Yasemin Salih

Köy öğretmenleriyle bilim seferberliği

12 Temmuz 2025

MOLEKÜLER Biyolog Prof. Dr. Aziz Sancar, 2015’te arkadaşları Tomas Lindahl ve Paul L. Modrich ile birlikte Nobel Kimya Ödülü aldığında medya, ödülden çok ünlü bilim insanının Mardin’in Savur ilçesinde doğup büyüdüğü evin fotoğraflarına yer verdi. Çünkü Prof. Dr. Aziz Sancar, ‘Anadolu’nun her ilçesinden, her köyünden böyle çocuklar çıkabilir’ fikrinin temsilcisi oldu. Birçok şirket ve sivil toplum kuruluşunun bu fikri sosyal projelerinin temeli yapmasının nedeni de işte bu umuttu. Bayer Türkiye, bu şirketlere iyi bir örnek. Bayer, Türkiye’deki 70’inci yılında köy okullarını odağına alan bir proje başlattı. ‘Köyde meraklı Sınıflar’ adındaki proje bilimin ışığını köylerde daha güçlü yakmayı hedefliyor. Şirketin yol arkadaşı ise Köy Okulları Değişim Ağı’nı (KODA) almış.

ÖĞRETMENLERLE ÇARPAN ETKİSİ

Projenin detaylarını konuşmak üzere KODA Genel Koordinatörü Mine Ekinci ve Bayer Türkiye Kurumsal İletişim Sosyal Sorumluluk Projeleri Lideri Elif Ateş’le bir araya geldik. KODA özellikle pandemi döneminde köy öğretmenleri için müthiş işler yaptı. Bu yüzden artık çok daha fazla kurumsal sosyal sorumluluk projesinin ortağı durumundalar.

İlk sözü Elif Ateş aldı. Zaten 14 yılı aşkın süredir okullarda bilim odaklı çalışmalar yaptıklarını anlattı. “O projeler öğrenciler üzerinden yapılıyordu şimdi ise öğretmenler üzerinden yürüyecek. Çünkü bir öğretmenin bilim derslerine bakışını değiştirdiğinizde çok daha yüksek etki yaratma gücünüz oluyor” dedi. ‘Köyde meraklı Sınıflar’ projesi köy öğretmenlerine  sınıfta bilimin daha eğlenceli ve kolay nasıl anlatılabileceğini gösteren bir rehber niteliğinde aslında. Pilot çalışmaları Bursa’nın Orhaneli ilçesindeki iki okulda yapılan projenin ilk çıktıları başarılı olunca hem Bayer Türkiye hem de KODA tarafının cesareti artmış.

Başarının ardındaki sırrı ise Mine Ekinci anlattı: “5E adında etkili bir modelimiz var. Sorularla başlama (Engage), uygulayarak keşfetme (Explore), sonuçları konuşma (Explain), öğrenilenleri zenginleştirme (Elaborate) ve öğrenilenleri değerlendirme (Evaluate) rotasını izliyor. Daha çok 0-5 yıl deneyimli öğretmenlere ulaşıyoruz. Bir rehber hazırlandı. Bir online seminer düzenledik. Büyük talep oldu. İzleme-değerlendirme sonuçlarımız öğrencilerin fen bilimlerine ilgisinin arttığını ve özgüven kazandıklarını gösteriyor. Çemberler, oyunlar, sanatsal çalışmalar ve köylerde kolaylıkla erişilebilecek malzemelerle gerçekleştirilebilecek bilim deneylerini içeren 90 dakikalık (2 ders saati) bir akıştan oluşan 12 modül rehberde yerini aldı. Açık paylaşıma sunuldu ve bin 200 kez indirildi. Rehberi 577 köy öğretmeni ve 272 öğretmen adayıyla doğrudan paylaştık. Anadolu’nun birçok ilinde görev yapan öğretmenler, deprem bölgesinden öğretmenler büyük ilgi gösterdi.”

BAYER ÇALIŞANLARI DA GÖNÜLLÜ KATILACAK

Yazının Devamını Oku

Mavi Nefes’ten müsilaja çare çıktı

14 Haziran 2025

“Aldığımız her iki nefesten biri denizler sayesinde.” Deniz Temiz Derneği TURMEPA’nın Başkanı Şadan Kaptanoğlu’na ait bu sözler. Denizlerin korunmasının ‘sudan’ bir sorun olmadığının altını çizmek için kendi deyimiyle, ‘kırık plak gibi’ her konuşmasında bu cümleyi tekrarladığını söylüyor.

Kaptanoğlu denizci bir aileye doğmuş. Başkanı olduğu TURMEPA’nın neler yaptığını anlatırken duygusal davrandığı düşünülebilir. Ama verdiği bilgi bilimsel bir gerçek. Dünyanın oksijen kaynakları listesinin tepesinde denizler yer alıyor. Çünkü tıpkı karada olduğu gibi denizlerde de ormanlar var. Gezegenin yüzde 71’inin okyanuslar ve denizlerle kaplı olduğu düşünülürse oksijen ihtiyacının yüzde 50 ila 70’ini denizlerin karşılaması şaşılacak bir bilgi değil. Bu yüzden de aldığımız her iki nefesten birini denizlere borçluyuz.

DÖRT YIL ÖNCE BAŞLADI

Bizim nefes almamız için önce denizlerin nefes alması şart. Sanayileşme, atıklar, vahşi balıkçılık derken son dönemde iklim değişikliği de eklendi. İklim krizi, belli ısının üstünde yaşayamayan deniz canlılarının yok olmasına neden oluyor.

Bu gerçekler dört yıl önce TURMEPA’yı harekete geçirdi. Projenin adı da müthiş: Mavi Nefes. Fazla söze gerek yok, derdini anlatan bir isim bence.

Peki kolunda kim var TURMEPA’nın? Garanti BBVA.

Bankalar ‘yeşil finansman’ meselesinde çok hızlı yol alıyor. Bu da Trump kararlarıyla morali bozulan iklim krizi mücadelecilerinin imdadına yetişiyor. Mavi Nefes projesi, dört yılı geride bıraktı. Önceki gün bu dört yılın muhasebesini yapmak ve bundan sonraki adımları konuşmak üzere bir toplantı düzenlendi.

Yazının Devamını Oku

800 milyar Euro’luk AB pazarı iştah kabartıyor

3 Haziran 2025

“Avrupa ülkelerinin böylesine büyük bir bütçeyi harekete geçirmesi Türk savunma sanayii için de bir ihracat potansiyeli yaratıyor. Bu sebeple biz de hedef ülkelere; güvenlik kaygılarının artmasıyla birlikte Avrupa’yı ekledik. Geçen yıl konsolide satışlarımızın yaklaşık yüzde 15’ini dolaylı ve doğrudan ihracattan karşıladık, 2025’te ise bu oranı yüzde 20 seviyelerine çıkarmayı hedefliyoruz. Özellikle kritik kompenentlerin ihracatını geliştirmek çok önemli.”

HEDEF DÜNYADA İLK 100’DE OLMAK

Burak Mercan’ın net bir şekilde ortaya koyduğu vizyon Altınay Savunma Teknolojileri’nin hedefleriyle de uyumlu. Mercan, 31 yıl önce Hakan Altınay’ın kurduğu ve bir robot teknolojisiyle yola çıkan şirketin yatırımlarını üç ana başlık altında topladı: İnsan, ürün ve teknolojiler, tesisler. Planlarını ise şöyle anlattı:

“Önümüzdeki dönemlerde iş stokumuzun artmasını bekliyoruz. İlk çeyrek bilançomuza göre bu rakam yaklaşık 190 milyon dolar. Gelecek 10 yıl içinde, büyüklük anlamında savunma sanayine yön veren ilk 100 şirket arasında yer alma amacındayız. Halihazırda listede TUSAŞ, Baykar, Aselsan, MKE (Makine Kimya Endüstrisi) var. Biz de onlardan biri olmak istiyoruz. Şu anda listedeki en düşük ciro 480 milyon dolar civarında. 500 milyon dolar ciro yaptığımızda listeye rahatlıkla giriş yapabiliriz. Şu ana kadarki performansımız potansiyelimizin olduğunu gösteriyor.”

DEVAM EDEN 90 PROJE VAR

Mercan’ın verdiği bilgilere göre Altınay Savunma Teknolojileri kurulduğu günden bu yana toplam değeri 236 milyon dolar olan 246 proje tamamladı. Halen devam eden 90 proje bulunduğunu söyleyen Mercan Roketsan, TUSAŞ, Aselsan gibi devlerle ortak birçok proje geliştirdiklerini vurguladı. Mercan, şirketin gelirleriyle ilgili şöyle konuştu: “Yılın ilk üç ayında gelirlerimizi 17.5 milyon dolara, faaliyet kârımızı ise 5 milyon 771 bin dolara çıkardık. Halka arzdan bu yana ciro katlandı, iş stokumuz ise neredeyse iki katına çıktı. Talebe yetişmek için kapasitemizi artırıyoruz. Çünkü üretim bizim en büyük gücümüz. Geçen yıl toplam yatırımımız 30 milyon doların üzerine çıktı, yeni tesis inşaatının yanı sıra teknolojik altyapıya da önemli yatırımlar yaptık.” 

ORMAN YANGINLARI İÇİN PROJE

Mercan, yaz aylarının önemli konularından orman yangınları için de çalışma yürüttüklerini vurguladı. Mercan projeyi şöyle anlattı: “TUSAŞ ile birlikte çalışmaya başladık, bir drone vasıtasıyla yangını tespit ve gösterme teknolojisi üzerinde bir proje olacak. Yangını algılayacak, büyüklüğünü tespit edecek bir görüntüleme sistemi üzerinde çalışıyoruz.”

Yazının Devamını Oku

Çöpteki dozeri ‘sıfırladı’ Harvard’a girdi

30 Mayıs 2025

SİZİ bilmem ama ben hiç devasa iş makinelerinin salına salına gösteri yaptığı bir ‘catwalk’ izlememiştim. Amerika merkezli Caterpillar’ın 100’üncü yılı nedeniyle gittiğimiz Malaga Uygulama & Eğitim Merkezi’nde, şirketin kurulduğu tarihten günümüze kadar yollara çıkan tüm modellerin sergilendiği bir defile izledik. Tonlarca ağırlığı taşıyan, devasa tekerleklerin üzerinde insansız ama çevik, tam otomasyon iş makineleri de gördük; ilk yıllarda geliştirilen ve hâlâ pazarda olan modeli de... Yani podyumda retro da vardı tekno da...

30 yıldır Caterpillar’ın Türkiye distribütörü olan Borusan CAT’in davetiyle gittiğimiz Malaga’da şirketin geçirdiği yolculuğu da dinledik. Borusan Cat İcra Kurulu Başkanı Özgür Günaydın, bu yolculuğun büyük bölümüne tanıklık edenlerden. Enerjisiyle uzun yıllar da bunu devam ettirecek duygusu veriyor. “Cat’in globalde cirosu 64.8 milyar dolar. Borusan Cat olarak biz 1.2 milyar TL’lik ciromuzla ilk 10’dayız. Şirketin 10 büyük distribütörü var, Türkiye de onlardan biri” diyen Günaydın’dan öğreniyoruz ki Rusya ve İran da Türkiye’ye bağlı yönetilen ülkelerken jeopolitik nedenlerle bu durum askıya alınmış durumda. Günaydın geçen 30 yılda Türkiye’nin bütün mega projelerinin Borusan Cat makineleriyle tamamlandığının altını çizdi ve şöyle devam etti:

TÜRKİYE’DE 29 BİN AKTİF EKİPMAN VAR

“Dünyanın en büyük madencilik şirketlerinden biriyiz çünkü madenlerde iş makinelerimiz yoğun olarak kullanılıyor. Şu anda Türkiye’de 29 bin aktif ekipmanımız var. Ortalama yaşları 10. Kiralama ve ikinci el satış da yapıyoruz. 100 milyon doların üzerinde kiralama ciromuz var. Ama bunlardan daha önemlisi Borusan Cat’in sekiz patent başvurusu var.”

Bu ilginç. Bir distribütörün neden patent almak gibi dertleri olsun? Özgür Günaydın’ın soruya verdiği yanıt, gerçek bir sürdürülebilir bakış açısını ortaya koydu:

100 MİLYON DOLARLIK DEĞER

“Türk Patent Enstitüsü’nden üç patentimiz onaylandı. 500’ün üzerinde mühendis, 100 kişilik de dijital teknoloji şirketimiz var. Kazakistan’da bir yenileme tesisi kurduk. Bu yetkiyi globalden alan ilk ve tek distribütör biziz. Bütün tesislerimiz Cat sertifikalı. Model fabrika olarak gösteriliyor. 100 milyon doların üzerinde yatırım yapıldı. Çünkü bu vizyonerliktir. Sadece distribütör olduğunuzda büyük bir rekabet var, kaybediyorsunuz. Bu yüzden 2017’de yapay zekâyı araç olarak kullanmak üzere bir yolculuğa çıktık. ‘Arızayı önceden bilirsek ne değişir’ dedik. Ezber bozan bir sistem geliştiriyoruz.”

Yazının Devamını Oku

Tehlikeli işi reddeden madenciye ödül

24 Mayıs 2025

ÇAYELİ Bakır İşletmeleri, Türkiye’nin ilk özel sektör madencilik şirketlerinden. Rize’nin Çayeli ilçesine bağlı Madenli Beldesi’nde 40 yılı aşkın süredir bakır ve çinko cevheri üretiyor. Yılda 1.1 milyon ton cevher işleme kapasitesiyle Türkiye’nin toplam bakır üretiminin yaklaşık üçte birini gerçekleştiriyor. Madende bugüne kadar yaklaşık 28 milyon ton tüvenan cevher işlenmiş, 3.4 milyon ton bakır, 1.6 milyon ton da çinko konsantresi üretilmiş. 40 yılda 450 milyon dolarlık yatırım yapılan tesisin aslında bugünlerde kapısına kilit vurulacaktı. Çünkü bilinen cevher tükenmişti. Derken tesisin yüzde 100 hissesine sahip olan Kanada merkezli First Quantum Minerals’den haber geldi. “Yeni sondajlar yapılsın’ denildi ve uzun çalışmalar sonrasında 10 milyon tonluk rezerv keşfedildi. Şimdi şirketin planında 10 yılda 50 milyon dolarlık yatırım yapmak var.

500 kişinin çalıştığı tesis tedarikçileriyle yakın çevre için önemli bir ekosistem oluşturmuş durumda. Yerin 600 metre altında çalışıldığı için ‘sorumlu madencilik’ ana gündem konusu. Çayeli Bakır İşletmeleri Genel Müdürü Murat Güreşçi’nin daveti üzerine Madenli’deki üretimi yerinde gördük.

Murat Güreşçİ

‘DUR DÜŞÜN’

Güreşçi, “Tam 1000 gündür bu madende kayıp zamanlı kaza yaşanmıyor. 10 yıldır ölümlü kazamız yok” dedi. Maden kazaları açısından acılarımız henüz çok taze. Elbette herkesin üstüne düşeni yapması lazım. Çayeli Bakır’da 360 derece davranış değişikliği ile kazaları önlemeye çalıştıklarını anlattı Güreşçi. Sabırsız Karadeniz insanına ‘Dur, düşün’ diyerek atılan her adımın hayati olacağını anlattıklarını söyledi. Arkasından şunları ekledi:

“2007 yılından bu yana ‘tehlikeli işi reddetme’ uygulamasını devreye aldık. Çalışanlara sürekli eğitim veriliyor. Hepsi bilinçli. Amirin istese de sen bir şüpheli durum görüyorsan, tehlikeli olabilir diye düşünüyorsan o işi reddet. Bunu istiyoruz. Bu şirkette senede 500 iş reddediliyor. Belki suistimal ediliyordur ama bir-iki kereyi geçmez. 2024’te her çalışan en az bir kere işi reddetti. Biz de bunları takip ediyoruz. İyi tehlike bildirimlerini inceliyor, ilk üç reddetmeye plaket veriyoruz. Bir çalışanımız işi reddederek hem kendini, hem arkadaşlarını hem de 1 milyon dolarlık makineyi kurtardı.”

‘Düşün’ iş emniyeti uygulamaları Kanadalı şirketin bütün işletmelerinde devrede. Murat Güreşçi, başlarda çalışanların raporlamaktan çekindiğini ancak şimdi herhangi bir tehlikeli durum olduğunda telefonlarıyla çekip bildirdiklerini anlattı. Ayrıca kısa ve net iş güvenliği mesajlarıyla kazasızlığı sağladıklarını da söyledi.

Yazının Devamını Oku

‘Dev şirketler domatese bibere yatırım yapmalı’

18 Mayıs 2025

Alarko Holding’in kurucusu İshak Alaton’ın hayatını anlatan ‘Lüzumlu Adam’ kitabında, bir ‘topal karınca’ öyküsü var. Merhum iş insanının ağzından anlatılan hikâyede, topal karıncanın Mekke yoluna çıktığını görünce kendisine ‘imkânsız, yapamazsın’ diyenlere verdiği yanıt çok kez alıntılandı: “Evet topalım, belki Mekke’ye gidemem ama mesele onun yolunda olmak, yola çıkmak.” İnşaat, taahhüt, sanayi, enerji gibi sektörlerde büyüyen Alarko Holding’in ikinci kuşak patronu Leyla Alaton da iki yıl önce başladığı tarım yatırımlarını anlatırken babası İshak Alaton’un bu hikâyesini kılavuz aldıklarını söyledi.

Alarko’nun yeni şirketi Alsera, tamamen modern seracılık alanına odaklanmış durumda. Jeotermal seracılık faaliyeti yürütüyorlar. Jeotermal zenginliği nedeniyle Afyonkarahisar, Denizli ve Eskişehir yatırım alanı olarak seçildi. Topraksız tarım yapılan seralar için teknolojinin Hollanda’dan alındığını söyleyen Leyla Alaton, 2023’ten bu yana 300 milyon dolarlık yatırım yaptıklarını belirtti.

‘ENERJİ SEKTÖRÜ İLE EŞİTLENSİN’

Alaton, Alarko Holding’in enerji sektöründeki yatırımlarına dikkat çekerek, “Enerjideki hacmi yakalayan bir tarımsal büyüme hedefliyoruz. Sadece enerji topal olur, tarımı yanına koyuyoruz” dedi. Alaton’un hedefi tamamen pestisit kalıntısız sebzeler yetiştirmek. Avrupa Birliği akrediteli bağımsız laboratuvarlar tarafından ‘sıfır kalıntı’ ile sertifikalandırıldıklarını belirten Alaton, şu anda bin 200 dönümlük alanda üretilen ürünlerin yüzde 70’ini Sera Verde markasıyla 20 ülkeye ihraç ettiklerini söyledi.

‘AVRUPA’NIN EN BÜYÜĞÜ OLACAK’

“Ölçek yakalamak çok önemli. Biz tam kapasiteye ulaşsak bile Türkiye’nin üretiminin yüzde 1’ine dahi yaklaşmıyoruz. Dolayısıyla büyük şirketlerin bu alana yatırım yapması ve Türkiye’nin tarımda dünyanın sayılı ülkeleri arasına girmesini hedefliyoruz” diyen Alaton, gelecek planlarını ise şöyle anlattı:

“Şu anda Eskişehir’de büyük bir sera yapılıyor. Tamamlandığında Avrupa’nın en büyük serası olacak. 800 dönümlük alanda kalıntısız, teknolojik, topraksız tarım yapılacak. Verim neredeyse üç kat fazla. Çalışanların yüzde 75’i kadın ve dönemsel değil, bordrolu elemanlarımız. Yani tarıma yeni bir boyut katıyoruz. Bunun arkasından Kazakistan ile anlaştık. Müthiş teşvikler verdiler. Orada 400 dönümlük bir sera kuruyoruz. Orası jeotermal değil doğalgazdan enerjisini alacak. Hedefimiz 2028 sonunda toplam 10 bin dönüme ulaşarak bu alanda dünyada ilk üç şirket arasına girmek. Bunun için de 600 milyon dolarlık daha yatırım yapılacak. Toplamda 10 bin kadın çalışan hedefliyoruz.”

Yazının Devamını Oku

‘Balık tutmayı değil doğru avlanmayı öğret’

3 Mayıs 2025

Konfüçyüs gelmiş geçmiş en meşhur öğretmen. Çok önemli bir sözü var; “Bir insana iyilik yapmak istiyorsan ona balık verme, balık tutmayı öğret” diyor. Bunu söylediğinde takvimler tahminlere göre MÖ 470’leri gösteriyor. Yani bu cümle yaklaşık 2 bin 500 yıldır sosyal felsefeye yön veriyor diyebiliriz. Ama artık dünya bambaşka bir yere gidiyor. Artık işi alışılagelmiş yöntemlerle öğretmek sürdürülebilir dünyaya hizmet etmiyor ne yazık ki... Balıkçılık da bunlardan biri. Geleneksel ticari balıkçılık birçok uzmana göre ‘vahşi balıkçılık’ olarak adlandırılabilir. Denizleri geri döndürülemez biçimde yok eden bir ticaret bu. Dönüşmesi gerek. Dönüşümün anahtarı ise davranış değişikliği.

 

KOLAY DEĞİL

Dünyada yaklaşık 60 milyon insanın geçim ve birincil protein kaynağı olan ticari balıkçılık alanında davranış değişikliği yaratmak hiç de kolay değil. Sarsıcı girişimler gerek. Geçtiğimiz günlerde CarrefourSA’nın ‘Hayalet Ağlar’ projesini gördüğümde aklımdan bu geçti. Gerçekten göreni düşündüren, rahatsız eden, çok etkileyici bir iş çıkmış ortaya.

‘HEDEF DOĞRU BALIKÇILIK’

‘Hayalet Ağ’ tabiri tahmin edileceği üzere balıkçılık sırasında atılan ağların bir şekilde denizde kalması ve ‘avlanma’ya devam etmesi durumunda kullanılıyor. Bu su altı ekosistemine oldukça zarar veren bir durum. Denizde unutulan, yırtılan, takılan ağlar masum değil.

CarrefourSA ise, marketlerinde sağlıklı balıkla müşterilerini buluşturma iddiası olan bir perakende şirketi. Sağlıklı balık, sağlıklı deniz ekosisteminde olur diyerek çok doğru bir noktadan ‘Hayalet Ağlar’ projesini ortaya çıkarmışlar. Adresleri ise cennet gibi bir balıkçı köyü. Balıkesir’in Erdek ilçesine bağlı Ocaklar köyünde çarpıcı bir farkındalık projesi hayata geçirmişler gerçekten. Çünkü bu hayalet ağlar uzmanlara göre Ocaklar gibi balıkçı köylerini ileride ‘hayalet köy’lere dönüştürme riski taşıyor.

Yazının Devamını Oku

Hataylı çocuklara sinema ile terapi

26 Nisan 2025

Serin bir İstanbul sabahından çıktık, 30 dereceye yaklaşan bir Hatay kuşluğunda uçaktan indik. Parlayan güneş kadar bizi bekleyen minik yüzlerin sevinci de ısıttı içimizi. 6 Şubat depremlerinin ardından Hatay’a birçok meslektaşım gibi ben de birkaç kez gittim. Bir başka Hatay yaşanıyor, ancak bunu kabul ettiğinizde gördüğünüz manzaraya dayanabiliyorsunuz. Ya Hataylılar? Onlar da hayata daha sıkı tutunmak için devasa bir şantiye görünümünde, toz içindeki bu şehirde sadece ellerindekilere odaklanmış durumdalar. Ellerini güçlendirmek, ülkemizin bu güzel insanlarını hayata daha da sıkı bağlamak lazım.

Sorduk, birçoklarına kalıcı konutlar çıkmaya başlamış. Ama birçokları için konteynerkentlerdeki hayat biraz daha uzayacakmış gibi görünüyor. Birçok sivil toplum kuruluşu bölgede projeler üretmeye devam ediyor. Her gidişimizde bunu görmek ‘neyse ki’ dedirtiyor gerçekten.

Bildiğimiz bir kent hayatından elbette çok uzakta Hatay. Hatay esnafı yeni kurulan çarşılarda hayatını sürdürüyor. Eski halini bildiğimiz için derin bir ‘ah’ çekiyor, herkes gibi güzel şeylere odaklanıyoruz. Neyse ki çocuklar var. Ve biz de onlar için gittik.

EN GÜZEL GİYSİLER GİYİLMİŞ

Defne’deki konteynerkente vardığımızda müthiş bir şenlik bekliyordu bizi. The Walt Disney Company (TWDC) Türkiye, müthiş bir festival alanı kurmuş. Aynı çatı altındaki National Geographic, “Gerçek Bir Böceğin Yaşamı” belgeselinden ilham alarak bir böcek atölyesi kurmuş örneğin. Dans gösterileri, şarkılar, yüz boyamalar şenlik alanı müthiş. Ya o çocuklar? Her biri ayrı bir şenlik zaten. Kızlar tüllü, rengarenk elbiselerini giymiş, minik delikanlılar arasında papyon takanlar da var. Her etkinlik çadırının önünde uzun kuyruklar. Ama asıl eğlence akşama. “Akşam burada sinema var biliyor musun” diyor biri bana.

Sinema, böyle bir ortamda ihtiyaç gibi görünmeyebilir. Ama en çok orada gerek bence. 12 yılda Türkiye’nin dört bir yanından 5.5 milyon çocuğu sinemayla buluşturan Sinemasal’ın Kurucusu Enes Kaya da bu inançla deprem bölgesinde ilk günden bu yana çalışıyor.

Depremin hemen ertesi gününde gelmişler Hatay’a. Sinemar adında bir kurtarma ekipleri var. Disney ile aradan geçen 21 ayda işbirliği yaparak müthiş şeyler başarmışlar. Son olarak da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı bu güzel yüzler için unutulmaz kılmak için bu şenliği organize etmişler.

Yazının Devamını Oku