Hamburger
En Çok Arananlar
    Popüler Haberler
      notification

      Bildirimler

      close

      Bildirimler

      close
      Veli Kocatürk

      Veli Kocatürk

      Faiz indirimi ne getirecek?

      21 Nisan 2016
      Yeni Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya “ temkinli duruş” çizgisini bozmadı.

      TCMB’nin uzun zamandır izlediği bekle gör politikasını son dönemde faizlerde sadeleşme olarak değiştirmesiyle geçtiğimiz ay ilk faiz indirimi adımı atılmıştı. Bu ay ki toplantı yeni başkanın ilk toplantısı olması sebebiyle çok daha fazla önem arz ediyordu. 

      Azalan küresel oynaklık ve FED ‘in faiz erteleme beklentileri TCMB’nin elini rahatlatan en önemli unsur. Diğer yandan jeopolitik risklerin azalması ve siyasi gündemde değişikliğin minimum seviyeye inmesiyle daha da cazip hale gelen Türkiye bu fırsatı faiz indirimine çevirmeyi başardı. Ancak faiz indirimlerinin sembolik olması TCMB’nin temkinli duruşunun göstergesi niteliğinde. Nitekim son dönemde azalan risklerin yeninden canlanmayacağının garantisi yok. Bu anlamda enflasyon görünümünü baz alan TCMB bir yandan da dış gelişmeleri takip edecek. Dış gelişmelerde şüphesiz ik gündem FED. Nisan ayında faiz artırımı olasılığı sıfır. Daha önceki açıklamalarından faiz artırımı beklentisini ortadan kaldıran FED ‘in çekincesi ise Nisan ayı sonrası verilerin hızlı bir şekilde toparlanabileceği beklentisi. Bu noktada enflasyon beklentilerinin tahviller üzerindeki fiyatlamasına baktığımızda son dönemde artış dikkat çekiyor.

      Mart ayının zirve seviyesine yakın seyreden 5 yıllık beklentiler uzun zamandır devam eden düşüşün yeniden canlandığına işaret ediyor. Bu durum FED ’in Nisan sonrası verilerde düzelme beklentisiyle paralellik gösteriyor. İçeride ise faiz farkı giderek azalıyor. Son dönemde enflasyon beklentilerinin düşmesinin en önemli sebebi olan getiri eğrisinin yakınlaşması gelecek döneme ilişkin beklentileri de şekillendirmeye başladı. 10 yıllık tahvil faizi ile 2 yıllık tahvil faizinin yakın seyretmesi TCMB’nin getiri eğrisini yatay tutma politikasına uygunluğu gösteren en önemli unsur. Bu fark daha önceki dönemlerde 2 yıllık faizlerin uzun vadeli faizlerin üzerinde seyretmesi ile TCMB’nin gündemindeydi. 7.46 seviyesine çekilen enflasyon, bu ayki toplantıda faiz indirimi adımına destek olan en önemli gösterge oldu.  Sorun ise çekirdek enflasyonun halen yüksek seyretmesi. Bu anlamda gıda fiyatlarındaki düşüş son ayda enflasyonu aşağı çekmiş olsa da bundan sonraki süreçte seyri merak konusu. Toplantı sonrası yapılan açıklamada para politikasında atılacak adımlarda enflasyonun belirleyici olacağının altı çizildi. Yani ilerleyen dönemde sadeleşmenin devamlılığı için gıda fiyatları belirleyici olacaktır. 

      Bu ay ki toplantı bir de yeni başkanın ilk toplantısı olması sebebiyle de fiyatlara yansıyan diğer bir unsur olarak ön plandaydı. Erdem Başçı’nın çok kez siyasiler tarafından eleştirildiği ve faizleri indirme konusunda çağrılara yanıt vermeyen tavrı daha çok ekonomik göstergelerden kaynaklanmıştı. Görev süresi boyunca zorlu bir dönem geçiren ekonomik görünümde şüphesiz bir çok başarıya da imzasını attı. Yeni başkan seçimi öncesi TCMB’nin radikal bir şekilde faiz indirmesi gerektiği çağrısının ardından TL’nin zayıflaması yeni başkanın önemli bir sınav vereceğini de gösteriyordu. Başkan Çetinkaya bu anlamda piyasa beklentisinden şaşmayarak önemli bir mesajda vermiş oldu. 50 baz puanlık bir faiz indirimi ile piyasa beklentisinin karşılanması, sadeleşmenin kademeli ve temkinli olacağının en önemli göstergesi oldu.

      Faiz kararı sonrası Ekonomi Bakanı Elitaş’ın faizlerdeki düşüşün olumlu olduğunu ancak yeterli olmadığını söylemesi de piyasaların şimdilik bir yere not olarak düşmesini sağladı. Gelecek dönem TCMB üzerinde faiz indirimi baskısı görülürse başkan Çetinkaya’nın bu duruma nasıl tepki vereceğini henüz bilmiyoruz. Ancak bir süre daha verilere bakmaya devam edeceğiz. Bu süreçte ucuzlayan Türk Lirasını son dönemde artan para girişlerinin koruyacağı beklentisinin şekillendireceğini görüyoruz. Çetinkaya’nın adımı ile faizlerde bir süre daha gevşeme görmemiz mümkün. Ortalama fonlama maliyetinin 8.70 seviyesinde seyretmesi piyasanın yakından takip edeceği en önemli veri. Para girişlerinin devam etmesi TL’nin de güçlü kalmasını sağlayabilir. Ancak kurun halen 2.80 seviyesinin altına gerilememesi yeni bir yükseliş dalgasında hızlı seyrini koruyabileceğinin en önemli göstergesi. 2.80 seviyesinin altına sarkmak içinse halen dış kaynaklı verilere ihtiyaç var. Kurun ilerleyen günlerde yeniden 2.87 seviyesini test etmesi halinde yeni dalga 2.90-2.95 aralığında tutunmamıza sebep olabilir. Bu yüzden Avrupa ve ABD verileri içeride de oldukça önemli hale geldi.

      Faiz indirimi bundan sonraki süreçte TL için pozitif hikaye getirebilmesi için para girişlerinin devam etmesi ve FED’in gelişmekte olan ülkelere zaman vermeye devam etmesi şart. Rüzgarın tersine dönmesi durumunda ise sadeleşmenin bir süre daha ertelendiğini görebiliriz. Bu yüzden Avrupa’nın toparlanması ve ABD’nin enflasyondaki yavaş seyrini sürdürmesi şartı gelecek dönemde radikal şekilde olmasa da ucuz maliyetleri beraberinde getirebilir. 

      Yazının Devamını Oku

      Başkan değişir TL’nin hikâyesi değişmez

      11 Nisan 2016
      Son dönemde azalan riskler, ek parasal genişlemeler ve çekincen davranan FED TL’ye baharı getirmişti. Ardından TCMB’nin bunu fırsat bilerek attığı faiz indirimi adımı sembolikte olsa maliyetlerin aşağı gelmesini sağlamış ve artan para girişi ile ucuz TL daha çok rağbet görmüştü.

      Ancak TL’de heyecan hiç dinmeyecek. Şöyle ileri doğru baktığımızda daha çok oynaklık göreceğimiz günlerin uzakta olmadığını görüyoruz. İlk etap yeni TCMB başkanı. Bugün yapılan açıklamalara baktığımızda Erdem Başçı’nın artık görevine devam etmeyeceğini görüyoruz. Erdem Başçı başkanlık ettiği süre boyunca faiz artırımı konusunda çekinceli davranmış, buna karşılık sembolikte olsa faiz indirimleri gerçekleştirmiş bir başkan profili çizdi.

      Ayrıca faizlerde çeşitliliğe giderek, faiz politikalarında taktir kazanmış bir başkan oldu. Her ne kadar son dönemde faiz indirimi tartışmaları ile gündeme gelse de uyguladığı politikalar bir çok çevre tarafından taktirle karşılandı. Ancak unutulmayacak hataları da vardı tabii.

      Kur tahminleri, faiz söylemleri akıllarda yer etti. Ancak faiz indirimi baskısını son dönem de hem TL üzerinde hem Başçı’nın her toplantısında hissettik. Bundan sonraki süreçte isim başkan yardımcısı Murat Çetinkaya olacak gibi görünüyor. Başkan yardımcılığını yürüten Çetinkaya’nın tecrübesi daha çok bankacılık sektöründen geliyor. Genellikle Katılım bankalarında görev yürütmüş olan Çetinkaya ismi TCMB’nin içerisinden bir isim olması dolayısıyla piyasada olumlu karşılanmış durumda. bundan sonraki süreçte faiz politikalarına yön verecek olan Çetinkaya,  özellikle 20 Nisan’da gerçekleşecek olan PPK toplantısında faiz indirimi beklentisinin karşılanması oldukça önemli. Toplantıda koridorun üst bandında ya da politika faizinde bir indirim gelebilir. Ancak burada orandan çok yeni başkanın bu adımı atması olacak. Çünkü geçtiğimiz hafta Ekonomi Bakanı Elitaş’ın yaptığı açıklamada faizlerin radikal bir şekilde indirilmesi gerektiği açıklaması halen piyasanın gündeminde.

      Bu açıklama gelecek döneme ilişkinde sinyaller veriyor. Hatırlayalım, geçtiğimiz yıl hükümet kanadından birçok kez faiz indirimi çağrısı yapılmış, hatta faiz enflasyon ilişkisi tartışmaları yaşanmış ancak Erdem Başçı bu çağrılara kayıtsız kalmıştı. Hatta bir dönem istifa ettiği bile söylenmişti. Yeni dönemde ise yeni başkanın faize bakış açısı çok daha önemli olacak. 

      TL’nin kaderinin Erdem Başçı sonrası nasıl şekilleneceğine hem küresel faktörler hem de yeni başkanın faize bakış açısı belirleyecek. Faiz indirimleri hızlı yani Ekonomi Bakan’ının bahsettiği gibi “radikal” bir şekilde indirilmesi halinde TL’nin de gelişmekte olan ülkeler içerisindeki seyri negatif olarak değişebilir. Özellikle son dönemde riskler azalsa da FED etkisi halen piyasaların aklında. Henüz faizlerin bu yıl artırılmayacağına dair net bir beklenti oluşmuş değil. Faizler yılın ikinci yarısında arttırmaya başlanabilir. Bu durumda şüphesiz gelişmekte olan ülkeler en çok yarayı alacak ekonomiler arasında.

      Özellikle Dolar’ın son dönemde hızlı değer kaybından fayda sağlanmış olsa da geri dönüşün hızlı olması durumunda daha yüksek seviyelerde kalıcılık sağlanabilir. Ancak ilerleyen dönemde FED ’in faizleri gelecek yıla bırakması durumu da söz konusu olabilir. Özellikle Çin’in büyüme rakamları ve ABD’nin enflasyon görünümü bu anlamda önemli. Çin, yılbaşında girdiği satış sürecinden kurtulamazsa açıkça görüyoruz ki FED, faiz artırımında adım atmayacak. Bu durum da yeni başkanın faizleri rahatlıkla indirebileceği bir döneme girilecek. 

      Ancak sonuç ne olursa olsun Erdem Başçı’nın görevi süresinde Türkiye birçok önemli sınavdan geçti. Gerek siyasi gerek ekonomik anlamda yaşanan olaylar TL’nin rekor derecede değer kaybetmesini sağladı. Faizler olağanüstü toplantı ile arttı. Genel seçim sürecinde kur oynaklığının maksimum seviyeye çıktığını gördük.

      Tutmayan enflasyon hedefleri de piyasanın unutulmazları arasında. Şu bir gerçek ki bundan sonraki süreçte yeni başkanı da farklı bir senaryo beklemiyor. Hem kur kanadında hem de yurtdışı gelişmeler de atılacak her adım bu kadar oynaklığının olduğu bir küresel ekonomide pişmanlık yaratabilecek duruma gelebilir. Ya da fırsata dönüşebilir.  Bundan sonraki süreçte TL’nin kaderi yeni başkanın ellerinde olacak. 

      Yazının Devamını Oku

      Dolar yükselmek için neyi bekliyor?

      29 Mart 2016
      Mart ayı toplantısında güvercin tutumu benimseyen FED ’in tutumunda gerçekçi olmama ihtimali piyasaları tedirgin ediyor.

      Her ne kadar faiz beklentisini bu yıl aşağı yönlü revize etse de diğer merkez bankalarından önemli ölçüde ayrışan para politikası Dolar’ın halen favori olarak görülmesini sağlıyor. Mart ayındaki tutumun değişeceği yönündeki tedirginlik bir anda yatırımcının yeniden dolara dönmesine sebep olabilir. 

      Özellikle açıklanan rakamlar FED ‘in lehine olmaya devam ediyor. İstihdam konusunda büyük ölçüde istediğini alan ABD enflasyon rakamlarının yukarı yönlü revize edilmesi durumunda adım atmaktan çekinmeyecektir. İçerideki rakamlara baktığımızda yüzde 4.9 olan işsizlik oranı FED ‘in tam istihdam seviyesi olarak tanımladığı beklentisini yansıtıyor. Geçtiğimiz yılın aynı döneminde 5.5 olan oran bu dönem önemli bir düşüş kaydetti. Bu veri FED ‘in en çok güvendiği verilerden. Tarım dışı istihdam artışlarına baktığımızda 12 aylık dönemin ortalaması 223 bin kişi olarak gerçekleşti. Geçen yılın en kötü performansı Mart ayında açıklandı. 84 bin kişi olan rakam yılın en düşük rakamı olarak açıklandı.

      Ancak ortalama rakam oldukça yüksek. Yukarı yönlü ivmesini koruyan tarım dışı istihdam rakamları FED ‘in geleceğe yönelik projeksiyonu için en önemli veri. Cuma günü açıklanacak olan Tarım dışı istihdam rakamı bu anlamada çok önemli. Geçen yıl 84 bin açıklanan Mart ayı verisinin bu yıl ki Mart performansı belirleyici olabilir. gelelim enflasyonda FED ‘in önem verdiği ortalama saatlik kazançlar verisine. Veri istihdam edilenlerin kazançlarını ortaya koyması açısından faiz politikasında ön plana çıkıyor. Şubat ayında önemli bir düşüş gerçekleştirdi. Bu durum FED ‘in Mart ayında ciddi derecede güvercinleşmesine sebep olan en önemli unsur. Rehbere baktığımızda ortalama saatlik kazançlar verisinin yükselmesi FED ‘in de faiz konusunda önemli açıklamalar yapmasına sebep oluyor. Şubat ayında rakamın eksi 0.1’e dönmesi piyasada faizlerin erteleneceğine dair beklentiyi de yükselti.

      Yıllık artış rakamı yüzde 2.1 olarak revize edildi. Ortalaması ise 0.175 olarak gerçekleşiyor. Yani istihdam edilenler ortalama 0.175 oranında fazla kazanç elde edebiliyorlar. Bu durumda artan ücretler harcama isteğini de artıran en önemli unsur. Geçtiğimiz yıl 84 bin kişi istihdama karşılık yüzde 0.2 oranında artan kazançlar bu yılda aynı beklentiye sahip. Ancak tarım dışı istihdam verisinin 205 bin beklentisi karşılaması şart ile açıklanacak yüzde 0.2 artış rakamı bu yılın daha iyi geçeceği beklentisini de kuvvetlendirebilir. 

      Tabloda 1 yıllık tarım dışı istihdam verisi yer alıyor. Son dönemde rakamlar düşüş gösterse de ortalamanın üzerinde kalmaya devam ediyor. Rakamın yükselişinin yanında ortalama kazançlarında yukarı yönlü revizesi enflasyon konusundaki algının da değişmesini sağlayabilir.

      Enflasyon rakamlarında ise FED’in yüzde 2 hedefine ulaşması için zamana ihtiyacı var. Bu gerçeği bilen piyasalar son dönemde petrolde yaşanan yükselişin ABD enflasyonunda da toparlanma getireceği beklentisini fiyatlamaya başladı. 

      Yazının Devamını Oku

      TCMB, doların yeniden güçlenme riskini alacak mı?

      18 Mart 2016
      Son dönemde yaşanan gelişmeler içeride Türk varlıklarını desteklemeye devam ediyor.

      Özellikle Avrupa Merkez Bankası’nın attığı ek parasal genişleme adımı gelişmekte olan ülkelerin can simidi oldu. Aylık 60 milyar Euro’dan 80 milyar Euro’ya çıkarılan varlık alım programı politika faizinin sıfıra çekilmesiyle de desteklenmiş oldu. Süreç ortada vade de Türk varlıklarına pozitif yansımaya devam edebilir. 

      Yıla hızlı başlayan piyasalar tarihi bir Mart ayı yaşıyor. Özellikle Merkez Bankalarının para politikalarının farklılaşması yatırımcının da portföyünde çeşitliğe gitmesine sebep olurken Dolar, eskisi gibi favori değil. Ancak farklılaşan para politikaları, belirsizliği de beraberinde getiriyor. Uzun zamandır devam eden negatif faiz yarışına Japonya’nın katılmasıyla güvenli liman algıları farklı yönlere kaymak zorunda kaldı. Kur savaşlarından ziyade faiz savaşına dönüşen Merkez Bankası politikalarından bir sonraki adım kestirilemez hale gelmesi yatırımcının yeniden altın talebini de artıran en önemli unsur. Altın sadece yatırımcının değil aynı zamanda Merkez Bankalarının de eriyen rezervleri yeniden yerine koymak adına altın alımlarını hızlandıramaya devam ediyor. Bunun en güzel örneği Çin Merkez Bankası. Piyasayı desteklemek adına devlet destekli fonların büyük uğraş sergilediği Çin piyasasında Merkez Bankası da altın rezervlerini artırmanın peşinde. Geçtiğimiz yıl Şubat ayında 1054,09 ton olan altın rezervi bir yıllık süreçte 1762 ton seviyesine çıkmış durumda. Ve alımların çoğunluğu yeni yıl ile hız kazandı. Dolayısıyla değişen politikalarında belirsizlik artarak devam ediyor. Bir yanda negatif faiz uygulamasında yarışan ülkeler yer alırken diğer yanda faiz artırımının seviyesini tartıştığımız bir ABD var. Son toplantıda her ne kadar faiz beklentilerini aşağı çekse de unutulmamalıdır ki 2 faiz artırımı da bu ortamda olukça yüksek bir rakam. FED ’in bu kadar güvercin olması ise ilerleyen dönemde faiz artırımına yaklaştıkça daha çok şahin algılanmasına sebep olacaktır. Bu durum fiyatlamaların da daha belirsiz ve hızlı olmasını sağlayabilir. 

      Bu süreç Türkiye’yi son dönemde rahatlatan bir süreç. Özellikle Çin’de başlayan para çıkışları diğer gelişmekte olan ülkeleri de önemli ölçüde vurmuştu. Geçtiğimiz yıl Ağustos ayında yaşanan satış dalgasının ikincisini de bu yıl başında yaşayan Çin, küresel piyasaların korkulu rüyası haline gelmişti. Ancak sakinleşen piyasada gelen Merkez Bankaları adımları bir süre daha bu sakinliğin sürdürülebilmesini sağlayabilir. Jeopolitik riskleri bir kenara bıraktığımızda ekonomik verilerde ve güçlü mali yapısıyla Türkiye önemli ölçüde ön plana çıkan ülkeler arasında yer alıyor. Özellikle bütçe konusunda iyi bir performans sergileyen ekonomi yabancı yatırımcının da ilgisini çekmeye devam ediyor. Ancak bu sepete öngörülemez en önemli risklerden olan jeopolitik riskleri de eklediğimizde durum biraz değişiyor. Son dönemde artan terör olayları, hepimizi üzen gelişmeler ve Suriye’de ki belirsizliğin derinleşmesi risklerin de artmasını sağlıyor. Aynı zamanda AB ile yürütülen müzakereler ve anayasa görüşmeleri de siyasi anlamda piyasalar üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Sepet içerisinde ekonomik veriler ve beklentiler şu an ağır basıyor. Ve fiyatlamalar üzerinde etkili olmaya devam ediyor. Ekonomik anlamada ön planda olunduğu sürece de pozitif fiyatlama devam edebilir. 

      Bu dönemde rahatlayan piyasalar gelecek hafta merkez Bankası faiz kararını takip edecek. Uzun zamandır Merkez Bankasını başkanlık eden sayın Erdem Başçı’nın da yeniden atanmaması halinde başkanlık edeceği son toplantı olacak. Erdem Başçı şimdiye bir kere faiz artırımı gerçekleştirdi. Kademeli olarak da faiz indirimlerine imza attı. Son toplantı olması ve dış kaynaklı gelişmeler sebebiyle bu toplantı önemli. Faizlerde herhangi bir değişiklik beklemiyoruz. Ancak koridorun üst bandında gerçekleşecek bir indirim piyasa için sürpriz olacaktır. Bu durumda Dolar kanadında değerlenme görülebilir. Erdem Başçı’nın yerine olası bir atama ise piyasa için oldukça önemli. Yeni ismin çizeceği rota ve faizlere bakış açısı piyasa fiyatlamasında çok daha önemli bir rol oynayacaktır. 

      Yazının Devamını Oku

      Mart’ta piyasalar kıyameti yaşayacak

      29 Şubat 2016
      2016 yılına hızlı başlayan piyasalar unutulmaz bir Mart ayına hazırlanıyor. Avrupa, İngiltere Japonya ve tabi ki Amerika Merkez Bankası’nın faiz kararını açıklayacağı Mart ayında birçok denge değişebilir. Baş aktör ise Avrupa Merkez Bankası olacak.

      Büyüme rakamlarının düşmesi, enflasyonun istenilen seviyeye bir türlü getirememesi Merkez Bankalarını çaresiz bırakmaya devam ediyor. ECB, bu süreçte en çaresiz Merkez Bankası. Bir yandan Avrupa’nın enflasyon sorunu ile uğraşıyor diğer yandan da siyasi kargaşanın getirdiği belirsizlik çaresizliğini artırmaya devam ediyor. Son açıklanan enflasyon rakamında eksi hanelere taşınan rakam durumun ne kadar vahim olduğunu gösteriyor. Parasal genişlemede istediğini bulamaması ek parasal genişleme yolunu açan en önemli unsur. Ancak süre uzatma ya da parasal miktarın artırılması halen çare değil. Çünkü Birlik, birlik olarak ECB’ye yardımcı olmuyor.

      Aralık ayında açıklanması beklenen ek parasal genişleme Draghi’nin söyleminden vazgeçmesi ile Mart ayına kalmıştı. Son toplantısında Mart ayını işaret etti ve petrol fiyatları ile Euro’nun değerine bakacaklarını ifade etti. Petrol halen 30 dolar seviyesine yakın seyrediyor. Dolayısıyla değişen pet bir şey yok. Aralık ayında ek parasal genişleme beklentisi ile değer kaybeden Euro ise artık daha güçlü. Yani piyasa bu sefer atılacak adımı görmeden fiyatlamak istemiyor. Çünkü Draghi defalarca söyleminden vazgeçmiş bir başkan. Mart ayında parasal genişleme miktarının artırılması için Almanya’nın onayı şart. Ancak Almanya parasal genişlemenin zararlı olduğunu ve bu adımların toparlanmaya katkı sağlamayacağını defalarca dile getirdi. Yani 10 Mart’ta Draghi yine sözünü tutmayan başkan olarak gündeme gelebilir. Eğer parasal genişleme miktarı artırılırsa bu durum en çok gelişmekte olan ülkelere yarayacak. Özellikle Türkiye’ye. Jeopolitik risklerin yükseldiği son dönemde böyle bir desteğe ihtiyacımız var.

      Avrupa’nın siyasi sorunlarında ana gündem İngiltere. Birlikten ayrılmak istiyor. Sorun ise göçmenler. İngiltere serbest dolaşımın kaldırılmasını istemekte haklı. Çünkü yüksek oranda göç alıyor. Bu durumsa iç dengeleri alt üst ediyor. Yunanistan, İtalya, Portekiz gibi ülkelerden büyük ölçüde göç alması işsizlik sorununun giderek büyümesine sebep olabilir. 23 Haziran’da referanduma gidecek olan İngiltere eğer Avrupa’dan ayılmayı tercih ederse yeni bir oluşum ortaya çıkacak. İngiltere Avrupa ekonomisinin yüzde 10’undan fazlasını oluşturuyor. Ticari ilişkilerde ise Avrupa’nın en büyük tüketicisi konumunda. Dolaysıyla birlik içinde ekonomik anlamda en güçlü ülkelerden biri olan İlgilere ayrılık kararı alırsa Avrupa’nın hem siyasi hem de ekonomik bir krize sürüklenmesine sebep olabilir. Çünkü birlikten ayrılık kararı diğer ülkelerin de ayrılmak için girişimde bulunmasına sebep olabilir. Diğer yandan 17 Mart’ta gerçekleşecek olan İngiltere Merkez Bankası faiz kararı oldukça önemli. Faizlerde 2017 yılına kadar değişiklik yaşanmayacağına dair söylem sterlinin büyük ölçüde değer kaybetmesine sebep olmuştu. Aynı şekilde referandum kararı da sterlinin tarihi düşük seviyelere gerilemesini sağladı. Bu durum Merkez Bankasının enflasyon hedefini desteklese de yeni bir sözlü yönlendirme gelebilir.

      Ve Japonya. İlk çeyreğin kaybedeni Japonya. Negatif faiz Yen’i öyle bir değerlendirdi ki karar keşke alınmasaydı denildi. Negatif faiz kervanına katılan Japonya enflasyonu canlandıramıyor ve bunu itiraf ediyor. Son dönemde o kadar çaresiz hale geldi ki Yen’in yeniden değer kaybetmesi için Merkez Bankası’nın Yen ticareti yapacak bir masa oluşturacağı söylentileri dolaşmaya başladı. 15 Mart’ta gerçekleşecek toplantıda ek parasal genişleme söylemi gelebilir. Son dönemde negatif faize geçmesi ile rekor seviyede devam eden parasal genişlemenin artırılamayacağına dair söylentiler BoJ’un negatif faizin engel olmadığını söylemesini sağladı. Yani 15 Mart’ta bir ek parasal genişleme söylemi de BoJ’dan gelebilir. Ancak BoJ, hükümetten istediği desteği görmediği sürece tedbirlerinin işe yaramayacağını biliyor. Japonya enflasyonun olmadığı güvenli liman haline geldi.

      Tüm bu kargaşanın yanında küresel krizi dünyaya bela etmiş bir Merkez Bankası var. FED. Toparlanmasını tamamlayan büyüme işsizlik enflasyon rakamlarını istediği seviyeye getiren FED, son dönemde atılan hamlelerin meyvelerini toplamaya devam ediyor. İşsizlikte 4.9 seviyesine çekirdek enflasyonda ise yüzde 2.2 seviyesine gelen rakamlar, faiz artırımına işaret etse de küresel ekonomi bun pek izin verecek gibi durmuyor. Mart ayında faiz artırımı ihtimali oldukça düşük. Beklenti FED ’in küresel risklere dikkat çekerek Mart ayını pas geçmesi yönünde. Ancak kademeli faiz artırımı söylemini devam ettirmesi piyasaların da tetikte olmasına sebep oluyor. Her an adım atabilecek olması ve piyasanın bunu sezmesi durumunda sert fiyatlamalar göreceğiz. Ancak Mart ayı FED açısından da zorlu geçecek. Rakiplerinin atacağı adımlar Haziran beklentilerini de değiştirecek. Martta en sessiz Merkez Bankası FED olabilir. 

       

      Yazının Devamını Oku

      Risk için dolar, korunmak için altın

      19 Şubat 2016
      Son dönemde küresel piyasalarda oynaklığın yükselmesi altının güvenli liman olarak görülmesini sağlarken, Dolar iç dinamiklerle yeniden yönünü yukarı çevirdi.

      Bu süreçte riskten korunmak adına gram altın en çok öne çıkan yatırım aracı. Ancak Dolar’daki yükseliş devam edebilir. Gün içi gündeme daha çok yoğunlaşan dolarda yeniden 3 seviyesinin üzeri görülebilir.

      Çin, Avrupa, Japonya derken süreç küresel piyasaların risk almaktan kaçınmasına ve güvenli liman arayışına geldi. Altın geçtiğimiz yıl boyunca değer kaybederek Dolar en güvenli yatırım aracıydı. Özellikle FED ’in ilk faiz artırımı sürecinde risk almaktan kaçınan yatırımcı Dolarda kalmayı tercih ederek yüksek derecede karlar elde ettiler. Şimdi o karları koruma zamanı. Avrupa’da bankacılık sektörüne ilişkin endişelerin artması ve Merkez Bankasının para politikasındaki belirsizlik risk iştahını düşüren en önemli etken. Ek parasal teşvikin belirsizliği ve birliğin geleceğine dair endişeler giderek artıyor. ECB’nin ek parasal genişleme söylemleri piyasaları yeteri kadar tatmin etmiyor. Çünkü söylem yerini aksiyona bırakmayabilir. Sözlü yönlendirmeye maruz kalmaktan korkan piyasalar yeni arayışlar içerisinde. Diğer yandan Japonya Merkez Bankası’nın negatif faizlere geçmesi de çare olmadı.

      Borsalara kısa bir süre destek olsa da Yen’in halen güvenli liman olarak görülmesi devam ediyor. BoJ bu konuda yeni adımlar atabilir. Ancak deflasyon sürecinin devam etmesi yatırımcıları korkutmuyor. Çünkü daha kötü durumda olan ekonomilerde zararlar çok daha fazla. Petrol fiyatlarının uzun zamandır 30 dolar seviyesine yakın seyretmesi ekonomilerde zararın giderek büyümesine yol açarken, büyüme rakamlarının da aşağı yönlü revize edilmesine sebep oluyor. Düşük fiyatlar enflasyon yaratmak isteyen ekonomiler baş belası haline geldi. Böyle bir kargaşanın ortasında altının yeniden favori olarak görülmesi kaçınılmazdı. Ons fiyatının 1000 dolara yakın seyretmesi yatırımcıların artık risk almak istememesi talebi artırdı ve yeniden 1200 doların üzerinde işlem görmeye devam başladı. Ayrıca siyasi arenada da işler pek yolunda değil. Başta Suriye olmak üzere, her gün yeni bir riske maruz kalan dünya ekonomisi Suriye, Rusya, Kuzey Kore gibi ülkelerde yaşananlardan dolayı da korkuya kapılabiliyor. Bu süreç kısa vadede altının yeniden 1300 doların üzerine taşınmasını sağlayabilir. 1250 doların üzerinde kalınması halinde 1282 ardından da 1305 dolar test edilebilir. Hareketin devamında ise altının önü halen açık görünüyor.

      İçeride ise jeopolitik riskler Doların güçlü kalmasını sağlayan en önemli unsur. FED ‘in faizleri erteleyeceği beklentisi bir miktar geçi sürecinin yumuşak olmasını sağlasa da Suriye ve anayasa görüşmelerine ilişkin riskler fiyatlanmaya devam ediyor. FED son toplantısında güvercin bir tutum sergilemişti. Tutanaklarda da enflasyon görünümüne ilişkin yeterli güven oluşmadan faiz artırmayacağını ön plana çıkaran kurul, küresel piyasalardaki belirsizlikleri de dikkate alacaktır. Bu süreç dolar endeksinin zayıflamasını sağlasa da içerideki dinamiklerin her geçen gün değişmesi günlük fiyatlamalarında hızlı olmasını sağlıyor. Risk almak adına Dolar kanadı en önemli yatırım aracı. Dolarda artan riskli süreçle yeniden 3 TL’nin üzeri görülebilir. Suriye’ye olası bir müdahalede ise hızlı fiyatlama ile 3.10 seviyesinde yeni zirve belirlenebilir. Ancak siyasi arenada işler çok çabuk değiştiği için sakinleşen bir ortamda Dolar’ın ateşi çabuk sönecektir. Bu durumda yeniden 2.90 seviyesinin altında 2.87 seviyesine gerileme görülebilir.

      Bu denli riskli bir ortamda gram altın ise en güvenli liman. Ons tarafında yakalanan yükseliş 116 TL’nin üzerinde fiyatlama yalanmasına sebep olurken 118 TL zirvesi gece saatlerinde yeniden test edildi. Ons’taki yükselişe dolardaki riskli seyirde eklenirse 120-124 TL aralığı ilerleyen aylarda görülebilir. Gram altında gerileme sınırlı olduğu için 115 TL güçlü destek seviyesi oldukça önemli. Ons tarafında güvenli liman algısı bozulmadığında 115 TL güçlü kalmaya devam edecek görünüyor. Bu durumda riskten korunmak eldeki yatırımı eritmemek adına gram altın yatırımı ön plana çıkıyor. ONS fiyatı gerilese bile Dolar kurunun 3 TL’ye yakın seyretmesi gram altında yüksek fiyatları işaret ediyor. Bu süreçte Dolar ilerleyen dönemde risk almak isteyen yatırımcının, gram altın ise mevcut yatırımını korumak, paranın erimemesini isteyen yatırımcının tercihi olacaktır.

      Yazının Devamını Oku

      Altında yükseliş devam eder mi?

      9 Şubat 2016
      Son dönemde küresel risklerin artması altın fiyatlarına yarıyor. Gram altın yeniden 110 TL’nin üzerinde fiyatlanırken Ons altın 1200 doların üzerini hedef olarak belirlemiş durumda. Güvenli liman algısını tekrar kazanan altında yükseliş devam edebilir.

      2016 yılı altının yılı olabilir. Geçtiğimiz yıl satış baskının arttığı altında güvenli liman algısı yeniden oluşmaya başlıyor. Sebebi ise emtiaları değer kaybetmesine sebep olan Çin. Çin son dönemde hisse senetlerinde satışın ana sebebi olurken bugün Avrupa’da hastalığı kapmış görünüyor. Bu hafta açıklanacak olan büyüme rakamlarında istediğini bulamama ihtimali Avrupa’da gelecek döneme ilişkin endişelerin artmasına sebep oluyor. Büyüyemeyen Avrupa’dan kaçan yatırımcılar arayışının bir kısmını altına yönlendirmiş durumda. Merkez Bankaları ise satışlara engel olamıyor.

      Merkez Bankalarının politikaları ayrışmaya devam ederken Çin kanadında başlayan satış dalgası bugün Yunanistan ile Avrupa’ya da sıçramış durumda. 1990 yılından bugüne en düşük seviyeye gerileyen Yunanistan hisseleri, satışı Avrupa’ya sıçrattı ve kayıplar yüzde 3 ‘ün üzerine çıktı. İçeride ise hisse kanadında satış yeniden hızlandı ve 73 bin seviyesinin altında hızla devam eden satışlar bizi 70 bin seviyesinin altına geriletebilir. Yunan bankalarının sert satılması küresel ekonomide endişelerin artmasından kaynaklı CDS rakamlarının rekorlar kırması içeride de Doların yeniden rağbet görmesine sebep oluyor. Özellikle 2.90 seviyesine bir önceki yazımızda dikkat çekmiştik. 2.90 seviyesinin üzerinde 2.9480 seviyesi test edildi. Bu seviyenin kırılması ile 2.97 ardından da yeniden 3 seviyesi test edilebilir.

      Küresel borsalardaki satışlar güvenli liman arayışındaki yatırımcının yeniden altına yönelmesini sağladı. Altın fiyatları son dönemde ECB ile başlayan ek parasal genişleme haberi ardından da Japonya Merkez Bankasının negatif faize geçmesi ile talep görmeye başlamıştı. Ardından da FED’in küresel korkunun yayılması ile Mart ayındaki faiz artırımı ihtimalini düşürmesi altının toparlanmasını sağladı. Bu şartlar altında agresif bir FED beklemek oldukça zor. Her ne kadar geçtiğimiz hafta açıklanan istihdam raporunda 151 bin olarak açıklanan tarım dışı istihdam verileri ortalamanın altında kalsa da ortalama saatlik kazançlar hızlı bir şekilde yükselmişti. Bu durum FED ’in gelecek dönemde politikasını etkileyecektir. Ancak Çin’den başlayan satış dalgasının Avrupa’ya kalıcı bir şekilde sıçraması durumunda FED piyasaları sarsamaz. Verilerde istediğini alması agresif olacağını göstermiyor. Çünkü ikinci faiz adımı ilk faiz adımından çok daha önemli. İlk faiz artırımının fiyatlaması oldukça uzun vadeye yayılmıştı. Uzunca bir dönem fiyatlanması FED ‘in dolar kanadını istediği gibi yönetmesine sebep oldu. Bu durumda ise ikinci faiz artırımının fiyatlanması kısa bir sürede gerçekleşmek zorunda. Bu da borsalara önemli derecede satış getirebilir. Bu yüzden agresif FED’i geride bırakmak altın fiyatlarının da gelecek dönemde artmaya devam edeceğinin en önemli göstergesi.

      1185 doların üzerinde fiyatlanan ONS altın ilerleyen günlerde 1200 ardından da 1207 dolara kadar yükselebilir. Orta vadede ise yükseliş 1270 dolar seviyelerine çıkmamızı sağlayabilir. Altına talep her geçen gün artarken içeride Dolara yeniden talep gelmesi gram altını kazandıran konumuna getirecektir. Gram altında 110 TL psikolojik seviyesi şu an için kırılmış görünüyor. 113 TL zirvesine yakın seyreden fiyatta yeni zirve oluşabilir. 113 TL’de kar realizasyonu gelse bile orta vadede enflasyon yaratmak için daha fazla risk alacak olan Merkez Bankalarına karşılık güvenli liman arayışında olan yatırımcının tercihi altın olmaya devam edebilir. 1200 doların üzerine kalıcı seyir ve küresel borsalardaki satış dalgasının gelişmekte olan ülke para birimlerini de aşağı çekmesi gram altının riskten korunmak için en önemli yatırım aracı olmasını sağlayacaktır. 113 TL kırılırsa 116 TL yeni zirve oluşumu için oldukça önemli. 

       

      Yazının Devamını Oku

      Dolarda satış devam edebilir

      28 Ocak 2016
      Fed, küresel ekonomiye zaman tanıdı. Ancak Çin herkesi korkuttuğu kadar FED’i de korkutmuş görünüyor. Son dönemde Çin kanadında yaşanan gelişmeler özellikle gelişmekte olan ülkelere zarar verirken, FED yarayı daha da derinleştirmek istemiyor.

      Dün açıklanan FOMC sonucuna göre faizlerde değişikliğe gitmeyen FED gelecek döneme ilişkin de güvercin bir tutum sergiledi. Faizlerde artışın kademeli olacağını ve ekonomik verilerin yakından takip edileceğini dile getirmesi geçtiğimiz yıl izlenen politikayı hatırlattı. Geçtiğimiz yıl uzunca bir süre ilk faiz artırımını bekleyen piyasalar yılın son toplantısında gerçekleşen artırımı uzunca bir süre fiyatlamış bu yüzden de oynaklığın az olduğu bir geçiş süreci geçirmiştik. Aynı senaryo bu sene de uygulanabilir. Özellikle kademeli faiz artırımını sıkça dile getiren FED piyasaların paniğe kapılmasını istemiyor. Çünkü Çin yeteri kadar panik sağlamış durumda. Değerlendirmede Mart ayında faiz artırımının halen masada olduğunu görüyoruz. Ancak tahmin edildiği gibi agresif bir FED göremeyebiliriz. Bu yüzden Mart ayı da pas geçilebilir. Enflasyonda düşük enerji fiyatları sebebiyle yavaşlama bekleniyor. Yani toparlanma hızlı bir şekilde gerçekleşmeyecek. Bu faiz adımı sürecinin uzamasına sebep olabilir. Diğer yandan artan risklere dikkat çekmesi de oldukça önemli. Çin’de Merkez Bankasının müdahalesine rağmen satış hızlı bir şekilde devam ediyor. Çin’den yayılan risk ABD’de de hissedilmiş durumda. On yıl sonra gelen faiz artırımı sonrası artan riskleri dikkate alan FED, Mart ayında da faiz artırımını pas geçebilir. 

      Yılın ilk ayında küresel ekonomide en büyük yarayı gelişmekte olan ülkeler aldı. Çin etkisinden dolayı önemli ölçüde satış gören piyasalar gelişmekte olan ülkelerden de yeterli adımları göremiyor. Ancak bir ihtmal halen masada. Avrupa Merkez Bankası gelişmekte olan ülkelerin imdadına yetişebilir. Son toplantısında düşük petrol fiyatlarından ve Euro’nun değerli kalmasının verdiği zararlardan bahseden banka, Mart ayında ek parasal genişlemeyi değerlendirecek. Böyle bir senaryoda Çin ekişiyle daralan gelişmekte olan ülke piyasaları yeniden atağa kalkabilir. Ancak Draghi çok kez söylemlerinden vazgeçmiş bir Başkan. Daha önce Aralık ayında ek parasal genişleme açıklamasında piyasaları alt üst etmişti. Bunun sebebi olarak da Aralıkta 40 dolara yakın seyreden petrol fiyatlarının 30 doların altına gerilemesinin çok şeyi değiştirdiğini belirtiyor. Yani düşen petrol ECB’yi daha da endişelendirmiş durumda. Ayrıca Çin, Avrupa’nın da yarasına tuz basmaya devam ediyor. Olumlu senaryoda petrol fiyatları Mart ayına kadar toparlanmaz, Euro hızlı bir şekilde değer kaybetmezse Avrupa Merkez Bankası ek parasal genişlemeyi hayata geçirebilir. Bu durum Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere pozitif yansıyacaktır. Hatta en çok Türkiye’ye olumlu yansıyacak ve son dönemde önemli ölçüde azalan para girişinin yeniden artmasını sağlayacaktır. Ancak bu Mart ayına kadar bir çok şey değişebilir. Petrol fiyatları yeniden toparlanırsa durum tersine dönecektir. 30 doların altında tutunamayan petrol yeniden 40 dolara doğru bir hareket yapabilir. Yani ECB’nin A5ralık ayında ek parasal genişleme söyleminden vazgeçtiği seviyeye dönebilir. Bu durum ECB’nin söyleminden yeniden vazgeçmesine sebep olabilir. Kaldı ki ECB bu tip hareketleri çok yapar. Yani sözlü yönlendirmesini anında değiştirip “piyasa bizi yanlış anladı” diyebilir. Diğer yandan Çin’de satış dalgası yavaşlayabilir. Alınan önlemler ve özellikle Yuan üzerindeki baskı sonuç verebilir. Daha önce Ağustos ayında aynı senaryoda Merkez Bankasının aldığı önlemler sonuç vermiş ve paniğin yatışmasına sebep olmuştu. Aynı sonuç yine elde edilebilir. Diğer yandan FED, Mart ayında beklenmedik bir şekilde “şahin” bir tutum sergileyebilir. Petrol fiyatlarının toparlanması enflasyon ve iş gücü piyasasına ilişkin endişe yaratacak bir gelişme olmaması durumunda Mart ayında yeni bir faiz adımı gelebilir. Böyle bir ortam gelişmekte olan ülkeler adın satışın hızlanması anlamını taşır. Ancak ilk senaryo şu an için yüksek ihtimalle gerçekleşecek görünüyor. 

      İlk senaryo Türk varlıklarına da destek olacaktır. ECB’nin ek parasal genişleme açıklamasıyla başlayan TL’deki değerlenme süreci FED’in güvercin tutumuyla bir süre daha devam edebilir. 2.97 seviyesi oldukça kritik. Bu seviyenin kırılması durumunda satış 2.94’e kadar devam edebilir. Ancak olası bir algı bozulması ve parasal genişlemeyi rafa kaldıracak bir gelişme yeniden hızlı bir şekilde 3 seviyesinin üzerine tırmanmayı getirebilir. Gelecek aya ilişkin senaryomuz 3.02 – 2.97 aralığında hareketin devam edeceği yönünde.  Bu süreçte Avrupa’nın ve özellikle Almanya’nın rakamlarını yakından takip edeceğiz. Tabi petrol fiyatlarında olası hızlı toparlanma da bizi kötü senaryoya itecek en önemli unsur olacaktır.

      Yazının Devamını Oku