının Devamını Oku

      Haftaya Bakış

      4 Şubat 2019
      Borsa Endeksi ocak ayını yüzde 14 primle kapadı. Merkez Bankası'nın 16 Ocak toplantısında faizlerde indirim yapmaması ve ilerleyen süreçte sıkı duruşu sürdüreceğini üzerine basarak ifade etmesi, yabancı yatırımcılar tarafında kur riski olmayacağı mesajı olarak algılanmış görünüyor.

      O tarihten itibaren yabancı girişlerinin yoğunlaştığını ve hisse senedinde alıcılı olduklarını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerinden açık şekilde gördük ve görmeye devam ediyoruz. Yabancıların iki haftada yaptığı hisse alımları 1 milyar dolar seviyesini geçmiş durumda.

      Geçen hafta aslında hem TCMB hem Fed piyasalara önemli mesajlar verdi. TCMB enflasyon raporunda sıkı duruşu tekrar yinelerken dolar kurunda aşağı yönlü seyrin hızlanmasını sağlamış görünüyor. Amerikan Merkez Bankası (Fed) ise hem karar metninde hem Fed Başkanı Jerome Powell söylemlerinde önemli derecede değişikliğe giderek parasal sıkılaşmaya ara vereceğinin sinyallerini verdi. Fed karar metninde kademeli faiz artışları ifadesi çıkarıldı ve faiz artırımı için sabırlı olunacağının işareti verildi. Bu karar ABD dolarının küresel piyasalarda gevşek kalmasına neden olurken, içeride aşağı yönlü ivme kazanan Dolar/TL kurunun düşüşünü destekledi. Diğer yanan küresel hisse senedi piyasalarında risk iştahının sürmesini sağlarken, borsalardaki olumlu seyirler devam etti. Bu gelişmeden Borsa İstanbul 100 endeksi ve TL, olumlu yönde faydalandı ve faydalanmaya devam ediyor.

      BORSA HIZLI ÇIKIŞ SONRASI SOLUKLANABİLİR

      Geçen hafta Borsa endeksi 105 bin 930 seviyesini görmesinin ardından kapanışı 102 bin 937 seviyesinden sağladı. Gördüğü en yüksek seviyeden yaklaşık 3 bin puanlık bir düzeltme yaptı diyebiliriz. Bir süredir endeksin hızlı çıktığını ve bir düzeltme gelebileceğini belirtiyoruz. Ancak bu düzeltmenin nasıl ve ne şiddette olacağını kestirmek zor. Bunu izleyerek göreceğiz. Bazen bir süre yatay bir seyir göstermesi de düzeltme olarak algılanabilir.

      Bu noktada 103 bin 500 seviyesindeki 22 aylık ortalamasının altına gerileyerek bu seviyenin altında kapanış gerçekleştirdik. Teknik göstergeler 103 bin 500 seviyesinin henüz geçilmesinin erken olduğunu gösteriyordu. Ancak bazen enstrümanlar önden yükselmesinin ardından yataya girerek göstergelerin kendisine yetişmesini de bekleyebilirler. Bunu ilerleyen süreçte göreceğiz.

      Teknik olarak 102 bin 500 seviyesini kısa vadeli destek olarak izliyoruz. Borsa endeksinin bu seviyenin altına gerilemesi durumunda 100 bin 800 desteğine doğru baskı görebiliriz. 100 bin 800 seviyesi kritik bir destek olabilir. Önceden bu seviye güçlü bir dirençti ve endeks geçtiğimiz aylarda bu seviyeyi geçmekte başarısız kalmıştı. Bu nedenle geri çekilmelerde önemli bir destek görevi görebilir. Ancak bu seviyeden konuşmak için öncelikle borsa endeksinin 102 bin 500 seviyesinin altına gerilediğini görmemiz gerekiyor. Ancak 100 bin 800 seviyesine yakın noktalardan güçlü tepki yükselişlerinin yeniden etkili olmaya başladığını görebiliriz.

      Aksi senaryoda ise, yani borsa endeksinin 102 bin 500 seviyesi üzerinde tutunması durumunda ise tekrar ilerleyen günlerde yukarı yönlü denemeler görmemiz mümkün. Bu noktada 105 bin 900 seviyesini direnç olarak izleyeceğiz.

      Uzun vadede endekste önemli yükseliş sinyalleri oluştu. Problem sadece hızlı yükselişin ardından bir miktar soluklanma ihtiyacının oluşması. Bu noktada 18 bin 500 puanlık bir yükselişin ardından düzeltmenin gelmesini doğal karşılamak gerekir. Bunun 3 bin puanlık kısmı geçen hafta gerçekleşti zaten. Düzeltmenin 100 bin 800 seviyesine doğru genişlemesi kısa vadeli alım satım yapanların canını sıkabilir. Uzun vadeli yatırımcılar için ise doğal sınırlar içerisinde bir geri çekilme olarak algılanmalı.

      Yazının Devamını Oku

      2019’a fiyatlanmış şekilde giriyoruz

      31 Aralık 2018
      Zor bir yılı geride bırakıyoruz. Ve pek çok piyasa uzmanına göre yine zor bir yıla giriyoruz. Çok düşük bir kısım 2019 yılının gelişmekte olan ülkeler için daha iyi bir yıl olabileceğini düşünüyor. Bende bu küçük kısımda olan kişilerden birisiyim.

      2018 yılında Borsa İstanbul BIST100 endeksi yaklaşık yüzde 22 değer kaybetti. Bu kayıp yıl içerisinde çok daha fazla seviyelere kadar yükseldi, sonrasında gelen tepki yükselişleri ile değer kaybı yüzde 22 seviyelerinde oluşacak görünüyor. TL yüzde 40’a yakın değer kaybetti. Yine yıl içinde bu değer kaybı çok daha yüksek seviyelere kadar yükseldi.

      Yıla yüzde 10 seviyelerinde tahvil faizleri ile başlarken, şu anda yüzde 20 seviyelerinde bulunuyor. Doğal olarak TL ve faizlerde bu derece değişimlere Borsa da tepkisini gösterdi. Sonuç olarak 2019 yılına, pek çok olumsuz gelişmeyi fiyatlamış olarak girmekteyiz. Mevcut seviyeler bundan 5-6 ay öncesine göre daha dengelenmiş seviyeler diyebiliriz. Bu durumun 2019 yılı için varlık fiyatlarında bir avantaj olduğunu düşünüyorum.

      UCUZ OLMAK YÜKSELİŞ İÇİN YETERLİ Mİ?

      Fiyatların düşmüş olması elbette alım yapmayı gerektirmez. Alım yapmayı gerektiren gelecekte fiyatların yükseleceği beklentisinin algısının güçlenmesidir. Bu beklentiyi yaratacak ise yeni bir hikâye olup olmadığıdır. Piyasaları canlandıracak gelişmeler ya içeriden ya da dışarıdan gelebilir.

      İçeriye baktığımızda ekonomik gelişmeler konusunda yeni bir beklenti yaratacak gelişmeler şimdilik görünmüyor. Enflasyonda kalıcı düşüş, faizlerin gerilemesi, ekonomik göstergelerin yeniden canlanmaya başlaması gibi gelişmeler içeride oluşması gereken yeni hikâyelerimiz olacak. Bu konuda bu hafta açıklanması beklenen Aralık ayı TÜFE verisinin negatif gelmesi bekleniyor ve yılı yüzde 20 seviyesine yakın bir enflasyonla kapatacağımızı düşünüyorum. Yapılan son indirimlerle birlikte ocak ayı enflasyonununda negatif gelmesi beklentisi oluşmuş durumda.

      2018 yılında oluşan yüksek baz etkisi ile birlikte yıllık enflasyonda herkesin tahmin ettiği gibi yüzde 16 seviyelerine gerileme değil, daha düşük seviyelere mesela yüzde 13 gibi seviyelere oluşacak bir gerileme bekliyorum. Ekonomide zayıflık ile birlikte enflasyondaki düşüşünde etkisiyle faizlerde gerilemenin olması hisse senedi değerlemeleri için olumlu etkiler yaratacak. Ancak burada hisse değerlemelerini yükseltecek tek konunun faiz olmadığını, asıl ve ana meselenin açıklanacak kar rakamları olacağını belirtmek isterim. Bu nedenle piyasalar büyük ihtimalle gelecek 4. Çeyrek 18 ve 1. Çeyrek 19 bilançolarını büyük bir merakla bekleyecek.

      Özellikle sanayi bilançolarında şuana kadar yapılan olumsuz fiyatlamaların fazla olduğu algısını yaratacak sonuçlar gelmesi durumunda sanayi hisselerinde o fazlalığı geri alacak yükselişlerle karşılaşabiliriz. Aksi takdirde piyasalar bilançoların düzelmesini beklemeye devam edecektir. Böyle bir durum Borsa endeksinde uzun bir süre yatay seyirlerin devamını getirebilir.

      MART SEÇİMLERİ

      Yazının Devamını Oku

      Piyasalarda En Kötü Geride mi Kaldı?

      26 Ekim 2018
      Yurt içi piyasalarda mart ayında başlayan satış baskısı ağustos ayına kadar devam etti. Bu süreçte BIST100 borsa endeksi 120 bin seviyesinden 85 bin seviyesine düşerek yüzde 30 değer kaybı gösterirken, Dolar kuru ise 3.80 TL seviyesinden 7.20 TL zirvesini görerek yüzde 89 yükseliş gösterdi.

      Aynı dönemde 10 yıllık tahvil faizlerimiz ise yüzde 11.80 seviyesinden yüzde 22.50 seviyesine yükseldi. Enflasyon oranımızda yine aynı seviyelerden yüzde 24 düzeyine ulaştı. Söz konusu 6 aylık dönem finansal piyasalar açısından oldukça zor ve baskılı oldu. Yatırımcıların oldukça sıkıntı çektiği bir dönem diyebiliriz.

      Ekim ayı sonu itibari ile Borsa endeksi düştüğü noktadan 93 bin seviyesine toparlanma gösterdi ve yüzde 9.4 iyileşme oluştu. Dolar kuru ise 5.66 TL seviyesine geriledi ve yüzde 21 oranında düzeltme yaptı. 10 yıllık tahvil faizleri ise yüzde 18.58 seviyesine geriledi. Yaraların bir kısmı sarılmış görünüyor, ancak gelecek döneme yönelik çok güçlü beklentiler bulunmuyor.

      Yurtiçi piyasalar bu baskı altında kalırken, ABD S&P endeksi 2 bin 580 seviyesinden 2 bin 938 seviyesine yükselerek yüzde 14 prim gerçekleştirdi. Avrupa DAX endeksi ise zayıf kaldı ve 11 bin 750 seviyesinden önce 13 bin 250 seviyesine yükseldi ancak mayıs ayından itibaren satışlarla 11 bin 170 seviyesine düşmüş durumda. DAX bu sürede yüzde 5 değer kaybetti.

      Ancak ekim ayının ikinci yarısında ABD borsaları sert biçimde geri çekilerek yılbaşından bu yana edindiği getirilerin büyük kısmını geri vermiş görünüyor. Şimdi dünya ABD borsalarında yaşanacak satış dalgasının global piyasaları ciddi şekilde negatif etkileyebileceğini konuşuyor.

      TCMB’nin 625 baz puanlık faiz artırımı, BDDK’nın Bankaların swap işlemlerine kısıtlamalar getirmesi, Yeni Ekonomik Programı’n açıklanması gibi somut adımlar piyasalardaki panik havasını dindirmiş görünüyor. Son olarak Rahip Brunson’ın serbest bırakılması ise Türkiye-ABD ilişkilerine yönelik yükselen tansiyonun bir miktar düşmesini sağladı ve buna yönelik endişeleri de azalttı. Bunların piyasalar üzerinde etkilerini gördük. Ancak Rahip etkisinin sınırlı kaldığını söylemekte fayda var.

      Bakıldığında önümüzdeki süreçte engebelerin halen devam ettiğini söylemek mümkün. İçeride ekonomik anlamda enflasyonun seyri, alınan mücadele tedbirlerinin nasıl ve hangi şiddette etki edeceği önemli olacak. Diğer yandan konkordato ilan eden şirketlerin sayısındaki artışın devam edip etmeyeceği, bu şirketler içerisinde ekonomik dengeleri olumsuz etkileyecek büyüklükte bir şirket olup olmayacağı belirsizlikler arasında bulunuyor. Hükümetin vaat ettiği tasarruf önlemleri ise bütçe üzerinde izlenecek.

      ABD ile ilişkiler konusunda ise 4 Kasım tarihinde başlayacak İran yaptırımları konusunda Türkiye’nin muafiyet taleplerinin karşılanıp karşılanmayacağı piyasa için önemli bir durum. Diğer yandan S-400 füzeleri konusu, Rusya ile ilişkilerin ABD tarafında yansımalarının ne şekilde olacağı ve Suriye konusunda ABD ile nasıl bir tutumda olacağımız, Halkbank konusundaki gelişmeler piyasalar için mevcut belirsizlikler arasında. Başka deyişle Rahip Brunson’ın tahliyesi ile Türkiye-ABD ilişkilerinin düzeldiği sonucunu çıkarmak biraz zor görünüyor. Bu konuda yolda pek çok çakıltaşı var.

      Piyasalarda en kötü geride mi kaldı sorusuna gelince. Yukarıda belirtilen konularda yumuşak geçişler sağlanırsa en kötünün geride kaldığını söylemek mümkün. Ancak buna ters olarak gerginlikler yaşanır ve tansiyon yeniden yükselirse, bütçe bozulursa, enflasyon dizginlenemezse ve ABD borsalarında sert satış dalgaları görülürse bunu söylemek biraz yanıltıcı olabilir. 

      Yazının Devamını Oku

      Haftalık Piyasa Beklentisi

      15 Ekim 2018
      Dalgalı bir haftayı geride bırakan Borsa ve piyasalar Rahip belirsizliğinin sona ermesi ile rahatladı diyebiliriz.

      Rahip Brunson’ın serbest kalmasının makroekonomik açıdan elbette bir katkısı olmayacak. Türkiye’de halen enflasyon, işsizlik, yüksek faiz ve daralan ekonomi gibi ciddi sorunlar var ve devam ediyor. Ancak en azından piyasalarda belirsizlik yaratan bir takvim geride bırakılmış oldu denilebilir.

      4 KASIM ÖNCESİNDE PİYASALAR İYİMSERLİĞİNİ KORUYABİLİR

      Genel olarak piyasalar için önemli tarihlerin 12 Ekim ve 4 Kasım tarihleri olduğunu sürekli belirtiyorum. 4 Kasım’dan itibaren ABD’nin İran için yaptığı yaptırım çağrısı başlayacak. Bu noktada hem petrol hem doğalgazını İran’dan alan Türkiye ile ABD arasındaki gelişmeler yine önemli olacak. Bu tarihinde yumuşak bir şekilde atlatılması durumunda piyasalar üzerinden önemli bir dış belirsizlikten kurutulmuş olacağız.

      Ancak 4 Kasım tarihine kadar üç hafta gibi bir süre var ve bu sürede olağandışı gelişmeler olmaz ise piyasalarda mevcut olan iyimserliğin etkilerini görme şansımız olduğunu düşünüyorum. İçeride borsa endeksinin yükselme isteği olduğu net bir şekilde görülüyor. Son 6-7 aydır ağır bir satış baskısı yaşayan hisse senedi piyasalarının olumsuz gelişmelerin büyük bölümünü fiyatladığını ve bir nefes almak isteği olduğunu söylemek mümkün. Aynı şekilde TL içinde aynı görüntüden bahsetmek mümkün. Uzun bir zamanın ardından Dolar/TL 50 günlük ortalamasının altına geriledi. Bu dolar kuruna yönelik yükseliş beklentilerinin sona ermiş olabileceğini ve bir miktar gerileme beklentisinin ortaya çıktığını göstermesi bakımından önemli bir gelişme.

      BORSA

      Borsa endeksi 95 bin seviyelerindeki 50 günlük ortalaması üzerine yerleşme savaşını kazanıyor gibi görünüyor. Geçen haftaki kapanış bu açıdan olumluydu. Endekste 95 bin seviyesi üzerinde yerleşik seyirlerin devam etmesi giderek güçlenmesini sağlayacak. Bu noktada 97 bin 300 direncinin geçilmesi 100 bin 800 direncinin kapılarını tekrar açabilir. İyi bir yükselişte 105 bin seviyelerindeki haftalık ortalama güçlü direnç olacaktır. Ancak bu seviyeye daha çok var.

      Satış durumunda ise 93 bin 500 desteği oldukça güçlendi ve kırılması da anlamlı olacak.

      Strateji olarak endeksin 93 bin 500 desteğini kırmadığı sürece pozisyonlar korunabilir. 97 bin 300 direncinin geçilmesi durumunda ise ilave pozisyonlar açılarak portföylerdeki hisse oranı yüzde 50 ve üzerine yükseltilebilir.

      Yazının Devamını Oku

      Piyasalarda haftaya bakış

      4 Haziran 2018
      Geçtiğimiz hafta piyasalar yine hareketli bir süreci geride bıraktı. Borsa BIST 100 endeksi 97 bin 990 seviyesine kadar gerilerken, bu seviye 9 Mayıs tarihinde gördüğü 97 bin 850 seviyesine oldukça yakın bir dip olarak gerçekleşti. Endekste bu noktalardan cuma günü tepki alımları görüldü ancak çok güçlü olduğu söylenemez. Dolar/TL kuru ise 22 günlük hareketli ortalamasının bulunduğu 4.44 seviyesini görmesinin ardından yeniden yönünü yukarı çevirdi ve haftayı 4.66 seviyelerinde kapattı.

      Geçen haftanın en önemli gelişmesi TCMB’nin sadeleşme adımıydı. TCMB’nin adımının ardından TL’de güçlenme görüldü ancak haftanın ikinci yarısında ABD Dolarının küresel piyasalarda yeniden güçlenmeye başlaması ve kredi derecelendirme kuruluşlarına yönelik olumsuz haber geleceği beklentileri ile birlikte yönünü yukarı çevirdi. Dış etkenler içerisinde İtalya’ya yönelik endişelerin Euro’da yarattığı depresyon sonucunda ABD Dolar endeksini yükseltmesi ve risk iştahını azaltması gösterilebilir. Haftanın sonuna doğru İtalya 10 yıllık tahvil faizlerinin hızlı yükselişini sonlandırdığı ve tekrar gevşemeye başladığını görmek olumlu.

      Haftayı kapatırken piyasalardaki huzursuzluğun nedeni belli oldu diyebiliriz. Fitch bazı Türk Bankalarını negatif izlemeye aldığını bildirirken, Moody’s Türkiye’nin Ba2 seviyesindeki kredi notunu gelecek dönemdeki makro ekonomik belirsizlik gerekçesi ile izlemeye aldığını bildirdi. Özellikle yabancılardan gelen satışlar bu haberlere yönelik negatif beklentilerin önceden satıldığını gösteriyor.

      Diğer yandan ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, dövizin kısmen kontrol altına alındığını ve Londra’daki toplantının ardından para akışlarının başladığı yönünde açıklamalarda bulundu. Şimşek ayrıca sıkılaşmanın ve reformist politikalarında devam edeceğini ve sadeliğin süreceğini bildirdi. Diğer yandan Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın sıkılaştırma mesajları, bir yandan TCMB sıkılaşırken, diğer yandan maliye politikası gevşek yönündeki eleştirilere karşı önemli bir mesaj. Mehmet Şimşek’in ve Naci Ağbal’ın açıklamalarının piyasalarda ne derece etkili olacağını göreceğiz. Ancak geçen hafta kredi notlarına yönelik belirsizliğin önemli bir kısmının satılmış olabileceğini ümit ediyoruz.

      Ek olarak uluslarararası finans kuruluşlarının Türkiye’nin 2018 yılı büyüme beklentilerini aşağıya çektiklerini de görüyoruz. Ancak sanayi üretim verileri ilk çeyrek büyümenin yüzde 7 seviyelerinde olabileceğini gösteriyor. Ancak bazı kollardaki soğuma sinyalleri Türkiye büyümesinin yılın kalan çeyreklerinde hızını ve ivmesini yitirebileceğini gösteriyor. Özellikle kurlardaki dengesiz dalgalanma gelecek çeyreklerde büyüme için negatif etkiler yaratacak görünüyor.

      ENFLASYON VE MERKEZ BANKASI HAFTANIN GÜNDEMİ

      Gelecek hafta Pazartesi günü Mayıs ayı enflasyon verileri içeride önemli olacak. Beklentiler aylık TÜFE’de yüzde 1.55 artış olacağı yönünde. Yıllık TÜFE’nin ise yüzde 0.85’den yüzde 12 seviyesine yükselmesi bekleniyor. Mehmet Şimşek hafta sonu yaptığı açıklamalarında enflasyonda zirveye gelindiğini gelecek aylardan itibaren düşüş başlayacağını ifade ediyor. Ancak enflasyonun yüksek gelmesi durumunda piyasalarda TCMB’nin 7 Haziran tarihindeki toplantısına yönelik ilave faiz artırımı yönünde beklentiler yok değil. TCMB’nin yapması gereken önemli adımları attığını düşünüyoruz. O tarihte kurda şok dalgalar oluşması durumunda faiz artırımı olabileceğini aksi durumda herhangi bir faiz artırımı olmasını beklemiyoruz. İçeride TCMB açıklamaları ve yetkili ağızlardan yapılacak açıklamalar nemli olacak.

      BORSA ENDEKSİ KRİTİK NOKTALARDA

      Borsa BIST 100 endeksinde ise banka ağırlıklı satışlar devam ediyor. Banka endeksi 139 bin 160 seviyesindeki desteğinin altına gerilerken, Garanti Bankası 8.74 desteğini kırmış durumda. Bankalardaki satışların devam etmesi durumunda BIST 100 endeksinin 97 bin 850 desteğinin altına gerilemesi muhtemel. Endekste bu seviyenin altında kalıcı seyirler oluşması gelecek günlerde 91 bin-92 bin seviyesine doğru yeni bir düşüşün önünü açabilir. Bu yüzden riskli görünüm sürüyor.

      Yazının Devamını Oku

      ABD piyasaları yönlendirici olacak

      5 Mart 2018
      Geçtiğimiz hafta piyasalar yine dalgalı bir süreç geçirdi. Borsa BIST100 endeksi 119245seviyesine kadar tepki göstermesinin ardından tekrar satış baskısı yedi ve 116800 seviyelerine geriledi. Dolar kuru ise 3.78 seviyelerinden kurtularak 3.82 seviyelerine kadar yükseldi.

      Dalgalanma küresel piyasalarda da hissedildi. Bu dalgalanın en önemli nedeni ABD borsalarındaki sert hareketler oldu denilebilir. ABD endeksleri haftaya iyi bir başlangıç yapmalarının ardından geri kalan dört gün boyunca sert düşüş yaşadı. ABD piyasalarındaki bu düşüş küresel borsaları olduğu gibi BIST100 endeksi üzerinde baskı yaratan önemli bir faktör.

      Gözler Yine ABD Piyasalarında olacak

      ABD piyasaları dünya piyasasıdır. Orada yaşanan sert dalgalanmalar dünya borsalarını her zaman etkilemiştir. Gelecek hafta içinde ABD piyasalarındaki hareketlerin etkili olmaya devam edeceğini söyleyebiliriz. Dow Jones endeksinde teknik göstergeler oldukça zayıfladı. Buna paralel satışların 23500 seviyesine doğru devam etmesi durumunda ise borsa endeksi içinde fazla yapılacak bir şey olmayacak gibi görünüyor. Bu baskıyı muhtemelen hisse senetlerinde hissedeceğiz.

      Ticaret Savaşları mı Başlıyor

      ABD Başkanı Trump’ın ithal çelik ve alüminyum’a sırasıyla %25 ve %10 ek gümrük vergileri getireceğini açıklamasının ardından AB Komisyonundan ABD’den yapılan ithalata karşı ek önlemler alınacağını bildirdi. Bu cevap üzerine Trump, AB’den giren otomobillere önlemler alacağını duyurarak yeni bir adım attı. Dünya gümrük savaşlarımı başlıyor diye düşünürken, ticaret savaşlarına geçiş görüntüsü oluştu. Bu konu küresel piyasalar için yeni bir risk algısı olabilir. Bu gelişmelerin somut ve ileri boyutlara gitmesi durumunda küresel ticaret olumsuz etkilenebilir ve bu durum borsalara olumsuz yansır. Şimdilik bir yorum yapmak erken olacaktır.

      Borsa için 116000 seviyeleri önemli olabilir

      Borsa endeksine gelirsek, momentumun azaldığını bir iki haftadır belirtiyorum. Büyük resimde halen yukarı hareket korunuyor ve bu hareket içerisinde güçlü düzeltme düşüşleri yaşıyoruz. Ancak hem günlük hem haftalık grafiklerde göstergelerde ciddi yavaşlamalar ve negatif uyumsuzluklar var. Kısa vadede 116000 seviyesi etkili bir nokta olabilir çünkü bu seviyede hem 22 hem 50 günlük ortalamalar yoğunlaşmış durumda. Endeks bu seviye üzerinde tepki yükselişleri gösterebilir. Ama bu tepki yükselişleri ne kadar güçlü olacak göreceğiz. 119000 seviyesi şimdilik güçlü bir direnç gibi görünüyor.

      Buna karşın 116000 seviyesinin altına gerileme olur ve endeks bu seviyenin üzerine yükselmekte başarısız kalmaya başlarsa ilerleyen günlerde veya haftalarda 111000 seviyesinden konuşmaya başlarız. Burada elbette ABD borsalarının seyrini yakından izlemeyi sürdüreceğiz.

      Yazının Devamını Oku