En Çok Arananlar
Türkiye’de enflasyon, cari açık, dış borç rakamlarında iyi bir görüntü yok. Ayrıca yurt dışı piyasalarda da bizim aleyhimizde bir fiyatlama var. Dolar tüm para birimlerine karşı değer kazanıyor. Gelişen ülke piyasalarında ciddi fon çıkışları mevcut. Geçtiğimiz haftada MSCI Gelişen Piyasalar ETF’lerinden 3 milyar dolar çıkış yaşandı. Genel olarak dış finansman ihtiyacı yüksek olan gelişmekte olan ülkelerden para çıkışı devam ediyor. Bunun nedeni, FED ve AMB’nin sıkılaştırma adımları yani para musluklarının kısılmasıdır. Artık dünyada düşük faiz dönemi yerini normalleşmeye bırakıyor.
Türkiye özeline gelecek olursak, özellikle Merkez Bankası'nın bağımsızlığı ve politika endişelerinin ilk etapta giderilmesi ve OHAL’in kalkması gerekiyor. Tabi bunlar sadece ilk kısım. Daha önemli olanları ise; finansal istikrar, mali disiplin ve reformların hızlı bir şekilde devreye girmesi şeklinde sıralayabiliriz.
Genel piyasa görüntüsünde seçim sonrasındaki ilk fiyatlama sonrası endeksin 99 binden 93 bine geri gelmesi yukarıdaki yazdıklarımı açıklıyor. Kur tarafında ise 4.54’ten 4.72’ye yükseliş görüldü. Yukarıda yazdığım makro ekonomik gelişme ve politikaların olumlu bir görüntüye gelmesi önümüzdeki dönemde piyasaların yeniden düzelmesini sağlayabilir.
Ama ben küresel piyasalardaki gelişmeleri ve faiz artırmaya devam eden FED’i düşündüğümde bizi zorlu bir dönemin beklediğini düşünüyorum. Özellikle faiz politikasında yapılacak yanlışlar kurda yıl sonuna doğru 5 seviyesinin üzerini görmemize, endekste ise düşüşün devam etmesi yol açabilir. Yılın ikinci yarısında şirket karlarında düşüş olacağını, yeni açıklanacak bilançolarda kur farkı giderinin etkili olacağını düşünüyorum. Ayrıca bilançolarda özkaynak oranı yüzde 30-40 arası borç oranı da yüzde 60- yüzde 70 arasına çıkmış durumda. Faizlerin yükseldiği bu dönemde bu borçlar çevrilirken artık daha yüksek faizle kredi alınacak ve şirketlerin faiz giderleri artacak.
Sonuç olarak önümüzdeki dönemde yatırım yaparken daha dikkatli olunması gerekiyor. Devletin, şirketlerin ve hane halkının borçları ciddi şekilde artmaya devam ediyor. Politik istikrarın sağlanması ve piyasa dostu ekonomi politikaları uygulanması Türkiye’deki görüntünün normalleşmesinde etkili olacaktır.
ABD 10 yıllıklarında, haftalık grafikte oluşan tobo formasyonu boynu kırmış ve 3 seviyesine doğru hareketine devam ediyor. Formasyon teyidi için 2.71’lere gelme ihtimali ve sonrasında kritik 3 seviyesini görebileceğini düşünüyorum. Bu seviyenin üzerinde ise piyasalarda panik havası olabilir. Formasyon hedefi ise 3.85. Bu seviyede 2010-2011 yılı zirveleri olan 3.75-3.90 bölgesine denk geliyor. Buradaki hareketi FED’in yapacakları etkileyecektir.
Faizlerin borsa üzerinde etkisini iki şekilde yorumlamak mümkün. Genel olarak faizlerin büyümeyi tehdit ettiği ve borsalar ile ters korelasyonda olduğu görüşü hakimdir. Ancak teoride büyüme ile birlikte şirket karlarının güçlendiği bir senaryoda tahvil faizlerindeki yükselişin normaldir.
Burada önemli olan nokta FED’in faizleri ne kadar hızlı artıracağı ve yükselen faizlerin büyüme tarafını ne kadar çok etkileyeceği soruları... Eğer faizlerdeki yükseliş büyümeyi ve şirket karlarını etkilemeye başlarsa o zaman borsalarda rüzgar tersine dönecektir.
Geçtiğimiz hafta tahvil piyasasında gördüğümüz hareketlerin borsalara nasıl yansıdığını gördük.
Yıl başından bu yana beraber yükselen SP ve ABD 10 yıllıkları, geçtiğimiz hafta tahvil piyasasında yaşanan sert satış ile birlikte ters korelasyona geçmiş durumda.
Avrupa’ya geldiğimizde Almanya’da faizlerin eksiden artıya geçtiğini hatta yüzde yüzde 1’e yaklaştığını görüyoruz. DAX’da güçlü euro ve yükselen faizler senaryosuna ciddi tepki vererek yüzde 4.5’a yakın değer kaybetti
Geç Likidite Son olarak Nisan Penceresini 50 baz puan artıran Merkez Bankası, bir kez daha faiz artırma ile karşı karşıya kalmış durumda. Merkez Bankası asıl yapması gerekeni uzun süredir yapmıyor. Yani politika faizini artırmıyor. GLP artık politika faizi konumuna geldi. Perşembe günü açıklanacak kararda GLP’de 50-75 baz puanlık bir artış yapılacağını tahmin ediyorum. Yeterli mi değil mi sorusunun cevabını kurdaki hareketlerden göreceğiz.
Kısaca FED ne yapar onuda değerlendirip sonra ikisini birleştireceğim. FED’in Çarşamba günü faiz artıracağına kesin gözüyle bakmak yanlış olmaz. Orada asıl dikkat edeceğimiz 2018 yılında kaç faiz artışı beklendiği. FED’in 2018 yılında 3 faiz artışı yapma ihtimalini yüksek görüyorum. İstihdam tarafında gelen güçlü rakamların enflasyona dönüşüp dönüşmeyeceği en büyük soru işareti. Büyüme tarafında gelen rakamlar zaten potansiyeli yakalamış durumda. 2018 yılında yine en çok enflasyon konuşulmaya devam edecek.
Tekrar Merkez Bankası’na dönecek olursak, son gelen %12.98’lik enflasyon verisi faiz artışı yapılması gerektiğini gösteriyor. Ancak Merkez Bankası’nın 2018 yılında baz etkisi ile birlikte düşmesi beklenen enflasyonu göz önüne alıp birşey yapmaması kurdaki aşağı hareketi sonlandırabilir. Yukarıda yazdığım gibi ben faiz artıracağını düşünüyorum.
Kararlar sonrası kurda nasıl senaryolar olacak onlara bakalım.
Öncelikle şuanki görüntüde Merkez Bankası’nın faiz artıracağı senaryonun fiyatlandığını söyleyebiliriz. 3.84’ün altında 3.80-3.78 ihtimali yüksek. Güvercin FED, Şahin Merkez senaryosu bizi 3.71 seviyesine kadar götürebilir. Ben bu senaryonun olma olasılığını biraz düşük görüyorum. Şahin FED, Şahin Merkez senaryosunda ne şiş yanar ne kebap.
FED’in faiz kararı sonrası Dolar endeksinin 95 seviyesine doğru hareket edeceğini düşünüyorum. Ertesi gün Merkezin faiz kararı piyasayı tatmin etmezse kurda hızlı bir yukarı hareket göreceğiz. 3.84’ün üzerinde kurda 3.8750 ilk direnç seviyesi. Yukarıda 3.95 seviyesinin geçilmesi durumunda yeni zirve ihtimali çok yüksek.
Piyasayı tatmin etmesi ve kurdaki düşüşün devam etmesi için nasıl bir karar çıkması lazım tahminleri yazayım.
Piyasalar ABD’ye odaklanmaya başladı. Vergi indirimlerinin önündeki engellerin kalkaması, ABD’den gelen güçlü veriler, FED Başkanlığı için Taylor ve Powell gibi güvercin olmayan adayların ön plana çıkması doların küresel olarak yükselmesini sağladı.
Yıl sonuna kadar olan süreci değerlendirdiğimizde FED’in ön planda olacağını düşünüyorum. Yeni FED Başkanı, bilanço küçültmenin başlaması, Aralık ayındaki olası faiz artışı gibi gelişmeler Türk varlıkları üzerinde belirleyici olacaktır.
FED Başkanlığı için Powell’ın öne geçmesi haftasının son gününde TL’ye bir nebze destek olsa da kur hala 3.80 civarı seyretmeye devam ediyor. Kademeli faiz artışını savunan Powell’ın, Yellen'ın politikalarına devam etmesi, bu nedenle piyasalarda daha az dalgalanma olması bekleniyor. Taylor’un ise daha şahin bir başkan olacağını biliyoruz.
Doların değer kazanmasının diğer bir nedeni ise parite etkisi. AMB’nin Ocak ayından itibaren varlık alımlarını yarıya düşürecek olmasına rağmen programın Eylül 2018’e uzayacağı açıklaması ‘güvercin’ olarak algılandı. Ayrıca Katalonya başta olmak üzere yaşanan siyasi gelişmeler euronun dolar karşısında değer kaybetmesine yol açıyor.
Piyasa tarafına baktığımızda; ABD’de faizler yükselirken, bizimde içerisinde olduğumuz Polonya, Brezilya, Güney Afrika gibi yüksek faiz veren ülkelerden para çıkışı sürüyor. Ayrıca ABD’den gelen büyüme ve tüketici güveni verileri doları güçlendirmeye devam etti.
Dolar endeksinde TOBO formasyonu yükselişin devam edebileceğini gösteriyor.
Faiz tarafında %13 seviyesine kadar gelmiş durumdayız. Bunu yazmamdaki sebep aslında borsa ve faizler arasındaki ters korelasyondu. Faiz ve dolardaki yükseliş, borsada satış getirmeliydi. Bu tür uyumsuzlukların normale dönmesini beklemek makul. Ancak faizler ve dolardaki yükselişin devam etmesi borsadaki iyimserliğin azalmasına neden olabilir.
Gelişmekte olan ülkelere çılgın gibi para girişi olduğu, ülke risk priminin düştüğü, faizlerin yılbaşından bu yana 400 baz puan civarı yükseldiği ortamda kurun 3.50’nin altında kalmaması yeni bir yükselişin başlayabileceğini gösteriyordu.
Son duruma baktığımızda trend direnci 3.56 seviyesinde bulunuyor. Buda bize 3.56’nın üzerinde göreceğimiz kapanışların 3.60-3.64 bölgesi ilk hedef olarak, yeniden 3.70’leri görebileceğimizi gösteriyor.
HANGİ GELİŞMELERİ TAKİP EDECEĞİZ?
Bu akşam FED tutanakları açıklanacak. Haziran toplantısında bilanço daraltma ile ilgili açıklama yapıldı ancak başlangıç noktası henüz belirsiz. Ayrıca tutanaklarda Fed'in diğer bir faiz artırımına gitmeden önce varlık azaltımına gidip gitmeyeceğine yönelik ipuçları görebiliriz.
Cuma günü açıklanacak istihdam verileri ise yılın geri kalanında yapılacak faiz artışı için önemli olacak. Tarım dışı istihdam 150 bin civarı gelse bile iyi bir ücret artışı görmemiz durumunda dolardaki yükseliş devam edebilir.
ABD TAHVİL FAİZLERİNDEKİ YÜKSELİŞ DİKKAT ÇEKİYOR
2 yıllık ABD tahvil faizi, 2017 senesinin ve son 8 yılın en yüksek seviyesi 1.42 seviyesine yükseldi. 10 yıllıklar ise kritik 2.30 seviyesinin üzerinde. Faizlerdeki yükselişin devam etmesi ile birlikte dolar endeksindeki toparlanmanın devam etmesini bekliyorum. Aşağıda korelasyonu görebilirsiniz.
Mayıs ile birlikte son 4 aydır 20 milyar doların üzerinde net portföy alımı görüyoruz. Bunun 10 milyar doları hisse senetlerine girerken 10 milyar doları da tahvil piyasasına girdi.
Türk Lirasını destekleyen diğer bir gelişme Merkez Bankası’nın sıkılaşma adımları sonrası faizlerin %14.50-%15 bölgesine gelmesiyle birlikte carry trade avantajının ortaya çıkması oldu. Brezilya’nın son faiz indirimi sonrası TL, carry trade getirisi şu anda dünya da neredeyse en yüksek para. Özellikle yabancı raporlarında Türk Lirasının en ucuz para birimi olduğu, Zar ve Ruble’ye karşı önerildiğini görüyoruz.
Ayrıca FED’in faiz artışları ve bilanço küçültme adımlarının kademeli ve piyasayı rahatsız edecek şekilde olmayacak olması da doların güçlenmesini engelleyen diğer bir etken. Özellikle son gelen verilerde enflasyonun yavaşlama göstermesi üyeleri biraz olsun düşündürmeye başladı.
Yukarıdaki gelişmelerle birlikte kurda yeniden 3.53 seviyesine doğru geri çekilme gözlenirken, 3.50 seviyesinin altında sarkar mıyız? Soruları sorulmaya başlandı.
Önce hane halkının dövize bakışına bakalım;
Hane halkının yılbaşından bu yana 18 milyar dolar döviz aldığını görüyoruz. Özellikle 3.50-3.60 bölgesinde alımların arttığını görüyoruz.
Diğer tarafta Merkez Bankası’nın adımları kurun seyri açısından önemli olacak. Enflasyonda yaz aylarında görülecek düşüş sonrası TCMB’nin sıkı duruşu ne kadar sürdüreceği önemli. Bu adımların geçici olduğunun görülmesi kurda yeniden yukarı yönlü hareketi başlatabilir.
Bu soruya geçmeden önce yaptığım Regresyon analizi sonuçlarını paylaşacağım.
Kukla değişken dediğimiz değişkenlerin yardımıyla, aylık yada üç aylık gözlemlerin oluşturduğu zaman serilerinde mevsimsellik regresyon modeli aracılığıyla tespit edilebilir.
Yaptığımız regresyon analizinde, Mart ve Mayıs ayında endeksin yükseldiğini ve p value'larının sıfıra oldukça yakın olduğu görülüyor. Sonuçlara baktığımızda t- değerinden bu ilişkinin anlamlı olduğunu söyleyebiliriz. Getiri grafiklerine baktığımızda ise yıl içinde görülen en yüksek seviyelerin Mart ve Nisan ayında görüldüğünü söyleyebiliriz.
Gelelim asıl sorumuzun cevabına. 1994 yılından bu yana olan verileri incelediğimizde 23 yılın 17’sinde borsanın Mayıs ayında düştüğünü görüyoruz.
Geçtiğimiz yıl Şubat ayında 73 binden başlayan yükseliş Mart ve Nisan ayında devam etmiş Nisan ayında yıl içi zirvesini yaparak Mayıs ayında %7 değer kaybetmişti.
Bu yıl özellikle Trump’ın vergi indirimleri ve küresel büyüme büyüme beklentilerindeki artış ile küresel hisse senedi piyasaları tarihinin en yüksek seviyelerine ulaşmış durumda. Fransa seçimleri sonrası Le Pen riskinin geçmesiyle borsalarda ufak çağlı bir ralli daha yaşandı.
Aşağıda ucuz kalmış hisselerden küçük bir portföy oluşturarak elde edilebilecek getirileri göstereceğim.
FK ve PD/DD ucuz hisselerden bir portföy oluşturup, bu hisseleri yıl sonuna kadar tutarak elde edilen getirirler oldukça tatmin edici. Bunun yanına temettü verimini de ekleyeceğim.
Öncelikle “Matriks” terminalinde “Explorer” kısmına “TEMV()>5 and PDDD()<1 and FK()>0 and FK()<5” bu kodu yazarak Hem temettü verimi yüksek hem de ucuz kalmış hisseleri bulabilirsiniz. Burada aradığım hisseler; temettü verimi %5’in üzerinde, PD/DD oranı 1’den düşük, FK oranı ise 0 ile 5 arasında olanlar.
Alım koşulunu sağlayan hisseler yıl içinde portföye otomatik olarak alınıyor. Herhangi bir hisse Ocak ayından itibaren portföyde olabileceği gibi, Ağustos ayında da portföye girebiliyor.
2014 yılına baktığımızda portföye alınabilecek 17 hisse karşımıza çıkıyor. Sadece BİST 100’den hisse seçerim diyenler ise kırmızı ile işaretli olanlara bakabilirler. Bunların getiri oranlarını aşağıdaki grafikte görebilirsiniz.
2015 yılına geldiğimizde portföye alınabilecek 12 hisse senedi görüyoruz. Kırmızı ile işaretli olanlar BİST100 hisseleri. Getiri oranları ise grafikte yer almaktadır.