Hamburger
En Çok Arananlar
    Popüler Haberler
      notification

      Bildirimler

      close

      Bildirimler

      close
      Emrah Ceylan

      Emrah Ceylan

      Ekonomik Reçete: Finansal Yeniden Yapılandırma (FYY)

      26 Temmuz 2021
      Banka ve finansal kurumlara olan kredi borçlarını ödemeye niyetli olan, ancak gelir-gider dengesi bozulduğu için edimlerini yerine getiremeyen müşterilerin geri ödeme yükümlülüklerini yerine getirebilmelerine imkân verilmesine yönelik “Finansal Yeniden Yapılandırma (FYY)” uygulaması, ihtiyacı olan firmalar için hayati önemdedir.

      Finansal yeniden yapılandırma çerçeve anlaşmaları kapsamında hazırlanan, finansal sektöre olan borcu 25 milyon TL altında bulunan küçük ölçekli şirketlere yönelik uygulama 08.11.2019 tarihinde, banka ve finansal kurumlara kredi borcu bulunan büyük ölçekli şirketler için 14.10.2019 tarihinde yürürlüğe girdi.

      Bayram tatili öncesinde 16 Temmuz 2021’de uygulama esasları yeniden güncellenerek, ek maddelerle süreç devam etmektedir. Maalesef birçok firma bu uygulama kolaylığından faydalanmadığını ve işletmeye olan yararları konusunda net ve güncel bilgiye sahip olmadıklarını gözlemlemekteyiz.

      FYYÇA Büyük Ölçekli UygulamaYeniden yapılandırma; 202 firma ve 55,6 milyar TL

      Ekim 2019- Mayıs 2021 dönemi içinde, FYYÇA Büyük Ölçekli Uygulama kapsamına 372 adet firma (134 grup) alındı. Kapsama alınan firmalardan 202 firma (55 grup) ile Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi (FYYS) imzalandı.

      Anlaşma sağlanan firmalardan 4 tanesi tarım, balıkçılık, avcılık ve ormancılık, 5 tanesi madencilik ve taş ocakçılığı, 45 tanesi imalat sanayi, 2 tanesi enerji, 27 tanesi inşaat, 23 tanesi toptan ve perakende ticaret, motorlu araçlar servis hizmetleri ile kişisel ve hane halkı ürünleri, 22 tanesi turizm, 21 tanesi taşımacılık, depolama ve haberleşme, 3 tanesi emlak komisyon, kiralama ve işletmecilik faaliyetleri, 4 tanesi eğitim, 6 tanesi sağlık ve sosyal hizmetler, 1 tanesi diğer hizmetler sektöründe, 39 tanesi diğer sektörlerde faaliyet göstermektedir. Söz konusu firmaların 74’i İstanbul’da, 3’ü Batı Marmara’da, 15’i Ege’de, 20’si Doğu Marmara’da, 35’i Batı Anadolu’da, 21’i Akdeniz, 11’i Orta Anadolu’da, 3’ü Batı Karadeniz, 2’si Doğu Karadeniz, 1’i Kuzeydoğu Anadolu, 17’si Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndedir.

      Ekim 2019- Mayıs 2021 dönemi içinde, 749 milyon TL’si tarım, balıkçılık, avcılık ve ormancılık, 247 milyon TL’si madencilik ve taş ocakçılığı, 10.729 milyon TL’si imalat sanayi, 5.037 milyon TL’si enerji, 10.308 milyon TL’si inşaat, 2.084 milyon TL’si toptan ve perakende ticaret, motorlu araçlar servis hizmetleri ile kişisel ve hane halkı ürünleri, 10.672 milyon TL’si turizm ve 2.635 milyon TL’si taşımacılık, depolama ve haberleşme, 1.265 milyon TL’si emlak komisyon, kiralama ve işletmecilik faaliyetleri, 387 milyon TL’si eğitim, 409 milyon TL’si sağlık ve sosyal hizmetler, 12 milyon TL’si diğer hizmetler, 11.098 milyon TL’si diğer sektörlere ait olmak üzere yeniden yapılandırılan toplam borç tutarı 55.630 milyon TL olarak gerçekleşti.

      FYYÇA Küçük Ölçekli UygulamaYeniden yapılandırma; 28 firma ve 323 milyon TL

      Yazının Devamını Oku

      Pandemiden Etkilenen İşletmelere Destek

      10 Mayıs 2021
      Ülkemiz ekonomisinin faaliyet döngüsünün temelini oluşturan “küçük ve orta ölçekli işletmeler” içinde bulunduğumuz pandemi döneminde bir yandan üreterek ayakta kalabilme mücadelesi verirken, diğer taraftan küresel pazar içerisinde sınırların kalktığı, bilgi teknolojilerinin acımasızca rekabet ortamını sınır ötesine taşımakta olduğu bir konjonktürde; dünyanın hemen hemen tüm pazarlarında yer alabilme olanağı ile hiç bilmediği oyuncularla rekabet etmek zorundalar.

      Buna paralel olarak güçlü aktörlerle rekabet edemeseler bile dünyanın her yerinde en azından bildirişimde bulunuyorlar. Rakiplerin artık daha güçlü olduğu, öğrenen organizasyonların daha da güçlenerek piyasalarda boy göstermesi küresel pazarda sınırlar ötesi rekabeti ve ekonomik büyümeyi beraberinde getirmektedir.

      Türkiye’nin ekonomi ve sanayi politikalarının temeli, katma değerli ve yüksek teknolojili imalat sanayi sektörlerinin liderlik edeceği ekonomik büyüme modeline dayalı. Bu genel strateji, imalat sektörünün en az hasarla krizin üstesinden gelmesiyle ilgili tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir. Diğer taraftan; imalat sektöründe duran veya yavaşlayan üretim faaliyetlerinin salgın sonrasında eski durumuna döndürülmesi hizmet ve ticaret sektörlerinde olduğundan daha zor ve maliyetli olacaktır. İmalat sektörünün değer zincirindeki kritik pozisyonu da dikkate alınarak, imalat sektörü ile bunun tamamlayıcısı olan bilgisayar programlama ve bilimsel Ar-Ge sektörlerindeki mikro ve küçük işletmelere yönelik işletme sermayesi formunda bir destek programı tasarlandı.

      Dünya Bankası koordinasyonuyla Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) ile Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) 300 milyon dolarlık kredi anlaşması imzaladı. Bu anlaşma, imalat sanayisindeki mikro ve küçük işletmeler ile imalat, bilgisayar programlama ve bilimsel Ar-Ge sektörlerindeki teknoloji tabanlı start-up'ların yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde yaşadıkları finansal güçlükleri aşmaları açısından büyük önem taşıyor.

      Destek programı; KOSGEB, Dünya Bankası ve Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı - JICA tarafından yürütülen proje kapsamında uygulanıyor. Covid-19 salgınından etkilenen imalat sektöründeki mikro ve küçük işletmeler ile 2017 ve sonrasında kurulmuş imalat, bilgisayar programlama ve bilimsel Ar-Ge sektörlerindeki yenilikçi genç işletmelere KOSGEB tarafından “Mikro ve Küçük İşletmelere Hızlı Destek Programı” kapsamında sermaye desteği sağlanacak. Desteğin amacı, öncelikli sektörlerdeki mikro ve küçük işletmelerin salgın şartlarına rağmen faaliyetlerini sürdürebilmelerini ve istihdamlarını salgın başlangıcındaki seviyede koruyabilmelerini sağlamak.

      Kurumsal şirketlerin uluslararası finans kurumları ve bu kuruluşların kaynaklarına ulaşmalarındaki kolaylık, bu firmaların daha uygun şartlarda yatırım kredileri bulmalarına imkân sağlıyor. Ancak pek çok küçük ve orta boy şirketin bu kaynaklara ulaşamamaları sebebiyle, söz konusu kredilerden yararlanamamaktadır. Bu nedenle KOBİ seviyesindeki imalatçı KOBİ’ler, yatırımlarını banka kredilerini ya da yüksek oranlarda vergilendirilen kendi birikimlerini kullanarak yapmak zorunda kalmaktadır.

      Mikro ve küçük işletmeler, finansmana erişimlerinin kısıtlı olması ve gelir azalışlarından çabuk etkilenmeleri nedeniyle Covid-19 salgınına karşı hassas durumda. Ekonomik aktivitelerin ülke geneline yayılmasında, teknolojik gelişmelerin tabandan itibaren içselleştirilmesinde, ana sanayi kuruluşlarının malzeme ve ara ürün ihtiyaçlarının yerli üretimle karşılanmasında, yereldeki işgücü potansiyelinin yerinde kullanılarak büyük şehirlere sağlıksız göçün önlenmesinde ve teknoloji tabanlı yenilikçi iş fikirlerinin hayata geçirilmesinde son derece önemli olan mikro ve küçük işletmelerin salgının yıkıcı etkilerinden korunmaları gerekmektedir.

      Başvuru Takvimi

      Yazının Devamını Oku

      Başarının Anahtarı: Finansal Verimlilik

      2 Mart 2021
      İşletmelerde finansal yönetimin önemi özellikle pandemi dönemi sürecinde daha da ön plana çıktı. Geçtiğimiz dönemde şirketler, hedefledikleri gelirleri elde ederlerken “finansal yönetimdeki” sıkıntılar gün yüzüne çıkmazken; özellikle pandemi dönemi gibi olağanüstü dönemlerde ve finansal krizlerde firmaların faaliyetlerinin durması, nakit girişlerindeki azalmalar ve alacak tahsilatındaki sıkıntılar gibi finansal problemler, firmaların yeni arayışlara girmesine neden oldu.

      Ülke ekonomisinde faaliyet döngüsü ve sosyal yapının temelini oluşturan “küçük ve orta ölçekli işletmeler” içinde bulunduğumuz bu dönemde bir yandan üreterek ayakta kalabilme mücadelesi verirken, diğer taraftan küresel pazar içerisinde sınırların kalktığı, bilgi teknolojilerinin acımasızca rekabet ortamını sınır ötesine taşımakta olduğu bir konjonktürde; dünyanın hemen hemen tüm pazarlarında yer alabilme olanağı ile hiç bilmediği oyuncularla rekabet etmek zorundadırlar. Buna paralel olarak güçlü aktörlerle rekabet edemeseler bile dünyanın her yerinde en azından bildirişimde bulunabiliyor, sermayesi olanların iştahını kabartabiliyorlar. Rakiplerin artık daha güçlü olduğu, öğrenen organizasyonların daha da güçlenerek piyasalarda boy göstermesi küresel pazarda sınırlar ötesi rekabeti beraberinde getirmektedir.

      Finansal verimlilik, belirli bir faaliyet hacmini ya da satışı mümkün olduğunca az kaynak kullanarak gerçekleştirmektir. Amaç, firmanın finansal verimlilik yoluyla daha fazla kâr elde etmesidir. Kriz dönemlerinde ülkemizde finansman maliyetlerinin gelişmiş ülkelere göre çok yüksek olması daha az kaynak kullanarak daha çok satış hacmine ulaşmanın önemini iyice artırmaktadır. Finansal verimlilik kavramı işletme varlıklarının kullanımında bir etkinlik ölçüsü olarak yorumlanan “aktif devir hızı” ile eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. İşletmelerde aktif devir hızının yükselmesi finansal verimliliğin yükseldiğini, aktif devir hızının düşmesi finansal verimliliğin düştüğünü göstermektedir. Aktif devir hızı işletmenin mevcut aktiflerini ne derece verimli olarak kullandığını gösterir.

      İşletme yöneticisi, finansal sistemin işleyişi ve finansal kurumlar ile ilgili farkındalığı olmalı, nakit akımı yönetimi, kaynaklar ve öncelikleri göz önüne alarak bütçe hazırlayabilmeli, acil durumlar için rezerv oluşturabilmeli, kredi temini ve kredilendirme sürecinde seçenekleri değerlendirebilmeli ve finansal riskleri tanımlayıp yönetebilmelidir. 

      İşletme yöneticilerinin en önemli görevlerinden birisi finansal verimliliği artırmak için kısa dönemli süreçte şu çalışmaları yürütülebilir:

      - Stokların kısa sürede satışa dönüştürülmesi, 
      - Alacakların ortalama tahsilat süresinin azaltılması, 

      Yazının Devamını Oku

      Alacak Yönetiminde 2020 Yılı Tahsilat Durumu

      11 Ocak 2021
      Aristo şöyle diyor; "Birinin bana borcu varsa bunu gayet iyi hatırlarım; ama benim birine borcum olursa ne yazık ki fazlasıyla unutkan olurum."

      2020 yılında başlayan pandemi süreci, iş hayatını günden güne zorlaştırıyor, ticaretin şekli değişiyor, rekabet artıyor. Acaba ticari faaliyetlerde alacaklılara karşı ya da finansal sektördeki borçlanma enstrümanlarına karşı fazla mı unutkan olunmaya başlandı; ya da bu durum ticaretin bir parçası olarak alışkanlık haline mi gelmeye başladı?

      Makalemizde, açıklanan son güncel rakamlarla bu durumu analitik olarak inceleyeceğiz.

      Ticari faaliyetlerde hemen hemen her sektörde “çek” ve “senet” evrakı kullanılarak ‘vade avantajı’ elde edilmektedir. Hatta bazı sektörlerde sadece çek ile ticari faaliyet döngüsü sağlanmaktadır. Her geçen gün, vadeler uzamakta; vadeli müşteri çeki alacağı olan şirketlerin “işletme sermayesi” ihtiyacı günden güne artmaktadır.

      Firmalar, alacak vadesinden kaynaklı işletme sermayesi ihtiyacını bankalardan “işletme kredisi” kullanımı ile finanse etmektedir. Bankalar da kullandırmış olduğu bu kredilerin teminatı olarak müşteri çeklerini almaktadır. Eğer ki ticari faaliyet sürecinde çeklerin vadesinde ödenmemesinden kaynaklı bir tahsilat sorunu oluşursa bankalardan kullanılan kredilerde ciddi problemlerle karşı karşıya kalınmaktadır. Bu nedenle alacak vadesinden kaynaklı bankalardan çek karşılığı kredi kullanan firmalar çok dikkatli olmalıdır. Aldıkları çeklerin müşteri istihbarat kontrollerini detaylı yapmalı ve çeklerin vadelerinin mümkün olduğu kadar süresini azaltmaya çalışmalıdır.

      Yüksek kâr marjı ile vadeli çek karşılığında ticaret yapan firmaların yüksek gelir beklentisi, bir anda çeklerin, vadesinde karşılıksız çıkmasıyla ciddi tahsilat sorunları ile karşılaşılabilmektedir. Bu durum şirketin iflasına kadar dahi gidebilmektir.

      Şu unutulmamalıdır ki; “borcunu ödememek kararıyla ticaret yapan kişi için, ‘fiyatın’ önemi yoktur..”

      Çekin vadesi geldiğinde ödenmemesi durumunda “karşılıksız çek” tanımı kullanılmakta iken senetlerin vadesi geldiğinde tahsil edilemediyse “protestolu senet” olarak belirtilmektedir. Ülkemizde ticari faaliyetlerde kullanılan (ibraz edilen) çek ve senetler ile karşılıksız çek ve senetleri son güncel verilerle inceleyelim.

      2020 yılında karşılıksız işlemi yapılan çek tutarı geriledi.

      Yazının Devamını Oku

      Türk Eximbank’ın İhracata Desteği ve Sunduğu Fırsatlar

      3 Kasım 2020
      Rekabetin ekonomik göstergeleri, büyüme, verimlilik ve yaratılan istihdam olmakla birlikte pazar payı ve kârlılık oranı da firmaların rekabet edebilirlikleri ile ilgili faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır.

      Küresel piyasalarda artan rekabet ortamı ve riskler ile sıkılaşan finansal koşullar ihracatçılarımızın mevcut pazarlardaki hareket kabiliyetini sınırlandırmakta ve yeni pazarlara açılmasını daha da zorlu hale getirmektedir.

      Ülke ekonomisinde faaliyet döngüsü ve sosyal yapının temelini oluşturan “küçük ve orta ölçekli işletmeler” içinde bulunduğumuz bu dönemde bir yandan üreterek ayakta kalabilme mücadelesi verirken, diğer taraftan küresel pazar içerisinde sınırların kalktığı, bilgi teknolojilerinin acımasızca rekabet ortamını sınır ötesine taşımakta olduğu bir konjonktürde; dünyanın hemen hemen tüm pazarlarında yer alabilme olanağı ile hiç bilmediği oyuncularla rekabet etmek zorundadırlar. Buna paralel olarak güçlü aktörlerle rekabet edemeseler bile dünyanın her yerinde en azından bildirişimde bulunabiliyor, sermayesi olanların iştahını kabartabiliyorlar. Rakiplerin artık daha güçlü olduğu, öğrenen organizasyonların daha da güçlenerek piyasalarda boy göstermesi küresel pazarda sınırlar ötesi rekabeti beraberinde getirmektedir.

      İhracatçı firmalar, artan rekabet ortamında kendilerinden beklenen temel işlevleri yerine getirebilmek için her geçen gün daha fazla finansman kaynağına gereksinim duymaktadır. Buna bağlı olarak; üretim, pazarlama, finansman, personel ve yönetim gibi temel işletmecilik fonksiyonlarının yanı sıra istihdam ettikleri personel sayısı, satış hacmi, sabit sermaye ve makine parkı değeri, kullandıkları enerji miktarı, kurulu kapasite düzeyi, katma değerleri, kâr büyüklüğü ve piyasa payı gibi ölçülebilen özellikleri açısından büyük farklılıklar ortaya çıkabilmektedir. Böylelikle de her ihracatçı için “finansman” ve “yatırım ihtiyacı” değişken özellik göstermektedir.

      Türk Eximbank

      Türkiye'de ihracatın kurumsallaşmış tek asli teşvik unsuru olan Türk Eximbank, bu amaca yönelik olarak ihracatçıları, ihracata yönelik üretim yapan imalatçıları ve girişimcileri kısa, orta ve uzun vadeli nakdi ve gayri nakdi kredi, sigorta ve garanti programları ile desteklemektir. Türk Eximbank’ın, gelişmiş birçok ülkenin resmi destekli ihracat kredi kuruluşlarından farklı olarak kredi, garanti ve sigorta işlemlerini aynı çatı altında toplamış olması, ihracatçı firmalara verilen hizmetlerde bir bütünlük oluşturulmasına imkân tanımaktadır.

      Türk Eximbank’ın amacı; ihracatın geliştirilmesi, ihraç edilen mal ve hizmetlerin çeşitlendirilmesi, ihraç mallarına yeni pazarlar kazandırılması, ihracatçıların uluslararası ticarette paylarının arttırılması, girişimlerinde gerekli desteğin sağlanması, ihracatçılar ve yurt dışında faaliyet gösteren müteahhitler ve yatırımcılara uluslararası piyasalarda rekabet gücü ve güvence sağlanması, yurt dışında yapılacak yatırımlar ile ihracat veya döviz kazandırma maksadına yönelik yatırım malları üretim ve satışının desteklenerek teşvik edilmesidir.

      Yazının Devamını Oku

      Yeni Ekonomide Kripto Para Yatırımı

      13 Eylül 2020
      Bir girişime yatırım yapmak zordur. Melek yatırım lisansı için gerekli şartları taşımak, lisansı aldıktan sonra doğru girişimi belirlemek ve bu girişime yatırım yapmak isteyen daha büyük melek yatırımcılarla rekabet etmek günümüzde melek yatırımcılığı zor hale getiren konularında başında gelmektedir.

      Eğer bir kişi melek yatırım lisansı almak için gerekli finansal şartları taşıyamıyorsa sadece kendi servetinin küçük bir miktarını bir girişime yatırabilir ve karşılığında aldığı hisse de uzun bir süre paraya şirketin kâra geçme zamanına göre çevrilemeyebilir. Tabi ki tüm bunlar girişimin batmayacağını hesaba katarak gerçekleşecek tahminlerdir. ABD’de 2017 yılında faaliyete başlayan 22Xfunding.com isimli bir girişim hem girişimlerin yatırım bulma şansını artıran hem de melek yatırımcı olmak isteyenlerin daha küçük miktarlarla melek yatırımcı olmasını sağlayan bir sistem kurdu.

      22Xfunding girişimi, dünyanın en büyük hızlandırma programlarından biri olan 500 Startups’ın hızlandırma programını yeni bitirmiş 30 girişime kripto paralar aracılığı ile yatırım yapmış kişilerin yatırımını yönetiyor. Girişimin amacı, başka girişimlere kaynak sağlamak ve küçük yatırımcıların girişimlere yatırım yapmasını sağlamak. 22X bunu ICO (Initial Coin O_ering) ile yapıyor. ICO, IPO’dan (halka arz) farklı olarak daha kısa sürede şirketlerin kaynak yaratmak için oluşturduğu ICO’ları kullanıyor. Bu şekilde eğer kaynak yaratmak için ICO sunan şirketin değeri yükselirse yatırdığınız kripto paraları normal bir melek yatırımcıya göre çok daha kısa sürede geri alabiliyorsunuz.

      ABD’den en fazla 100 yatırımcı, diğer ülkelerden de kripto para mevzuatının uygunluk gösterdiği taktirde (Çin ve Kuzey Kore gibi ülkelerde Kripto paranın yasak olmasından dolayı) her yatırımcı başvurabiliyor. Şirket ABD ve uluslararası yatırım ve kripto para kanunlarına uygun olarak faaliyet gösteriyor.

      Kripto para ile borsa girişimleri bununla sınırlı değil. Estonya’da kurulan FunderBeam.com da bunlardan biri. 2013 yılında kurulan girişim ABD merkezli 22X funding ile benzer model üzerine çalışıyor. Blokchain üzerine kurulan FunderBeam.com’da yatırımcılar, Token adı verilen kripto para üzerinden yatırımlarını gerçekleştirebiliyorlar. Sistemde her bir Token bir Euro’ya eşit. Yatırımcılar bir lider yatırımcı önderliğinde blokchain üzerinden hızlı bir şekilde yatırımlarını gerçekleştirebiliyorlar. Hisselerini satmak istedikleri zaman yine blockchain üzerinden hızlı bir şekilde satıp çıkabiliyorlar.

      FunderBeam girişimi kurulduğu günden bu yana toplamda aldığı 11,3 milyon dolar yatırımı (hisse senedi dağıtımını) kendi borsası üzerinden yaptı. Girişim, şimdiye kadar 115 farklı ülkeden yatırımcı ile 6 binden fazla yatırımı gerçekleştirmiş durumda. Girişim yatırımcılardan yaptıkları yatırımın yüzde 3’ü kadar gelir, yatırım almak isteyen girişimcilerden de 3.500 Euro giriş ücreti ayrıca toplam toplanan yatırımın yüzde 4’ü oranında da komisyon ile çalışmaktadır.

      * * *

      London Stock Exchange (LSE) blockchain jetonlarını kullanan hisse senetlerini kabul ederek, Bitcoin gibi kripto paraların arkasındaki teknolojiyi ilk kez organize bir finansal piyasaya taşıdı. Finansal teknoloji şirketi 2030'un hisse senetlerinin satışı, hisselerin dijital bir temsili olarak -kripto para teknolojisine benzer bir şekilde- “jetonlaştırılmış” bir forma dönüştürülmesiyle gerçekleştirildi. 2030'un hisseleri, sonrasında, işlemlerin şifreli bir kaydını tutan online bir kayıt yaratan blockchain üzerine geçti. LSE'nin Turquoise hisse işlem hizmeti üzerinde yaklaşık 3 milyon sterlin değerinde 2030 hissesi jeton formunda ihraç edildi. İngiltere'de ilk kez düzenleyici kurum Financial Conduct Authority (FCA) regülasyonuna tabi blockchain teknolojisine dayalı hisse ihracı gerçekleştirilmiş oldu.

      Yazının Devamını Oku

      Bankalardaki Aktif Rasyosunun Piyasalara Etkisi

      6 Temmuz 2020
      Pandemi sürecinde kamu bankaları piyasaları destekleyici, düşük faizli, ödemesiz dönemli başta KGF teminatlı krediler olmak üzere piyasalara olumlu etkisini gözlemledik. Kamu bankalarının haftasonu (pazar günü dahil) çalıştıklarına şahit olduk. Bankacılık sektöründe bu süreçte kamu bankaları çok başarılı bir sınav verdiler.

      Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) özellikle özel bankaları daha fazla kredi vermeye teşvik etmek için “Aktif Rasyosu” uygulaması ile yeni bir karar aldı. Bu hesaplamaya göre bankalar belli oranlarda kredi vermesi, menkul kıymet alması veya TCMB ile swap (takas) yapmaları isteniyor. Mevduat bankaları için aktif rasyosu 100 iken alabilecekleri menkul kıymet sınırlı olan katılım bankalarının aktif rasyosu 80 olarak belirlendi.

      Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) son aylarda iki kez “Aktif Rasyosu” kararında değişikliğe gitti.

      Aktif Rasyosu (AR) formülünün ilk hali şu şekildeydi:

      Aktif Rasyonun pay kısmında yer verilen;

      * “Krediler” kaleminin, takipteki krediler hariç bankaların bireysel ve ticari müşterilere kullandırdıkları krediler tutarının toplamını,

      * “Menkul Kıymetler” kaleminin, bankalarca satın alınan yurt dışı yerleşiklerce ihraç edilmiş menkul kıymetler ve hisse senetleri hariç özel sektör tahvil ve bonoları ile Türkiye Cumhuriyeti hazinesinin ihraç ettiği her türlü borçlanma araçları, kira sertifikaları ve Eurobondların toplam değerini,

      * “TCMB Swap”

      Yazının Devamını Oku

      İhracatçı İçin Fırsat: Eximbank Faiz İndirimi

      21 Şubat 2020
      İhracatçı firmalar, artan rekabet ortamında kendilerinden beklenen temel işlevleri yerine getirebilmek için her geçen gün daha fazla finansman kaynağına gereksinim duymaktadır.

      Buna bağlı olarak; üretim, pazarlama, finansman, personel ve yönetim gibi temel işletmecilik fonksiyonlarının yanı sıra istihdam ettikleri personel sayısı, satış hacmi, sabit sermaye ve makine parkı değeri, kullandıkları enerji miktarı, kurulu kapasite düzeyi, katma değerleri, kâr büyüklüğü ve piyasa payı gibi ölçülebilen özellikleri açısından büyük farklılıklar ortaya çıkabilmektedir. Böylelikle de her ihracatçı için “finansman” ve “yatırım ihtiyacı” değişken özellik göstermektedir.

      İhracatın geliştirilmesi, ihraç edilen mal ve hizmetlerin çeşitlendirilmesi, ihraç mallarına yeni pazarlar kazandırılması, ihracatçıların uluslararası ticarette paylarının artırılması ve girişimlerinde gerekli desteğin sağlanması, ihracatçılar ve yatırımcılara uluslararası piyasalarda rekabet gücü ve güvence kazandırılması, yurt dışında yapılacak yatırımlar ile ihracat maksadına yönelik yatırım malları üretim ve satışının desteklenerek teşvik edilmesi amacıyla ülkemizde faaliyet gösteren Türkiye İhracat Kredisi A.Ş. hakkında birçok ihracatçının eksik bilgi nedeniyle tam olarak kullanamadığını gözlemlemekteyiz.

      Türk Eximbank

      Türkiye'de ihracatın kurumsallaşmış tek asli teşvik unsuru olan Türk Eximbank, bu amaca yönelik olarak ihracatçıları, ihracata yönelik üretim yapan imalatçıları ve girişimcileri kısa, orta ve uzun vadeli nakdi ve gayri nakdi kredi, sigorta ve garanti programları ile desteklemektir. Türk Eximbank’ın, gelişmiş birçok ülkenin resmi destekli ihracat kredi kuruluşlarından farklı olarak kredi, garanti ve sigorta işlemlerini aynı çatı altında toplamış olması, ihracatçı firmalara verilen hizmetlerde bir bütünlük oluşturulmasına imkân tanımaktadır.

      2019 yılında ihracata 44,1 milyar dolarlık destek sağlayan Türk Eximbank’ın 2020’de 28,9 milyar dolar nakdi kredi ve 21,1 milyar dolar da sigorta/garanti olmak üzere toplamda 50 milyar dolarlık bir hacim ile toplam ülke ihracatının %26,3’üne destek sağlamayı hedefliyor.

      Türk Eximbank önümüzdeki dönem içerisinde uluslararası piyasalardan gerçekleştirilecek uygun maliyetli ilave borçlanmalar kapsamında ihracatçıların döviz kredilerini daha uygun koşullarda ve daha yoğun bir biçimde kullanabilmesine imkân tanıyacak yeni bir faiz indirimine gitti.

      Bu kapsamda,

      Yazının Devamını Oku