Türkiye'de birçok il hızlı trene kavuşacak. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın yayınladığı 2025 yılı bütçe raporuna göre projesi tamamlanan ya da proje çalışmaları devam eden hızlı tren hatları gün yüzüne çıktı. Bakanlığın raporuna göre ulaştırma yatırımlarında en büyük payı yüzde 51 ile demiryolları alıyor.
Türkiye'de şu anda yapımı devam eden 3776 km hat bulunuyor. Osmaneli - Bursa - Bandırma hattı, Karaman - Ulukışla hattı, Mersin - Adana - Gaziantep hattı, Ankara - İzmir hattı ve Halkalı - Kapıkule, Yerköy - Kayseri hattı gibi Yüksek Hızlı Tren (YTH) hatlarının inşaatı Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı tarafından devam ettiriliyor. Bu hatların tamamlanmasıyla Edirne - İstanbul, İstanbul - Bandırma, Ankara - Bandırma, Ankara - İzmir, Ankara - Kayseri, Karaman - Ulukışla ve Mersin - Gaziantep arası kesintisiz YHT seferleri başlayacak. Bu hatların inşasının en geç 2028 yılında tamamlanması bekleniyor.
Bunun yanında proje çalışmaları tamamlanan ve proje çalışmaları devam eden hatlar ile birçok ile ilk defa tren hattı gelecek. Birçok hattın projelendirme çalışmaları tamamlandı. Bu hatlarda demiryolunun geçeceği zeminin etüdü, hatlar için gerekli olan tüneller ve viyadükler, durak yapıları, sinyalizasyon... gibi projeler hazırlandı. Projesi tamamlanan hatların yatırım programına alınıp ihaleye çıkılması bekleniyor. Bu hatların inşasına başlama tarihleri kesin olmamakla beraber 2050 yılına kadar tamamlanması hedefleniyor. Bazı hatlarla ilgili proje çalışmaları ise devam etmekte. 6978 km hattın projelendirme çalışmaları tamamlanırken 5785 km hattın da etüt çalışmaları da devam ediyor. Bu hatların da inşa edilmesi ile 2050 yılında toplam 28590 km demiryolu hattı hedefleniyor.
Bu projelerin tamamlanması ile Bursa, Antalya, Muğla, Trabzon, Çorum, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Iğdır, Tokat, Şanlıurfa, Siirt, Mardin, Kırşehir, Aksaray... gibi illere de tren ile seyahat etmek mümkün olacak.
YAPIMI DEVAM EDEN HATLAR: BURSA'YA HIZLI TREN GELİYOR
3.2 milyon nüfusu ile Türkiye'nin 4. büyük ili Bursa trenle tanışıyor. Osmaneli - Bandırma arası 204 kilometrelik hızlı tren hattı inşaatının yüzde 64'ü tamamlandı. Osmaneli - Bursa arasının 2025 yılında hizmete alınması ile İstanbul - Bursa ile Ankara - Bursa arası hızlı tren seferleri başlayacak. Bursa - Bandırma arası hızlı tren ise 2028'de açılacak. Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu 2024 yılı Eylül ayında "Bu projemiz bittiği zaman Ankara'dan Bursa'ya seyahat süresi 2 saat 15 dakika sürecek. Aynı şekilde buradan İstanbul'a da 1 saat 15 dakikalık bir seyahat süresiyle seyahat etmiş olacağız." demişti.
Yapay zeka çılgınlığının başlamasının üzerinden 3 sene geçmesine karşın bu teknolojiye olan ilgi katlanarak artıyor. Bu trendden 2024 yılında en kârlı çıkan şirket şüphesiz yapay zekaya yönelik çipler üreten ABD'li Nvidia oldu. Sadece 18 ay önce, Nvidia'nın ç aylık geliri 7,5 milyar dolardan az iken şirket 2024'ün üçüncü çeyreğinde 35,1 milyar dolarlık rekor üç aylık gelir bildirdi. Bu büyüme büyük ölçüde, yapay zeka ve veri merkezi çiplerine artan taleple desteklenen, 30,8 milyar dolarlık rekor bir gelire ulaşan şirketin veri merkezi segmenti tarafından yönlendirildi.
Otonom sürüşe ilgi ve akıllı cihazlardaki gelişmeler sayesinde yapay zekaya olan ilgi sayesinde 2024 yılında çip üreticisi NVIDIA'nın hisseleri bu yıl yüzde 200'ün üzerinde arttı. Değeri 3,3 trilyon dolara ulaşan şirketin CEO'su Huang da bu yıl 79 milyar dolar kazandı. Huang'ın serveti ise 120 milyar dolara çıktı.
FED'İN VE TRUMP'IN HAMLELERİ YÜKSELİŞİ GÖLGELEYEBİLİR
Şirket 2025 yılında da şüphesiz bu büyümeyi devam ettirmek istiyor. Bir önceki nesil Hopper çipleri ve yeni nesil Blackwell çipleri ile Nvidia'nın 2025'te de önemli bir büyüme yaşaması bekleniyor. Ancak şirketi bekleyen tehlikeler de var.
ABD merkez bankası Fed'in faiz indirimlerinde olası gecikmelere ilişkin endişeler, Joe Biden yönetiminin Çin'i hedef alarak yapay zeka çiplerinin ihracatına getirdiği kısıtlamalar gibi gelişmeler son haftalarda teknoloji hisselerinin rüzgarını biraz söndürdü. Piyasa ayrıca yeni ABD Başkanı Donald Trump ve destekçisi Elon Musk'ın politika planlarına odaklanmış durumda.
Günlük yatırımcılara hisse senedi alım satım ipuçları sağlayan Kore Yatırım Araştırma Enstitüsü'nün CEO'su Ahn Hyunsang, Bloomberg'e "Geçen yıl Nvidia'nın gücü çok daha güçlüydü çünkü yapay zeka çipi fikri hala taze ve hisse senetleri fırladı. Bu yıl Trump ve Musk'ın çok daha büyük bir etkiye sahip olması bekleniyor." dedi.
Nvidia CEO'su Jensen Huang
Milli Savunma Bakanlığı, 2 Ocak'ta MUGEM (Milli Uçak Gemisi), TF-2000 hava savunma muhripleri ve MİLDEN (Milli Denizaltı) inşasının çelik kesme töreninin yapıldığını açıkladı. Böylece İSTİF sınıfı fırkateynler, Reis sınıfı denizaltılar ve diğer deniz platformları ile birlikte donanma için Türk tersanelerinde şu anda 31 parça yeni savaş platormu üretiliyor.
MUGEM projesi ilk olarak Şubat 2024'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuna duyurulmuştu. MUGEM, TCG Anadolu'dan sonra Türkiye'nin piste sahip ve hava araçları taşıyabilen ikinci gemisi olacak. Bayraktar TB3 SİHASI'non inip kalkabildiği TCG Anadolu havuzlu çıkarma ve SİHA gemisi olma amacıyla inşa edilirken, TCG Anadolu'dan daha büyük olan MUGEM ise uçak gemisi maksadıyla üretilecek.
Türkiye'nin inşa ettiği yerli ve milli uçak gemisi MUGEM'in hava savunma görevini de TF-2000 hava savunma muhripleri üstlenecek. Milli denizaltılar da bu görev gücünü denizden gelen tehlikelere karşı koruyacak. Türk donanması inşa edilen bu uçak gemisi filosu ile Akdeniz'in yanında okyanuslarda da önemli bir güç haline gelecek. Peki Türkiye neden uçak gemisi ve muhripler inşa ediyor? Türkiye'nin bu kararı almasına neden olan tehlikeler neler?
Güvenlik Politikaları Uzmanı Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın "Türkiye Akdeniz, Hint ve Atlantik Okyanusları görevleri orta büyüklükte bir donanma kuruyor." diyerek Türkiye'nin MUGEM (Milli Uçak Gemisi), TF-2000 hava savunma muhhripleri ve MİLDEN (Milli Denizaltı) gibi yeni deniz platformları inşasına başlamasını değerlendirdi. Uçak gemisi inşası kararının 20 sene önce alındığını söyleyen Caşın, bu donanmanın görev ekseninin Libya muhafazası, Somali ve Afrika boynuzundaki hayati çıkarlar ile asıl önemlisi Anavatan ve Kıbrıs'ın korunması olduğunu söyledi. Caşın "NATO ve BM görevleri dahil olmak üzere Türkiye'nin korsanlık ve kaçakçılık ile mücadele ve çabuk intikal görevlerini icra etmek için böyle bir donanma ihtiyacı var." dedi.
UÇAK GEMİSİ TÜRKİYE'YE PSİKOLOJİK ÜSTÜNLÜK KAZANDIRACAK
Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ, uçak gemisi sahibi olmanın günümüzde Türkiye için bir şart olduğunu ve bu sistemin Türk Silahlı Kuvvetleri'ne psikolojik bir üstünlük kazandıracağını ifade ediyor. Başbuğ "Uçak gemisinin psikolojik avantajı, caydırıcı özelliği var. Bugün ABD uçak gemisi yolladığında dünya "eyvah" diyor. O yüzden uçak gemisi sahibi olmak önemli" dedi.
"Her türlü çatışma atmosferinin olduğu bir dünyada küresel bir güç olmak istiyoruz bu silah bizim için şart diyen" Başbuğ "MUGEM'in İngiltere'nin Elizabeth uçak gemisi ile kıyaslaması küresel güçlere karşı denge olarak algılanmalı." diye ekledi.
S&P Global, Türkiye emtia piyasası ile ilgili bir makale yazdı. Makalede 2025'te Türk inşaat demiri piyasasını bekleyen zorluklar olmasına karşın, Suriye'de yıllardır süren savaşın sona ermesinin sektör için bir fırsat yaratabileceği ifade edildi.
Makaleye görüş veren kaynaklar Beşşar Esad rejimin Aralık ayında muhalifler tarafından devrildiği Suriye'de, durumun istikrara kavuşmasıyla birlikte inşaat faaliyetlerinin iyileşeceği ve bunun da Türkiye'den temin edilen inşaat demirine olan talebi artırabileceği yönünde umutlarını dile getirdi.
S&P'ye açıklamada bulunan bir uzman, İskenderun'daki demir çelik üretimine dikkat çekerek "İskenderun bölgesi doğrudan o bölgeyle çalışacak ve bu da iç pazarda arz ve talep arasında bir dengesizliğe yol açacak" dedi. Uzmanlar ayrıca Bu arada Suriye'deki potansiyel satışların Türkiye'ye fayda sağlayabileceğini söyledi. Ancak ülkede henüz istikrarlı bir hükümetin olmaması bu satışlarla ilgili tahminleri zorlaştırdığını belirtti.
TÜİK'in son verilerine göre, ekim ayında Suriye, bir önceki yılın aynı dönemine göre 8 kat artışla 18 bin ton ile Türkiye'nin en büyük üçüncü inşaat demiri ihracat pazarı oldu. Verilere göre, Türkiye'nin çelik ihracatı Ocak-Kasım 2024 döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29,1 artarak 12,1 milyon tona ulaştı.
Bu dönemde Türkiye'nin en fazla inşaat demiri ihraç ettiği pazar, bir önceki yıla göre yüzde 10 düşüşe rağmen Yemen olurken, Romanya ise bir önceki yıla göre ithalatını iki katına çıkararak 217 bin ton inşaat demiri aldı.
S&P'ye konuşan uzman "2025'in 2024'e göre daha zorlu geçeceğini düşünüyorum ama iyi bir yıl olacağına inanıyorum" dedi.
ZORLUKLARA KARŞIN TÜRK DEMİRİ İSTİKRARINI KORUDU
Marmara Bölgesi'nde demir çelik sektöründeki bir yetkili, Türk inşaat demiri pazarının nispeten düşük ithal hurda fiyatları ve talep eksikliği gibi zorluklarla da mücadele ettiğini ifade etti. Yetkili bunların tümünün piyasa oyuncuları arasındaki rekabeti yoğunlaştırdığını belirtti.
Son yıllarda Türklerin yurt dışında en çok konut yatırımı bulunduğu şehirlerin başında ABD'nin Florida eyaletindeki Miami geliyor. Uzun plajları ve yaz kış güneşli havası ile tanınan şehir konut yatırımı için de adeta cazibe merkezi. Eyalette gelir vergisi olmaması da şehri konut yatırımı için odak noktası haline getiriyor. Şehrin kıyı şeridini oluşturan adalarda milyon dolarlık lüks dairelerin bulunduğu apartmanlar yükseliyor.
DÜNYANIN EN ZENGİNLERİ BURADA OTURUYOR
Bu bölgede bulunan malikhaneler de birbirinden ünlü isme veya dünyanın en zengin milyarderlerine ev sahipliği yapıyor. Örneğin bu bölgede bulunan ve milyarderler sığınağı olarak da bilinen Indian Creek semtinde Amazon'un kurucusu Jeff Bezos, Başkan Donald Trump'ın kızı Ivanka Trump, milyarder Carl Icahn ve ünlü NFL sporcusu Tom Bradley'in de yatırımları bulunuyor.
Amazon'un kurucusu Jeff Bezos
TÜRKLER ŞEHRE AKIN EDİYOR
Türkler de bu şehre adeta akın ediyor. Bu ilgi son yıllarda başta WSJ olmak üzere ABD basınına da yansımış durumda. Yerel kaynaklar kimi Türklerin yerleşmek için kimilerinin de kira geliri veya yatırım amaçlı olarak bu şehirden gayrimenkul aldığını bildiriyor. Şehirde emlak projelerini hayata geçiren ve milyonlarca dolarlık konutlar inşa eden Türk iş insanlarının da sayısı artıyor. Sadece konut değil Türkler şehirde iş yeri yatırımlarında da bulunuyor.
MİAMİ GÜNDEN GÜNE BATIYOR
Yeni yılda ceza ve harç tutarları güncellenirken sivil havacılıkta da uygulanan cezalar artırıldı. Resmi Gazete'de yayımlanan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından 2025 yılında verilecek idari para cezalarına ilişkin yönetmeliğe göre uçuş emniyetini riski edebilecek şekilde hava araçlarına lazer tutulması, uçak haberleşmesine müdahale edilmesi ve benzer ihlallerde bulunanlara uygulanacak para cezası 131 bin 176 lira olacak.
Uçağa lazer tutulma olayları da son yıllarda sıkça yaşanan bir durum. Özellikle uçakların iniş ve kalkış yaptığı sırada havalimanları çevresinden uçaklara tutulan lazerler uçuş emniyeti açısından tehlike yaratıyor. Son günlerde Kazakistan'da ve Güney Kore'de yaşanan uçak kazaları, bu tarz uçuş güvenliği ile ilgili sorunları bir kez daha gündeme getirdi.
ÖLÜMCÜL KAZALARA NEDEN OLABİLİR
Emekli kaptan pilot Mehmet Vasıf Gebeş uçağa lazer tutulmasının özellikle uçağın inişi sırasında çok tehlikeli bir durum olduğunu belirterek bunun kazaya neden olabileceğini belirtiyor. Uçağın iniş sırasında otomatik pilottan çıkarıldığını ve inişin pilot tarafından gerçekleştiğini belirten emekli pilot, lazer tutulmasının görüşü engelleyerek ciddi sonuçlar doğuracağını ifade ediyor. Emekli pilot sözlerini şöyle sürdürüyor:
Uçağa lazer tutulmasının bir numaralı yaşattığı sıkıntı pilotların görüşünü engellemesidir. Bu durum genellikle inişte sıkıntı çıkarır. Kalkışta ya da seyir halinde bir problem yaratmaz. Uçak inişte genellikle pilotlar tarafından manuel indirildiğinden pilotların görüş açısının kesilmemesi önemlidir. Pilota lazer tutularak görüşü kesilirse çok ciddi kazalara sebebiyet verebilir. Uçak kazalarının genellikle kalkış ve iniş sırasında gerçekleştiğini hatırlatmakta fayda var.
GEÇİCİ KÖRLÜĞE YOL AÇABİLİR
Emekli pilot ve kaza kırım uzmanı Eyüp Turşucu ise bugüne kadar lazer ışığı yüzünden gerçekleşmiş bir uçak kazası olmamasına rağmen, bir risk faktörü olarak ciddiyetle üzerinde durulmakta ve önlemler alınmakta olduğunu vurguluyor. Turşucu sözlerini şöyle sürdürüyor: