Hamburger
En Çok Arananlar
    Popüler Haberler
      notification

      Bildirimler

      close

      Bildirimler

      close
      Adem Özen

      Adem Özen

      Yükseliş hikayesi yok gibi…

      20 Nisan 2015
      Yaklaşık bir aydır 80.000 – 84.000 aralığına sıkışan Borsa İstanbul’da son haftalarda gelen negatif haber akışına rağmen 80.000 seviyesinin üzerinde kalma çabası takdire şayan olsa da, kurdaki yükselişin de USD bazında endeksi ucuz gösterme illüzyonu bulunsa da, gösterge endeksin 83.700 direncini aşabileceğini düşünmüyorum

      Seçimlere iki aydan az bir süre kala iktidarın kimi anketlere göre tek başına hükümet kuramayacağının ifade edilmesi, yurtiçi makro verilerin zayıf seyrini sürdürmesi, büyümenin ilk çeyrekte sıfıra yakınsadığının hesap edilmesi, enflasyondaki düşüşün durması, 11 Mayıs’a kadar açıklanacak 2015 yılı ilk çeyrek bilançolarının sepet kurdaki %2,8’lik yükselişten negatif etkilenecek oluşunun ikinci çeyrekteki %4,2 ile sürecek olması, Ocak ayı sonunda %64,11 olan yabancı payının %62,68’e inmesine karşılık tekrar artış emareleri göstermemesi, petrol fiyatlarının cari açığın düşmesine destek vermeye devam etmesine karşılık bu pozitif gelişmenin ivme kaybetmesi, %9,5’a yükselen gösterge tahvil faizlerinin aşağı gelmemesi gibi unsurları ve Borsada alım yaratabilecek bir hikayenin bulunmayışını gözönünde bulundurarak önümüzdeki haftalarda 80.000 desteğinin tekrardan test edilmesini daha olası görüyorum. Bu düşüncemi terse çevirebilecek tek faktör olarak, Fed ve ABD’de yayınlanacak olan makro veriler görünmektedir. Buna bağlı olarak şayet ABD verileri beklentilerden kötü gelmeye devam ederse, bu durum endeksin nefes almasına ve 83.700 direncini aşmasına imkan tanıyabilir.

      Paritelerde bu hafta doların değer kazanması daha mümkün…

      Geçen hafta ABD’de yayınlanan ÜFE, perakende satışlar, sanayi üretimi, konut başlangıçları, işsizlik maaş başvuruları gibi makro verilerin ağırlıklı olarak beklentilerden daha kötü gelmesi EUR/USD paritesinin 1,0567 seviyesinden 1,0807’ye yükselmesini sağlamıştı. Yeni haftaya başlarken de paritelerin yönünü yine benzer şekilde makroekonomik verilerin belirleyeceğini söyleyebiliriz. Bu kapsamda, mevcut haftanın en önemli verileri aşağıda ve ekteki dosyada bulunmakta olup, EUR/USD paritesi için 1,05 – 1,10 hareket bandı halen geçerliliğini korumaktadır. Şu an için 1,05 seviyesinin aşağı kırılmasını gerektirecek bir durum görünmemekte olup, ABD verileri zayıf gelmeye devam ederse 1,10 seviyesinin yukarı yönde aşılması muhtemel olacaktır. Böyle bir durumda ise, 1,12 ve 1,15 seviyeleri ön plana çıkacaktır. USD/TL paritesinde ise, 2,67 seviyesi haftalık bazda takip edilebilecek ilk destek noktası olup, direnç olaraksa psikolojik bir seviye olan 2,70 ile daha önce test edilen 2,73 seviyeleri izlenecektir. TL’nin değer kazancı söz konusu olursa da 2,67’nin hemen altında olarak 2,65 destek olarak takip edilecektir. USD/TL’de kısa, orta ve uzun vadeli yükseliş trendi aynen geçerliliğini korumakta olup, zaman zaman günlük bazda aşağı gelişler söz konusu olsa da, şu an herhangi bir vade için yönü terse çeviren bir durum görünmemektedir. Yeni haftada paritelere ilişkin genel beklentim, Çarşamba gününden sonra makro veriler üzerinden doların değer kazanacağı ve buna bağlı olarak da EUR/USD paritesinin 1,05’e, USD/TL paritesinin ise 2,70’e doğru yöneleceği şeklindedir.

      Haftaya yön verecek önemli gündem maddeleri özet olarak aşağıdadır:

      20 Nisan Pazartesi:
      -    Almanya'da Mart ayı ÜFE açıklanacak

      21 Nisan Salı:

      Yazının Devamını Oku

      Yükselişler satış fırsatı mı?

      13 Nisan 2015
      Cari işlemler açığı Şubat ayında -3,2 milyar dolar ile, -2,7 milyar dolar olan Foreks ve -2,8 milyar dolar olan Bloomberg beklentilerinden daha kötü geldi…

      Merkez Bankası, cari işlemler açığının Şubat ayında -3,2 milyar dolar olarak gerçekleştiğini açıkladı. Bu rakam, gerek Foreks gerekse Bloomberg anketine katılan analistlerin ortalama -2,75 milyar dolar seviyesinde şekillenen beklentilerinden daha kötü oldu. Ekim 2012 tarihinden başlayarak Ocak 2015’de aylık bazda en düşük seviyesine ulaşan cari açığın, Şubat 2015’de tekrardan yükselişe geçtiğini ve 2014 yılının aynı dönemindeki seviyesine (-3,3 milyar dolar) ulaştığını görüyoruz. Şubat verisinin kötü geleceğine dair TİM ile Ekonomi Bakanlığı’nın dış ticaret rakamları daha önce öncü gösterge olarak sinyal vermiş olup, TCMB verilerine göre 2015 Şubat ihracatı 2014 yılı Şubat ayına göre %6,0, 2015 yılı Ocak ayına göre %1,9 oranlarında gerileme kaydetmiştir. Bunun yanı sıra, Şubat ayı ithalatının Ocak 2015’e göre tam ters şekilde %1,9 oranında artış kaydetmesi de cari açığın beklentilerden yüksek gelmesinde etkili olmuştur.

      Yıllara göre değişmekle birlikle toplam ithalatın yaklaşık %20-25’ini oluşturan enerji ithalatında önemli bir yer alan ve cari dengeyi değiştirmede ciddi etkisi bulunan petrol fiyatlarına baktığımızda, 2014 yılında ortalama 99,3 USD/varil olan Brent petrol fiyatının 2015 yılı Şubat ayında 58,9 USD/varil seviyesine indiğini görüyoruz. Petrol fiyatının geçen yılın hayli altında seyretmesine karşılık Ocak ayına göre %18,5’lik artış sergilediğini ise not etmekte fayda var (Ocak ortalaması 49,7 USD/varil). Bu kapsamda, Şubat ayında ithalattaki artışta enerji kalemi azımsanamayacak seviyede bir rol oynamıştır.

      Cari açığın daralmasına her daim pozitif katkı sunan hizmet dengesinde; gelirler kalemi 2014 Şubat ayına göre değişim göstermezken, 2015 Ocak ayına göre 0,3 milyar dolar azalış kaydetmiş, buna karşılık giderler kaleminin ise geçen yılın aynı dönemine ve bir önceki aya göre değişim göstermemesi, bu desteğin Şubat ayında zayıflamasına neden olmuştur.

      Tüm bunlar kapsamında, cari açık Şubat ayında sınırlı da olsa toparlanmaya devam ederek yıllık bazda -42,8 milyar dolara inmiştir (Ocak 2015’de -43,0 milyar dolar, 2014 yılsonunda ise -45,9 milyar dolar).

      Şubat ayı cari işlemler dengesinin piyasa beklentilerinden daha kötü gelmesinin yanı sıra altın hariç dış ticaretin tehlike sinyalleri vermesi, fasıllar bazında dış ticarette bozulma olması, Mısır ile olan taşımacılık anlaşmasının 22 Nisan’da sona erecek olması, Rusya ile ticarette bu ülkeye uygulanan yaptırımlar, Ruble ve Manat’ın devalüe olması, Rus turist sayısının ilk iki ayda %26,6 oranında azalması, bölgesel sorunların ihracatı negatif yönde etkilemesi, PMI verilerinin düşüş trendinden çıkamaması, Fed’in faiz artırım endişesi, TCMB Başkanı Başçı’nın Mart ayı cari açık verisine yönelik negatif açıklamaları düşüş trendine giren cari açık için olumsuz görüntü ortaya koymaktadır. Buna karşılık, İran’ın P5+1 ülkeleri ile nükleer görüşmelerde prensip anlaşmasına varması ise, dışarıda uğranılan ihracat kaybının sınırlı da olsa giderilmesi açısından şimdilik umut vaad etmektedir. Sonuçlarını görmek için ise, aylar geçmesini bekleyeceğiz. Tüm bunlar kapsamında, 2014 yılında -5,7% olarak tahmin ettiğimiz ve bu seviyede gerçekleşen cari açık/gsyh rasyosunun 2015 yılında -4,6%’ya toparlanacağını öngörmeye devam ediyoruz.

      Borsa İstanbul’da yükselişler satış fırsatı olabilir

      Son iki çeyrekten bu yana yurtiçinde yayınlanan makroekonomik verilerin büyük çoğunluğunun düşüş trendine girmesi, 7 Haziran seçimlerinin ekonomide yavaşlama sürecine destek vermesi, Fed’in ilk faiz artırımına yönelik beklentilerin Eylül ayı gibi olduğu konuşulsa da emtia fiyatlarının bu durum ile tezat gösterir şekilde hareket etmesi, Fed’in geçen hafta yayınlanan toplantı tutanakları ve bazı önemli Fed üyelerinin faiz artırımının Haziran ayında olabileceğini söylemesi, Borsa İstanbul’da beklenen Nisan yükselişinin olmasını pek mümkün kılmayacak gibi bir izlenim yaratmaktadır. Bu nedenle, haftalık bazdaki hareketler için 80.000 – 83.700 aralığı takip edilebilir. Şayet 80.000 seviyesi aşağı yönde kırılırsa 77.500 destek, 83.700 yukarı yönde kırılırsa da 85.000 seviyesi direnç olarak öne çıkacaktır. Borsa İstanbul’da alım yaratabilecek hikaye yetersizliğinin yanı sıra bu durumun bir yansıması olarak grafiklerden de görülebileceği üzere tahvil faizleri ve kurların aşağı gelmemesi, ilk çeyrekte kurlardaki yükselişin bu dönemde açıklanacak bilanço karlılıklarına negatif yansıyacak olması gibi nedenlere de bakarak gelecek iki aylık periyotta 80.000 seviyesinin aşağı yönde kırılmasını ve düşüşün 75.000 seviyesine kadar ulaşabilmesini daha muhtemel görüyorum.

      Yazının Devamını Oku

      Sanayi üretimi verisi yanıltmasın

      9 Nisan 2015
      Şubat ayı sanayi üretimi verisi piyasa beklentilerinden daha iyi geldi

      Şubat ayı sanayi üretim endeksi, Bloomberg, Cnbc-e ve Foreks’in analistlerden derlediği anketlerin üçünden de daha iyi seviyede geldi. Buna göre, Şubat ayında arındırılmamış verilerle sanayi üretimi yıllık bazda %1,0 oranında, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış olarak bir önceki aya göre aylık bazda %1,7 oranında, takvim etkisinden arındırılmış olarak ise, bir önceki yılın aynı ayına göre yıllık bazda %1,0 oranında artış kaydetti. Bu sonuçlar, arındırılmamış verilerle yıllık bazda Bloomberg beklentisi olan -0,3%, Foreks beklentisi olan 0,3% ve Cnbc-e beklentisi olan 0,1%’in her üçünün de aşıldığını göstermektedir.

      Şubat verisi iyi görünse de Mart ayı öncü göstergeleri “hemen heyecanlanma” diyor

      Şubat ayı sanayi üretimi sonuçları her ne kadar beklentilerden daha iyi görünse de, 2014 yılının 12 aylık ve ilk iki aylık ortalamalarının hayli altını işaret etmektedir. Bu kapsamda, takvim etkisinden arındırılmış olarak sanayi üretimi Şubat ayında yıllık bazda %1,0 artmış olsa da, 2015 yılı Ocak ayında pozitif yönde yapılan revizyonlara rağmen Ocak – Şubat periyodundaki iki ayda %0,5, 2014 yılının 12 aylık dönemine göre ise %8,8 oranında gerileme kaydetmiştir.

      Bu sonuçları Ocak ayı ile karşılaştırdığımızda, Ocak’taki sert düşüşünün yerini toparlanmanın aldığı yorumu yapılabilir fakat gerek Mart ayında güven endekslerinin son beş yılın dibine inmesi, gerekse de Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin açıkladığı Mart ayı ihracat rakamlarının %13,4 oranında düşüş kaydetmesi, bu yorumu yaparken ihtiyatlı olmayı gerektirmektedir.

      Ayrıca, gözden kaçırılmaması gereken bir unsur da, ABD Merkez Bankası’nın Mart ayındaki toplantısı öncesinde piyasaların bekleme konumuna geçmiş olması, global çapta PMI verilerinin halen yeterli derecede canlanma belirtileri gösterememiş olması, güven endekslerinin düşüşüne devam etmesi ve 31 Mart’ta Türkiye çapında yaşanan elektrik kesintilerinin üretimi günlük olarak etkilemesi, sanayi üretimi verileri üzerinde baskının devam ettiğini göstermektedir. Bu nedenlerle, Mart ayı takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi verilerinin her ne kadar Şubat ayından daha iyi gelmesi mümkün olsa da, 2014 yılı Mart ayındaki yıllık bazda %4,5 seviyesinin hayli altında kalacağı aşikârdır.

      Seçimlere kadarki süreçte 80.000 destek, 83.700 direnç olarak izlenmeli

      Bu nedenle, sanayi üretimi verisinin Borsa İstanbul’a pozitif katkı sunması pek mümkün görünmüyor ve BİST-100 endeksinde kısa vadede 80.000 – 83.700 aralığındaki hareketin devam etmesini bekliyorum. Moody’s’in yarın akşam (10 Nisan Cuma) Türkiye’nin kredi notuna ilişkin yapacağı açıklamasında, kredi notu ve görünümünde herhangi bir değişiklik beklemiyor olsam da, tonlamaların her geçen defa biraz daha negatife yaklaşıyor olmasının yaratabileceği rahatsızlık, gelecek haftaya başlarken iç piyasalarda bir baskı unsuru olarak ön plana çıkabilir. Bu kapsamda, dün akşam (8 Nisan Çarşamba) yayınlanan Fed tutanaklarında Haziran ayının hala potada olduğunun ortaya çıkması (ki Tarım Dışı İstihdam verisi sonrasında istihdam artışının beklentinin altında kalmasına karşılık ortalama saatlik kazançların artması, ABD’nin önemli perakende şirketlerinden birinin ücretlerin kademeli olarak artırılacağını söylemesi, piyasa beklentilerinin aksine Haziran ayında faiz artırma ihtimalinin hala masada olduğu düşüncemi desteklemişti), önümüzdeki iki aylık periyotta ABD’de veriler iyi geldiği takdirde, BİST’te yukarı yönlü hareketleri sınırlayarak aşağı yönlü baskının artmasına ve 80.000 desteğinin kırılmasına sebebiyet verebilecektir. Yurtiçinde makro verilerin zayıf seyretmeye devam etmesi, yaklaşan seçimler, Fed endişesi gibi nedenlerden dolayı Borsa İstanbul’da seçimlere kadarki periyottaki harekete yönelik olarak daha ziyade “negatif” tarafta yer alıyorum. Şayet beklentimin aksi yönde gelişmeler olursa, bu defa direnç olarak 83.700 – 85.000 ve 87.000 seviyeleri takip edilmelidir.

      Yazının Devamını Oku

      Bu hafta dikkatli olunmalı…

      30 Mart 2015
      Global piyasalar bu hafta, önemli veri akışlarına sahne olacak ve bu datalardan yön bularak oldukça volatil şekilde hareket edecek desek yeridir

      Esasında neye istinaden böyle bir beklenti içerisinde olduğumu 18 Mart 2015 tarihli Fed toplantı tutanakları ve Başkan Yellen’ın konuşması sonrasında piyasa oyuncularının girdiği ruh hali ziyadesiyle açıklamaktadır. Bu kapsamda kısaca hatırlatmak gerekirse, Fed üyeleri 2015 yılına ilişkin faiz beklentilerini önceki toplantıdaki ortalama %1,13’den %0,77’ye, GSYH beklentilerini %2,6-3,0 aralığından %2,3-2,7 aralığına, enflasyon beklentilerini %1,0-1,6 aralığından %0,6-0,8 aralığına düşürmüş ve Başkan Yellen’ın açıklamaları ile birleştirildiğinde ilk faiz artırımı için tarih Haziran 2015’den Eylül 2015’e ötelenmişti (ki ben faiz artırımının hala Haziran’da olabileceğini düşünüyorum). 

      Bu doğrultuda, önceki hafta Fed eksenli yaşanan bu gelişmeler, piyasa oyuncularının Fed tarafında 3 ana veriye odaklanmasına sebep oldu. Bunlar; i) kişisel gelir ve harcamalar, ii) istihdam, iii) enflasyon. ABD’de bu hafta yayınlanacak veriler içerisinde Şubat ayı kişisel gelir ve harcamalar verisinin yanı sıra Mart ayı tarım dışı istihdam verisinin bulunması ve global çapta da PMI verilerinin açıklanacak oluşu nedeniyledir ki, bu hafta piyasaların ziyadesiyle hareketli olması beklenmelidir. Son dönemde ABD’de yayınlanan verilerin yoğun kış koşullarını içeren Ocak ve Şubat aylarına ait olması bu verilerde zayıflık görmemize neden olmuştu. Buna karşılık bardağın dolu tarafında ise, veriler her ne kadar zayıf görünse de beklentilerden nispeten daha iyi geldiği söylenebilir. Bu nedenle, makro dataların işaret edeceği ilk faiz artırım tarihinin Haziran mı yoksa Eylül mü olacağını Mart-Nisan aylarına ait verilerle yorumlamak daha doğru olacaktır. Bu kapsamda, benim analiz edebildiğim kadarıyla Mart ayı verileri şimdilik iyi görünüyor ve ilerleyen haftalarda da bu gidişat korunabilirse, bu defa tekrardan faiz artırım beklentileri Haziran ayına doğru çekilerek piyasalarda yeniden baskı oluşması muhtemel olacaktır. 

      Bugün ABD’de yayınlanan kişisel gelir ve harcamalar verisinde Ocak ayı verileri pozitif anlamda yukarı yönde revize edilirken, Şubat verisinde ise tüketici harcamaları her ne kadar zayıf çıksa da, gelirlerin beklentilerden hafif üzerinde gelmesi ve düşük petrol fiyatlarının tüketim için birikimleri artırması Mart ayına yönelik pozitif pozisyon almamı sağlıyor. Bu nedenle, ekstrem gelişmeler yaşanmadığı takdirde gelecek aylarda bu verinin Fed’in faiz artırım sürecini yakınlaştıracağını tahmin ediyorum.

      Cuma günü yayınlanacak tarım dışı istihdam verisinde, Şubat ayı datasının aşağı yönde revize edilmesini, buna karşılık Mart ayı verisinin ise tahminlerden daha iyi gelmesini bekliyorum. Olası böyle bir sonucun doların değer kazanmasını sağlayacağından yola çıkarak, bu durumun gelişmekte olan ülke borsa ve para birimlerinde değer kaybına yol açacağını öngörüyorum.

      Yurtdışındaki bu kısa analize ilave olarak yurtiçinde ise bu hafta büyüme, dış ticaret, PMI ve enflasyon dataları takip edilecek ve verilerin nasıl geldiğine bağlı olarak da kur, faiz ve borsa cephesine kendine yön çizecektir. Bu kapsamda, açıklanacak ilk veri olan büyümenin (GSYH) 4.çeyrek sanayi üretimi verilerinin işaret ettiği doğrultuda zayıf seyrini korumasını bekliyorum. Bu kapsamda, sanayi üretimi verilerini baz alarak yaptığım hesaplamada çeyreksel bazda GSYH’ın %1,9 geleceğini tahmin ediyorum. Verinin bu şekilde gelmesi halinde; 2013 yılını %4,1 seviyesinde, 2014 yılı ilk dokuz ayını ise %2,8 seviyesinde tamamlayan büyüme %2,6’ya gerileyecektir ki, bu durum ekonomideki soğumayı çok net ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, 2015 yılı ilk çeyrek makro verileri büyümedeki ivme kaybının 2015 yılında da devam ettiğini göstermektedir. Keza Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin yaptığı hesaplamalarda büyümenin 1.çeyrekte bir önceki yılın aynı dönemine göre %0 seviyesinde hesap edilmesi bu görüşümü desteklemektedir.

      Haftanın yurtiçinden gelen diğer bir takip edilecek gelişmesi olan Mart ayı ihracat verisinde ise, ilk iki aydaki yaklaşık %10’luk düşüşün Mart’ta %5 civarında eksi gerçekleşmesini bekliyorum. Bu durum cari açığın daralmaya devam etmesi açısından pozitif karşılansa da, ekonomi yönetimi tarafından %3-3,5 arasında hedeflenen 2015 yılı büyümesinin nasıl yakalanacağı hususunda soru işaretleri yaratmaktadır. Hatırlanacağı üzere büyümenin ana unsurları ihracat ve iç tüketim olup, ihracattaki gerilemenin yanı sıra tüketici harcamalarının sıfıra yaklaşması 2015 yılında hedefinin tutturulabilmesi için geri kalan çeyreklerde %4,2 ortalamanın yakalanmasını gerektirecektir. 7 Haziran seçimleri öncesinde özel sektör yatırım harcamalarının da neredeyse durma noktasına gelmiş olması, Fed’in ise bir kenarda Demokles’in kılıcı gibi durması 2015 yılı büyümesinin yakalanmasını güçleştirecektir.

      Yazının Devamını Oku

      FED kararlarına sevinmek mi lazım?

      19 Mart 2015
      Fed’in 17 – 18 Mart toplantısı dün akşam sona erdi ve kurum beklentiler doğrultusunda faizleri değiştirmedi

      Fed kararı sonrasında faiz artırım beklentileri Haziran sonrasına ötelendi ve USD değer kaybetti…

      Fed kararı sonrası; 

      i) ekonomik tahminlerin aşağı revize edilmesi, 
      ii) faiz beklentilerinin düşürülmesi, 
      iii) Fed Başkanı Yellen’ın basın toplantısında faiz artırımı için sabırsız olunmayacağına dair söylemi, 

      Fed’in güvercin tutumunu sürdürdüğünü ve Haziran ayındaki toplantısında faiz artırımına gitmeyeceği şeklinde yorumlandığı için “sabırlı” ifadesinin çıkarılması piyasalarda etki yaratmadı ve USD global çapta değer kaybetti. 

      Bu kapsamda, dün en düşük 1,0580 seviyesini gören EUR/USD paritesi çok geniş bir marjda yüksek volatilite altında hareket ederek, açıklamaların ardından bir ara 1,1023 seviyesine kadar yükseldikten sonra, günü 1,0828’den kapattı. USD/TRL paritesi ise 2,6260 seviyelerinden 2,5635 seviyesine kadar geriledikten sonra günü 2,5724’ten kapattı. Fed’in faiz artırımı beklentileri dün en yüksek 100,4 seviyesini gören dolar endeksinin (DXY) ise 97,2 seviyesine kadar gerilemesine neden oldu.

      i) Fed üyeleri ekonomik tahminlerini aşağı yönde revize etti…

      Yazının Devamını Oku

      Haftalık bazda 73-77.000

      5 Mayıs 2014
      BİST-100 endeksi geçen haftayı pozitif ayrışmayla tamamladı…

      BİST-100 endeksi geçen haftayı pozitif ayrışmayla tamamladı…Adem ÖZENSermaye Piyasaları Uzmanı 
      Geçen hafta Çarşamba günü ABD’de yayınlanan 1.çeyrek büyüme verisinin beklentilerin altında kalmasına, Çin’de yavaşlama belirtilerinin devam etmesine ve zaman zaman Ukrayna’da gerilimin yükselmesine karşılık tarım dışı istihdam verisinin beklentileri hayli aşması, Fed’in faiz toplantısı sonrasında ekonomide ılımlı iyileşmenin sürdüğünü ifade edilmesi, ilk çeyrek şirket bilançolarının ağırlıklı olarak beklentileri aşması, birleşme ve satın alma aktivitesindeki hareketlilik yurtdışı borsaların haftayı yükselişle tamamlamasını sağladı. Yurtiçinde ise, TCMB’nin kontrollü ve yavaş faiz indirimi olabileceğini söylemesinin kurlar ve faizlerde yarattığı gevşeme Borsa İstanbul’un yurtdışından pozitif ayrışarak haftayı %5,3’lük değer kazancıyla 75.000 puanın üzerinde kapatmasına yol açtı.

      Bu hafta Avrupa Merkez Bankası ön planda…
      Bu haftanın piyasa gündemine baktığımızda, ABD’de geçen haftaya nazaran oldukça zayıf bir makro veri akışı olduğunu görmekteyiz. Buna karşılık, global çapta açıklanacak hizmet sektörü PMI verilerinin yanı sıra, Euro Bölgesi’nde perakende satışlar, Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere’de sanayi üretimi, Çin’de TÜFE, Avrupa Merkez Bankası ile İngiltere Merkez Bankalarının faiz kararları, 1.çeyrek bilançolar ve Ukrayna’ya yönelik gelişmeler dış kaynaklı olarak takip edilecek gelişmeler olacaktır. Yurtiçinde ise, Nisan ayı enflasyon verileri, enflasyon raporu, sanayi üretimi ve şirket bilançoları Borsa İstanbul’a yön verecektir. Bu kapsamda, Avrupa Merkez Bankası’nın faiz toplantısının ardından yapacağı açıklamalar önce eur/usd paritesinde, sonrasında ise hisse senedi borsalarında etkili olacaktır. Son aylarda Avrupa MB’ndan beklenen ek parasal genişleme ve/veya negatif faize rağmen bankanın sözlü müdahaleden öteye geçmemesi bu beklentilere ilişkin umutları kırarken, paritenin de mevcut seviyelerini korumasına neden oldu. Fakat son zamanlarda yaşanan gelişmelere de bağlı olarak bankanın üzerinde artan baskı nedeniyle bu toplantısında ne yapacağı daha fazla önem kazandı. Bu nedenle, Perşembe günkü toplantıyı yakınen izlemekte fayda olacaktır.

      Haftalık bazda 73.000 – 77.000 bandı olası görünüyor…

      Yazının Devamını Oku

      Fed ve veriler yine sahnede

      30 Nisan 2014
      Dün ABD ve Avrupa borsaları şirket bilançolarının etkisiyle günü artıda tamamladı…

      Dün ABD ve Avrupa borsaları şirket bilançolarının etkisiyle günü artıda tamamladı…Adem ÖZENSermaye Piyasaları Uzmanı

      Almanya ve İngiltere’den gelen zayıf makro verilere karşın Deutsche Bank, Statoil gibi şirketlerin beklentilerden daha iyi açıkladıkları bilançoları, şirket birleşme ve satın alma aktivitesinin canlılığını sürdürmesi dün global borsa endekslerinde etkili olan başlıca gelişmeler oldu. Yurtiçinde ise, güne pozitif tarafta başlayan ve Tekstilbank’ın Çinli Industrial and Commercial Bank of China’ya satışı ile bu konumunu devam ettiren BİST-100 endeksi, 73.000 seviyesinin aşılamamasıyla kazançlarını geri vererek günü yatayda tamamladı.

      Bugün, ABD’den gelecek haberler sebebiyle kritik bir gün…
      Bugün piyasalar açısından önemli bir gün. Bu önemin kaynağını oluşturan unsurlar ise; ABD Merkez Bankası’nın faiz kararı başta olmak üzere yine ABD’de yayınlanacak olan 1.çeyrek büyüme ve ADP özel sektör istihdam verisi olacaktır. Bu nedenle, global borsa endeksleri gün boyunca gerek bu verileri gerekse Fed’in faiz kararını görmek isteyecektir. Şu an herkes Fed’in varlık alımlarında 10 milyar dolar daha azaltıma gideceğine kesin gözüyle bakıyor. Bu nedenle, yatırımcılar ve piyasa katılımcıları Fed’den faiz kararı ve varlık azaltımından ziyade bankanın geleceğe yönelik vereceği mesajlara odaklanmış durumda. Bu kapsamda, akşamki Fed açıklamasında bakılması gereken unsur, ne faiz kararı ne de varlık alım miktarının azaltılacağı tutar olmalıdır. Bunun yerine, 2015 yılı içerisinde beklenen faiz artırımının hangi çeyrekte başlayabileceğine yönelik mesajlar ve buna yönelik ekonomik aktivitenin buna imkan tanıyıp tanımadığı söylemleri takip edilmelidir. Konuya ilişkin genel düşüncem; Fed’in ekonomide ılımlı iyileşmenin sürdüğünü ifade ederek faiz artırımına yönelik net bir tarih ortaya koymayacağı şeklindedir. Ortada duran böyle bir söylem nedeniyle piyasa oyuncularının bu durumu pozisyonları gereği pozitif algılaması daha yüksek olabilir. Günün ikinci yarısında ADP ve GDP gibi iki önemli veri açıklanacak. ABD’nin doğu kıyılarını ilk çeyrekte etkisi altına alan yoğun kış şartlarının 2/3’ü tüketime dayalı olan ekonomiye zarar vermesinin yanı sıra inşaat ve taşımacılık faaliyetlerine sekte vurması nedeniyle geçen çeyrekte %2,6 oranında büyüyen ekonominin 2014 yılı ilk çeyreğinde %1,1 oranında büyüdüğü tahmin ediliyor. İlk çeyreğe yönelik şu ana kadar açıklanan verilere baktığımda, durumun o kadar da vahim olmadığını görüyorum ve beklentilerden daha iyi bir büyüme rakamı ile karşılaşılacağını tahmin ediyorum. Bu nedenle, beklentileri aşacak bir büyüme verisinin, günün ikinci yarısında, gelişmekte olan ülke borsalarına olumsuz yansımasını muhtemel görüyorum. ADP verisine baktığımızda ise, Mart ayında 191.000 olan datanın Nisan ayında 210.000’e yükseldiği tahmin ediliyor. Son gelişmeler doğrultusunda bu verinin beklentiler doğrultusunda gelme ihtimalini yüksek görüyorum.

      Yazının Devamını Oku

      Pozitif görünüm korunuyor

      29 Nisan 2014
      Yurtdışını birleşme satın alma haberleri ve makro veriler toparladı…

      Yurtdışını birleşme satın alma haberleri ve makro veriler toparladı…Adem ÖZENSermaye Piyasaları UzmanıABD’nin ikisi Rusya Devlet Başkanı Vlidamir Putin`in beyin takımından olmak üzere 7 Rusya hükümet yetkilisi ile Putin`in yakın çevresiyle bağlantılı 17 şirkete yaptırımlar getirmesinin yarattığı rahatsızlığa karşılık beklentilerden daha iyi gelen bekleyen (askıda) konut satışları ve Dallas Fed imalat endeksinin yanı sıra birleşme ve satın alma aktivitesinde Pfizer’ın Astra Zeneca’yı 98,7 milyar dolar bedelle satın alacağı haberi dün global borsa endekslerini toparladı. Yurtiçinde ise, güne yatayda başlayan, TCMB Başkanı Başçı’nın yaptığı konuşmaya bağlı olarak saat 10:30’dan sonra yükselişe geçen ve bu hareketini de kurlardaki gevşeme ile tahvil faizlerindeki düşüş ile gün boyunca koruyan BİST-100 endeksi, dünü %1,4’lük değer kazancıyla 72.399 puan seviyesinden tamamladı.

      Kur ve faizdeki seyir devam ederse, hedef fiyatlar yukarı revize edilebilir…
      Geçen hafta TCMB Başkanı Başçı’nın yaptığı konuşmanın devamında dünkü açıklamaların yurtiçi piyasalara destek vermeye devam ettiğini görmekteyiz. Bu kapsamda, faizler tek haneli seviyelerini korurken, kurlar da baskı altında kalmaya devam ediyor. İlk çeyreğe ilişkin yayınlanan makro verilerin beklendiği ölçüde korkutucu olmaması ülke büyümesine yönelik önümüzdeki aylarda yukarı yönlü revizyonları beraberinde getirebilir. Bunun yanı sıra, şayet faizler %9’un altına doğru ivmelenirse, bu durum şirket değerlemelerine yukarı yönlü pozitif katkı sunabileceğinden, revize raporlarla hedef fiyatların yükseltilmesi ihtimali doğacaktır. Her ne kadar şu an için bu kadar pozitif olmayı gerektirici bir durum olmasa da, piyasa katılımcılarının bu yöndeki eğilimini bilmekte fayda var. Gerçi hatırlanacağı üzere, Mart ayı sonuna doğru TCMB’nin munzam karşılıklara faiz verebileceği açıklamasının ardından bir haftalık periyotta bankacılık endeksinde %13,7’lik yükseliş yaşanmıştı. O tarihten bugüne bu konuda bir adım bile ilerleme olmamaması ve belki de hiç olmayabileceğine bağlı olarak, bu durumun ilerleyen dönemde olası bir olumsuz havada satış için bahane olarak kullanılabileceği konusunda uyanık olmakta fayda var.

      Avrupa’daki enflasyon ECB’ye yön verecek…
      Önümüzdeki günlerin bir diğer önemli konusu, Euro Bölgesi’nde açıklanacak enflasyon rakamlarına bağlı olarak Avrupa Merkez Bankası’nın negatif faize gitmesi veya 1 trilyon Euro tutarında parasal genişlemeye gitme ihtimali olacaktır. Görünen o ki, son dönemlerde Rusya ile batının yaşadığı sorunların da etkisiyle Avrupa ekonomisi ilerleyen aylarda da düşük enflasyon ile mücadele etmeye devam edecek ve bu nedenle Avrupa MB üzerinde bu yöndeki baskılar sürecek. Elbette bu ortam hisse senedi piyasasına yatırım yapanlar açısından ABD’de 2009 – 2010 yıllarında yaşandığı üzere bulunmaz bir nimet olacaktır. Bu nedenle, gelecek aylarda Borsa İstanbul’un bu taraftan da pozitif etkilenme ihtimali olası görünüyor ve bu beklentiler belki de gösterge endeksi 77.000’lere taşıyabilecektir. Bu kapsamda, Mayıs ayı içinde Avrupa’daki enflasyon ve Avrupa MB’nın atacağı somut adımlar yakından takip edilmelidir.

      Yazının Devamını Oku