Yasemin Salih

Women 20’den eşitlik mesajı

15 Kasım 2025


Hatırlayanlar vardır; 2015’te Türkiye’nin ev sahipliğinde global arenada kadının ekonomik olarak güçlenmesi amacıyla 10’u aşkın ülkeden kadın bir araya geldi. G20 açılım grubu Women 20 (W20) kuruldu. Türkiye o dönemde G20 dönem başkanlığını üstlenmişti. W20’nin ilk zirvesi aynı yıl İstanbul’da gerçekleşmiş ve büyük hedefler konulmuştu. W20 çalışmalarını planlama, yürütme ve hayata geçirme görevi de Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER), Türkiye İş Kadınları Derneği (TİKAD) ve Kadın ve Demokrasi Derneği’ne (KADEM) verilmişti.

100 MİLYON KADIN EKLENDİ

W20 için heyecan verici günler yaklaşıyor. Çünkü aradan tam 10 yıl geçti. 10’uncu yıldaki zirve Güney Afrika’nın Johannesburg kentinde gerçekleşti. Zirveye katılan KAGİDER Başkanı Esra Bezircioğlu ile geçtiğimiz günlerde bir araya geldik.

Elbette hemen sordum; 10 yıl önce İstanbul’da belirlenen hedeflerin akıbeti nedir?

Bezircioğlu, şöyle yanıtladı: “Johannesburg’da 19 ülkeden kadın temsilciler ile bir araya geldik ve hem geçen 10 yılı hem de yeni hedefleri belirledik. 10 yıl boyunca her sene bir ülkede zirve yaptık, deklarasyonlarımızı oluşturduk ve o ülkenin liderleri aracılığıyla G20 liderlerine sunduk. Johannesburg’da şu başarıları elde ettiğimizi gördük;

* W20 kurulurken kadınlar ve erkekler arasındaki işgücüne katılım farkını 2025 yılına kadar yüzde 25 azaltma hedefi koyulmuştu. Savaşlar, ekonomik krizler ve COVID-19 gibi öngörülemeyen gelişmeler nedeniyle Brisbane hedefi bire bir tutturulamasa da; ILO’nun 2024 Women at Work in G20 Raporu’na göre, yaklaşık yüzde 19 luk bir azalma sağlandı. G20 ülkeleri genelinde hedefe yaklaşıldığını söyleyebiliriz. 

* Aynı zamanda G20 için ortaya konulmuş olan 100 milyon çalışan kadın hedefi de başarıyla tutturulmuş oldu. 

Yazının Devamını Oku

Ceyhan’da Rotterdam modeli

11 Kasım 2025

Rotterdam, 14’üncü yüzyıldan bu yana dünyanın en büyük limanlarından birine ev sahipliği yapıyor. Kaynaklara göre yılda yaklaşık 436 milyon ton ürün buradan dünyaya dağılıyor. Bu da limanın çevresinde büyük bir sanayi yapılanması, istihdam ve ticaret anlamına geliyor... Ceyhan, Adana’ya 42 kilometre uzaklıkta 160 bin nüfusa sahip bir ilçe. Uzun süre tipik bir Çukurova kasabası olarak tarımla büyüdü ama son dönemde kimya ve liman yatırımlarıyla öne çıkmaya başladı. Beş yıl önce alınan ‘endüstri bölgesi’ izninin ilçenin kaderini değiştireceği belirtiliyor. Peki Ceyhan’da, Rotterdam formülü tutar mı?

2019’da Ceyhan Polipropilen (PP) Üretim Tesisi ve Sıvı Yük Limanı yatırımına başlayan ve önemli bir yol alan Rönesans Holding’in Onursal Başkanı Dr. Erman Ilıcak’ın hayali tam olarak bu. Geçtiğimiz günlerde ekonomi gazetecileriyle bir araya gelen Ilıcak, hem yatırımın geldiği noktayı hem de Ceyhan’ın, Rotterdam ya da Singapur’daki Jurong Adası örneğinde olduğu gibi çevresinin kaderini değiştirecek endüstri ve liman bölgesi haline gelmesi hedefiyle yürüttükleri projeyi anlattı.

2 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM OLACAK

Kuruldukları günden bu yana 10 milyar dolarlık yatırımı hayata geçirdiklerinin altını çizen Ilıcak, devam eden yatırımlarla birlikte, önümüzdeki üç yıl içinde Türkiye’deki toplam yatırımlarını 14 milyar dolara çıkaracaklarını ifade etti. “Ülkemize inanıyoruz” diyen Ilıcak, Ceyhan’daki tesisle ilgili şu bilgileri verdi:

“Altyapı ve PPP projelerinin yanı sıra yenilenebilir enerji ve ticari gayrimenkul tarafında da aynı modelle yatırımlara devam ediyoruz. Bunun en yeni örneğini Ceyhan’da hayata geçirmeye hazırlanıyoruz. 1.3 milyar doları uluslararası finansman olmak üzere 2 milyar dolarlık bu yatırımla 472 bin 500 ton kapasiteli bir polipropilen üretim tesisi ve sıvı yük terminali kuruyoruz. PDHPP tesisi için Cezayirli Sonatrach, sıvı yük terminali için Norveçli Stolt-Nielsen ile ortaklık kurduk. Ortaklarımızla birlikte 700 milyon dolarlık özsermaye yatırımı yaptık. Proje kapsamında 12 milletten, 30’dan fazla firmayla çalışıyoruz. Bu sürecin arkasında altı yıllık bir geliştirme ve finansman yolculuğu var. Yaklaşık bir yıl önce, tamamı uluslararası finansörler tarafından sağlanan en büyük özel sektör finansmanlarından birini elde ettik ve inşaata başladık.”

Türkiye’nin bugün yılda 8 milyon ton plastik hammadde ithal ettiğinin altını çizen Ilıcak, Ceyhan’daki tesis ile yılda 300 milyon dolarlık ithalatın engelleneceğini de vurguladı. Ilıcak, “Deniz kıyısında olması sayesinde Ceyhan’ın lojistik, hammaddeye erişim ve Gaziantep, Adana, Kayseri gibi tüketimin yoğun olduğu pazarlara yakın olmak gibi avantajları var. Sonatrach ile uzun vadeli propan tedarik anlaşması imzalayarak hammaddeyi güvence altına aldık. Sıvı yük terminalinde ise Norveçli Stolt-Nielsen ile ortaklık kurduk. Yatırımlarımızın 2027 yılı sonunda tamamlanmasını hedefliyoruz” diye konuştu.

Dr. Erman Ilıcak’ın asıl dikkat çektiği proje ise Ceyhan’daki PP tesisinin de içinde yer aldığı Doğu Akdeniz Petrokimya Kümelenmesi ve Limanı (DAPEK) oldu. Bu yatırım öncesi Port of Rotterdam’a ve Singapur’daki Jurong Adası’na gittiklerini, dünyadaki en iyi örneklerden yola çıkarak Ceyhan’da entegre bir endüstri bölgesi ve liman yapısı tasarladıklarını söyleyen Ilıcak, buradaki potansiyeli anlatmak üzere hayatında ilk kez Davos zirvesine katılacağının da altını çizdi.

Yazının Devamını Oku

Sörfün kitabı Samandağ’da yazılıyor

7 Kasım 2025

Her hayat bir hikâye, bir roman ya da film tadında ama bazılarında başka bir büyü var. Dokunanın hayatını değiştirecek kadar güçlü bir büyü. Hatay Sörf Merkezi’ni kuran Deniz Toprak’ı uzun zamandır takip ediyordum. Samandağ’ın dalgalarıyla birlikte şekil verdiği gençlerle yan yana gördüğümde ise onun da bu büyülü hikâyelerden birinin kahramanı olduğunu düşündüm. Onu bu yolculukta ilk andan itibaren destekleyen ve ana sponsor olan LC Waikiki ile birlikte, 6 Şubat depremleri sonrası sörf merkezinin kuruluş öyküsünü anlatan belgeseli izlemek üzere Hatay’daydık. Adını “Hayatın Çizgisi” koymuşlar. Film bittiğinde alkışlayacak dermanımız kalmamıştı. Yönetmenin Deniz Toprak olduğunu görmek ise elbette hiçbirimizi şaşırtmadı.

‘OYSA CEO OLACAKTI’

Deniz’i Samandağ’da sörf merkezi kurmaya getiren hikâyeyi anlatayım önce sizlere...

Ailesinin tek çocuğu. Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği’ni bitiriyor ve hemen fark ediliyor. Unilever gibi global devler havada kapıyor. Birçok ülkede ona görevler veriyorlar. Annesi ‘benim oğlum CEO olacak’ diye düşünürken Deniz’den ters köşe bir karar geliyor. Hem de ta Sri Lanka’dan. “Sri Lanka’da o müthiş plajları, dalgaları ve sörf yapan insanları görünce hayatımın geri kalanında bunu yapmak istediğime karar verdim. Burada da sörf ile bir turizm gelir modeli oluşturulabileceğini düşündüm. Ve orada bir otel işletmeye başladım” diye anlatıyor bu süreci.



Yazının Devamını Oku

Türkiye Varlık Fonu Genel Müdürü Ermut ilk kez açıkladı: 13 milyar dolarlık yatırım yaptık

23 Ekim 2025

TÜRKİYE Varlık Fonu (TVF), 34 şirket ve iki lisansı olan dev bir yapı. 2016’da kurulan fonun beş yılı aşkın süredir Genel Müdürü olan Arda Ermut, önceki gün İstanbul Ortaköy’deki TVF yerleşkesinde ekonomi gazetecileriyle ilk kez bir araya geldi. “Yatırım Ofisi’ndeyken böyle bir kurumun eksikliğini hissederdik, şimdi bizzat içindeyim” diyerek sözlerine başlayan Ermut, “Beş yıl önce atandım. Geldik tespitler yaptık. İhtiyaçların kısa listesini hazırladık. Acil olanları tamamlayıp sizlerin karşısına öyle çıkalım dedik. 360 milyar dolarlık aktif büyüklüğü ile TVF, dünyadaki varlık fonları arasında ilk 10’a girmiş bulunmaktadır. 34 şirket, iki lisans ve 46 taşınmaz ile Türkiye’nin en büyük holdingiyiz” ifadelerini kullandı.

Arda Ermut, toplantıda hem TVF’nin 10 yılını değerlendirdi hem de planlarını anlattı...

İMTİYAZIN UZATILMASI ÖNEMLİYDİ

Ermut fonun teknoloji alanındaki yatırımlarına konuşmasında geniş yer ayırdı. Türk Telekom’da yüzde 61.7 oranında hisseye sahip olduklarını beliren Ermut, “Halka açıklık oranı yüzde 13. Bu oran artırılabilir. Burada imtiyazın uzatılmasını sektörde belirsizliğin ortadan kalkması açısından önemli buluyoruz. Piyasada eleştiriler olmuştu. Muradımız anlaşılmamıştı. Şirketin bugün mobil tarafı güçlü, marka değeri var. 1.6 milyar dolara almıştık, şu anda 3 milyar doların üzerine çıktı. Geleceğinden ümitliyiz. Altın hisse oranı ise Hazine’de” dedi.

Fonun yüzde 26.2 hissesine sahip olduğu Turkcell’de de öncelikle yönetişim sorununu çözdüklerini vurgulayan Ermut, “Burada altın orana sahibiz. Başarılı şekilde yönetiliyor. Gerek Türk Telekom gerekse Turkcell’de önümüz açık. Bu iki şirkette gelecek fırsatlar değerlendirilecektir” diye konuştu.

Ermut’un, 5G ihalesiyle ilgili yorumu ise şöyle oldu: “Sektörün rekabetçiliğini korumamız lazım. İki şirketimiz başarılı bir süreç geçirdi. Üçüncü operatör de Türkiye’nin en büyük doğrudan yatırımını yapanlardan Vodafone. Bizim için değerli. Biz burada mümkün olduğu kadar müdahil olmayan, geri planda, destekleyici durumdayız.”

FONLARIN FONU HAZIRLIĞI

İleride doğrudan yatırım yapacak bir fon kurmak istediklerini vurgulayan Ermut, bunun ilk adımını Türkiye Teknoloji Fonu ile attıklarını anlattı. Ermut, “TTF, doğrudan girişimlere yatırım yapmaktan çok, girişim sermayesi ve özel sermaye fonlarına yatırım yaparak fonların fonu şeklinde işliyor, katalizör rol üstleniyor. TTF, iki yılda 10’dan fazla fona 100 milyon doları aşan yatırım taahhüdü verdik. Yalnızca Türkiye merkezli değil; uluslararası alanda tanınan, köklü fonlar da bu kapsamda yer aldı” dedi.

Yazının Devamını Oku

Juventus’un siber kaleleri Türklere emanet

11 Ekim 2025

 

AVRUPA’da 2025’e siber saldırılar damga vurdu. Elektrikler kesildi, havalimanlarında işler durdu. Milyon Euro’larla ifade edilen maliyetler oluştu. Bakıldığında 2024 boyunca dünya genelinde her gün 600 milyon siber saldırı gerçekleştiği rapor edildi. Bu saldırıların faturası ne kadar dersiniz? Tam 10 trilyon dolar. Felaketin boyutlarını şu söz çok iyi anlatıyor: “Siber suç bir ülke olsaydı, dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi olurdu.”

Faturanın keskinliği, özel ya da kamu bütün kuruluşlarda siber savunma bütçelerini artırmış durumda. Bu da bu alanda faaliyet gösteren yeni start-up’ların artmasına neden oluyor. İşte onlardan biri ODTÜ Teknokent’te kurulan Picus Security, geçtiğimi günlerde attığı imzalara bir yenisini ekledi.

İtalyanların ünlü futbol kulübü Juventus, yeşil sahalarda kalesini Michelle Di Gregorio ve Mattia Perin’e emanet ederken siber kalelerini de bizim ODTÜ’lü Picus’a teslim etti. 

KİM BU ‘AĞAÇKAKAN’LAR

Haberi duyunca, Picus Security’yi merak ettim. Kuruculardan Dr. Süleyman Özarslan, merakımı giderdi. Öncelikle neden Picus? “Picus, Latince’de ‘ağaçkakan’ anlamına geliyor. Biz siber güvenlik duvarlarını tıpkı ağaçkakan gibi didikliyor, açıkları ortaya çıkarıyoruz” yanıtını verdi Özarslan.

Mesele korumak değil mi, neden didikliyorlar siber güvenlik duvarlarını? İşte yanıtı:

Yazının Devamını Oku

Ağrı’ya gastronomi üssü kurdular

30 Eylül 2025

AĞRI, bin 630 metre rakımda 500 bin nüfuslu doğasıyla etkileyici bir il. Kilometrekareye 47 kişi düşüyor ve nüfusunun yüzde 51’ini gençler oluşturuyor. Birçok Anadolu şehrinde olduğu gibi ‘Ne yapacak bu gençler’ sorusu hep gündemde. İbrahim Çeçen Vakfı’nın katkılarıyla  2007’de kurulan Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, bölge gençlerinin tercihlerinde son zamanlarda tırmanışa geçmiş gibi görünüyor. Bunda öğrenciler için atılan adımların rolü büyük. Mesele gençlere hayal kurdurmak. O hayal, yine vakfın katkılarıyla son yıllarda mutfakta şekillenmiş durumda.

Üniversitenin Gastronomi Bölümü öğrencilerine dünya vatandaşı olma hayali kurduran Zirvenin Şefleri projesinden bahsediyorum. Ağrı Dağı nasıl Türkiye’nin zirvesiyse o zirvenin gençleri de bu proje çevresinde bir mutfak sıcaklığında bir araya gelmiş durumdalar.

Geçtiğimiz günlerde İbrahim Çeçen Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Günseli Çeçen, Antalya’da bu gençlerle bir grup gazeteciyi bir araya getirdi, projenin detaylarını da bu vasıtayla anlattı.

Çeçen, ‘Zirvenin Şefleri’ projesinin nasıl ortaya çıktığını şöyle özetledi:

“Projenin üçüncü yılındayız. Otellerimiz var; 30 yılı aşkın süredir aile olarak bu sektörün içindeyiz. Sadece otel değil; havalimanı işletmesi, havalimanındaki yeme-içme sektörü, aynı zamanda İstanbul’daki restoranlar derken turizm anlamında ciddi bir know-how’ımız oluştu. İçeride çok kıymetli çalışma arkadaşlarımız var. Bu fikirden yola çıkarak, üç yıl önce ‘Biz burada ne yapabiliriz’ dedik. Ağrı bizim ana çalışma yerimiz. Ağrı kalkınmada öncelikli illerin en başında geliyor Ağrı. Ayrıca kurucumuz İbrahim Çeçen’in memleketi. Burada bir kimlik ayrıcalığı yapılıyor olabilir ama bu çok normal ve çok kıymetli. Biz de bir proje yapalım dedik. Önce donanımlı bir mutfak yapalım diye yola çıktık. 500 kişilik bir endüstriyel mutfak kurduk. Turizm grubundaki liderlerimiz bize bu konuda çok destek oldular, yönlendirdiler. Proje adını Ağrı’nın zirvesinden aldı.”

350 ÖĞRENCİ MEZUN OLDU

Çeçen’in verdiği bilgilere göre Zirvenin Şefleri kapsamında gastronomiden mezun olan öğrenciler için gruba bağlı tesislerde görev alan İstanbul ve Antalya’daki şefler üniversitedeki akademisyenlerle ortaklaşa bir program hazırladı. Amaç öğrencileri profesyonel hayatta güçlendirecek eğitim vermek. İki yılda 350 öğrencinin bu programdan faydalandığını belirten Günseli Çeçen, gastronominin son dönemdeki yükselişine dikkat çekerek, “Evet, büyükşehirlerde ve globalde mutfak sanatları çok itibarlı bir meslek ama Ağrı gibi mutfağın sahibinin kadın olduğu yerlerde erkek gastronomi öğrencileri de kendilerine alan yarattı böylelikle. Bugün mutfakta yer alan öğrencilerin yüzde 60’ı kadın. Bu yıl projenin üçüncü yılı. Kendimizi geliştirmek ve güncellemek adına projeyi biraz daha kapsamlı hâle getirmek istedik. Bu sene Türkiye’den ve globalden şeflerin de dâhil olduğu mutfak eğitimleri ve atölyeler olacak. Ayrıca farklı programlar da dâhil ediyoruz: Sadece mutfak değil; yemek fotoğrafçılığı, ürün kullanımı, sosyal medyada markalaşma gibi alanlarda da eğitimler sunacağız” dedi.

Yazının Devamını Oku

9 milyar dolarlık ekosistem... Savaş gemisinde hedef büyük

21 Eylül 2025

TÜRKİYE’nin en yüksek yerlilik oranına sahip fırkateyni TCG İSTANBUL (F-515), Türk Deniz Kuvvetleri’ne yaklaşık iki yıl önce teslim edildiğinde herkes STM’nin başarısını konuştu. Çünkü projenin arkasında STM’nin mühendislik desteği yatıyordu. Milli Gemi-MİLGEM İ Sınıfı Fırkateyn Projesi’nin ilk ürünü olan TCG Istanbul, Savunma Sanayii Başkanlığı ile STM arasında 12 Nisan 2019’da imzalanan sözleşme kapsamında inşa edilmişti. Türk mühendisleri tarafından dizayn edilen ilk Türk fırkateyni olma özelliğine sahip TCG İSTANBUL, yüzde 80 yerlilik oranı ile Türkiye’nin en yüksek yerlilik oranına sahip savaş gemisi konumunda. STM, ihracat başarılarıyla sadece savunma değil ekonomi gündeminin de dikkatini çekiyor. Özellikle 2024 sonunda Macellan’ın torunları olarak nitelendirilen Portekiz ile imza atılması şirketi daha da öne çıkardı. ‘Denizde İkmal ve Lojistik Destek Gemisi’ için Aralık 2024’te Lizbon’da imzalar atıldığında Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) ve NATO üyesi bir ülkeye gerçekleştirdiği ilk askeri gemi ihracat projesinin de startı verildi.

‘DONANMADA ÖNE ÇIKAN ŞİRKET OLDUK’

Bugün sona eren TEKNOFEST İstanbul alanındaki STM standında Genel Müdür Özgür Güleryüz ile şirketin bütün bu yolculuğunu ve gelecek planlarını konuştuk. İşin ekonomisine de girdik.

Bilkent Üniversitesi’nde elektronik  mühendisliği eğitim alan Güleryüz, Nokia’nın Finlandiya’daki Ar-Ge merkezinde çalışırken Türkiye’ye dönerek kendini Aselsan ekibinde buluyor. Ardından STM’ye geçiyor. Bu süreci konuştuğumuz Güleryüz, STM’nin hikâyesini, “Sistem mühendisliği konusunda savunma sanayiine destek vermek için kurulan bir şirket. 2000’lerin başında MİLGEM projesi başlayınca ‘STM Deniz Kuvvetleri’ne bu alanda destek versin’ talebi geldi. Böylece STM, MİLGEM’e katılmış oldu. Gemi yapımı ilerledikçe STM’nin de sorumluluğu arttı ve biz donanmada öne çıkan bir şirket olduk” diye özetledi.

2024 yılı cirosu... 550 milyon dolar 

Bir savaş gemisinin ortalama değeri... 300 milyon dolar

Cirodaki ihracat payı... Cirodaki ihracat payı 

Yazının Devamını Oku

Bosna’da yeni ‘Güneş’ler arıyor

16 Eylül 2025

Genç kızların çığlıklarına bakıp salona bir film yıldızının girdiğini düşünebilirsiniz. Oysa 1.98 cm’lik boyuyla kızları selamlayan kişi, milli voleybolcu Zehra Güneş’ten başkası değil. Burası Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’ya yaklaşık 100 km uzaklıktaki Novi Travnik kasabası. Yaşları sekiz ila 14 arasında 500 kız çocuğu, sarı formalarıyla kocaman bir spor salonuna doluştu. Hepsinin hayali voleybolcu olmak. Pek çok ortak noktaları var. Öncelikle hepsi uzun boylu. İkincisi; hepsinin rol modeli Türkiye’yi dünya ikincisi yapan A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın yıldız oyuncularından Zehra Güneş. Bu yüzden onu görünce salonu çığlıklarıyla doldurdular. Bir başka ortak noktaları ise az sonra yapılacak Vakıfbank Spor Kulübü’nün seçmelerinde öne çıkma azmi.

VakıfBank’ın davetlisi olarak gittiğimiz Bosna Hersek’te bankanın ve VakıfBank Spor Kulübü’nün üst düzey yöneticileriyle bir aradayız. 2018’de Bosna Hersek’te bir kız voleybol okulu açan kulüp bu kez, ülkenin geneline yayılan stratejik bir işbirliğine imza atıyor. Dünya ikincisi olan A Voleybol Milli Takımı’nın başarısı ve VakıfBank Bayan Voleybol takımından oyuncuların da bu ekipte bolca yer alması kulübe ilgiyi bütün ülkelerde artırmış durumda. Kulübün oyuncusu Zehra Güneş, ata topraklarında olmasının da verdiği etkiyle duygulu. Yanında ise Bosna’da keşfedilmiş, Türkiye’de eğitim alan ve milli takıma giren diğer oyuncu arkadaşları var. VakıfBank Genel Müdürü ve VakıfBank Spor Kulübü Başkanı Abdi Serdar Üstünsalih, salonu dolduran genç voleybolcu kızlara bakarak, “Gelincik tarası gibisiniz” dedi ve ekledi, “Yeteneği ve azmiyle öne çıkan gençleri, ailelerinin de onayıyla İstanbul’a davet edecek ve yeterli görmemiz halinde VakıfBank forması giydireceğiz. Bu sayede her iki ülkenin voleyboldaki gelişimlerine katkı sunmaya devam edeceğiz.”

‘40 YILDIR ARALIKSIZ DESTEKLİYORUZ’

Üstünsalih, proje kapsamında sorularımızı yanıtladı Saraybosna’da. VakıfBank Türkiye’nin ikinci büyük bankası. Aktif büyüklüğü 4.5 trilyon TL. Üstünsalih, 40 yıl önce bir sosyal sorumluluk projesiyle kadın voleyboluna destek vermeye başladıklarını söyledi ve ekledi: “Kadın voleyboluna el bebek gülbebek bakıyoruz. 40 yıldır aralıksız spora hizmet ediyoruz. Bunu kızlarımızın hayallerine ortak ve Türkiye’de kadın voleybolunu dünyaya duyurmak için de yapıyoruz. Açtığımız okullarla önemli katkılar sağladık. Türkiye’de mevcut voleybolcuların yüzde 30’unun VakıfBank tedrisatından geçtiğini söyleyebilirim.”

Türkiye’de 10 voleybol okulu olan VakıfBank Spor Kulübü, yedi yıl önce Bosna Herkes’te açtığı okuldan önemli oyuncular kazanmış. Bu yüzden buradaki çerçevesini genişletme kararı almış. Ülkede 29 şehirde bulunan 38 spor okuluyla stratejik işbirliğine gittiklerini söyleyen Abdi Serdar Üstünsalih’in verdiği bilgilere göre Bosna Hersek’teki okuldan bugüne kadar 10 yetenekli genç kız Türkiye’ye alındı. Üstünsalih, “Bu topraklarla gönül bağımız var. Önümüzdeki sezon beş kızımız, alt yaş takımlarımızda forma giymeye devam edecek. Türkiye’nin en iyi okullarından birinde eğitim almalarını ve VakıfBank Spor Sarayı’nda bulunan lojmanlarımızda konaklamalarını sağlıyoruz. Sağlık ve yaşam giderlerini karşılıyoruz. Kısacası Kayseri’den, Mersin’den, Samsun’dan gelen kızlarımıza baktığımız gibi Bosna Hersek’ten gelen kızlarımıza da gözümüz gibi bakıyoruz. Evlatlarını bize emanet eden ailelerinin de gönüllerini ferah tutuyoruz” dedi.

‘BİR-İKİ ZEHRA ÇIKARSA BU BİZE YETER’

Kulüp Genel Menajeri Banu Can Schürmann ve Kulüp Altyapı Menajeri Melis Gürkaynak başta olmak üzere antrenörlerden oluşan geniş bir grup Novi Travnik’e gelen 500 genç voleybolcu kızı yakından izledi. 80 voleybol antrenörü de salondaydı. Banu Can Schürmann, niyetlerini “Burada yüzlerce bosnalı çocuğu izleyeceğiz. İçlerinden bir-iki Zehra, Sıla, Ayça, Deniz, Aylin, Nehir çıksa bu bize yeter” sözleriyle özetledi.

‘AZERBAYCAN’DAN DAVET ALDIK’

Yazının Devamını Oku