Yasemin Salih

‘İkinci bahar’ projesi

10 Mart 2026

8 MART’I kutlamak... Farkındalığı artıracak videolara, mesajlara imza atmak... İlham verecek sosyal projeleri duyurmak... Cinsiyet eşitliği hedefiyle atılan adımları öne çıkarmak... Bunların hepsi çok kıymetli. Ne kadar yapılırsa o kadar faydası var, net. Çünkü dünyada genel anlamda artan zorbalık, savaşlar, gelir adaletsizliği hatta iklim değişikliği bile kadının bir ‘zayıf halka’ olarak görülmesine ve hedef haline getirilmesine neden oluyor. Sadece bu yılın ilk iki ayında Türkiye’de 47 kadın en yakınındaki bir erkek tarafından öldürüldü. O nedenle kadını güçlendirecek, onu ‘zayıf halka’nın dışına çıkaracak her ne yapılıyorsa artmalı. Bu yüzden bizler de tek bir kadının dahi hayatını değiştirecek her çalışmayı buradan anlatmaya devam edeceğiz.

İşte onlardan bazıları...

50+ TEKNO KADIN PROGRAMI

L’Oreal’in kadının kendini değerli hissetmesini odağına alan projeleri çok ses getiriyor. Geçtiğimiz günlerde bunlardan birinin lansmanına gittim. L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova, önce bazı araştırma sonuçlarını paylaştı, kıymetliydi. Bu yıl Türkiye’de 40’ıncı yaşını kutlayan şirketin global satışlarında Türk kadınlarının önemli bir yeri var. İşte Panayotova’nın sunumunun özeti:

“Küresel güzellik pazarı 2024 itibarıyla 290 milyar Euro büyüklüğe (10.3 trilyon TL) ve 4.2 milyar potansiyel tüketiciye ulaştı. Türkiye güzellik pazarının 2025 büyüklüğü ise 217 milyar TL. 2025’te Türkiye pazarının değerde yüzde 41, adet bazında yüzde 5 büyümesi bekleniyor. Bu performans, adetsel yüzde 1 büyüyen dünya pazarının oldukça üzerinde. Türkiye pazarı EMEA bölgesi için stratejik bir çekim merkezi haline geldi. Türkiye’de kadınların yüzde 54’ü toplam güzellik harcamalarının yüzde 83’ünü gerçekleştiriyor. Yaşlanma karşıtı ürün kullanımı son üç yılda iki kat arttı. L’Oréal Türkiye, bulunduğu kategorilerde yaklaşık yüzde 25 pazar payıyla lider. 40 yıl itibarıyla Türkiye ekonomisinde yaratılan toplam etki 40 milyar TL.

İstanbul’da, L’Oréal Grup’un dünya çapındaki yedi Açık İnovasyon Merkezi’nden biri olması buradaki gelişime verilen önemin göstergelerinden. Vanya Panayotova, stratejik öncelikleri sıralarken Türkiye’nin tekno güzellik alanında bölgesel bir referans noktası haline geldiğine de dikkat çekti. Bu yüzden sosyal fayda çalışmalarına ve kadınların güçlenmesine verilen öneme de vurgu yapıldı. Bu noktada Bilim Kadınları İçin gibi birçok çalışmaya dikkat çekildikten sonra L’Oreal Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Etkileşim Direktörü & Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu, yeni projeyi anlattı bize: SistersLab işbirliğiyle yürütülen L’Oreal Türkiye 50+ Tekno Kadın Guru Programı. İhtiyaç tespiti önemli. OECD verilerine göre Türkiye’de 55–64 yaş grubunun toplam istihdam oranı yaklaşık yüzde 36. Asıl çarpıcı olan, bu yaş grubundaki kadın ve erkekler arasındaki fırsat eşitsizliği.

Yazının Devamını Oku

‘Sıfır atığın başkenti İstanbul olacak’

9 Mart 2026

Bir süredir herkesin dilinde COP31 var. Yakın çevremdeki farklı mesleklerden birkaç kişiye sordum; “COP31’in ne olduğunu biliyor musun” diye, “Çevre toplantısı” dediler. Bu yıl Antalya’da yapılacağını ekleyenler de oldu; Dünya Kupası gibi düşünüp “Bu senekini biz almışız” diyenler de...

COP (Conference of the Parties-Taraflar Konferansı), 197 ülkenin katılımıyla her yıl düzenlenen, küresel iklim politikalarının ve Paris Anlaşması uygulama kurallarının belirlendiği Birleşmiş Milletler’in en üst karar organı konumunda bir zirve. Tüm dünyayı bağlayan kararlar alınıyor. Türkiye bu zirvelerin 31’incisine 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da ev sahipliği yapacak.

Öncesinde de İstanbul’da COP31 Liderler Zirvesi toplanacak. Bu, Türkiye’nin küresel iklim diplomasisinde belirleyici bir aktör haline gelmesi, uluslararası görünürlüğünün artması gibi pek çok açıdan önemli. Dolayısıyla yanı başımızdaki savaşa, tüm karmaşaya rağmen Antalya’daki zirvenin başarılı geçmesi öncelikli gündem maddelerinden biri.

COP zirvesinin Türkiye’ye gelmesi için aktif çalışan ve etkili olan sivil toplum kuruluşlarından biri de Sıfır Atık Vakfı. Vakfın Yönetim Kurulu Başkanı Samed Ağırbaş, aynı zamanda ‘COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu’ unvanıyla görevlendirildi.

30 MART ÖNEMLİ

Benim minik COP31 anketime katılan kişilere bir de ‘Sıfır Atık Günü’nü sordum. Bu kez o kadar başarılı yanıtlar alamadım. 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü, önümüzdeki yıllarda daha çok tanınacak eminim. Çünkü kaynak tasarrufu dünyanın en büyük dertlerinden biri bence. 30 Mart’ın hikâyesi de şöyle: Sıfır Atık Hareketi’nin kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan’ın girişimleriyle, Aralık 2022’de BM Genel Kurulu’nda 30 Mart, ‘Uluslararası Sıfır Atık Günü’ ilan edildi. Sıfır Atık Günü, atık yönetiminin verimliliği ve sıfır atık hedefinin önemini vurgulamak, farkındalık yaratmak için kutlanıyor.

Akıllarda ‘Türkiye COP31 öncesinde neler yapacak’, ‘Sıfır atıkla ilgili somut adımlar atılıyor mu’ gibi sorular vardı, onları da geçtiğimiz günlerde bir grup gazeteci ile birlikte bir araya geldiğimiz Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş yanıtladı.

FESTİVAL, KAMPANYA, ZİRVE

Yazının Devamını Oku

İspanyol devden Türk hazır giyim üreticisine destek mesajı... Alımı da yatırımı da artıracağız

7 Mart 2026

KÜRESEL talep daralması, jeopolitik riskler ve artan maliyetlerle son dönemde sıkıntılı günler geçiren Türk hamı giyim sektörüne İspanyol moda devinden moral veren açıklamalar geldi. Birçok global marka fiyat tutturmak için Çin başta olmak üzere farklı ülkelere yönelirken Mango Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO'su Toni Ruiz, "Her koşulda Türkiye bizim için üretim İşbirlikleri açısından önemli bir ülke olmaya devam ediyor" mesajını verdi.

TÜRKİYE İLK ÜÇTE

120 ülkede yaklaşık 3 hin mağazası bulunan Mango, 2025 yılı finansal sonuçlarını Barcelona'daki ana kampusunda dünya basınına açıkladı. CHO Toni Ruiz, 2025 yılını tarihi bir performansla tamamladıklarını, geçen yıl toplam gelirlerini yüzde 13'lük artışla yaklaşık 3.8 milyar Euro'ya taşıdıklarını belirtti. Şirketin 2025'teki toplam yatırım miktarı ise 225 milyon Euro olarak açıklandı. Verilen bilgilere göre Mango'nun uluslararası faaliyetleri toplam gelirlerin yüzde 78'ini temsil ederken, en yüksek satış hacmine sahip pazarlar sıralamasında İspanya ve Fransa'nın ardından Türkiye üçüncü sırada yerini aldı. Toplantının ardından Türkiye'den gelen gazetecilerin sorularını yanıtlayan CEO Toni Ruiz ve CFO Margarita Salvans, Türkiye'nin Mango açısından ayrı bir öneme sahip olduğunu ifade etti.

'400'DEN FAZLA TEDARİKÇİ VAR'

Toni Ruiz, Türkiye'deki yaptırılan üretime yönelik soruyu yanıtlarken şu ifadeleri kullandı: "Türkiye bizim için çok önemli bir ülke. Bunun nedeni sadece kurucumuzun Türkiye doğumlu olması değil. Aynı zamanda Türkiye'de çok sayıda mağazamız ve büyük bir üretim ağınız var. 400'den fazla fabrika ile çalışıyoruz. Bu açıdan baktığınızda Türkiye, dünya genelinde en çok alım yaptığınız İkinci ülke konumunda. Bölgedeki jeopolitik risklere de değinen Ruiz, küresel bir şirket olarak gelişmelere ya da lokal ölçekteki mallyet değişimlerine de uyum sağlamak zorunda olduklarını vurguladı. Ruiz, "Bu konuda kaslarımız güçlü. Hem ülkelerin genel durumlarına hem de tedarik zincirlerinde yaşanan gelişmelere ve jeopolitik durumlara uyum sağlamaya alışkınız. Her koşulda Türkiye bizim için üretim işhir likleri açısından önemli bir ülke olmaya devam ediyor" dedi.

TÜRKİYE'DE YÜZDE 20 BÜYÜDÜ

GEÇEN yıl Türkiye'de altı yeni mağaza açan Mango 2025'i yüzde 20'lik büyüme ile kapattı.

Yazının Devamını Oku

Köyleri dijitalleştiren proje

28 Şubat 2026

KIRSAL kalkınma kimilerine göre büyümenin çimentosu. Kalkınmanın temelinde olmazsa olmaz diye nitelendiriliyor. Ancak son yıllarda kent hayatının kuşattığı bir kırsal yaşam söz konusu. Enflasyondan eğitim kalitesine kadar her konuda köyde yaşayanı da yaşamayanı da direkt etkileyen bir sorun bu. O yüzden son dönemde hükümetler kırsal yaşamın zenginleşmesiyle ilgili projeler yürütüyor. Şirketlerin de sosyal fayda projelerinde köyler radara girmiş durumda.

‘Yarının Köyleri’ bu kapsamda önemli. Trendyol ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) işbirliğiyle yürütülen projenin beşinci durağı Denizli’nin Bozkurt ilçesine bağlı İnceler köyü oldu. Açılışı yapılan İnceler Dijital Merkezi’nde köylülere dijital ticaretle ilgili temel eğitim verilecek. Amaç Denizli’ye özgü ekonomik değeri olan unsurların yeni pazarlara açılmasını ve köyde üretimin artırılmasını sağlamak.

YETKİNLİK ARTACAK

Merkezin açılış törenine Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Birleşmiş Milletler Nezdinde Türkiye Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Yıldız, UNDP Başkan Yardımcısı ve Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Ivana Živković, UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Monica Merino ile Denizlili politikacılar da katıldı. Merkezde üreticilerden çocuklara, girişimci kadınlardan çiftçilere kadar ilgilenen herkese dijital yetkinlik kazandırılacak. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Yerel Kalkınma Hamlesi ile Anadolu’nun her köşesindeki yerel değerleri ekonomik kıymete dönüştürmeyi hedeflediklerinin altını çizdi. “Projenin Birleşmiş Milletler işbirliğiyle tüm dünyaya ilham kaynağı olmasını diliyoruz” dedi.

İşin ilginç tarafı İnceler’in Birleşmiş Milletler Nezdinde Türkiye Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Yıldız’ın ailesiyle büyüdüğü köy olmasıydı. Merkezin açıldığı binanın temeline babası Hüseyin Yıldız’ın taş taşıdığını, bu yüzden kendisi için ayrı bir anlam ifade ettiğini vurgulayan Yıldız, “Yarının Köyleri girişimine ev sahipliği yapan bu merkez, UNDP’nin dijital uçurumu kapatma ve kapsayıcı kalkınmayı güçlendirme konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor. Yerel üreticileri; özellikle çiftçileri, kadınları ve gençleri güçlendirerek Denizli’nin zengin mirasını ve üretim kültürünü daha geniş pazarlara bağlayan bu girişim, Birleşmiş Milletler’in kamu ve özel sektör ortaklarıyla birlikte ülke genelinde sürdürülebilir ve kapsayıcı kalkınmayı nasıl hayata geçirdiğinin somut bir örneğidir” diye konuştu.

KONYA VE HATAY SIRADA

Yarının Köyleri projesi bugüne kadar Adana, İzmir, Diyarbakır ve Sakarya’da hayata geçirildi. İnceler’de açılan merkezle birlikte aktif dijital merkez sayısı beşe ulaştı. Halen Konya ve Hatay’da merkezler için çalışılıyor. Bu merkezlerde; üreticiler ve girişimciler için ürün geliştirme, pazarlama; çocuklar ve gençler için dijital okuryazarlık, yapay zekâ; çiftçiler için dijital tarım eğitimleri verilecek.

Yazının Devamını Oku

Meram’dan New York’a bir kadın hikâyesi... UNDP’nin zirvesinde ilk Türk kadın

27 Şubat 2026

ANADOLU’da beni en çok etkileyen, gözleri ışık saçan kız çocukları olmuştur hep. Bakarsınız ve dersiniz ki; “Keşke 20 yıl sonra nerede olacağını görebilsem.” İstanbul’un şık restoranlarından birinde, heyecanla hikâyesini anlatan Şebnem Şener’i dinlerken ‘Mutlaka onlardan biriydi’ diye geçirdim içimden. Siyah takımıyla Netflix dizilerindeki New Yorklu kadınlardan bir farkı yoktu. Ama mutlaka bundan 20 yıl önce Konya’nın Meram ilçesinde ona bakan biri içindeki ışığı görmüştü ve belki de benim gibi gelecekte nerede olacağını merak etmişti.

Seviyoruz böyle ilham veren kadın hikâyelerini... Şebnem Şener’i de bu hevesle dinledik. Çünkü o Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nda (UNDP) bugüne kadar çok az Türk’ün başardığı bir kariyere imza attı. 9 Şubat’ta UNDP Stratejik Plan Uygulama ve Entegrasyon Direktörü olarak göreve başladı. New York’taki genel merkezde direkt başkana bağlı olarak çalışıyor. Ayağının tozuyla birçok ülkeye ziyaret ettiğini söyledi. İstanbul’a da COP31 öncesinde bir dizi üst düzey görüşmeler yapmak üzere gelmiş, gelmişken de kadın gazetecilerle buluşmuştu.

KRALİÇE İLE İYİLİK PEŞİNDE

Hikâyesini de allayıp pullasak Netflix dizisi olur bence. Şöyle ki; Şener ilk, orta ve lise eğitimini Konya’da tamamlıyor. Konya Meram Anadolu Lisesi’nin parlak öğrencilerinden. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nü kazanınca kimse şaşırmamış yani. Aynı üniversitede Politika Ekonomisi yüksek lisansı yaparken eşiyle tanışıp evleniyor, doktora için Amerika’nın yolunu tutuyorlar. George Washington Üniversitesi’nde doktora tezi hazırlarken okulun tam karşısındaki Dünya Bankası dikkatini çekiyor. Yaklaşık yedi yıl boyunca Dünya Bankası’nda çalışıyor. Peki UNDP’ye nasıl geçti derseniz, işin ‘royal’ kısmı orada. Bakın nasıl anlatıyor: “Hollanda Kraliçesi Maxima’nın bir iş ilanını gördüm. Finansal kapsayıcılık alanında UNDP’nin Özel Savunucusu unvanına sahipti ve yanında çalışacak birini arıyordu. İlanı görünce ‘Benim için yazılmış’ dedim ve hemen başvurdum. Kabul edildim. ”

Dört yıl Kraliçe Maxima çalışan Şener, başından bu yana istediği kariyere bu sayede kavuştuğunu söyledi bize. 2019’dan 2026 başına kadar da UNDP Sürdürülebilir Finans Ağı (Sustainable Finance Hub) bünyesinde Sürdürülebilir Kalkınma Araçları için Özel Finansman birimine liderlik eden Şener bir süre önce yeni görevine atandı. New York’ta hem iki oğlunu büyütüyor hem de 170 ülkedeki kalkınma projelerini planlıyor.

‘COP31 BİR ŞANS’

Şener’e göre atamasının tam da Türkiye’nin COP31 ev sahipliği dönemine denk gelmesi bir şans. Bunu da şöyle anlattı: “Amacımız, Türkiye’nin dönüşümünü hızlandıracak ortaklıkları, finansmanı ve yatırımları desteklemek. COP 31, Türkiye’nin dönüşümü ve bölgesel iklim çözüm merkezi olarak konumlanması için güçlü bir etki yaratabilir.”

‘TERZİ USULÜ YATIRIM DÖNEMİNDEYİZ’

Yazının Devamını Oku

Hindistan teyakkuzu

10 Şubat 2026

HİNDİSTAN, 20 yıldır kurduğu Avrupa hayalini gerçekleştirme safhasında. 20 yıl önce başlayan Avrupa Birliği ile serbest ticaret anlaşması süreci geçtiğimiz haftalarda tamamlanmış ve imzalar atılmıştı. Türk ihracatçılar, başta DEİK olmak üzere bütün iş örgütleri alarma geçmiş ve Avrupa Birliği yöneticilerine mektuplar yazarak Türkiye ile Gümrük Birliği dahil ticaret ilişkilerinin yeni bir boyuta geçirilmesi için çağrıda bulunmuşlardı. AB yetkileri ise “Türkiye ile ticaretimiz Hindistan ile kıyaslanamaz seviyede” diyerek tabiri caizse Türk iş dünyasını sakinleştirecek açıklamalar yapmışlardı.

Oysa durum hem Avrupa’nın hem de Türkiye’nin sandığından daha hızlı şekilde değişecek gibi görünüyor. Bunun sinyallerini bir süredir takip eden Türk ihracatçısı, en somut Hindistan gerçeğiyle 6-10 Şubat tarihleri arasında Almanya’nın Frankfurt kentinde düzenlenen ve ev-mutfak eşyaları pazarının en büyüklerinden kabul edilen Ambiente Fuarı’nda yüzleşti.

ÇİN’İN ÖNÜNE GEÇTİ

Önceki yıllarda Ambiente’ye en yüksek katılım gösteren ülke Çin olarak öne çıkıyordu, ev sahibi Almanya her zaman onun gerisinde kalıyor; ev endüstrisinde dünyanın tasarım lideri olan İtalya ile Türkiye yarış halinde oluyordu. Bu yıl ise Hindistan, 515 firmayla fuarda en yüksek temsil edilen ülke olarak öne çıktı. Çin 372 şirketle ikinci, Almanya 367 şirketle üçüncü oldu. İtalya’nın 308 firma gönderdiği fuara Türkiye ise 226 şirketle katıldı. 

Hindistan’dan gelen satıcıları bütün koridorlarda görmek hepimizin ilgisini çekti. Serbest ticaret anlaşmasının verdiği rahatlama Ambiente’nin bütün hall’lerinde izlenebiliyordu.

İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Talha Özger’in daveti üzerine bir grup gazeteci ile biz de her yıl olduğu gibi sektörün ihracat ve pazar trendlerini Frankfurt’ta yerinde izledik. Hindistan herkesin ilk cümlesinde yer alınca Talha Özger’e bunun ne anlama geldiğini sorduk. Özger ve diğer Türk şirketleri henüz Hindistan için telaşlı değillerdi. Ancak, Çin konusunda yapılan hatanın Hindistan için tekrarlanmaması gerektiğinin altını çizdiler. Özger, alınan dersi  ve yapılması gerekenleri şöyle yorumladı:

‘REHAVETE KAPILMAMALIYIZ’

Yazının Devamını Oku

270 milyar dolarlık mutfak sanayisi buluştu

7 Şubat 2026

Ambiente’nin Türk şirketler için önemini anlatan İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Talha Özger, “Bu fuarda 29 yıldır Türk şirketler olarak hazır bulunuyoruz. Ve emin olun 29 yıldır fuarı takip eden satın almacılar var şu anda burada. Bize çok şey katan bir fuar, tasarımlar ve trendlerin takibi açısından çok önemli. Burada görünmek Türkiye’nin bu alandaki üretim gücünü gösteriyor” dedi.

‘YENİ ÜRÜNLERLE GELDİK’

İhracattaki zorluklara rağmen Türk şirketlerinin sürekli olarak üretim portföyüne yenilikler eklediğinin altını çizen Özger, fuardaki hemen her Türk standında geçen yıl olmayan bir tasarımın, ürünün tanıtımının yapıldığını vurguladı. Özger, “200’den fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. Geçen yılı 5.5 milyar dolarlık ihracatla kapattık. Yüzde 3’lük düşüş yaşadık ama 60 yıllık markalarımız var bu alanda. Onlar yeni yeni dünyada tanınıyor. Bu önemli bir süreç. İhracatımızın yüzde 50’den fazlası Avrupa’ya. Yakın coğrafya da önemli ama uzak pazarlara da aktif olarak çalışıyoruz” ifadelerini kullandı. Özger, bu yıl hedeflerinin öncelikle mevcudu korumak olduğunu belirtti.

 

Yazının Devamını Oku

Bitlis’te satranç açılımı

3 Şubat 2026

İYİLİK’TEN maraz değil iyilik doğsun diye çabalayan sivil toplum insanlarından biri Ahmet Eren. Biz ekonomi gazetecileri onu Eren Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı olarak tanıyoruz ancak memleket sevdasıyla kurulan bir sivil toplum kuruluşunun da yıllardır yöneticiliğini yapıyor. Bitlis’te doğup büyüyen, üniversite eğitimi için İstanbul’a gelen Eren, iktisat fakültesi mezunu. ‘Büyük şehir’de taşralı bir öğrencinin yaşadığı zorlukları yakından biliyor. Bu nedenle 1987’de Ankara’da bürokrasi ve iş dünyasından bir grup Bitlisli ileri gelenin kurduğu Bitlis Eğitim Ve Tanıtma Vakfı’nın (BETAV), hem gönlünde hem de günlük mesaisinde önemli bir yeri var.

BETAV, Bitlisli üniversite öğrencilerine destek vermek için kurulan bir vakıf. Ana işi bu. 1.000 öğrenciye burs veriliyor. ‘İyilikten iyilik doğması’ kısmı ise getirilen kuralda yatıyor. BETAV bursuyla okuyup mezun olan parlak bir genç, çalışmaya başladıktan sonra kendisi gibi hemşehri bir öğrenciye destek vermekle yükümlü. Vakfın sağlam bütçesinin kaynağı, kentin sağlam hayırseverleri. Ama son dönemde yeni gelir modelleri oluşturma çalışmaları BETAV’da önemli projelerin doğmasına yol açmış.

2 BİN ÜRETİCİDEN BAL ALIYOR

Ahmet Eren ile BETAV’ı konuştuğumuz sohbetimizde, gayrimenkullerin artık vakıflar için ideal gelir yaratma modeli olmadığı görüşünü aktardı. “Nakitte kalmak daha faydalı” dedi.

Ve hemen sözü vakfın meşhur bal işine getirdi. Kaldera Bal, BETAV’ın 2021’de başlattığı bir iş. Eren, “Bitlis’te balcılık enstitüsü vardı, Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında kurulmuştu ama atıldı. Burayı Milli Emlak’tan aldık, tesis kurduk. 2 bin metre rakımda toplanan özel ballar buraya getiriliyor. 2 bin arıcının balını alıyoruz. Tuncay Özilhan arkadaşım, ona anlattım Migros’un raflarına koyduk” diye anlattı hikâyesini markanın. Bu yıl 200 ton bal satın aldıklarının da altını çizdi.

Kaldera’nın başarılarını izliyoruz; Londra’da iki kez ödül alarak Bitlis balını dünyaya tanıttı. Ama öte yandan Bitlis’te ciddi bir gelir yaratıyor. 14 kişi tesiste çalışıyor, bölgenin gençleri alım garantili bal için arıcılığa artık daha sıcak bakıyor.

Dahası Kaldera’nın geliriyle yılda 100 üniversiteli genç eğitim alıyor.

Yazının Devamını Oku