Hamburger
En Çok Arananlar
    Popüler Haberler
      notification

      Bildirimler

      close

      Bildirimler

      close
      Emre Özgüven

      Emre Özgüven

      emreozguven@destekmenkul.com.tr

      Merkez Bankası sonrası dolar fiyatları ne olur?

      21 Ocak 2016
      FED’in 16 Aralık 2015 tarihinde yaklaşık olarak 10 sene sonra ilk defa faiz silahını kullanması sonrasında TCMB tarafından da bir faiz hamlesi gelmesi ihtimali gündemdeki ağırlığını artırmıştı. Buna karşılık ne 22 Aralık, ne de 19 Ocak toplantılarında Merkez Bankası’nın piyasaları tatmin edecek bir aksiyon almaması, faiz artırımının esamesinin okunmaması TL varlıklarındaki baskının önümüzdeki dönemde daha da artmasını tetikleyebilir.

      Merkez Bankası beklentilere paralel faize dokunmazken, banka politikalarına ilişkin artan kaygılar yatırımcı güvenini olumsuz etkileyerek sermaye çıkışlarının temelini oluşturabilir. Büyük umutlar ile girilen 2016 yılında, dış piyasadaki Çin ve FED endişelerinin gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde yarattığı negatif havanın TCMB hamleleri ile bir nebze olsun dağılması söz konusu olabilirdi. Ancak 50 veya 100 baz puanlık bir faiz artırımının dahi piyasaları tatmin etmeyeceği bir ortamda herhangi bir hamle de bulunulamaması dikkat çekici.

      Önümüzdeki dönemde para politikası kararlarının enflasyon görünümüne bağlı olacağı, açıklanan yapısal reformların uygulamaya geçirilmesinin büyüme potansiyelini önemli ölçüde artırabileceğini değerlendirilirken, ayrıca enerji fiyatlarındaki gelişmelerin enflasyonu olumlu yönde etkilemeye devam ettiği belirtilse de, son olarak 24 Şubat 2015 tarihinde faizlerde 25 baz puan indirim yapan TCMB’nin aradan geçen zaman diliminde kurda birçok yeni tarihi zirveler görülmesine rağmen o günden bu yana faiz hamlesine başvurmaması beraberinde birçok soru işaretini getirmektedir. Nisan – Haziran arası dönemde Başkan Erdem Başçı dahil olmak üzere dört Para Politikası Kurulu üyesinin görev sürelerinin dolacak olması, enflasyonda çift hanelere oldukça yakın seyredilmesi kur tarafında da baskıları beraberinde getirebilir.

      TCMB 2015 YILINDA PİYASAYA NASIL MÜDAHALE ETTİ?

      Merkez Bankası 2015 yılında hangi para politikası silahlarına başvurmuştu; önce bunları bir özetleyelim.. Öncelikle hatırlayacağımız üzere kurda 2.52 seviyesi aşıldığında 27 Şubat 2015 tarihinden itibaren döviz piyasasındaki koşullara göre döviz satım ihalesi tutarı günlük olarak belirleneceği kararı alındı. Sonra bu karar aşırı oynaklık nedeniyle gerekli görülen günlerde döviz satım tutarı bir gün önceden ilan edilen asgari tutarın 30 milyon ABD doları fazlasına kadar artırılabilecek şeklinde güncellendi. Daha sonra TCMB, Türk lirası cinsinden tesis edilen zorunlu karşılıklara ödenen faiz oranlarında 50 baz puan artırıma gitme kararı aldı. Karar 8 Mayıs'tan itibaren geçerli oldu.

      TCMB öte yandan 24 Nisan'dan itibaren geçerli olmak üzere ABD doları için döviz depo faiz oranlarını yüzde 4,5'ten yüzde 4'e, euro için yüzde 2,5'ten yüzde 2'ye olacak şekilde indirimlere gitti. Benzer şekilde, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdinde ABD doları cinsinden tutulan zorunlu karşılıklara, rezerv opsiyonlarına ve serbest hesaplara faiz ödenmesi uygulaması 5 Mayıs 2015’te başladı. Ayrıca Merkez Bankası, Türkiye’de kurulmuş bankaların yurt dışı şubelerinin zorunlu karşılığa tabi yükümlülüklerinin kapsamını genişletti.

      Düzenleme ile bankaların yurt dışı şubelerinin de borçlanmalarında uzun vadeyi tercih etmeleri sağlanacağı, uygulama yurt dışı şubelerin 29 Mayıs 2015 tarihinden sonra oluşacak yeni yükümlülükleri için geçerli olacağından, düzenlemenin bankaların mali durumu üzerinde kayda değer bir etkisi olmayacağının değerlendirildiği ifadelerine yer verdiler. Ağustos ayındaki toplantıda gelecek dönemde para politikası kararlarının enflasyon görünümündeki iyileşmenin hızına bağlı olacağını, faiz artışında ise FED'in hamlelerinin bekleneceğini söylendi. Yılın son aylarındaki toplantılarda ise sürekli sıkı duruşun korunduğu belirtildi. Ayrıca kalkınma ve yatırım bankaları nezdindeki müstakriz fonların tabi olacağı zorunlu karşılık oranlarının Türk lirasında yüzde 11,5, yabancı parada ise yüzde 13 olarak belirlendiği bildirildi. Bu örnekler çoğaltılabilir.. Ancak hiçbiri piyasa aktörlerini tatmin etmedi, tüketici güvenini artırmadı, kurdaki tehlikeli yüksek seyri engelleyemedi..

      2016 YILI İLK ÇEYREĞİNDE USDTL FİYATLARI NE OLUR?

      TCMB radikal bir karar almadığı sürece volatilite devam ederek TL’de istikrar için önümüzdeki dönemde daha fazla beklemek zorunda kalabiliriz. Çin ekonomisinin büyüme rakamlarını rayına oturtamaması riskleri beraberinde getirirken, buna karşın ABD'de enflasyonun halen beklenen ivmeyi kazanamaması kur üzerinde sınırlı da olsa olumlu bir etki yaratabilir.

      Yazının Devamını Oku

      DAX endeksi 2016 yılında yeni rekorlar kırabilecek mi?

      15 Ocak 2016
      Kısa adı DAX olan Alman Borsa Endeksi en büyük Alman sanayi şirketlerindeki gelişimlerin adeta aynası konumunda ve Dünya çapında da en önemli borsa barometresi olarak işlev görmektedir.

      01.07.2016 tarihinde 28'inci doğum gününü kutlayacak olan Alman Borsa Endeksi DAX’ın öyküsü 1 Temmuz 1988 tarihinde ilk kez hesaplanarak başladı ve 1163 puan belirlenerek işlemler başlamıştı.

      Toplam 30 Alman firması DAX içinde listelenmiş durumda ve bunlar Alman ekonomisinin ortalamasını yansıtmaktadır. Adidas – Allianz – BMW- Commerzbank – Daimler – Deutsche Bank – Lufthansa – Siemens – Volkswagen ilk akla gelen firmalardır.

      27 Ekim 2014’te borsa başkanlığa Carsten Kengeter getirilirken, Yönetim Kurulu değişmeyerek Andreas Preuss - Gregor Pottmeyer - Hauke Stars - Jeffrey Tessler isimlerinden oluşmaktadır.

      SON YILLARDA DAX ENDEKSİ’Nİ ETKİLEYEN ÖNEMLİ GELİŞMELER

      •    20 Mart 2003 tarihinde ABD'nin başlattığı Irak operasyonu sonrasında borsa dip seviyeleri görmüştü.
      •    11 Mart 2004 tarihinde Madrid’te 3 trende dört adet bomba patlamış, piyasalarda sert düşüşler görülmüştü.
      •    31 Temmuz 2007’de ABD mortgage şirketleri ve kredi pazarına ilişkin endişelerin artmasıyla piyasalar olumsuz etkilenmişti.

      Yazının Devamını Oku

      2016 yılında hisse senedi portföyü nasıl olmalı?

      8 Ocak 2016
      2015 yılı başında büyük ölçüde petrol fiyatlarındaki düşüşün yukarı taşıdığı BİST-100 endeksi, 7 Haziran genel seçim tarihi yaklaştıkça yoğun satışlara maruz kalmış, Haziran ayının ilk yarısında ise siyasi belirsizliklerin artmasına bağlı olarak dalgalı bir seyir izlemiş, Ağustos’ta ise son 1,5 yılın en düşük seviyesine inmiştir.

      Siyasi belirsizliklerin ve küresel piyasalardaki satış baskısının etkisiyle BİST-100 endeksi Eylül ayında da zayıf bir görünüm sergilemiştir. 1 Kasım seçimleri sonrasında siyasi belirsizliklerin ortadan kalkmasına dair ortaya çıkan sonuçlar ile yükselen endekste daha sonra 24 Kasım tarihinde Rus savaş uçağının düşürülmesi ile zirve yapan jeopolitik risklerin etkisiyle kazançların yerini kayıplara bıraktığını gözlemlemiştik. Bunun yanında FED’in yaklaşık olarak 10 sene sonra faiz artırımına gitmesi ile bir ara kritik 70.000 seviyesinin altı test edilse de, genel olarak borsanın 70.000 desteği üzerinde tutunduğunu gözlemledik.

      2016 yılına da iç ve dış piyasada beklentilerin üzerinde hızlı bir giriş yapıldı. Çin imalat PMI verisinin beklenenden kötü gelerek küresel büyüme endişelerinin yeniden piyasaların gündemine oturması, buna ilaveten yılın ilk işlem haftasında Çin'de hisse senedi işlemlerinin ikinci kez durdurulması, ayrıca OPEC’in iki devi Suudi Arabistan ve İran hattında tırmanan kriz, tüm bunların üzerine Kuzey Kore’nin hidrojen bombası denemesinde bulunduğunu açıklaması, iç piyasada ise hızla yükselmeye devam eden enflasyon rakamları borsanın 2016 yılında oldukça zorlu bir sene ile karşı karşıya kalacağının adeta habercisi gibi. Siyasi belirsizlikler, jeopolitik riskler, güvenlik endişeleri, zayıf TL varlıklar, hayal kırıklığı yaratan ekonomik performans gibi nedenlerle ekonomide oldukça sancılı geçen zorlu bir 2015'in ardından yüzde 4 büyümenin hedeflendiği 2016 yılına yaraların sarılacağı, ekonomik reformların pozitif etkilerinin en kısa sürede hissedileceği beklentilerimizi koruyarak giriş yapmış bulunuyoruz.

      Küresel endişelerin arttığı son dönemde yatırımcıların portföy oluştururken sepetlerini çeşitlendirmeleri daha kazançlı olunmasını destekleyebilir. Küresel çapta jeopolitik risklerin artması altın ve gümüş gibi değerli metallerin zincirlerini kırıp %35 - %50 arasında değerlenmesini sağlayabilir. Bunun yanında son dönemde oldukça zayıf seyreden petrol fiyatları nedeniyle OPEC üyesi olmayan ülkelerden üretimi kısma yönünde bir hamle gelirse,  OPEC de uyum sağlama adına üretimi buna göre aşağı yönlü revize ederse, petrolde de tekrar 60 – 70 Dolar seviyeleri gündeme gelerek küresel petrole bağımlı birçok ülke ekonomisinde görülecek iyileşmeler ile birlikte risk iştahı da artarak endekslerdeki yükselişleri tetikleyebilir. Ayrıca FED'in faizleri beklenmeyen biçimde daha yavaş artırması da gelişmekte olan ülke ekonomilerindeki sermaye çıkışlarını sınırlayarak, bu ülke ekonomileri üzerinde toparlanma yönünde pozitif etkiler bırakabilir. Tabi tüm bu beklentilerin tam tersi senaryolarında olabileceğini göz önünde bulundurarak yatırım sepeti oluşturulması gerektiğinin önemini vurgulamak gerekiyor. 2016 yılı için ürün çeşitlendirmesi yapılarak aşağıdaki gibi bir tercih söz konusu olabilir;

      •    % 40 döviz ( dolar ağırlıklı) 
      •    %10 altın (Son zamanlarda çok düştüğünden dolayı tekrar kıymetli metal cazibesini artırmaya başlayabilir )
      •    % 25 hisse (66.000 – 70.000 aralığından) 
      •    % 25 nakit

      Hisse senedi piyasasında da portföy oluşturmak isteyenler için uzun vadeli olmak kaydıyla (tek kademeden değil de endeks düştükçe değişik kademelerden olmak kaydıyla) aşağıdaki oransal dağılım denenebilir. İlerideki dönemde ülkedeki ekonomik şartlar olumluya döndüğünde hisse oranı %25 in üstüne de çıkartılabilir: 

      Yazının Devamını Oku

      2016 yılında EURTRY fiyatı 3.50 olur mu?

      31 Aralık 2015
      2015 yılı ekonomik gelişmeleri ile şimdiden hafızalarda uzun bir süre yer işgal edeceğe benziyor…

      Euro para biriminin de önceki yıllarda olmadığı kadar hareketli bir işlem yılına nokta koymaya hazırlandığı söylenebilir. Yunanistan’da Syriza partisinin seçimleri kazanması ile neredeyse yılın ilk yarısındaki gelişmelere Yunanistan ve Euro Bölgesi kreditörleri arasındaki görüşmeler damga vurdu. Özellikle Yunanistan eski maliye bakanı Varoufakis ile Almanya maliye bakanı Schauble arasındaki söz düellosu birçok makro gelişmenin önüne geçti desek, yanlış olmayacaktır. Yılın ikinci yarısında ise Çin’in piyasalara yaşattığı sarsıntı, FED’in izlediği faiz politikası ve Avrupa Merkez Bankası’nın mevcut parasal genişleme programındaki tutumu ön plana çıkan önemli gelişmelerdi.

      2008 global krizi sonrasında 2009-2013 arasında bol küresel likiditenin de etkisiyle görülen pozitif havanın 2014 yılı sonlarına doğru bozulmaya başlamasıyla ekonomide iyi günlerin şimdi çok daha zorlu şartlarda bir sınavdan geçebileceğini söyleyebiliriz. EURTRY paritesine bakıldığında 2015 yılı başından bu yana %13’ün üzerinde bir yükseliş kaydedildiğini görüyoruz; 2014 yılında %4.5, 2013 yılında ise %25 üzerinde bir artış olduğunu hatırlatalım. Bu yükselişlerde zayıf TL varlıklarının etkisi de yadsınamaz. Özellikle bu sene içerisinde sepet kurda %18 oranında bir artış olması, bununla beraber USDTRY tarafında da %25’lik yükseliş olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.

      2016 yılında EURTRY fiyatları hakkında öngörü sahibi olabilmek için iç ve dış piyasada birçok gelişmenin yakından takip edilmesi gerekmektedir; iç piyasada doğrudan yatırımlar, merak ve sabırsızlık ile beklenen ekonomik reformlar, kredi derecelendirme kuruluşlarının not değerlendirmeleri, jeopolitik riskler ile güvenlik endişeleri, yeni anayasa ve başkanlık seçimi tartışmaları, TCMB’nin izleyeceği yol haritası öne çıkacak gelişmelerdir.

      Dış piyasada ise Amerika Merkez Bankası (FED) faiz artırım süreci; artış oranları, olası bir hamlenin kademeli ve yavaş olup olmayacağı, kritik ABD verileri (büyüme, enflasyon, istihdam, ücretler), Dolar endeksi içindeki para birimlerinin seyri, özellikle ağırlığı %57 olan Euro’daki değer artış/azalışları, Çin'deki büyüme hızının önümüzdeki yıllarda yavaşlamaya devam edebileceği riski, Euro Bölgesi’nde devam eden deflasyon tehdidi, Avrupa Merkez Bankası’nın varlık alım programının seyri, atılabilecek ek adımların etkileri, son olarak da emtia fiyatlarının ve tüketici güveninin seyri yakından izlenmelidir.

      Son olarak teknik seviyelere de değinecek olursak, iyimser senaryomuzda Rusya krizinin çözüme yönelik gelişmeler kaydetmesi, Euro Bölgesi ekonomilerinin FED’in faiz artırım hamlelerinden olumsuz etkilenmesini ve iç piyasada enflasyon rakamlarının iyileşme göstererek, TCMB’nin para politikasında daha etkin bir rol üstlenmesi seçeneklerini bir araya getirerek 2.82 – 2.90 bandına doğru tekrar geri çekilmeler görülebileceğini düşünüyoruz.

      Diğer taraftan, kötümser tablomuzda ise iç piyasada ekonomik göstergelerde beklenen iyileşmenin görülememesi, bununla beraber Rusya krizinin daha da derinleşerek kötüye gitmesini ve bunun cari açık üzerindeki etkisinin daha fazla hissedileceğini, son olarak FED faiz artırım sürecinin Türkiye’den sermaye çıkışlarını tetiklemesi ihtimallerini aynı çerçevede ele aldığımızda, 3.35 – 3.50 bandı 2016 yılında tekrar gündeme gelebilir. Felaket senaryomuzda ise, Rusya krizinin artarak devam etmesini, Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı mevcut programının başarısını, derecelendirme kuruluşlarının da Türkiye ile ilgili olumsuz görüşe yer vermelerini bir arada düşünerek bu gelişmelere güvenlik endişelerinin sürmesini ekliyoruz. Böyle bir durumda 3.50 ve üstü seviyeler ile yeni rekorlara yelken açılabilir. Bu noktada TCMB’nin devreye girebileceği ve fiyatları 3.10 – 3.35 bandına çekebileceği de göz ardı edilmemelidir.

       

      Yazının Devamını Oku

      2016 yılında gram altın fiyatları ne olur?

      24 Aralık 2015
      2015 yılında iç ve dış piyasadaki gelişmelerin en çok etkilediği yatırım araçlarından biri de hiç kuşkusuz Gram Altın oldu.

      Çin’in devalüasyon hamlelerine kadar dolar endeksinin FED’in Eylül’de faiz artırma ihtimalini fiyatlaması ile iç piyasada yaşanan gelişmeler TL’nin zayıf seyretmesini ve dolayısıyla Dolar/TL paritesindeki yükselişleri kaçınılmaz kılmıştı. Ayrıca Çin’in piyasalarda yarattığı sarsıntı altına olan güvenli liman talebini de artırmıştı. Hem Dolar/TL hem de Altın fiyatlarındaki sert yükselişler gram altının 114 seviyeleri civarına dek yükselmesini desteklemişti. 

      Buna karşın 1 Kasım seçimleri sonucunda tek parti hükümeti çıkması ile siyasi belirsizliğin ortadan kalkması, bununla birlikte FED’in yılın son toplantısında faiz artırım hamlesini kullanmasıyla bu defa düşüşler ağırlığını artırarak gram altın tarafında 97 seviyeleri test edildi. 

      2016 yılında ise gerek iç gerekse dış piyasadaki gelişmeler ile özellikle USDTL tarafında görülebilecek yükselişler gram altın fiyatlarındaki yükselişleri destekleyebilir. Buna ek olarak, her ne kadar son dönemde cazibesini yitirse de, küresel ekonomik büyümede yaşanabilecek toparlanmalar ve Ortadoğu’da artan jeopolitik riskler altın ons fiyatlarının 1.000 – 1.050 destek bölgesinden gelebilecek reaksiyonları tetikleyebilir. Bu bağlamda birçok gelişme ve faktörün yakından takip edilmesi gerekmektedir; 

      Dış etkenler :

      •    FED faiz artışları ve bu artışların hangi sıklıkla yapılacağı, piyasalarının buna vereceği reaksiyon
      •    Avrupa Merkez Bankası’nın tahvil alımlarını tekrar revize edip etmeyeceği ile Euro Bölgesi’nin toparlanıp toparlanamayacağı bilinmezi, bölgedeki deflasyon tehdidinin bertaraf edilmesi
      •    AB ile olan fasılların açılması ve mümkün olduğunca birçok faslın kapanması

      Yazının Devamını Oku

      Piyasalar FED’den sonra neyi fiyatlayacak?

      16 Aralık 2015
      2015 yılı iç ve dış piyasada yaşanan gelişmeler ile şimdiden hafızalara kazınmış durumda. Uzun yıllar konuşulacağa benzeyen gelişmelere sahne olan ve ekonomik açıdan oldukça zorlu geçen bu sene içerisinde en fazla konuşulan yatırım enstrümanı, hatta daha da ileri gidersek en gözde tercih haline gelen parite hiç şüphesiz USDTL oldu.

      Kur 2015 yılı başından itibaren epeyce hikayeye sahip oldu. Bu noktada akıllara ilk olarak muhtemelen sık sık şahit olduğumuz rekor denemeleri gelmektedir. Gerek iç gerekse dış piyasada yaşanan gelişmelerin etkisiyle ve dış entegrasyonu yüksek olması sebebiyle neredeyse 2 gün üst üste yerinde duramayan USDTL’de 2016 yılında hangi seviyelere daha fazla aşikar hale geleceğiz, hangi gelişmeler fiyatlamaları daha fazla etkileyebilir, kısaca onlara değinelim..

      İç piyasadaki gelişmeler;

      •64. Hükümet’in uygulayacağı ekonomik reformlar
      •Anayasa Değişikliği ve Başkanlık Sistemi’ne dair gelişmeler
      •Güney sınırımızda artan jeopolitik riskler
      •Rusya ile yaşanan krizin boyutları, cari denge üzerinde yaratacağı ek yük
      •TCMB’nin 2016 yılında uygulayacağı para ve faiz politikaları

      Yazının Devamını Oku

      13 maddede Türkiye – Rusya krizi

      9 Aralık 2015
      Türk savaş uçaklarının sınır ihlali yaptığı gerekçesiyle 24 Kasım’da sabah saatlerinde Suriye sınırı yakınında bir Rus savaş uçağı düşürmesiyle yeni bir kriz ortaya çıktı.

      Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu hareketi "sırtımızdan bıçaklandık" şeklinde değerlendirince endeks, Türk Lirası ve ruble gelişen piyasalarda en fazla düşüş gösteren varlıklar oldu. Bir anda ortaya çıkan bu krizin etkileri beklenenden daha fazla sürecek gibi gözükmektedir.

      1 - İKİ ÜLKE ARASINDAKİ TİCARİ İLİŞKİLER

      Geçtiğimiz yılsonu itibariyle iki ülke arasındaki ticaret 31 milyar doları buldu. Rusya’nın getirdiği ekonomik yaptırımlar ile zedelenen ilişkilerin ekonomiye daha fazla zarar vermesi beklenebilir. Türkiye'ye yönelik bir dizi ekonomik yaptırım kararı alan Moskova, Türkiye'ye özel uçak seferlerinin durdurulması, tur firmalarından Türkiye'ye tatil paketi satmamalarının istenmesi, bazı Türk ithal ürünlerinin yasadışı yapılması, Türk firmaları ve vatandaşlarının ekonomik aktivitelerinin durdurulması veya azaltılmasını öngörmektedir.

      Bunların sonucu olarak da ihracat, tarım ve turizm gelirleri ilk etapta en fazla etkilenecek kalemler gibi gözükmektedir. Ülkemiz ile Rusya Federasyonu arasındaki ticaret hacmi 2014 yılında 31,23 milyar dolar olarak gerçekleşmiş olup, Rusya Federasyonu, 2014 yılı itibariyle 5,94 milyar dolarlık ihracat ile en çok ihracat yaptığımız yedinci ülke, 25,29 milyar dolarlık ithalat ile en çok ithalat yaptığımız birinci ülke konumundadır. 2014 yılı itibariyle Almanya’nın ardından ticaret hacmimizin en fazla olduğu ikinci ülke konumunda olan Rusya Federasyonu, aynı zamanda 18 milyar dolarlık dış ticaret açığı ile Çin’in ardından en fazla dış ticaret açığı verdiğimiz ülke konumundadır.

      2- OTOMOTİV

      Geçtiğimiz yıla kıyasla yüzde 4 azalsa da, otomotiv endüstrisinin ihracattan aldığı pay Eylül ayında 1.8 milyar dolarla yüzde 18’e dayandı. Rusya’ya 2013 yılında 1 milyar 160 milyon dolarlık otomotiv ihracatının son dönemde 800 milyon dolara düştüğüne dikkat çekmek gerekiyor.

      3- TURİZM

      Türkiye'ye gelen turistlerin yaklaşık yüzde 12'si geçen yıl Rusya'dandı ve böylelikle Rusya Almanya'nın ardından Türkiye'ye ikinci en fazla turist gönderen ülke oldu. 2012 yılında 3.6 milyon, 2013 yılında 4.3 milyon, 2014 yılında 4.5 milyon, 2015 yılının Eylül ayına kadar da 3.3 milyon Rus turistin ülkemizi ziyaret ettiğini atlamamak gerekiyor. 

      Yazının Devamını Oku

      Altın ons fiyatı 920 dolar mı; yoksa 1796 dolar mı olacak?

      27 Kasım 2015
      Ekonomide her zaman etkili olmuş ve gidişatı etkilemiş bir maddedir altın. İlk çağlardan bu yana geçerliliğini korumuş en önemli yatırım aracıdır. Peki nedir altını bu kadar önemli kılan, nasıl bu kadar özel olmayı başarabilmiştir?

      Dünya’da toplam 49.000 ton işlenebilir altın rezervi var. Dünyadaki 49.000 ton altının %65'ini Çin, Güney Afrika, ABD, Avustralya ve Endonezya gibi ülkeler çıkartıyor. Dünyadaki altın üretiminin %54’ü Amerika, Kanada, Avustralya ve Güney Amerika’da yapılmaktadır.  Dünyada altın rezervine sahip olup üretim yapmayan bir ülke yoktur. Altın her ülke için çok kıymetli ve değerlendirilmesi gereken bir zenginlik kaynağıdır. Altın madeni çıkaran ülkeler teknolojiyi kullanmakta ve son gelişmelerden yararlanmaktadır. Bunun için özel kaynaklar ayırmakta ve projeler yapmaktadırlar. Günümüzde dünyada 50 ülke yılda 2500 ton kadar altın üretmektedir. Yeni gelişen teknoloji ile üretim daha ekonomik hale getirilmektedir. Bunun sonucunda da dünyada altın üretiminin artması beklenmektedir. 

      Ülke olarak altın üretiminde gelişmekte olan bir ülke olmamıza karşın takı üretiminde zirvede yer alıyoruz. ABD takı olarak 220 ton altın üretiyor, Türkiye ise 303 ton. Çin bile 257 ton altın takı üretiyor. Hindistan ise 695 tonluk altın takı üretimiyle dikkatleri çekmektedir. ABD 8000 tondan fazla altın rezerviyle dünyanın zirvesinde yer alırken, 3395 ton rezerve sahip Almanya 2. sırada. Altın üretiminde başı çeken Çin'in ise 1054 tonluk bir rezervi bulunmaktadır.

      Altın arz-talep dengesinden en çok etkilenen madenlerin başında gelmektedir. Bunun en önemli nedeni de para ile çok sıcak bir teması olmasıdır. 2001 yılı başında 260 dolardan işlem gören 1 ons altın, 2011 yılında 1.921 dolara fırlamıştır. Son dönemde Amerika Merkez Bankası (FED) ve Çin kaynaklı haberlerin etkisinde fiyatlanan ve zaman zaman güvenli liman talebi artış gösteren altın fiyatlarında uzun bir süredir 1200 seviyesi altında fiyatlanmaların arttığını gözlemliyoruz. Yılın kalan döneminde de FED’den gelebilecek olası bir faiz hamlesi ile Çin’deki yavaşlamanın geçici olup olmadığı kıymetli metal fiyatlarında belirleyici olabilecek gelişmeler olarak ön plana çıkmaktadır.

      Aşağıdaki grafikte 2008 küresel krizi sonrası altın fiyatlarının seyri görülebilir. Lehman Brothers’ın iflası ile başlayan krizin ilk dönemlerinde 682 dolar seviyelerine kadar gerileyen kıymetli metalin daha sonra toparlanarak 2011 yılında 1921 ile tüm zamanların en yüksek seviyesini gördüğünü hatırlıyoruz. Daha sonra düşüş eğilimine giren altının son günlerde son 5 yılın düşük seviyelerine geldiğini de notlarımıza ekleyebiliriz. Son dönemde en popüler soru şu; 2016 yılında altın fiyatları nereye gidecek? Birçok senaryonun gündeme geldiği altın tarafında FED’in faiz artırımına başlaması ve 2016’da kademeli de olsa faiz artırımına devam etmesi ile teknik hedef olarak alt tarafta 920 dolar hedefi gerçekleşebilir. Buna karşın, tersi senaryoda, FED’in faizleri beklenenden yavaş artırması, bununla birlikte Çin’e olan güven kaybının tavan yapması ile kıymetli metale olan güvenli liman talebinin artması, ek olarak jeopolitik riskler ve tansiyonun yükselmesi ile altında orta/uzun vadede 1307, hatta en üstte 1796 hedefleri şu an uzak gibi görünse de tekrar gündeme gelebilir.

      Yazının Devamını Oku