Yasemin Salih

Yaratıcı yıkım ekonomisinin şifreleri

2 Ocak 2026

YARATICI yıkım, yeni bir kavram değil. Ekonomist Joseph Schumpeter tarafından 1942 yılında ortaya atıldığından bu yana yeniliklerin ekonomide yarattığı yıkımı da fırsatları da aynı anda ifade eden bir terim. ‘Nerede o eski meslekler’ dediğinizde aslında tam da bu kavramın içine girmiş oluyorsunuz. 

Geçtiğimiz aylarda Koç Üniversitesi Rahmi Koç Bilim Madalyası verilen Chicago Üniversitesi Ekonomi Profesörü Ufuk Akçiğit’in 2023’te yayınlanan kitabı ‘Yaratıcı Yıkım Ekonomisi’ de bugün yaşadıklarımıza bu açıdan bakıyor. Prof. Dr. John Van Reenen ile birlikte kitabı yayına hazırlayan Akçiğit, yoğun araştırma trafiği içinde geçtiğimiz günlerde Türk iş dünyasıyla buluşmak üzere İstanbul’daydı. Buluşma, kitabın Türkçe basımına sponsor olan Letven Capital’in organizasyonuydu. Biz de bu kapsamda Prof. Dr. Akçiğit ile ‘yaratıcı yıkım’ kavramına mercek tuttuk, merak ettiklerimizi sorduk.

OYUN KURUCU KİM OLACAK?

“Dünya Bankası, ‘Yapay Zekâ ve Ekonomik Kalkınma’ başlıklı bir rapor hazırlıyor. Ben de raporunun akademik başdanışmanıyım. Ülkeleri dolaşarak yapay zekâyı kalkınma modellerinin içine ne kadar dahil ettiklerini, yatırımlarını araştırıyorum. En son Çin ve Kore’ye gittim, oradan geliyorum” diyerek başladı söze Prof. Dr. Akçiğit.

Rekabet ne durumda diye merak edince maçın çoktan başladığını söyledi:

“Yapay zekâ çağında kalkınma yarışının start düdüğü çoktan çaldı. Bu kez mesele sadece teknoloji kullanmak değil; oyunu kimin kuracağı. Çünkü önümüzdeki dönemde, bugün adını bile bilmediğimiz pazarlar doğacak; aynı hızla, daha önce hiç yaşamadığımız türde kırılmalar ve krizler de kapıyı çalacak. Böyle bir dünyada en pahalı strateji ise ‘bekle-gör’ oluyor.”

‘Peki doğru strateji nedir’ sorusuna yanıt verirken geleneksel altyapı yatırımı mantığının artık değiştiğine vurgu yapan Prof. Akçiğit, “Altyapı dediğimiz şey artık sadece yol, köprü, liman değil; dijital kapasite, hesaplama gücü, bağlantı, kurumların çevikliği ve en önemlisi, veri” dedi.

Yazının Devamını Oku

Akıllı tarımda kadınlar başrolde

27 Aralık 2025

Çağımızın ana sorunlarından biri gıda güvenliği. Meşhur Kızılderili atasözünde durum güzel özetlenmiş aslında: “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.” Bahsedilen ‘son’da mıyız, elbette değil ama işaretler keskin. Tarımsal üretim global olarak giderek azalıyor, Türkiye’nin bu tablodaki yeri de çok iç açıcı değil. Üstelik kentleşmenin tetiklediği tarımda çalışacak nüfusla ilgili de ciddi bir yaşlanma problemi söz konusu... Bunları alt alta koyduğumuzda topraktan çıkan tek bir patatesi bile ziyan etme lüksümüz yok. Bu yüzden ne kadar ‘soğuk’ gelse de endüstriyel gıda ve bu alanda gelişen teknolojik çözümlere yüzümüzü dönmek durumundayız.

İnsanoğlu aslında bunu da çok önceden beri yapıyor; gıdayı koruma altına almanın türlü yollarını binlerce yıl önce keşfetti. Dondurmak, kurutmak, konserve halinde saklamak yeni değil. İşin yeniliği bunları yapacak ürünü topraktan verimli bir şekilde almak ve israf etmeden saklamak.

Besler’in CEO’su Mert Altınkılınç ile tam da bunları konuştuk geçtiğimiz günlerde. Şirket bu yıl Kerevitaş’ı da aynı çatı altında toplayarak bir yapılanmaya gitti. Altınkılınç’ın verdiği şu bilgi ilgi çekici: “Türkiye’de tarladan toplanan taze sebze-meyvede israf oranı yüzde 53. Bİz bu oranı yüzde 7’ye indirdik.”

Nasıl? Altınkılınç patates örneğini verdi: “Tarladan alınan patatesin kabukları hayvan yemi yapılıyor, atıkları biogaz oluyor. Yerinde soyulup şoklanıp paketleniyor. Böylece karbon ayak izi de atık oranı da azalıyor.”

TARIMIN KADIN YILDIZLARI

Besler CEO’sunun anlattıklarını ‘bu işin içinde bir kadın eli var’ diyerek dinledim. Aklın yolu bir. Mert Altınkılınç, yılda 140 bin ton mahsul işleyen şirketin kadın çiftçilerle ilgili çalışmalarını anlattı hemen. Verdiği bilgilere göre 140 bin tonluk mahsulün yüzde 90’ına yakını sözleşmeli çiftçilerden alınıyor. Çiftçiler alım ve fiyat garantisi ile çalışıyorlar. Ayrıca verimlilik için de eğitimler alıyorlar. 300’e yakın sözleşmeli çiftçi ekosisteminde kadınların payının artırılması ise şirketin son üç yıldır üzerinde durduğu, yatırım yaptığı bir konu.

Bunun için 2022’de başlayan Tarımın Kadın Yıldızları projesinde önemli yol katettiklerini de anlattı Altınkılınç.

Ve sektördeki kadın istihdamı hakkında şu bilgileri verdi: “Bugün bakıyoruz sektörde çalışanların yarısı kadın ve bu kadınların da yaklaşık yüzde 80’inin sigortası yok. Arka planda isimsiz çalışıyorlar. Biz bunu değiştirmek istedik, görünsünler, kazansınlar dedik. Projeye başlarken üç yıllık hedef koymuştuk. 2022’de 300 sözleşmeli çiftçinin yüzde 4-5’i kadındı, bugün ise yüzde 27’ye çıktı. Sigortası olan, sizleşmede imzası olan kadınlar bunlar. Superfresh markamızla bu projeyi yürütüyoruz.”

Yazının Devamını Oku

‘Türkiye yetenek üssü’

23 Aralık 2025

Unilever, 1 Ocak 2026 itibarıyla Ortadoğu’nun yanı sıra Pakistan ve Bangladeş’in ev bakım pazarını da Türkiye’ye bağlama kararı aldı. Yaklaşık 580 milyon kişilik nüfusun ev bakım pazarı İstanbul’dan yönetilecek. Daha net ifadeyle Unilever Türkiye Ülke Başkanı Ali Fuat Orhonoğlu, 580 milyon kişiyi kapsayan bir bölgeye ev bakım ürünlerinin pazarlamasından sorumlu olacak.

Kariyerine 30 yıl önce Unilever’de başlayan ve birçok bölümde deneyim edindikten sonra 2022’de Unilever Ortadoğu & Türkiye Ev Bakım Liderliği görevine getirilen Ali Fuat Orhonoğlu, Şubat 2024’ten itibaren bu görevine Unilever Türkiye Ülke Başkanlığını da eklemişti. Önceki gün gazetecilerle bir araya gelen Orhonoğlu, yetki alanının genişlemesini Ortadoğu’da; özellikle de Suudi Arabistan gibi zor bir pazarda gösterilen başarılı performansa bağladı.

Ali Fuat Orhonoğlu’nun dikkat çektiği önemli bir neden de Türkiye’nin yetenek havuzunun kalitesi oldu. “Biz aslında dünyaya sadece deterjan, şampuan ve gıda ihraç etmiyoruz; dünyaya liderlik ve yetenek ihraç ediyoruz. Bugün tam 186 Türk yönetici, Unilever’in global operasyonlarında kritik görevlerde. Bu arkadaşlarımızın da yüzde 70’i kadın” dedi Orhonoğlu.

İKİ KALABALIK ÜLKE

Pakistan 255.2 milyon, Bangladeş ise 175.6 milyon nüfusla Türkiye’ye bağlanınca Orhonoğlu’nun sorumluluk alanı bir anda devasa boyuta ulaştı. Dile kolay 430 milyon kişilik dev bir pazar eklenmiş oldu. Türkiye ise 87.6 milyon nüfusuyla bu bölgenin üçüncü kalabalık ülkesi. Devasa pazarın liderliğine getirilen Orhonoğlu bu görevlendirmeye dair şu yorumu yaptı: “Bu atama benim şahsıma yapılmış bir görevlendirmeden çok, İstanbul’un bir ‘mükemmeliyet merkezi’ olduğunun global arenadaki tescili. Türkiye ev bakım işimiz, bugün tonaj büyüklüğünde dünyadaki ilk 10 Unilever operasyonu arasında yer alıyor. Daha önce Arabistan ev bakım operasyonumuzda gerçekleştirdiğimiz kârlı dönüşüm hikâyesi, bugün bize daha geniş bir coğrafyanın kapılarını açtı. Bizim en büyük ihracat kalemimiz, bu coğrafyanın bize öğrettiği çeviklik ve dayanıklılık.”

İKİ YILDA 250 MİLYON EURO’LUK YATIRIM

Peki bu başarılı ülke, yatırımlardan ne kadar pay alıyor? Orhonoğlu, 2017’de Konya’ya yapılan fabrikayı hatırlattı hemen ve ekledi: “Konya, Unilever’in global çapta en büyük fabrika yatırımlarından biri. 2017 yılında faaliyete geçen Konya fabrikası, Unilever’in tedarikçileriyle birlikte yarattığı toplamda 350 milyon Euro’luk bir ekonomik değere sahip. Türkiye’de son son iki yıldır 250 milyon Euro civarı yatırım yaptık. Unilever Konya fabrikası 2017’den bu yana üretim kapasitesini yüzde 30 artırmayı başardı ve daha da genişlemeyi hedefliyoruz. En son aldığı yatırımlarla birlikte 2025 yılında da üretim rekorunu tazeledi.”

Yazının Devamını Oku

68 bin kadını e-ticaretTE patron yaptı

20 Aralık 2025

KADIN girişimcilerle ilgili en çarpıcı rapor McKinsey’nin. Mayıs 2025’te açıkladılar. Rapora göre kadın girişimciler eşit fırsatlara sahip olurlarsa, 2030 yılına kadar küresel ekonomiye
13 trilyon dolar ekleme potansiyeli taşıyorlar. Normal şartlarda herhangi bir işinsanına, “Bunu yaparsan 13 trilyon dolar daha işlere eklenecek” denilse hiç düşünmeden bütün ekibi o hedef için seferber eder. Nedense bu kuralın işlemediği ya da yavaş işlediği bir kod var; kadın. Bu köşede kodları kıran hikâyeleri çok paylaştık. Yeter ki cesaret artsın.

Hepsiburada CEO’su Nilhan Onal Gökçetekin ile geçtiğimiz günlerde artık geleneksel hale gelen bir yılbaşı yemeği yedik. Kadın gazeteciler ve bir kadın CEO buluşunca elbette gündem kadın girişimciler, kadının ekonomide güçlenmesi oldu. Gökçetekin’in ajandası doluydu. Önce kadınların ekonomik hayatta daha güçlü yer almasını desteklemek amacıyla 2017’den bu yana yürütülen Girişimci Kadınlara Teknoloji Gücü Programı’nı anlattı.

HEDEF YILDA 10 BİN YENİ KADIN 

Girişimci Kadınlara Teknoloji Gücü Programı; kadınların dijital ekonomiye dahil olmalarını sağlamak, e-ticarete başlamalarını kolaylaştırmak ve işlerini sürdürülebilir şekilde büyütmelerine destek olmak amacıyla yürütülüyor. Programa katılmak için şirketin patronunun kadın olması gerekiyor. Ya da hisselerinin en az yüzde 51’i kadına ait olmalı. Öte yandan tamamı kadınlardan oluşan kooperatifler de programa katılabiliyor. Dedi ki Gökçetekin, “2017’den bu yana yaklaşık 68 bin kadın ve 300’den fazla kadın kooperatifi program desteklerinden faydalandı. Son bir yılda ise 8 bin 500 kadın bu programla e-ticarete başladı. Hepsiburada platformundaki her dört iş ortağından biri kadın girişimci, kadın kooperatifi ya da yerel üretici. Hedefimiz ise 2030 yılına kadar e-ticarete kazandırılan girişimci kadın sayısını 120 bine çıkarmak. Yılda 10 bin yeni kadını sisteme dahil etmek istiyoruz.”

ANADOLU’YA YAYILACAK 

Şimdi gündemlerinde programı Anadolu’ya yaymak var. Gökçetekin, programa dahil olan kadın girişimcilerin başarıları Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın dikkatini çekince işbirliğine gidildiğini söyledi. Geçen yıl ‘Türkiye’nin Girişimci Kadınları’ işbirliği protokolünü imzaladıklarını hatırlatan Gökçetekin, “İlk yılı tamamlanan işbirliğimiz ikinci yılında yeni bir aşamaya geçiyor. 19 Kasım Dünya Kadın Girişimciler Günü’nde, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın da duyurduğu üzere, 2026 yılında Türkiye genelinde belirlenecek illerde kadınlara e-ticaret eğitimleri verilmeye başlanacak” dedi. 

Bunun yanında KAGİDER ile de bir işbirliği var. ‘Yol Arkadaşın Burada’ adıyla başlatılan program kapsamında girişimci kadınlara marka iletişiminden influencer pazarlamaya, yapay zekâ uygulamalarından finansal okuryazarlığa ve ürün fotoğrafçılığına kadar 23 başlıkta eğitim sunuluyor. Eğitimlerin ardından seçilecek 25 kadın girişimci, KAGİDER’den mentorluk alarak yatırımcı görüşmelerine hazırlanacak. Gökçetekin’in verdiği bilgiye göre programın ilk yarısı tamamlandı ve şimdiden 1000 kadına ulaşıldı. 

Yazının Devamını Oku

Öğrenci işi iyilik

9 Aralık 2025

Dönüşüm, genellikle dijitalleşme ve yapay zekânın getireceği yeni iş modelini vurgulayarak anlatılıyor. İpin ucu bir kez çekildi mi sadece o sıradaki ilmeklerin söküldüğü ne zaman görülmüş ki... Dünyanın ‘aman kaçırmayalım’ diye panik içinde yaşadığı ‘dönüşüm’ bir yandan meslekleri, eğitim biçimlerini değişime zorlarken iyiliğin de çehresi farklı bir hal alıyor. Bunu çok iyi gösteren bir sosyal sorumluluk projesi dinledim geçtiğimiz günlerde. Hem de kimden, üniversite öğrencilerinden. Ve anladım ki iyiliğin çehresi, yapılış biçimi değişebilir ama kimyası değişmiyor. Çünkü motivasyon hep aynı; kendinden başkalarını da dert edinmek. Vodafone Türkiye, işte kendinden başka dertleri olan gençleri harekete geçirmek, bir sahne açmak için yola çıkmış, “Bi’Düşünsene” adında bir fikir maratonu düzenlemişti. Ben de maratonun kazananlarının açıklandığı toplantıya gittim. Dinlemek bile iyi geldi.

2 BİN TAKIM KATILDI

Maratonu ve sonrasını Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Nazlı Tlabar Güler ile Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin anlattı bize. Vodafone’un gençlik markası FreeZone işbirliğiyle yürütülen maratona 198 üniversiteden 2 bini aşkın takım başvurdu.

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Nazlı Tlabar Güler, yarışmanın amacını şöyle anlattı:

“Dünya Ekonomik Forumu’nun Future of Jobs 2025 raporuna göre yakın gelecekte işlerde gereken becerilerin yaklaşık yüzde 40’ı değişecek. Yapay zekâ, büyük veri ve siber güvenlik gibi teknoloji becerileri hızla önem kazanırken; yaratıcı düşünme, esneklik, dayanıklılık ve çeviklik gibi insani beceriler de kritik olmaya devam edecek. Geleceğin iş dünyasında bu iki beceri setini birleştirebilenler fark yaratacak. Bu tablo, gençler için hem büyük fırsatlar hem de belirsizlikler barındırıyor. Biz bu belirsizliği fırsata çevirmek için gençlerin her zaman yanındayız.”

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin de jüri üyesi olduğu projede dinledikleri birçok fikirden ilham aldıklarını belirtti.

ÜSTÜ KALSIN, ÖĞRENCİYE KAYNAK OLSUN

Her maratonda ipi göğüsleyen şampiyonlar var. Burada da öyle oldu elbette. Birinciliği REDİ takımı kazanırken, VZEN takımı ikinci, Fiber Sarsıntı takımı da üçüncü oldu. Öğrendik ki; birinci takıma 750 bin TL, ikinciye 500 bin TL ve üçüncüye de 250 bin TL’lik para ödülü verilmiş. Daha da kıymetlisi ilk üçe giren takımlara staj programlarında öncelik, son 10 takıma ise liderlik ekibine tersine mentorluk imkânı sağlanmış.

Yazının Devamını Oku

Alpet satışının geliri Alfemo’yu büyütecek

2 Aralık 2025

Temmuzda satın alınan mobilya markası Alfemo ile şirketin 50 yıllık tarihinde doğrudan müşteriye dokunan bir kanal açıldı. Arkasından ekimde ise iştiraklerden Alpet’in satışı gerçekleşti. Bir yandan petrol, doğalgaz ve inşaat faaliyetleri ana kolonlar olarak şirketi ayakta tutarken, Zeren Grup CEO Vekili Yusuf Yatkın’a, yeni yatırım rotalarını sorduk.

YENİ ŞİRKET SATIN ALACAK

Zeren Grup’un davetiyle gittiğimiz İtalya’da açıklamalarda bulunan Yatkın, halen grubun amiral gemisinin enerji olduğunu ancak direkt müşteriye dokunan alanlarda da büyüme vizyonu ortaya konulduğunu vurguladı. Yatkın, öncelikle Alpet satışının neden gerçekleştiğini anlattı:

“Grup, petrol ve petrol ürünleri ticaretine gelen kısıtlamaların artması sonucunda bu alandaki işlem hacmini azaltma kararı aldı. Geçmiş dönemde, TP ile yapılan görüşmelerde de TP’nin güçlü satış ağı ile Alpet’in depolama ve ticaret kabiliyetinin birleştirilmesi hedeflenmişti. Ancak süreç istenilen şekilde ilerlemedi. Rusya-Ukrayna savaşında rafineriler ciddi hasar görünce ürün tedarik süreçlerinde büyük aksamalar yaşandı. Bu durum Türkiye’deki tüm akaryakıt dağıtım şirketlerini olumsuz etkiledi. Maliyet avantajı ortadan kalkınca, Alpet yatırımından çıkma kararı alındı.”

Alpet’in satışından elde edilen gelir hakkında bilgi vermese de Yatkın, bu gelirin nasıl değerlendirileceğini net şekilde belirtti. Grubun planı, Alpet’ten gelen parayla Mart 2025’te satın alınan mobilya şirketi Alfemo’nun üretim gücünü artırmak üzere yeni bir şirket satın almak. Yatkın, “Alfemo markası satın alındıktan sonra fabrika ve üretim altyapısına yüksek tutarlı modernizasyon yatırımları yapıldı. Özellikle fabrikanın çatısına GES ve diğer altyapı sistemlerinin modernizasyonu için toplam 5 milyon dolarlık yatırım planlanıyor. Alfemo, Zeren Group’a geçtikten sonra satış rakamları aylık 45–50 milyon TL bandından 175 milyon seviyesine çıktı. Alfemo’yu güçlendirecek tamamlayıcı bir şirket satın alımı için çalışmalarımız devam ediyor” dedi.

 

 

Yazının Devamını Oku

40 bin Çukurovalı cesur kadın

29 Kasım 2025

TARIM’da kadın emeğinin daha görünür ve etkili kılınması, gıda güvenliğinin sürdürülebilirliği için artık olmazsa olmaz çözüm yolları arasında kabul ediliyor. Bu alanda yapılan projelerin hemen hepsi de etki ölçümlerinde fark yaratıyor. Bunlar arasında uzun zamandır globalde öne çıkan bir iş var; ‘Dünyayı Besleyen Kadınlar’.

Dünyayı Besleyen Kadınlar Projesi, kadınların ve kız çocuklarının güçlenmesine odaklanarak küresel ölçekte yoksullukla mücadele eden 75 yıllık geçmişe sahip CARE International ile PepsiCo Vakfı’nın ortak çalışmasıyla hayata geçirildi. PepsiCo Vakfı bu projeye 2018’den itibaren 18 milyon doları aşkın yatırım yaptığını duyurdu. Bu destek ile çeşitli ülkelerde 5 milyon çiftçi ve topluluk üyesinin sürdürülebilir tarım eğitimi ve ekonomik açıdan güçlendirilmesi, böylece ürün verimliliğinin ve gelirin artırılması, gıda güvenliği ile beslenmenin de iyileşmesi hedefleniyor. Proje ile PepsiCo, CARE’in en büyük özel sektör ortaklarından biri haline gelmiş durumda. Bizim için önemli tarafı ise PepsiCo’nun, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından projeyi Türkiye’ye taşımış olması. Depremlerden etkilenen ve aynı zamanda şirketin fabrikalarından birinin bulunduğu Adana’da ‘Dünyayı Besleyen Kadınlar’ projesi ile önemli yol kat edildi.

YEREL YÖNETİMLER DESTEK OLDU

PepsiCo’nun, pep+ stratejisinin üç önemli başlığından birini tarım oluşturuyor. Bu nedenle şirketin daha önce tarımda yürüttüğü sosyal projelerin başarılı bir uzantısı oldu ‘Dünyayı Besleyen Kadınlar’. Projenin iki yılını değerlendirmek üzere sorular yönelttiğimiz PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Ergün Günay da tam olarak bu deneyimin altını çizdi. “Daha önce Hatay’da yürüttüğümüz ‘Lay’s Ortak Hareket, Yeniden Bereket’ projesiyle dayanışma temelli bir tarımsal gıda ağı kurmuştuk. Dünyayı Besleyen Kadınlar Projesi ile bu yaklaşımı Adana’ya taşıyarak özellikle çiftçilerimizin güçlenmesini hedefliyoruz. Bu proje, küçük ölçekli çiftçilere odaklanarak kırsal hanelerde gıda güvenliğini artırmaya destek olmayı amaçlıyor. Uzun vadede ise tarımın sürdürülebilirliğini ve bölge genelinde daha dirençli bir üretim ekosistemi oluşturmaya destek olmayı hedefliyoruz” dedi.

Ergün, projede CARE’in yanı sıra Adana Valiliği, Yüreğir Kaymakamlığı, Adana İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri, Adana Büyükşehir Belediyesi ve Yüreğir Belediyesi’nin de aktif rol aldığının altını çizdi. Özellikle Meryem Kadın Kooperatifi’nin katkılarıyla “Dünyayı Besleyen Kadınlar” projesinin 2025’in ilk yarısında büyük bir ivme kazandığını vurguladı.

PATATES VE BROKOLİ İLE BAŞLADI

Projenin iki yıllık seyrini sorduğumuz Ergün, şu özeti yaptı: “Ekim 2024’te CARE tarafından Ceyhan ilçesinde 26 çiftçiden oluşan bir grupla birlikte brokoli ve patates yetiştiriciliğine odaklanan ilk demo çiftlik hayata geçirildi. Ocak 2025’te ise CARE, Yüreğir ilçesinde yaklaşık 18 dönümlük bir alanda patates yetiştiriciliğine odaklanan ikinci demo çiftliği kurdu. Bu kez 86 üretici  kadın burada yer aldı. Meryem Kadın Kooperatifi ile ortaklaşa yapılan bu demo çiftliğe Yüreğir Belediyesi de destek verdi. Şubatın sonunda ise Ceyhan’da 57 çiftçiyle, mısır yetiştiriciliğine odaklanan üçüncü demo çiftlik kuruldu. Bugüne kadar toplamda 169 çiftçi, üç demo çiftlikte üretim yaptı.”

İş, sadece topraktan öğrenme ve üretme ile sınırlı değil. Proje kapsamında Yüreğir’deki kompost tesisinin yenilendiğini de belirten Ergün, “Artık tam kapasiteyle çalışan bu tesis, pazardan toplanan atık sebze ve meyvelerden üretilen organik gübreleri 4 bin 300’den fazla çiftçiye ücretsiz ulaştırıyor. Ayrıca Çiftçi Tarla ve İşletme Okulu eğitimleriyle binlerce çiftçi sürdürülebilir tarım, dijital pazarlama ve iletişim konularında bilgi sahibi oldu. Mobil Tohum Otobüsü ise ata tohumlarını yaygınlaştırmak ve özellikle hareket kısıtlılığı yaşayan çiftçilere destek olmak amacıyla hizmet veriyor” dedi.

Yazının Devamını Oku

5 yılda 5 kat büyüme planı... Çin merkezli Midea, Türkiye kapılarını Alman Teka ile açacak

18 Kasım 2025

TÜRKİYE, Avrupa’da ev elektroniği pazarının en büyük üç ülkesinden biri. İç pazarın büyüklüğü 15 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Bunun 10 milyar dolara yakın bölümünü beyaz eşya oluşturuyor. Yıllar içinde bu güçlü pazara girme girişiminde bulunan birçok yabancı marka oldu; kimi başardı tutundu, kimi de bir süre sonra çıkmak zorunda kaldı. Bunun en önemli nedeni olarak da güçlü yerli markaların oluşturduğu münhasır bayilik sistemi gösterildi. Pazarda yer edinenler ise oyunu kuralına göre oynayıp bu sisteme uyum sağladılar. Almanya merkezli Teka da bu markalardan biri. 100 yıllık tarihi olan şirket, Türkiye’de 33’üncü yılını dolduruyor. Şu anda 20 mağazaları var ve hedef bunu 100’e çıkarmak.

Teka birkaç ay önce globalde önemli bir kırılım yaşadı. Çin merkezli Midea, ana hissedar olan Alman aileden şirketi satın aldı. İşin ilginç tarafı Midea, Almanya’daki bu satın alma ile Türkiye pazarının da kapılarını aralamış oldu.

Toshiba, Eureka, Master Kitchen gibi markaları çatısı altında bulunduran Çin merkezli şirket, Türkiye’deki 33 yıllık geçmişini referans alarak bütün operasyonları Teka’ya bağladı. Şirketin Genel Müdürü olan Aydın Kuzaltı da Midea Türkiye Bölgesi CEO’su olarak operasyonları üstlendi.

Kuzaltı ile 60 milyar dolarlık ciroya sahip Midea’nın Türkiye planlarını konuştuk. “Teka satın almasında Midea’yı en heyecanlandıran iş Türkiye oldu. Çünkü daha önce üç kez pazara girmeye çalışmışlar, farklı nedenlerle olmamış. Bu yüzden Teka satın alması onlara nihayet Türkiye kapılarını açtı” diyen Kuzaltı, önemli hedefler ortaya koydu.

İSTİHDAM ÜÇ KAT ARTACAK

Kuzaltı’nın çizdiği strateji tek cümle ile net olarak şekillendi: “Beş yılda beş kat büyüme hedefi koyduk Türkiye’de. Bu, istihdama üç kat artış olarak yansıyacak. Çerkezköy ve İzmir’de zaten fabrikalarımız var. Özellikle İzmir çok üst düzey, ihracat odaklı. Şimdi bir de klima fabrikası fizibilitesi yapıldı. İzmir-Manisa hattında, iç pazar odaklı üretim tesisi kurulacak. 20 milyon dolarlık yatırım bütçesi planlandı. Ayrıca her ne kadar pazar ankastre ürünlerde hızlı büyüse de Ortadoğu ve Afrika için solo fırın Ar-Ge merkezi kuracağız.”

Teka’nın Türkiye’ye 33 yılda, 30 milyon doları üretim, 25 milyon doları da pazarlama olmak üzere toplam 55 milyon dolarlık yatırım yaptığını söyleyen Kuzaltı, beş kat büyüme planı çerçevesinde yatırımların artacağının altını çizdi.

Yazının Devamını Oku