Hamburger
En Çok Arananlar
    Popüler Haberler
      notification

      Bildirimler

      close

      Bildirimler

      close
      Ergün Tekgül

      Ergün Tekgül

      ergun.tekgul@meksa.com.tr

      2020.. Kırılma mı, Kayıp mı..

      9 Aralık 2020
      Sevgili Bigpara ailesine yazmayalı uzun zaman olmuş . Bu sitenin ilk yazarlarından biri olmama rağmen kişisel nedenlerden ötürü verdiğim bu uzun aradan dolayı öncelikle sevgili okurlarımıza özürlerimi sunarım.

      Senenin sonuna yaklaşırken, şöyle genel olarak piyasaları sizinle birlikte toplamak isterim.

      Neresinden bakarsak bakalım 30 yıllık borsa tarihimizin en zor senesini birlikte atlatmaya çalışıyoruz. Aslında geçen sene bu zamanlar ve şubata kadar geçen süreçte global piyasalar rüzgarı arkasına almış, birçok sorunu geride bırakıp iyi bir ralliye hazırlanıyordu.

      Lakin, gördüğümüz siyah kuğuların en siyahı geçen kış sonunda ansızın karşımıza çıkıverdi ve tüm global piyasaların bilinci tamamen kapandı.

      Bahar aylarına girerken piyasalar tünelin ucundaki ışığı bir daha göremeyeceklerini düşünüyordu, fakat bu tünele ışık tutan yine ve yeniden merkez bankaları oldu.

      Piyasalar bilinci kapalı olmasına rağmen şuursuzca ve ne yaptığını bilmez halde gelen bol likiditenin tadını çıkarmaya başlamıştı.

      Evet sevgili okurlar, aslında 2020'nin tüm özeti bu desek yanlış söylemiş olmayız.

      Piyasalar 10 yıldır alışmış olduğu para enjeksiyonlarıyla adeta şımarık bir çocuğa dönüşmüşken, bu yıl gelen son dozla da bu durum zirve yapmış oldu.

      Sevindirici olan bol likiditenin kısa vadeli olarak bu pandemi sürecinde moral etkisi oldu. Lakin adı üzerinde kısa vadeli gelen bu alışkanlık, ne yazık ki uzun vadeli kötü sonuçlara gebe olabilir de.

      Yazının Devamını Oku

      Nedir bu VİOP!

      13 Kasım 2017
      Özellikle 9 aydır aynı soruyu sıkça alıyorum. Nedir bu VİOP? Halihazırda piyasada olan yatırımcılar için artık bildik bir isim tamam ama dışarıdaki insanlar için koca bir soru işareti. Bu yazımdan sonra umarım biraz olsun sorularınıza cevap bulabilirsiniz.

      Öncelikle VİOP, Vadeli İşlemler ve Opsiyon Piyasasının kısaltmasıdır. Vadeli İşlemler ve Opsiyon Piyasası ise Borsa İstanbul’un 3 ana piyasasından biridir. Yani VİOP, Pay(hisse senedi) Piyasası ve Altın Piyasası ile birlikte Borsa İstanbul’u oluşturmaktadır. Ülkemizde 80’li yılların sonuna doğru Pay Piyasası oluşmuştur. Yani eski adıyla Hisse Senedi Piyasası. O dönem İstanbul Menkul Kıymetler Borsası adı ile ülkemizde tam bir hisse senedi çılgınlığı başlamıştı. Dahası sadece biz de değil tüm global piyasalarda hakimdi bu çılgınlık. Çünkü henüz bebek döneminde olan teknolojinin uğramadığı şirketler yatırımcılar için cazip fiyatlardaydı. 1998 Asya krizine kadar sürdü bu çılgınlık. Sonra tüm Dünya 2005-2008 arasında big short dönemi ile tanıştı. 2008 Eylül ayında ise Dünyanın yaşadığı en büyük ikinci finansal kriz yaşandı Lehman Brothers’ın iflası ile...

      Öncesinde Amerika 70’lerde para ve faiz piyasaları ile büyük bir çalkantı yaşamıştı. Bretten-Woods sisteminin çökmesi ile başlayan bu dalgalanma Amerika’ya ve Dünya’ya bir şey öğretmişti. Kriz dönemlerindeki kur ve faizlerde yaşanan aşırı oynaklık mikro/makro dengelerde büyük bir yıkım yaratıyordu ve bunun önüne geçilmeliydi. Tarihte ilk defa Eski Yunan’da karşılaşılan ardından Japonya’da 17. yüzyılın sonlarına doğru kurulan Dojima borsası ile düzenli hale gelen Vadeli İşlemler artık Amerika’da kendisine vücut bulmak üzereydi. Nihayetinde 1972’de Chicago Ticaret Borsasında dövize dayalı ilk sözleşmeler işlem görmeye başladı. Dünya riskten korunmasını öğrenmişti. Biz ise biraz geç tanıştık Vadeli İşlemler(futures) ile.

      Bizde 90’larda başlayan hisse(pay) senedi çılgınlığı ne yazık ki oldukça kötü bir alışkanlığı da beraberinde getirmişti. Malum üzere hisse(pay) senedi piyasası tek yönlü bir piyasadır. Yani kabaca bir şirketin ortaklığı anlamına gelen bu hisse senetlerini alırsınız ve yükselmesini beklersiniz ki, kar elde edesiniz. Bu klasik bir spot piyasa işlemidir. Tıpkı fiziki olarak dolar, euro, sterlin veya altın almak gibi. Alırsınız ve satarsınız! Ama iktisadi açıdan arz ve talep dengesine göre bir malın/ürünün fiyatı yükselebildiği gibi düşebilir de! Evet yükselen bir trend içinde düşüşler alım fırsatı yaratabilir. Fakat yukarıda sözünü ettiğim gibi kriz/kriz benzeri dönemlerde fiyatlar kuvvetli bir ayı piyasası içinde yer alabilirler. İşte Vadeli İşlemler(futures) bu noktada devreye girer. Çünkü Vadeli İşlemler’de herhangi bir şeyi aynı spot piyasada olduğu gibi alıp satabildiğiniz gib aynı zamanda fiyatının düşmesini bekliyorsanız satıp alabilirsiniz de!

      Yani çift yönlü bir piyasadır Vadeli İşlemler Piyasaları. Hisse senedi piyasası tek boyutlu ise Vadeli İşlemler üç buyutludur. Burada ürünün gerçekte kendisini alıp veya satmazsınız. Herhangi bir ürünün(hisse senedi, dolar, altın v.b. ) ilerideki fiyatını şimdiden alıp satabildiğiniz bir piyasadır Vadeli İşlemler. Gelecekteki fiyat dediğimiz ise matematiksel olarak hesapladığımız teorik fiyattır. Yani yarın ki paranın değerini şimdiden alıp satabilirsiniz ya da satıp alabilirsiniz. Böylece reelde oluşan risklerinizi Vadeli İşlemler Piyasalarına yani bizim VİOP’a gelerek koruma altına almış olursunuz.

      Hadi ufacık bir örnekle devam edelim. Diyelim ki, ithalatçısınız! X bir ülkeden X bir mal ithal ettiniz ve 6 ay sonrasına bunun ödemesini Euro olarak yapacaksınız. Yalnız bu süre içerisinde Euro yükselirse zarar edeceksiniz. İşte ithalatçı eş zamanlı olarak VİOP’a gelerek Euro sözleşmesi alırsa 6 ay sonra Euro yükselip reel de zarar oluşsa bile VİOP’ta aldığı Euro’dan kar yazacağı için toplam da bir zararı oluşmayacaktır. İşte ithalatçı bu işlem ile kendisini 6 ay sonrasına hedge etmiş yani koruma altına almıştır. Benzer koruma kurun düşüşü için de yapılabilir.

      VİOP tüm piyasaların ortak bir kümesi gibidir. Yani burada hisse(pay) senetleri, döviz çiftleri, emtialar işlem görebilir. Şöyle düşünelim elektrik, teknolojinin gelişmesi ile birlikte hayatımızda daha çok yer almaya başladı. Elektrikli araçlar vs. ile zamanla daha da önemli bir kaynak olacak. İşte artık elektrik şirketleri VİOP’ta yer alan Elektrik sözleşmeleri ile rahatlıkla kendilerini koruma altına alabilecekler. Ya da şöyle düşünelim! Son yıllarda sürekli bir konut artışı var. Konutta kullanılan inşaat demiri, hurda çelikten elde edilir. Demir fiyatlarının oynaklığından zarar yazan şirketler VİOP’ta yer alan Hurda Çelik sözleşmeleriyle kendilerini koruma altına alabilirler. Veya bir portföy yöneticisisiniz. Hisse(pay) senetleriyle oluşturduğunuz portföyünüzü VİOP’ta yer alan VİOP30 sözleşmeleriyle koruma altına alabilir performansınızı artırabilirsiniz. Yahut pamuk veya buğday üreticisisiniz. Yine VİOP’a gelip burada yer alan Pamuk&Buğday sözleşmeleri ile kendinizi koruma altına alabilirsiniz. Ürün gamı yıllar geçtikçe genişliyor. Bu ürünleri sadece korunma amaçlı değil spekülatif yani kar amacıyla da alıp satabilirsiniz veya satıp alabilirsiniz. Ya da iyi bir takipçiyseniz arbitraj amacıyla da bu piyasada işlem yapabilirsiniz.

      Sizleri fazla sıktım farkındayım ama konumuz aslında çok uzun ve dataylı. Kabaca sizlere VİOP’un ne olduğunu anlatmaya çalıştım. Yalnız bir şey dikkatinizi çekti mi? Vadeli İşlemler ve Opsiyon Piyasası dedim ama sadece Vadeli İşlemler bacağını anlattım. Yani VİOP’un O’su olan Opsiyonlar konusuna girmedim. Şöyle yapalım ben bu yazımda o konuya hiç girmeyeyim! Vadeli işlemlerle benzer bir fonksiyonu olan Opsiyonlar dünyanın en derin finansal enstrümanlarından biridir. Hani hisse(pay) senetleri için tek boyutlu Vadeli İşlemler için 3 boyutlu dedim ya! İşte Opsiyonlar içinde rahatlıkla 4K diyebilirim. Bir başka yazımda da sizlere Opsiyon konusunu özetleyeyim.

      Borsada şansınızın yanınızda olduğu sağlıklı günler dilerim.

      Yazının Devamını Oku

      Borsada bildiklerinizi unutun!

      20 Ocak 2017
      Gerek içerde gerek dışarda kritik br haftaya giriyoruz malum. İşte tam böyle kritik bir dönemeçte değerli zamanlarınızı fazla almadan önemli bir durum değerlendirmesi yapmak istiyorum. Sizi uzun uzun sıkmayacağım söz.

      Bakınız hemen aşağıda bir grafik görmektesiniz. Bu grafik 2003 yılından beri yaşanan 8 ana yükseliş trendinin Bankacılık/Sanayi ve BIST100 endeks kırılımlarını görmektesiniz. 2013 yılına kadar gerçekleşen tüm yükselişlerde Bankacılık endeksinin lokomotif olduğunu görmekteyiz. Yani Bankacılık endeksinin yükselişlerde ilk ateşi yaktığını, sonrasında ise genele yayılan total bir yükseliş olduğunu net bir şekilde görebiliyoruz burada. Fakat özellikle son 3 rallide Bankacılık endeksinin Sanayi endeksine göre ağır kaldığını, endeksin yükselişe katılmakta geç kaldığını gözlemlemekteyiz. Son iki haftadır oluşan sert yükselişte ise Sanayi endeksi tarihi rekor kırarken Bankacılık endeksi Temmuz zirvesinin % 5, Nisan zirvesinin ise % 9 gerisinde kalmıştır. Dahası Bankacılık endeksi, 2013 Mayıs ayında gördüğümüz tarihi zirvenin kabaca % 30 gerisinde kalmıştır ki, burada BIST100 zirvesinden sadece % 10 uzaktadır.

      ‘’Bir yığın oran verdin, bankacılık-sanayi diyip durdun, aklımızı karıştırdın..Ne diyorsun yani Ergün Bey’’, diye homurtular duyuyorum. İşin latifesi bir yana haklısınız. Aslında burada net bir tespitte bulunmak zor. Nedenler ya da niçinlerle de uğraşmıyoruz. Hele ki benim gibi bir Ekonometrici için tek gerçek sayılar ve analizlerdir. Yapmaya çalışmak istediğimde işte tam bu. Ne oldu da yılların alışkanlığı değişti, istatistik bozuldu.

      Burada sözün özü şudur dostlarım. Karşımızda 2015 Ocak ayından gelen düşen trend direncinin hemen eşiğinde bir Borsa var. Eğer bu 2 yıllık düşen trend direnci kırılabilirse, bankacılık endeksi yeniden oyuna dahil olup BIST100’de yeni tarihi zirvenin gelmesine sebep olabilir. Malum zirvesinin % 30 altında bir endeks var karşımızda.Artı, % 15 ‘lik hareketi bile bu zirveyi yaşatabilir BIST100’e. Bu bardağın dolu tarafı tabi. Boş tarafında ise koca bir bilinmezlik var dostlar. Endeksin son atağına Bankacılık endeksi dahil olmayacaksa son yıllarda başlayan bu ayrışma ileriki günlerde bize iyi bir yeşil ışık yakmıyor. Artık doluyu boşu değerlendirmekte sizde.

      Borsa şansınızın yanınızda olduğu sağlıklı günler dilerim.

      Yazının Devamını Oku

      Noel babayı beklerken!

      30 Kasım 2016
      Aslında son dönem de kur ile ilgili yaşanan depresyondan sonra döviz ve reel sektör ile ilgili özet bir şeyler karalamıştım ama görüyorum ki, burada ki esas oğlan borsa olmaya devam ediyor. Bende o yüzden hemen kısacık son resmi size aktarayım dedim.

      Şimdi,  ‘’ ne var ki borsa da, aynı tas aynı hamam neyi karalayacaksın ki?’’ diyebilirsiniz. Haklısınızda! Endeks tam yedi aydır hiç olmadığı kadar dar bir banda sıkıştı kaldı. Ne hareketli ortalamalar ne de majör indikatörler bize bir sinyal veremiyor. Yukarı/aşağı trendin kaybolup tamamiyle yatay trend egemenliğinin yaşandığı bir dönem geçiriyoruz borsamızda. Bunun nedenleri mi? Bir anda ekonomist gömleğimi giyip sizi bir sürü iktisadi kavramlarla yormakta istemiyorum. Bu konuyla ilgili hergün onlarca şey okuduğunuzu da biliyorum. Özellikle mikro sosyal site alışkanlığı geldiğinden beri uzun metinler herkesi sıkıyor. Kısa, öz ve net sonuca bakar bir hale geldik. Bu doğru mu yanlış mı tartışılır tabi!

      Tamam bende uzatmıyorum. Bakınız yukarıda ki 1 nolu grafik önemli bir grafik, neden mi? Çünkü bu grafiğin kısa bir tarihi var. Şöyle! Bu grafiğin numaralanmış her adımını köşe yazılarım da sizlerle daha önce paylaştım. Özellikle 2 nolu trendin sonunun önemini(kabaca 88,000 bölgesini) Temmuz ayının sonun da epeyce karalamıştım. Yukarı her tepkide ise, 97,000 - 98,500(VİOP30 için) direnç koridoru kırılmadan olmaz, cümlesini kaç defa tekrar ettim hatırlamıyorum. Afedersiniz, sonuç olarak olmadı da zaten desem ayıp etmiş olmam sanırım! Şimdi birkaç haftadır yeni bir banttayız. 2016 Kış kreasyonun da yeni bir trend var. Bu bant, grafiğimiz de gördüğünüz 5 nolu bant. Şöyle bir değerlendirme yapacak olursak, Mayıs’dan Ekim’e kadar endeks her ne kadar %8’lik bir koridor da fiyatlama yapsa da özellikle 1 ve 4 nolu bantlar aynı olmak koşuluyla 3 önemli dönemeçten geçti. İşte Kasım ayı ile birlikte de, kendisine 5 nolu patikayı açmaya başladı. Bu patikanın özelliği ise biraz iç karartıcı gelebilir fakat artıları da var, anlatacağım. 

      Gördüğünüz üzere aslında bu bir düşen trend hatta kabaca orta vadeye dönüşen bir düşen trend!  Şimdi beni bilen bilir, öyle varsayımlarla, önümde sihirli kürelerle konuşan biri hiç olmadım. Matematik ne derse o! Ayrıca ne boğa oldum ne ayı oldum. Neden mi? Çünkü bir VİOP uzmanıyım. Vadeli İşlemler ve Opsiyon Piyasasında yön kavramının olmaması beni tek düzelikten çıkarıp daha objektif bir köşe yazarı olmamı sağlıyor. Bu yüzden teknikte neyi görüyorsam onu sizlere aktarmaya çalışıyorum. Sustum! Dönelim konumuza. Şimdi bu 5 nolu patika aslında net bir trend içeriyor. Bu trend yukarı kırılmadan endeksin ateş hattında olduğunu söylüyor. Eyvah eyvah mı, dediniz!!! Yok, o kadar da korkutucu değil..Gidelim bu tezi destekleyen bir başka oluşuma. Bakınız bir alttaki yani 2 nolu verdiğim grafiğimi de zaten sizinle son 4 - 5 aydır sürekli paylaşmaktayım. Neden mi? 15 yıllık yükselen trendin resmini gösteriyor bize de o yüzden a dostlar! Bu aradaaaa, bu 15 yıllık boğa piyasanın aşağı yönlü kırılma riskini de ilk olarak Tammuz ayında paylaşmıştım sizlerle unutmayalım. Ardından da kabaca % 12’lik bir ralli yaşamıştık, anımsayın! O dönem yine ısrarla kalemime yüklenmiş buranın önemini anlatmıştım siz sevgili borsasever dostlarıma. Hatta bu önemli trend desteğine bir de yukarıdaki grafiğimizin 2 nolu trendi de destek oluyor, diye ısrarla karalamıştım! Evetttt.. Dostlar sona geliyorum, bağlıyorum. Bakınız Temmuz ayında test ettiğimiz bu önemli 15 yılllık boğa piyasasının eşiğine yeniden geldik dayandık. İşin kötü tarafı o dönemde ki gibi 1 nolu grafikte yer alan 2 nolu bir trend desteğimizde yok. Aksine 5 nolu düşen trend ateşe benzin döküyor. Olmazsa olmaz şekilde  en yakında zamanda yukarı kırsın beni fiyatlar, diyorrrrr.. Hmmm.. Kırılır mı kırılmaz mı hep birlikte göreceğiz. Zaten kırılmaz ise gelen tepki ile Noel Baba bizi yalnız bırakmamış olacak o güzeller güzeli Aralık ayında. Aksi haldeeee.. Noel Baba’yı sadece rüyalarımızda ak sakallı sevimli bir dedemiz olarak görmeye devam edeceğiz gibi..hem deeee epeyce bir süre.. Size 4 ay sonra geldiğimiz yerin hassasiyetini anlatmaya çalıştım sevabımla günahımla.. Benden size  bir kültür ansiklopedisi daha diyorummmm, başka da birşey demiyorum..

      Borsa şansınızın yanınızda olduğu sağlıklı günler dilerim.

      Yazının Devamını Oku

      Moody’s sonrası piyasalara ne olacak?

      26 Eylül 2016
      2012 yazına gidiverdim birden. Hani şu Avrupa Birliği‘nin dağılma eşiğine geldiği, Yunanistan ‘da sokakların yandığı, İtalya - İspanya bankalarının ilk ciddi sinyaller verdiği 2012 yazından bahsediyorum. Peki, biz o dönem ne yapıyorduk hatırlayan var mı?

      Elimizde kahveler olanı biteni seyrediyor, tüm piyasalardan rahat rahat pozitif ayrışıyorduk. Sonrasında gelen sonbahar da, kış ayları da yaz tadında sıcacık geçti borsa için. Bunun en büyük nedeni ise olası bir not artırım beklentisiydi.

      Endekste 48,000‘ler de oluşan üçlü dip formasyonu ve 54,000 ‘de kırılan düşen trend direnci ile çok rahat 71,000 denemesi yaşayıp, kısa vadeli bir düzeltmeden sonra da Mayıs 2013‘te kabaca 93,000 tarihi zirvesi test edilmişti. Bakınız sözünü ettiğim fiyatlara dikkat edin. İlerleyen zamanlarda buralara tekrar dikkat çekeceğim.

      Şimdi ufak bir nostalji yaşadıktan sonra gelelim bugüne. Tam 40 ay sonra, tüm küresel piyasaları karşımıza alacak kadar güçlenmemize neden olan sahip olduğumuz kredi not görünümümüzü ne yazık ki kaybettik. 19 Eylül tarihinde Bloomberg‘te yorumcu olarak katıldığım bir programda ‘’ Net bir şekilde not indirimi bekliyorum ‘’ savım böylece haklı çıkmış oldu. Keşke çıkmasaydı diyorum içimden tabi ki. Yalnız o gün canlı yayında da bu savımın ekonomik değil siyasi nedenlerden kaynaklanabileceğini belirtmiştim. Neden olarak kurumun şu ana kadar ki açıklamalarından çıkardığım manşet olmayan söylevleri, geçen hafta gelen başka bir kredi kuruluşu tarafından Macaristan, Rusya gibi not değerlendirmeleri ve piyasada oluşan aşırı durgun/uyuşturucu fiyatlamalar bu kanıya varmama neden olan ana başlıkları oluşturabilir.

      Pek,i bundan sonra ne olacak? Şimdi durumu iki açıdan incelemek gerekiyor. Bunlardan ilki ve çok daha önemlisi ekonomi! Çok açık ve net majör ekonomik verilerimizde mevsimsel etkiler dışında büyük bir bozulma olmadığını ve bir stabilitenin yakalandığını söyleyebiliriz. Yani notumuz düştü kriz geliyor balonlarına inanmasak iyi olur. Tabi ekstra beklenmedik durumlar yaşanmadığı sürece. Yalnız mikro anlamda iyileştirmeler/geliştirmeler konusunda hala gidecek çok yolumuz olduğunu belirtmeliyim. Yani Bist30 ‘a girme adayı yeni şirketler çıkarmamız şart. Özellikle yazılım sektöründe dünya da büyük bir yükseliş yaşanırken bizim de bu sektörden rekabet edebilir şirketler çıkarmamız gerekmektedir. Bakınız örnek vermek gerekir ise, 2001’de global piyasaların en büyük beş şirketinden biri yazılımcı bir şirket iken 2016’da beş şirketin tamamı aynı sektörden şirketler haline gelmiştir. Yani ekonomimizi geliştirmek istiyorsak yeni dünyanın şartlarına uygun şirketlere sahip olmalı, bunları devler liginde oynatmalıyız.

      İkinci açı ise tabi ki finansal piyasalar. Burada öncelikle bir konunun altını çizmek isterim. Her ne kadar birbirleri ile bağlantılı olsalar da ekonomi ve sermaye piyasaları farkını artık ayıt etmemiz gerekmektedir. Not indirimimiz ile ilgili durumun ise ilk atakta sermaye piyasaları ile iniltili olduğunu unutmayalım. Sermaye piyasalarının da uzun süreli ve kısa süreli sıcak para ile her iki yöne de hareket edebilen belki de hareket etmesi gereken bir yapısı olduğunun altını çizelim. Fiyat oynaklıkları, kırılmalar, sert yükselişler, sert düşüşler, düzeltmeler bunların hepsi fiyatlamalara tabidir. Fiyatlamalar ise arzın ve talebin oluşturduğu iktisadi gerçekliktir. Bunu da şöyle duvara koca koca yazalım. Bunları neden söylüyorum. Ekonomik resimde büyük bir bozulma olmadığı sürece fiyatlardaki oynaklığın geçici olduğunu unutmamak için. Yani borsanın sert bir şekilde düşmesi illaki bir ekonomik kriz anlamında olmayacağı gibi sert bir şekilde yükselmesi de o ülke için kalıcı çözümlerin geldiği bir ekonomik yapı anlamında olamaz.

      Bu ayrımın da altını çizdikten sonra gelelim piyasalara. Bakınız 15 Temmuz sürecinden sonra sert bir geri çekilme yaşayan borsa için burada çok önemli bir yazı yazmış, sosyal paylaşım sitemden bağıra bağıra bir grafik paylaşmıştım. Endeksin 2001 yılından gelen 15 yıllık yükselen grafiğini ışıklı tabelalarla belirtmiş ve bu trend kırılmadığı sürece uptrendin devam etme ihtimalini belirtmiştim. Takip edenler çok iyi bilir ki fiyatlar tam da 15 yıllık bu boğa piyasasının desteğinden yani kabaca 70,000 bölgesinden dönüş yaşamış ve son iki aylık kabaca %13‘lük bir yükseliş oluşmuştur. Bu grafikleri ve fazlasını hem önceki yazılarımdan hem de yukarıdaki adresi yazılı sosyal sitemde bulabilirsiniz. Borsanın açılışı itibari ile şu anda bu destek bölgesinin uzağındayız. Yani bir ayı piyasasını konuşmak için şuan çok erken görünüyor. Lakin büyük resmi görmek isteyenlerin gözü yine de bu yükselen trendde olsun. Aşağı yönlü kırılması borsa için hoş olmayan bir teknik görüntü ortaya çıkarabilir. Tabi bu trendin kırılıp kırılması önemli bir değişkene bağlı! Hayır döviz kuruna değil! Evet 10 yıllık tahvil faizlerine. Ülkemizde çokta bakma alışkanlığı edinilmemiş bu enstrümanın borsa ile %90’lara varan ters korelasyonu iyi bir yol gösterici. Burada yaklaşık dört aydır dikkat çektiğim 9,50 önemli bir destek olarak çalışmakta. Satışların ise yine buradan geldiğini gözlemledik ki, yeniden çift haneli sayıların zorlandığını izlemekteyiz. Şunu net bir şekilde söylemekte fayda var. 9,50 aşağı kırılmadan borsa için yeniden 80,000’lerin üstü şuan için hayal diyebiliriz. 10,50‘nin üstünde ise korkutucu tablo çalışıp yukarıda borsa için altını çizdiğim destek seviyelerine doğru geri çekilme izleyebiliriz.

      Toparlarsak, gözümüz kulağımız 10 yıllıklar için söylediğim direnç seviyesinde olsun. Borsada moralleri bozacak senaryoya bu direnç kırılırsa gidilebilir. BİST100 ‘ün 15 yıllık trendi kırılmadan ise bir ayı piyasasından şuan için söz edemeyiz. Falcılık edip gelecek hakkında yazı tura yorum yapmaktansa matematikten kopmadan fiyatlara bağlı adım adım yol almak her zaman akılcı olandır.

      Yazının Devamını Oku

      Borsayı şimdi ne bekliyor?

      24 Ağustos 2016
      Bu sefer çok kısa kesiyorum ve buna söz veriyorum. Şaka bir yana son yazımı okuyanlar bilir.

      Endeks 88,000 - 98,000 fiyatlamasını yaptıktan sonra, basit ama detaylı bir şekilde endeksin gidişatını tahmin etmeye ve anlatmaya çalışmıştım. Merak edenler hemen bir önceki yazımı inceleyebilir. Kabaca endeksi küçük parçalarına ayırıp 98,000 tepesi geçilir mi? Geçilmezse ne olurun cevabını bulmaya çalışmıştık özetle. Nihayetinde de, analizimiz ve zaman bizi haklı çıkarıp 96,500 altında düzeltme hareketini başlatmıştır. Bu kısa yazımın nedeni ise şu anki en çok sorduğunuz şey! Peki bundan sonra borsada ne olacak? Hemen özetliyorum.

      Burada yine aynı mantıktan yola çıkarak, yükselen tepeler ve yükselen dipler analizine bakıyoruz. Peki neden, dediğini duyuyor gibiyim. Çünkü her zaman söylediğim gibi dip zirve analizleri iktisadi olarak maliyet bölgeleri ile ilgilidir. Tıpkı ortalamalarda olduğu gibi.

      Şimdi yukarıdaki grafiğimize bakarsanız geçen seferki benzer analizi görebileceksiniz. Fakat bu sefer daha geniş bir açıyla. Bu arada analizlerimizi VİOP30 fiyatları üstünden yaptığımızıda lütfen unutmayın. 

      Bakınız sevgili borsa severler, endeks 88,000 ‘de başlattığı macerasına 98,000 ‘de ufak bir mola verdi ve bir düzeltme sürecine girdi malum. Sözünü ettiğimiz maliyet analizi ile son dip olan 91,500 üstünde oluşabilecek yeni bir dip oluşumu endeksin önümüzdeki günleri için büyük önem taşımaktadır. Çünkü burada oluşabilecek olası yeni bir dip yükselen yeni bir tepe getirebilir ki, bu da kabaca 98,000 üstünde yeni bir zirve demek olabilir. Aksi halde, yani 91,500 altında sistem kendini imha eder ve daha önceki dibinde altında yeni bir dip oluşumu gelebilir ki, burada da ilk göze çarpan 88,000 bölgesidir. Tabi çok daha altında da yeni bir fiyatlama gelebilir. Buna o zaman bakacağız.

      Evet gördünüz gibi pivot bölgeyi size biraz matematik biraz iktisat biraz da istatistik mantığıyla basit kısa ve öz  anlatmaya çalıştım. Ata Finans Grubu olarak benimsediğimiz yatırım mühendisliği çerçevesinde bunun en doğru çözümle olduğunu zaten hep söyleyebilirim.

      Borsa şansınızın yanınızda olduğu sağlıklı günler dilerim.

      Yazının Devamını Oku

      Borsada tamam mı devam mı?

      15 Ağustos 2016
      Son üç haftadır borsacıların yüzünde tatlı bir tebessüm. Malum, Temmuz ortasında öyle bir virajdan döndü ki, az daha Ayı piyasasının egemenliğine geçiyordu piyasa.

      Önceki yazımda teknik analizini sizlerle paylaşmıştım zaten. Hani 2001 yılından gelen 15 yıllık şu meşhur grafik. Mikro sitemden de takip edenlerde bilir, 21-22 Temmuz’da paylaştıklarımı. Eğer bu grafik aşağı yönlü kırılmış olsaydı 15 yıllık Boğa piyasası tahtını neredeyse Ayı piyasasına bırakıyordu.

      Sözün özü; önemli bir destek çalışması ile borsa 3 haftalık orta vadeli bir ralli yaşadı desek yanlış olmaz. Tabi biz borsacılara her zaman olduğu gibi uyumak yok. Evet bu tepki hareketini grafiklerimizle iyi analiz ettik de şimdi ne olacak? Yani kabaca %12'lik yükseliş yaşayan endekste tamam mı devam mı? Bunun için ayrıntılı ve basit bir analiz yapmaya çalıştım.

      Şimdi sizi sıkmadan analizimi anlatmaya başlamadan önce sonda söyleyeceğimi başta söyleyip kötü bir pazarlamacılık örneği sergileyeyim. VİOP30 takip edenler!!!! Gözünüz kulağınız 98,500 bölgesinde olsun, diyor teknik analiz. Bakınız Mayıs ve Haziran aylarında bir türlü kırılamayan direncin adıdır 98,500! Kırıldıktan sonra 103,000 zirvesinin test edilmesine yol açan dirençtir 98,500!! Biraz şiir gibi oldu ama ne yapayım o kadar önemli bir yermiş, grafikler söylüyor.

      Evet gelelim şimdi buradaki grafiğimize. Bakınız yine VİOP30 grafiği üstünden devam ediyorum yüksek müsaadenizle. Son üç haftayı iki kısma ayırmak lazım. Birincisi 88,000 - 95,000 yükselişinin yaşandığı ilk bölüm. Kırmızı karede gösterdiğim bölge. Burada endeks yükselen dipler ve yükselen tepeler şeklinde sistematik bir yükseliş içerisinde. Bu sistem bozulduğu anda ise, 91,500 düzeltmesini izliyoruz.

      Endeks kabaca % 50 düzeltmesini 91,500 tamamladıktan sonra ikinci atağa geçiyor ve Ağustos başından bugüne ikinci rallisini yapıyor. Şimdi bu ikinci resimde de yani aşağıda sarı kutu içinde gördüğünüz bölümde de yine yükselen tepeler ve yükselen dipler şeklinde sistem devam ediyor. Yalnız grafiğin en sağına bakarsanız burada mutlaka aşılması gereken bir 98,000 zirvesini görüyoruz. Burası neden önemli

      Çünkü burası bir önceki tepemiz! Sistemin devam edebilmesi içinde bir önceki tepenin geçilmesi gerekmekte! Peki hangi kuralla? Bir önceki dibin aşağı kırılmaması kuralıyla! Peki eski dip aşağı kırılır ise ne olur? Sistem bozulur! Sistem bozulursa ne olur? O zaman da ay başında yaşadığımız yeni bir düzeltme hareketi başlayabilir ki, o zaman kademeli düzeltme seviyeleri radarımıza girecektir. Gayet net ve açık bir şekilde sizlere işin amasına girmeden resmi anlatmaya çalıştım. Zaten teknik analizinde, doğru teknik analizin de güzelliği burada. Resmi bize tüm çıplaklığıyla ve yalın bir dille anlatır. Komple teorileri kurdurmaz. Matematiksel sistemler kurdurur.  Evet sonuç olarak, olmazsa olmaz kırmak zorunda olduğumuz bir direnç bölgesi var ki, burası kırılır ise o zaman Temmuz zirvesi 103,000 ya da  Nisan zirvesi 107,000 hedef fiyatlar haline gelebilir. Aksi halde endeks için yukarıda söylediğimiz düzeltmeleri takip etmek durumunda kalacağız.

      Borsa şansınızın yanınızda olduğu sağlıklı günler dilerim.

      Yazının Devamını Oku

      Borsadan benzer çalım!

      13 Temmuz 2016
      Piyasalardaki iştahı görünce şöyle bir döndüm 2012 yazını hatırlamak istedim! Ya da bir dakika, o kadar eskiye gitmeye gerek yok.. Önceki yazılarımdan ufak satır başlarına gidelim yeter.. Hatta son yazımda, 2012’de Avrupa’nın yanıp bittiği dönemlerin altını çizip aynı dönem borsanın rekor kırdığını hatırlatıp, şimdi de teknikte bir bozulma olmadığını, benzer bir görüntünün yeniden yaşanabileceğini belirtmiştim. Nihayetinde bu hafta yeni kıta borsalarında tarihi rekorların geldiğini gözlemledik.

      Dünü çabuk unuturuz malum! Yalnız 2012’yi unutmayalım.. Hatırlanırsa o dönem de tuhaf bir süreçten geçiyordu dünya! Akdeniz ülkeleri ki, Yunanistan başta olmak üzere Avrupa Birliği’nin pimini çekiyordu neredeyse. Bu arada daha öncede altını çizmiştim. Avrupa birliğinin sonunu ne İngiltere ne Yunanistan getirecek. İtalya - İspanya gerçek birer el bombası! Neyse fazla girmeyeyim çünkü burası ayrı bir metin konusu. Zaten neler olacağını da önümüzdeki yıllarda hep birlikte göreceğiz. Sonuç itibariyle bir kez daha beklentilerin dip yaptığı dönemde borsalar sağlam bir çalımla pick yaptı diyelim!

      2014 ikinci yarısı ve 2015 yılı boyunca o dönemin ekonomi tv kanalında her hafta ve de her yazımda müspet bir şekilde FED ‘in faiz artırımı yapmayacağını anlatmaya çalışmıştım. Gerçi 2015 ‘in son ayında Yellen beni haksız çıkardı ya, neyse! 2016 için de bu savın arkasında olanlardanım! Faiz artırımı zor! O yüzden bu durumu en görünür rafa kaldırıp, işin reel ekonomi tarafını izlemeye almakta fayda var! Ya da durun! Bundan vazgeçtim.. Batık ülkeleri kurtaran aslanlar gibi Merkez Bankaları var Dünya’da nede olsa! Ne gereği var realitenin dimi! FED var.. ECB var.. BOJ var.. BOE var.. var var.. Para var.. Bolluk var.. Güzel güzel de bilançoları var bu Merkez Bankalarının... Peki biz farklı mıyız? Tabi ki hayır! Merkez Bankasından her şeyi çözmesini beklemek, maliye politikasının etkin olmadığı bir ekonomi yaratmak, ilerisi için pek de sağlam sinyaller vermiyor açıkcası.. Vaktimiz varken bu yanlıştan dönmeliyiz.. Reel ekonomiyi ayağa kaldıracak gücümüz varken erken bir farkındalıkla tedbirleri ve teşvikleri şimdiden başlatmalıyız... Kobisinden lokomotif şirketlerimize kadar hepsi çeşitli risklere açıklar... Fiyatlardaki olası depresif bir volatilite, bu riskleri tetikleyip ciddi yıkımlar yaratabilir.. Bizden hatırlatması diyelim! Bir VİOP ‘çu olarak şirketlerimizin bu zayıf noktalarını görebildiğimiz için hatırlatmak ödevimiz. Dahası çaresinide biliyoruz! Bir kısmı ile çalışmalarımız başlasa da üzülerek söylemeliyim ki, hala yolun çok başındayız.

      Dönelim yine borsaya.. nereye gider bu borsa diyorsunuz, duyuyorum! Şöyle söyleyeyim. En basit bakış açısıyla her şeyin olması gereken bir fiyatı vardır değil mi! Bu göreceli değil maliyetlerle ilgili bir durumdur..Her ürününde maliyeti x nedenlere bağlı olarak birbirinden farklılaşır.. İşte gayet yalın bir bakışla bizim borsamızın şu anki fiyatı 80,000’dir. Tıpkı Ata Finans grubu olarak her sabah piyasa yorumlarımızı paylaştığımız periscope yayınlarında aylardır dolar için söylediğimiz gibi.. Şu an şu koşullarla diyorum yalnız altını çiziyorum. 70,000’ler sahip olduğumuz notumuzla ucuz kalıyor.. 90,000’ler ise jeopolitik , siyasi ve sosyal risklerle piyasa için yüksek kalıyor.. Aslında değerlemeler açısından gerçekten öyle mi tartışılır tabii ki.. O yüzdendir ki son üç yıldır tüm ortalamalar bize 80,000 bölgesini işaret etmekte! Elimizdeki donelerle şimdilik bu kadar diyor piyasa! Yeni hikayeler lazım.. Hı birde yine hatırlatayım; biraz daha sağlam reel ekonomi.. Binanın kolonlarını reel ekonomi oluşturuyor malum.. Unutmayalım!

      Borsa şansınızın yanınızda olduğu sağlıklı günler dilerim.
       

       

      Yazının Devamını Oku