Yasemin Salih

Eşitlik sanatta da hayal olmasın

13 Eylül 2025

 NATIONAL Museum of Women in the Arts (NMWA) Direktörü Susan Fisher Sterling, Amerika’daki feminist sanat hareketinin en ateşli aktivistlerinden biri olarak nam saldı. “Sanatta da cinsiyet ayrımcılığı mı var” diyerek mücadelesine burun kıvıranlara yanıtı net: “Sanat dünyasındaki insanlar, eşitliğe olduğumuzdan daha hızlı ulaştığımızı düşünmek istiyor.”

Son 15 yılda bir ekonomi başlığı olarak giderek yükselen sanat piyasasının verileri de ünlü küratörü doğrular nitelikte. Avrupa ve Kuzey Amerika’daki galeriler tarafından temsil edilen yaşayan sanatçıların yalnızca yüzde 13.7’sini kadınlar oluşturuyor. Araştırmalara göre kadınların sanatı, 2022’deki toplam müzayede satışlarının yalnızca yüzde 9.3’ünü oluşturdu. Genel olarak, müzayedede satılan sanat eserlerinin yüzde 96’sı erkek sanatçılara ait. Kısacası sanatın hiç de eşitlikçi bir ortam sunmadığını gösteren istatistikleri çoğaltmak mümkün.

EZBER BOZANLAR

Susan Fisher Sterling gibi ülkesinde sanatta eşitlik hayalinin peşinden koşan sivil toplum kuruluşu, şirket, işinsanı, sanatçı var. 2016’da Kadın Sanatçılar Fonu’nu kuran İstanbul Modern, bunlardan biri. Fon’un amacı, Türkiye’de kadın sanatçıların üretimlerine destek olmak, çalışmalarının bilinirliğini artırmak, İstanbul Modern koleksiyonuna yeni yapıtlar kazandırarak kadın sanatçıların temsilini güçlendirmek olarak özetleniyor. İş dünyasının önde gelen kadın temsilcileri de fonu destekleyenler arasında. Onlarca kadın sanatçının yaratıcı üretimi bu sayede artıyor ve görünür oluyor.

‘BİR HAYALİN İZİNDE’

İstanbul Modern’in bu ezber bozan girişimi birçok şirketin sanatta eşitlik projelerine de ilham veriyor, işbirliği fırsatları yaratıyor. Geçtiğimiz günlerde bunlardan birinin hikâyesini dinledim. “Bir Hayalin İzinde” demişler programın adına. İstanbul Modern ve Bosch Ev Aletleri bir araya gelmiş. “Hadi sanat eğitiminde toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyelim” demişler. Aslında programın ikinci yılı. Yani etkisinin netleştiği dönem. Ne yapıyorlar? Devlet liselerinde sanata ilgi duyan kız öğrencilere ilham verecek bir eğitim sunuyorlar. Bu yıl İstanbul’un farklı ilçelerindeki devlet okullarından seçilen 50 lise öğrencisiyle program sürdürülüyor. İçerik İstanbul Modern Koleksiyonu’nda yer alan kadın sanatçılardan esinlenerek hazırlanmış. Seminer, atölye, branş dersleri ve çağdaş sanat tarihi eğitimlerinden oluşan bir program. Akademisyenler, sanatçılar, küratörler ve müze uzmanlarıyla birlikte yürütülüyor. Lise öğrencileri resimden heykele, müzikten video sanatına kadar beş branşta eğitim alıyorlar. Eğitimci kadrosunda kimler yok ki; Doç. Dr. Seda Yavuz, Burcu Perçin, Sibel Horada, Prof. Dr. Tuğçe Tuna, Asena Akan, Gül Ilgaz ve projenin aynı zamanda danışmanlığını yürüten Doç. Dr. Ebru Nalan Sülün.

Sülün ve programın diğer ortaklarıyla geçtiğimiz günlerde sohbet etme fırsatı buldum. İki yılda 90 kız öğrenci sanat tarihi, beden farkındalığı, müzik, heykel, resim, video ve sanat belgeselciliği gibi alanlarda uzmanlarla birebir çalışma imkânı bulmuş. Projenin halen İstanbul’daki liselerden öğrenci kabul ettiğini belirten Doç Dr. Ebru Nalan Sülün, sanatta eşitlik için kadın koleksiyonerlerin de artması gerektiği görüşünde. Sülün, “Kadın koleksiyonerlerin varlığının artması; her daim kadın sanatçıların alanının genişlemesine, sanat üretimlerinin desteklenme gücünün artmasına neden olmuştur. Bu nedenle; hem bilinçli koleksiyonerliğin gelişimi, hem de daha fazla kadın sanatçının koleksiyonlara dahil edilmesi sanat üretiminin ve sanat ortamının gelişiminin demokratikleşmesi adına da önemli” diyor. 

Yazının Devamını Oku

‘Beyaz eşyada iç pazar toparlanıyor’

12 Eylül 2025

Genç nesil görüntüyü değiştirse de mahallenin esnafı olan bayiler halen tüketime yön veren kesim için ana kanal olarak güçlü konumda. Pazarın yüzde 70’ini geleneksel satış kanalları oluşturuyor. Berlin’de düzenlenen tüketici elektroniği fuarı IFA 2025’te bir araya geldiğimiz Vestel Pazarlama Genel Müdürü Duygu Badem Uylukçuoğlu, bu durumun Türkiye pazarında global markalar için ciddi bir ‘bariyer’ oluşturduğu görüşünde.

Pazardaki daralmayı sorduğumuz Uyrukçuoğlu, iç satışlarda önemli güçlü toparlanma emareleri görüldüğünü söyledi. “Enflasyonist dönem etkisindeki şirketlerin operasyon kârlılıklarının yüzde 96.6’sı finansal borçlara gidiyor” diyen Uyrukçuoğlu, mevcut resmi şöyle özetledi:

ASIL NEDEN DIŞ REKABET

“Yüksek faiz, enflasyon ortamı ve kurun sabit kalması, şirketlerin finansmana erişimini zorlaştırırken finansman yükünün artmasına sebep oldu. Şirketlerde verimlilik olmazsa kâr düşüşü geliyor. Biz de bu kâr düşüşünü gördük. Fakat şu anda ciddi bir toparlanma var. Enflasyon muhasebesinden arındırılmış datalara bakarsak, hem EBITDA hem de diğer net kâr rakamlarında yukarı doğru bir çıkış eğilimi görüyoruz, pozitife geçme söz konusu. Dolayısıyla bu bir maraton. İniş çıkışlar mutlaka olur ama iniş eğilimini yukarı doğru kırmış durumdayız. Bu olumlu bir şey. Vestel, iç piyasada her zaman kârlı pozisyonunu korudu.” 

Dünyada beyaz eşyada adetsel bazda yüzde 7, tüketici elektroniğinde yüzde 2.5 büyüme olduğunu anlatan Duygu Badem Uylukçuoğlu, “Türkiye’de ihracat ve üretim datasında bir küçülme var. Bunun kaynağı aslında daha fazla dış rekabet ama tüketim verisinde bir küçülme yok. Pazarda çok radikal düşüşler görmedik. Yani düşüşler yüzde 2-3 bandında kaldı, daha yumuşak geçti” dedi.

‘ORTA KESİM DARALDI’

Uylukçuoğlu’nun verdiği pazar bilgileri de ilginç trendleri ortaya koydu. Evlerin küçüldüğünü 10 evden birinde tek ebeveyn yaşadığını söyleyen Uylukçuoğlu, bunun tercihleri değiştirdiğini anlattı. Uylukçuoğlu, şöyle devam etti:

“Mesela biz 720 litre, 640 litre gibi en büyük buzdolaplarını satıyoruz. Öte yandan retro ürünlerimizdeki gibi 350 litre yani daha az haneye hitap eden, daha küçük ihtiyaçları karşılayacak ürünler de alınıyor. Çamaşır makineleri 14 kiloya kadar gidiyor ama dönüyoruz bakıyoruz hâlâ 7-8 kiloda da ciddi bir talep var. Yani uçlarda tercihler. Ortası kalmamış gibi görünüyor. Tüketici ihtiyacı varsa büyük alıyor, ‘Buna ihtiyacım yok’ dediği anda daha küçük segmente yöneliyor. O yüzden arada bir boşluk oluşmaya başladı. Bir diğer eksende de çok daha baz ihtiyacı olan haneler de var. Orada da daha low brand-düşük marka eğilimi var ki bu; Avrupa’da da böyle. Pazarda A markalar, B markalar bir de daha düşük markalar dediğimiz segment vardı. Buna baktığımızda yukarıdaki A markalar da aşağıdaki o düşük markalar da genişliyor. Televizyonda ise evler küçülüyor ama ekranları büyüyor.”

Yazının Devamını Oku

Vestel anteni ABD’ye çevirdi

6 Eylül 2025

 

AVRUPA’nın alanında en büyüğü olarak kabul edilen Uluslararası Tüketici Elektroniği Fuarı (IFA 2025) dün kapılarını açtı. Uzak Doğu’dan yüzlerin her zamankinden fazla gözlemlendiği fuar alanında dünyanın önde gelen markaları gövde gösterisi yaptı. Türkiye’den katılım sağlayan Vestel de 3 bin metrekarelik standında 460’tan fazla ürün sergiledi. Fuar alanında bir grup gazeteciyle toplantı düzenleyen Vestel’in satış ve pazarlama üst yöneticileri ürünlerin yanı sıra yeni pazar stratejileri hakkında da bilgi verdiler.

Vestel Dış Ticaret Satış Genel Müdürü Seçkin Gençoğlu, şirket olarak 1989’dan IFA’ya katıldıklarını belirterek, “Berlin duvarı yıkılmadan biz buradaydık, IFA bizim için bir şölen. 33 yıldır buradayız. Buraya katılmanın maliyeti önemli değil ama katılmamanın maliyeti büyük” diye konuştu. Gençoğlu bu yıl yeni ürünlerin de stantta yer aldığını vurgulayarak yeni Berlin’de işbirliklerine de imza atacaklarını duyurdu.

ABD HAMLESİ İÇİN HAZIRLIKLAR TAMAM

Vestel’in yıllık 2.3 milyar dolarlık ihracata imza atarak 27 yıldır sektörde bu anlamda şampiyon olduğunu söyleyen Gençoğlu, şu bilgileri paylaştı:

“160’ın üzerinde ülkeye ürünlerimiz satıyoruz. Ana pazarımız Avrupa. Ancak buradaki pazar daralması yeni kapıları aralamaya yönlendirdi bizleri. Kuzey Amerika ve Asya öne çıkan yeni pazarlarımız. Geçen yıl İskandinav Cylinda’yı alarak önemli bir adım attık. Asya’da bu marka çok güçlü. ABD ise bizim 2019’dan bu yana hazırlandığımız bir pazar. Bu pazarda voltaj farklı, ürünlerin yapısı, ihtiyaçlar farklı. Bu yüzden ürünleri hazır hale getirmek gerekiyordu. Önce bulaşık makinesini tamamladık, buzdolabı da arkasından geldi. Bütün ürünlerde hazırlıklar tamam. Şu anda 23 müşteri ve 33 marka ile çalışıyoruz.”

ABD’ye geçen yıl 24 milyon dolarlık ihracat yaptıklarını, bu yıl ise rakamı 50 milyon dolara çıkarmayı planladıklarını vurgulayan Gençoğlu, “Hedefimiz 2028’de ABD’ye 150 milyon dolarlık satış yapmak” ifadelerini kullandı. Gençoğlu, 2.3 milyar dolarlık ihracatta yüzde 30 olan Vestel markalarının payını da yüzde 50’ye çıkarılmayı hedeflendiğini ekledi.

Yazının Devamını Oku

‘Karbon çantacılığı’ pahalıya patlar

30 Ağustos 2025

AVRUPA basınının ‘Karbon Prensi’ diye nitelendirdiği Gustav Daphne (aslında gerçek adını kimse bilmiyor), küresel ısınma krizini fırsata çeviren isimlerden biri olarak biliniyor. Özetle hapisteyken avukatı aracılığıyla emisyon ticareti meselesini öğreniyor ve çıkar çıkmaz bu konuda şirket kurup en iyi bildiği işe; dolandırıcılığa devam ediyor. Daha sonra Daphne için ‘O prensse ben kralım’ diyenler, karbon dolandırıcılığını daha ileri boyutlara taşıyanlar çok oldu.

Fırsat nerede? Hatırlatayım...

90’lara kadar başta Avrupa olmak üzere gelişmiş ülkelerde karbon salımının vergilendirilmesi gerektiği fikri hakimdi. Ta ki Kyoto Protokolü’ne kadar. Zamanla bir emisyon ticaret sistemi oluşturuldu. AB, toplam emisyonlara yıllık bir sınır koydu ve emisyon şirketlerine belirli sayıda AB izni (EUA) verilen sistem kurdu. Her izin sahibine bir ton karbon salımı hakkı verildi. Bir şirket yıl sonunda fazladan izne sahipse, yani izin verilen tüm karbonu salmamışsa, bunları satışa çıkarabilirdi. Nihayetinde AB’nin “sera gazı emisyonlarında 2030 yılına kadar asgari yüzde 55 azaltım sağlanması” hedefine ulaşılması için 14 Temmuz 2021’de açıklanan “Fit-for-55”in yasalaşma süreci tamamlandı.

1 OCAK’TA BAŞLAYACAK

Avrupa’nın bu hedefinin sonuçlarından biri de ‘Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’ oldu. Kısa adı SKDM. AB’ye ithal edilen belirli ürünler için bir karbon fiyatlandırması sistemi oluşturuldu. Türkiye, en büyük ihracat pazarı Avrupa olan bir ülke olarak hemen harekete geçti ve yönetmelikler çıktı. Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) Yönetmeliği Taslağı, 22 Temmuz 2025 tarihinde yayımlandı.

AB, SKDM ile ilgili tam mali yükümlülükleri 1 Ocak 2026’dan itibaren başlatacak. Yani AB’ye ithal edilen karbon-yoğun ürünlere ek bir karbon vergisi getirilecek ve başta demir-çelik, alüminyum, çimento ve gübre gibi Türkiye’nin önemli ihracat sektörleri doğrudan etkilenecek. Bu yüzden hummalı bir çalışma var. Dünya Bankası’nın verilerine göre Türkiye’nin 70 milyar dolarlık yeşil dönüşüm yapması gerek. Pasta çok büyük. Elbette ‘karbon prensi’ gibi ‘girişimciler’ olacaktır.

PAZARIN YÜZDE 90’I ELLERİNDE

Yazının Devamını Oku

NBA’in terini Denizli havlusu silecek

21 Ağustos 2025

Bu topraklarda havlu tarihinin bin 600 yıllık olduğu söyleniyor. Türk hamamı kavramı beraberinde havlunun da çok uzun zamandır bu geleneğin içinde gelişmesini sağladı. Öyle ki dünyanın en uç noktasında bir otele girdiğinizde etiketinde ‘Made in Turkey’ ibaresini görmek artık şaşırtmıyor. Hatta daha da ileri giderek Türkiye’nin en iyi havlularını üreten Denizli’nin namını bile birçok ülkede duyabiliyorsunuz.

Geçtiğimiz günlerde havlu üreticileriyle sohbet ederken özellikle Ekvator kuşağındaki ülkelerde Denizli havlusunun tercih edildiğini öğrendim. Nedenini onlar da bilmiyorlarmış, bölgedeki bir otel yöneticisine sorduklarında ise; “Çünkü Denizli havlusu havadaki nemi çekmiyor. Burada hava çok nemli, bu da koku gibi rahatsızlıklar yaratabiliyor. Ama Denizli’den gelen havlular havadaki nemi çekmezken vücudu çok iyi kuruluyor. Bu nedenle tercih ediyoruz” yanıtını almışlar. Bunu anlatan tekstil üreticisi “Nesilden nesile aktarılan havlu ustalığının geldiği durumu bizden iyi biliyorlar” diye özeleştiri de yaptı.

İHRACATÇI YENİ PROJELER PEŞİNDE

Havlunun başkenti Denizli’de neler planlandığını Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TETSİAD) Denetim Kurulu Üyesi Murat Şahinler ile konuştuk. Derneğin başkanlığına da adaylığını koyan Şahinler, Türkiye’nin nesillerdir gelen üstünlüğünü yeni projelerle avantaja dönüştürmek gerektiğinin altını çizdi. Ne gibi yeni projelerden bahsediliyor? Şahinler, Amerika pazarı için heyecan verici girişimlerini anlattı.

Şahinler’in verdiği bilgilere göre uzak ülkelerdeki Denizli havlusuyla ilgili geri dönüşler, özellikle bu bölgeler ve yakınlarındaki büyük pazarlar için yeni açılımlar için ilham olmuş. Amerika da bunlardan biri. Şahinler, ABD pazarını hedef alan bir ‘Turkish towel’ hareketi için düğmeye bastıklarını söyledi.

Hareketin en dikkat çekici adımlarından biri de ABD’de sadece yayın hakları 76 milyar dolarlık ekonomiyi ifade eden basketbol ligi NBA’i hedef alıyor. Şahinler, “Neden Denizli havlusu NBA oyuncularının boyunlarında olmasın, neden milyonların izlediği bu maçlarda Turkish Towel- Türk havlusu öne çıkmasın diye düşündük. Bu nedenle NBA’in havlu sponsoru olmak için girişimleri başlattık. Cedi Osman orada önemli isimlerdendi, çevresi var. Kendisine projeyi götürdük. Çok sıcak baktı ve elçisi olacağını söyledi. Ardından Hidayet Türkoğlu ile görüşme ayarladık. Bunu aklımıza koyduk. İnşallah yakın zamanda gerçekleştirmeyi hedefliyoruz” sözleriyle planlarını anlattı.

Şahinler Türkiye’de onlarca firmada havlu ve bornoz üretimi yapıldığını, en düşük kalitenin bile yurtdışında rakipsiz olduğunu belirterek iyi pazarlama hamleleriyle bu gücü kullanmak istediklerinin altını çizdi.

Yazının Devamını Oku

Balık yemeyen Laz köyünden 50 ton alabalık alacak

9 Ağustos 2025

AZMİN elinden hiçbir şey kurtulmaz derler. Peki azimli bir grup inatçı Laz kadınına Migros gibi kurumsal bir yapı destek verirse ne olur? Ben söyleyeyim, tonlarca alabalık olur. Olmuş, yerinde gördüm...

Sıcak bir ağustos sabahında erkenden çıktık yola. Dediler ki, “Yalova’ya bağlı Kurtköy’de tuttuğunu koparan bir grup kadın, müthiş ilham veren bir hikâye yaratmış.” Hadi görelim diye gittik.

Yaklaşık bir saat sonra harika bir köye vardık.

Kurtköy, Osmanlı-Rus harbi sırasında Batum’daki Laz toplulukların getirilerek yerleştirildiği Yalova’ya bağlı yedi köyden biri. Köy meydanından çıktık, kıvrıla kıvrıla tırmanan yoldan bir balık çiftliğine ulaştık.

ATIL HALDEYKEN ONARILDI

Beyaz kireçlerle bakımlı çiftlikteki havuzlarda boy boy alabalıklar döne döne yüzüyor. Yanımda Migros Grubu Pazarlamadan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Ekmel Baydur ve Kurtköy Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi Başkanı Emine Yüksekol var. “Neden dönüp duruyorlar” diye sordum. Emine Hanım gururla yanıtladı: “Sadece mutlu olduklarında dönerek yüzüyorlar.”

Hayvan refahı, tüketicilerin et ürünleri alırken dikkat etmeleri gereken bir detay. Migros’un da 17 yıl önce Tarım ve Orman Bakanlığı ile başlattığı ‘İyi Tarım’ uygulamalarının önemli başlıklarından birini oluşturuyor. Hemen bir parantez açalım; Migros zirai kalıntılardan çevreye duyarlılığa kadar belli kriterleri yerine getiren üreticilere İyi Tarım Sertifikası veriyor.

Yazının Devamını Oku

Latinlerin İSTOÇ’unda gövde gösterisi

1 Ağustos 2025

EV ve Mutfak Eşyaları Sanayicileri ve İhracatçıları Derneği’nin (EVSİD) Başkanı Talha Özger ile Panama’nın ünlü otellerinden birinin geniş toplantı salonundayız. Kapıların arkasındaki bölümde sektörün bayrak taşıyıcısı 17 ihracatçı firma, Latin Amerika’nın devleriyle bire bir görüşme yapıyor. Özger, meslek alışkanlığı olarak masadaki tabağı ters çevirip altına baktı ve gülümsedi: “Bakın, bu da Türk markası Bonna” diye açıkladı sebebini. Arkasından da hemen ekledi: “10 yıldır sektör olarak Latin Amerika’ya heyet etkinlikleri düzenliyoruz. İhracatı yüzde 120 büyüttük. Başlarda buradaki alıcılar Türkiye’de bu alanda bir sanayi olduğunu bile bilmiyorlardı. Bıkmadan anlattık. Bugün burada 12 Latin Amerika ülkesinin önemli zincirlerinin satın alma yetkilileri bu etkinlikte yer almak için adını yazdırdı. 80 şirketten 50’sini davet ettik. Büyük ilgi var.”

LATİN AMERİKA’YA GİRİŞ KAPISI

Panama, konumu itibarıyla Latin Amerika’ya giriş kapısı niteliğinde bir ülke. Meşhur Panama Kanalı’nın sağladığı lojistik avantaj birçok büyük marka ve şirketin toptan satın alma merkezini bu şehirde açmasına neden olmuş. Ev ve mutfak eşyası pazarı açısından Colon Frezone adındaki bölge ise Türkiye’nin bu alandaki toptancılar çarşısı İSTOÇ’a benzetiliyor.

Talha Özger’den öğrendiğimiz bilgiye göre, heyetteki 17 şirketin birçoğunun merkezi de İstanbul Bağcılar’da bulunan İSTOÇ’ta yer alıyor. Yani içerideki salonda Bağcılar-Panama ihracat hattı kurulduğunu söylemek yanlış olmaz.

HEDEFLERİ 100 MİLYON DOLAR

İki gün boyunca devam eden görüşmelerin sonuçlarını sorduğumuzda ise Özger, “Şirketler çok mutlu. Doğru 50 firmayı seçtiğimiz satın almacıların, iki gündür eksilmeyen ilgisi var. Daha şimdiden sipariş anlaşması yapanlar, el sıkışanlar oldu. Bu heyet etkinliklerinde birçoğumuz orta vadede önemli katkılar getirecek bağlantılar kurma şansı yakalıyoruz” yanıtını verdi.

Ev ve mutfak eşyaları sektörünün 2025’in ilk altı ayını bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3.5 düşüşle 3.3 milyar dolarlık ihracatla tamamladığını belirten Özger, küresel talepteki azalma ve içerde ise kur baskısı nedeniyle sektörde sıkıntılar yaşandığını söyledi. Bu sürecin yeni pazarlardaki kontaklarla aşılmaya çalışıldığını aktaran Özger, şu bilgileri verdi: “Sektörün küresel ithalat hacmi 2024 itibarıyla 130 milyar dolar. Bunun 7.8 milyar dolarını Latin Amerika ülkeleri yapıyor. Türkiye bu pazarda 66 milyon dolarlık satış yapıyor. Hedefimiz kısa sürede 100 milyon dolara ulaşmak. Büyük bir sektörüz, 1 milyona yakın insan bu alandan geçimini sağlıyor. Burada görüşmeler yapan 17 firmanın toplam çalışan sayısı 5 bini aşıyor. Sektörümüz kapasite küçülmelerine rağmen cari fazla veriyor. Bu sektörde dünyada net ihracatçı bakımından Çin’den sonra ikinci sırada yer alıyoruz. Bu etkinliklerle Latin Amerika’nın devlerine Türkiye’deki bu gücü anlatıyoruz.”

TERMOSTA RAKİP ÇİN

Yazının Devamını Oku

Silivri’nin rüzgârına 130 milyon Euro

16 Temmuz 2025

Uçsuz bucaksız ayçiçeği tarlalarının ortasında yükselen rüzgâr türbinlerinin daha az karbon ayak izi bırakarak enerji ihtiyacını karşıladığını vurgulayan Tivnikli, yenilenebilir enerji yatırımlarında maliyetlerin giderek arttığını ancak finansmana erişimin diğer sektörlere göre çok daha kolay olduğunu söyledi. Tivnikli, “Bu bir yandan da sıkı bir denetim anlamına geliyor. Çünkü finans kuruluşları bu yatırımlara kredi verirken bütün detaylarıyla çevresel boyutlarını irdeliyorlar” dedi.

52 MW’LIK GÜÇ EKLENECEK

Eksim Holding’in bir iştiraki olan Eksim Enerji, Silivri’deki türbinlerinde halen 63 MW’lık enerji üretiyor. Ebubekir Tivnikli’nin verdiği bilgilere göre şirket bu yıl sekiz, gelecek yıl da iki olmak üzere toplam 10 türbini daha bölgede işletmeye alacak. Tivnikli, eklenecek yeni türbinlerle birlikte Silivri’de kurulu gücün 129 MW’ye ulaşacağını belirtirken, yatırımların etkisine de dikkat çekerek şunları söyledi:

“İnşa halindeki 52 MW’lık güç için saha çalışmalarımız hızlandı. Mevcut yatırımımızın maliyeti 66 milyon Euro’ydu. Eklenenlerle birlikte 130 milyon Euro’ya çıkacak. 129 MW kurulu güce ulaştığımızda yılda 170 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılayan bir kapasite olacak. Silivri RES, aynı zamanda yenilenebilir enerji üretiminde kritik bir bölge. Eksim Enerji’nin diğer santrallerine oranla daha yüksek kapasite kullanımıyla çalışarak en fazla elektrik üreten santrallerden biri konumunda bulunuyor. Tesis bugüne kadar toplamda 2.2 milyon MWh elektrik üreterek yaklaşık 760 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşıladı.”

HEDEF İLK ÜÇTE OLMAK

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın ‘2035 Yenilenebilir Enerji Hedefleri’ kapsamında yenilenebilir kaynaklardan daha fazla elektrik üretimi için yatırımlarını sürdürdüklerini belirten Tivnikli, güneş enerjisi (GES), rüzgâr enerjisi (RES) ve hidroelektrik santralleriyle bu alanda büyüdüklerini anlattı. Buna göre şirketin yurtiçi ve yurtdışı yaklaşık toplam 1000 MW’lık kurulu gücü var. Bunun 564 MW’ını RES, 186.5 MW’ını GES, 162 MW’ını ise HES ile sağladıklarını söyleyen Ebubekir Tivnikli, “Halen Türkiye’de 814.7 MW olan kurulu gücümüzü yıl sonunda bin 30 MW’a çıkaracağız. Bu sayede yenilenebilir enerjide ilk 10’a, RES’te ise ilk üçe girmiş olacağız” dedi.

Yurtdışındaki yatırımlar hakkında da bilgi veren Tivnikli şöyle devam etti: “Ukrayna ve Gürcistan yatırımlarıyla birlikte toplam portföyümüz 3 bin MW’ı aşıyor. Türkiye’de geçtiğimiz yıl 1.9 milyon MW’lık elektrik üretimiyle 792 bin hanenin ihtiyacını karşılayacak miktarda enerji ürettik. Böylelikle 1.2 milyon ton karbon salımının önüne geçildi.”

YÜZDE 55 YERLİ TÜRBİNLER

Yazının Devamını Oku