Okullarda serbest kıyafet döneminin bu sene itibarıyla sona ermesinin ardından ayakkabılar için de yeni bir düzenleme hazırlığı yapıldığı öğrenildi. Ayakkabı ve deri sektörünün temsilcileri önceki gün Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i ziyaret etti. Yapılan görüşmede, okullardaki yeni kıyafet yönetmeliğini tamamlayacak olan “okul ayakkabısında yeni kriterler” ile ilgili yol haritası belirlendi. Hürriyet’in edindiği bilgilere göre gelecek yıldan itibaren Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda tek tip deri ayakkabı uygulamasına geçilecek. Bu kapsamda gençler, daha sağlıklı olduğu belirtilen deri ayakkabı kullanımına özendirilecek. Aynı zamanda ithal spor ayakkabılar ile bu ayakkabıların sahtelerinin kullanımının da önüne geçilecek.
ÖNCE FAYDALARI ANLATILACAK
Gelecek eğitim yılından itibaren (2026-2027) başlanması öngörülen tek tip deri ayakkabı düzenlemesinin öncesinde, bu ayakkabıların sağlık açısından faydaları, sürdürülebilirlik için olumlu yanlarıyla ilgili çeşitli etkinlikler de gerçekleştirilecek. Söz konusu etkinlikler Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından desteklenecek.
VELİLER DE İSTİYORDU
Düzenlemenin hem ekonomik hem de pedagojik açıdan faydaları olacağına inanılıyor. Ayrıca velilerden gelen, “Ailesinin maddi durumu müsait olan öğrenciler ithal, markalı spor ayakkabılar giyebilirken, gücü buna yetmeyen öğrenciler bu ayakkabıları giyemiyor. Bu durum öğrencileri ve dolayısıyla velilerini kötü etkiliyor” görüşlerinin de kararda etkili olduğu belirtiliyor. Aynı zamanda düzenleme, bu sene resmen başlayan standart kıyafet yönetmeliğinin önemli bir tamamlayıcısı olarak da görülüyor.
YERLİ ÜRETİCİYE DE KATKISI OLACAK
Yaklaşık 18 milyon öğrenciyi yakından ilgilendiren bu kararın ekonomik açıdan faydası ise ithal ayakkabı kullanımını azaltarak yerli üreticiyi desteklemek yönünde olacak. Hatırlanacak olursa, Türkiye’de toplam tüketim içerisinde ithal ayakkabı kullanımı son yıllarda artarak yüzde 25’e yaklaşmıştı. Başka bir ifadeyle satılan her 4 ayakkabıdan 1’i ithal geliyordu.
TEMMUZ ayının sonunda yapılan düzenlemeyle otomotivde ÖTV sistemi sil baştan değişmiş, başta elektrikli ve PHEV’ler (şarj edilebilir hibrit) olmak üzere birçok modelde fiyatlar artmıştı. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın otomobil ithalatını dengeleyerek cari açığı azaltmak üzere yapıldığını açıkladığı bu hamle, ağustos ayında beklentileri karşılamış görünüyor. Düzenlemenin ardından ilk yorumlar otomotiv pazarında satışların azalması yönündeyken, tam aksine ÖTV’si düşen modellere olan yüksek ilgiyle ağustos ayında yeni bir rekora kesin gözüyle bakılıyor.
BU HAFTAKİ ÜRETİM PAZARI BELİRLEYECEK
Uzmanlara göre, tüketiciler ÖTV’si düşen ancak matrah sistemi nedeniyle döviz kurlarındaki artışa bağlı olarak her an yeniden ÖTV’si artabilecek modellere ilgi gösteriyor. Öyle ki, Tofaş ve Renault gibi üreticilerin ağustosta üretime rutin olarak ara vermesine rağmen satışların 90 bin adedi geçmesi; bu üreticilerin ağustos sonunda yapacağı üretimlerle 100 bin adedin aşılması bekleniyor.
Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Gülan Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gülan, “Ağustos ayları normalde yerli üreticilerin verdiği üretim araları ve yaz tatili döneminin etkisiyle satış açısından daha sakin geçerdi. ÖTV düzenlemesiyle ibre tersine döndü. Tüketici ÖTV’si düşen yerli modellere ilgiyi arttırdı. Çünkü, artık matrah sistemini çok iyi biliyorlar. Dolayısıyla döviz kurlarındaki bir artışın söz konusu modellerin ÖTV oranlarını artırabileceğinin farkındalar. Örneğin; ÖTV’si yüzde 70 olan ancak matrahın sınırında bulunan bir modelin ÖTV’si kolayca yüzde 75 çıkabilir. Bu yüzden, bu dönem bir fırsat olarak görülüyor. Ağustos ayında pazar 95 bin adedi geçiyor. Yerli üreticilerin üretim arasının sona ermesi ve son haftada göstereceği performans pazarı 100 bin adetlerin üzerine çıkarabilir” dedi.
ELEKTRİKLİ VE PHEV’DE DÜŞÜŞ
Ağustosta günlük araç kiralamaya olan ilginin artmasının ve markaların yaptığı kampanyaların da satışları artırdığını belirten Gülan, ÖTV’si artan elektrikli ve PHEV satışında ise azalma olduğunu kaydetti.
‘DİNAMİKLER DEĞİŞTİ’
Otomotiv veri şirketi Cardata’nın Genel Müdürü Hüsammetin Yalçın ise, “Düzenleme sonrasında binek otomobillerde yüzde 7, SUV’larda yüzde 8, hafif ticari araçlarda yüzde 9 seviyesinde fiyat artışları yaşandı. Bu tablo, tüketicileri yerli üretim avantajı sağlayan modellere yönlendirerek pazardaki satış dinamiklerini değiştirdi” dedi.
Temmuzda artan talepte; tatil dönemi nedeniyle mevsimsel artış, ÖTV düzenlemesinin ardından sıfır kilometre otomobillerde artan fiyatlar etkili oldu. Bu dönemde, ikinci el otomobil pazarı geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 9.38 arttı.
YEDİ AYDA 4.1 MİLYON
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) “Motorlu Kara Taşıtları, Temmuz 2025” raporunu dün yayımladı. Hürriyet’in rapordan derlediği verilere göre, Ocak-Temmuz 2025 dönemini kapsayan yedi ayın sonunda toplam ikinci el otomobil pazarı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 8.08 artarak 4 milyon 157 bin 547 adede ulaştı.
TOPLAM PAZARDA SON DURUM
Temmuz ayında minibüs, otobüs, motosiklet, kamyon gibi tüm motorlu kara taşıtlarında devri yapılan araç sayısı ise 1 milyon adedi aştı. Geçen ay toplam ikinci el araç pazarı, Haziran 2025’e göre yüzde 20.94 artarak 1 milyon 15 bin 974 adet olarak gerçekleşti. Bir önceki yılın temmuz ayına göre pazar yüzde 6.06 arttı. Yedi ayın sonunda ise toplam ikinci el araç pazarı yüzde 5.45 artarak 6 milyon 170 bin 575 adet seviyesine ulaştı.
YENİ ÖTV DÜZENLEMESİ PAZARI NASIL ETKİLİYOR?
Talepte artış: Sıfır araçlardaki fiyat artışı, tüketiciyi tekrar ikinci ele yönlendiriyor.
Fiyatlarda yükselme:
Çağlayan, banka açma veya satın alma gibi hedeflerinin olup olmadığı sorularına ise, “Dünyadaki benzer örnekler zamanla kendi bankalarını kurmuşlar. Banka sahibi olan bir kurum neden olmayalım. İlerde böyle bir gelecek bizi bekliyor olabilir ama şu anki modelimiz iyi çalışan bir model. Bu modeli de korumak isteriz” şeklinde yanıt verdi.
TELEFONLA SİPARİŞ VERMEK GİBİ
Geçtiğimiz hafta İstanbul’da düzenlenen toplantıda gazetecilerle bir araya gelen Çağlayan, Türkiye’nin ilk servis modeli bankacılık uygulaması GetirFinans’ın hızlı, şeffaf ve avantajlı hizmet anlayışıyla kısa sürede Türkiye’nin dört bir yanından kullanıcıların tercihi olduğunu belirtti. Tüketicilerin Getir’e olan ilgisi ve güveninin çok iyi olduğunu belirten Çağlayan, “Dakikalar içinde kredi kartı ve banka kartı teslimi, ihtiyaç duyduğunuz anda krediye erişim, iyi faiz oranlarıyla mevduatta günlük otomatik getiri ve ücretsiz para transferi hizmetini, aynı Getir’den sipariş vermek kadar zahmetsiz bir şekilde sunuyoruz. Esnekliğimiz ve gerçek anlamda dijital oluşumuz iyi fiyatla birleşince çok iyi geri dönüşler aldık” bilgisini verdi.
GÜNLÜK FAİZE OTOMATİK GETİRİ
Geleneksel bankalardan farklı olarak GetirFinans’ın uzun vade ve yüksek minimum tutar gereksinimlerini ortadan kaldırdığının altını çizen Çağlayan, “Bütün kullanıcılarımıza sürekli olarak 2 bin 500 lira ve üzeri bakiyeler için otomatik günlük faiz uygulamamız, kullanıcılarımız tarafından çok olumlu karşılandı. Topladığımız mevduatın 10 milyar liraya yaklaşmasıyla hedeflerimizin üzerine çıkmamız da sunduğumuz bu hizmetin beklentilere çok uygun olduğunu bir kez daha teyit etti. Herhangi bir taahhüt istemeksizin şu anda brüt yüzde 46 seviyesinde iyi bir faiz oranı sunuyoruz” ifadelerini kullandı.
Fibabanka’nın bankacılık altyapısını Getir’in dijital deneyimiyle birleştirdiklerini hatırlatan Çağlayan; yeni müşterilere yüzde 2.49 oranlı kredi, serbest piyasa kuru üzerinden döviz, altın, gümüş satın alma gibi GetirFinans’ın sunduğu diğer avantajlardan da bahsetti.
60 GÜN FAİZSİZ ERTELEME SEÇENEĞİ
24 TEMMUZ 2025 itibarıyla otomobillerde sil baştan değişen ÖTV oranları ikinci el araç piyasasını hareketlendirmeye devam ediyor. Sıfır araçlarda artan vergi oranlarına bağlı olarak, ikinci el araçlara olan tüketici ilgisi de artarken başta elektrikliler olmak üzere birçok modelin ikinci ellerinde fiyatlar yükseldi. Uzmanlar, fiyat artışlarının yüzde 5-10 arasında değiştiğini belirtirken söz konusu hareketliliğin yılın geri kalanında devam edeceğini belirtti.
‘REEL FİYATLARDAKİ GERİLEME HIZ KESTİ’
Online ilan platformu arabam.com’un açıkladığı son aylık fiyat endeksine göre, haziran ayında 807 bin 159 TL olan ilan fiyatları temmuz ayında ortalama 817 bin 985 TL oldu. Endekse göre enflasyondan arındırılmış reel ikinci el araç fiyatlarındaki gerileme temmuz ayında ilk kez yavaşladı. Şirket CEO’su Önder Oğuzhan, konuyla ilgili açıklamasında, “Temmuz ayında ikinci el otomobil piyasasında hareketlilik devam etti. Özellikle ayın ortasında gündeme gelen ÖTV matrah düzenlemesiyle birlikte, vergi avantajı olan modellerin fiyatlarının artması tüketicileri ikinci el piyasasına yöneltti. Bu gelişmenin de etkisiyle ilanlarda reel fiyatlardaki gerilemenin hız kestiğini görüyoruz. Ağustos ayında ise sıfır kilometre araçlardaki kampanyaların sona ereceğini ve olası fiyat artışları sebebiyle ikinci elde hareketliliğin ve ilginin süreceğini tahmin ediyoruz” dedi.
BİR GECEDE 300 BİN TL ARTIŞ
Aşin Otomobil Genel Müdürü Okan Erdem ise, “Özellikle ÖTV düzenlemesi duyurulduktan sonraki ilk 10 günde, ikinci el araç satışları ani biçimde artış gösterdi. Panik alımlar nedeniyle 10 gün içinde bazı marka ve modellerde birkaç gün içinde yüzde 5-10 arasında fiyat artışlarını gözlemledik. Örneğin 2 aydır 2 milyon 590 bin TL’ye ilanda olan bir aracın fiyatı, ÖTV artışından 2 gün sonra 2 milyon 890 bin TL’ye güncellendi. Şu an için bu ani alımlar yerini sakinliğe bıraktı diyebiliriz. Zaman geçtikçe fiyatlar da belirli bir noktaya ulaşacaktır. Fakat sıfır kilometre araçlardaki fiyat artışları devam ettiği müddetçe ikinci elde de artış kaçınılmaz olacaktır” şeklinde konuştu.
TÜKETİCİ ARTIK DONANIMLI ARAÇ İSTİYOR
İlan platformlarındaki araçların ortalama 3’te 2’sinin 1 milyon TL’nin altındaki etikete sahip modellerden oluştuğunu kaydeden Erdem, tüketici beklentilerinin değiştiğine dikkat çekti: “1 milyon TL altında yüz binlerce araç alternatifi var, ancak tüketicinin beklentilerini karşılayan otomobiller 1 milyon TL üstünde kalıyor. Artık daha güvenli, daha teknolojik ve donanımlı araç talep ediliyor. Asıl hareketlilik de 1 milyon – 2 milyon TL arasındaki skalada yaşanıyor.”
AĞUSTOS itibarıyla güncellenen hızlı şarj (DC) tarifeleri kapsamında elektrikli otomobilin bataryasını doldurmanın birim fiyatı 10 TL’lerin üzerine çıkarken; ortalama bir elektrikli otomobili bu istasyonlardan şarj etmenin maliyeti artık 600 TL’leri rahat buluyor. Daha büyük pile sahip elektrikli otomobilleri hızlı şarj etmenin maliyeti ise yaklaşık 800 TL’leri aşıyor.
13 BİN 290 ADET
ÖTV avantajı ve pazara giren yeni markaların etkisiyle Türkiye’de elektrikli otomobil pazarı beklenenden hızlı büyüdü. Temmuz sonu itibariyle trafiğe kayıtlı elektrikli otomobil sayısı 283 bin adedi aşarken, halka açık şarj soketlerinin sayısı 32 bin adede yaklaştı. Hem evden şarj etme imkânı olmayan hem de uzun yolculuklara çıkanlar için hızlı şarj soketi (DC) altyapısı ve birim fiyatları büyük önem taşıyor. EPDK’nın (Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu) açıkladığı son verilere göre, Türkiye genelinde 13 bin 290 adet halka açık “hızlı” şarj soketi bulunuyor.
TARİFELER GÜNCELLENDİ
Hızlı şarj soketleri kuran firmaların
yaptığı güncel fiyat artışlarıyla birlikte ağustos itibarıyla 1kWh/TL şarj bedeli 10 TL’lerin üzerine çıktı. En çok hızlı şarj soketi bulunan şirketlerden Zes’in 1 kWh başına uyguladığı tavan fiyat 12.99 TL’yi bulurken; Eşarj’da 13.70 TL, Togg’un Trugo’sunda 11.82 TL oldu. Tesla’da fiyatlar 10.60 TL ile daha uygun ama şirketin hızlı şarj soketi sayısı oldukça az. Bu yüzden Tesla istasyonlarının önünde devamlı uzun kuyruklar oluşuyor.
İKİ FARKLI SENARYODA ÜCRETLER
HAZİNE ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bazı meslek gruplarının beyan ettiği gelirlerin gerçek kazançları yansıtmadığının sürekli olarak altını çiziyor. Bakan Şimşek, her seferinde kuyumcuları örnek vererek, aylık brüt 42 bin 360 TL’lik gelir beyan ettiklerini belirtiyor. Başka bir örnekle, söz konusu kuyumcunun aylık brüt geliri altı adet çeyrek altına ancak karşılık geliyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı ekipler denetimlerini artırsa da kuyumcular halen banka kartıyla ödeme almamakta ısrar ediyorlar. Bunun nedeni olarak da bankaların aldığı komisyonları gösteriyorlar. Hemen hatırlatalım; altın alımlarında kıymetli madenlere verilen istisna gereği kredi kartına komisyon istenmesi yasal bir durum ancak banka kartında aynı hak geçerli değil.
‘YA NAKİT YA IBAN’
Son günlerde tüketicilerin, online şikâyet platformlarına kuyumcuların banka kartıyla altın satmaması veya yüksek komisyon almalarıyla ilgili adeta şikâyet yağmuru var. Biz de banka kartıyla çeyrek altın satın alabilmek için İstanbul’un Eyüpsultan ve Gaziosmanpaşa ilçelerindeki kuyumcuları dolaştık. İki kuyumcu “banka kartı” ile ödemeyi geri çevirirken biri ücreti şahıs IBAN’ına istedi. Kredi kartı kabul edenler ise yüksek komisyon kesileceğini belirttiler.
Konuyla ilgili Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Başkan Vekili İbrahim Yılmaz’ın görüşlerine başvurduk.
‘İKİ TALEP DE YASAL DEĞİL’
Yılmaz, “İşletmeler bankaya ödedikleri pos komisyonunu fiyatın içine dahil etmeye başladılar. Bu durum, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 17. maddesine aykırı, haksız bir uygulamadır. Bu işletme hakkında ilgili kanun uyarınca üye işyeri anlaşması yapan bankalar tarafından sözleşmesi feshedilir ve bir yıl süreyle yeni bir sözleşme yapılamaz. Bazı işletmeler hem komisyon ödememek hem de vergiden kurtulmak için nakit ya da IBAN’a ödeme istiyor. Nakit ödenmesi halinde tüketici ödeme ispatı açısından zorlukla karşılayacaktır. IBAN seçeneğinde adresin kime ait olduğunu bilemeyeceğimizden organize suç örgütlerine kadar çeşitli suçlamalarla karşı karşıya kalabiliriz” dedi.
KAYITDIŞILIĞA İTİYOR
Bankaların işyerlerinden aldıkları komisyon oranlarının yüksek olduğunu belirten Yılmaz, şöyle devam etti: “Bu, kayıtdışılığı teşvik etmekte ve işletmelerin kârlarını daraltmaktadır. Yüzde 4’lere kadar ulaşan komisyon alınıyor. İşletmeler de bu oranı tüketiciye ceza gibi kesmeye kalkıyor. Kamu otoritesi bankaların üye işyerlerinin pos cihazlarından aldıkları yüksek komisyon bedellerini en fazla yüzde 0.5-1 olacak şekilde makul oranlara indirmelidir.”
OTOMOTİV pazarında ÖTV düzenlemesinin ilk etkilerinin hissedileceği ağustos ayından hemen önce rekor satış temposu sürdü. Temmuzda pazar bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 14.55 artarak 107 bin 718 adet oldu. Bu sonuçlar otomotiv pazarında “en iyi ikinci temmuz” sonuçlarını gösterirken, Ocak-Temmuz 2025’i kapsayan yedi aylık dönemde ise 715 bin 695 adetle tüm zamanların en iyi “Ocak-Temmuz” satışına ulaşıldı. 24 Temmuz’da yürürlüğe giren yeni ÖTV düzenlemesinin etkisiyle pazarın ağustos ayından itibaren frene basması ve rekor satış temposuna bir süre ara vermesi bekleniyor.
VERGİ ARTIŞI VE TESLA ETKİSİ
Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği’nin (ODMD) açıkladığı son verilere göre, temmuz ayında otomobil satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 14.71 artarak 84 bin 195 adet olurken, hafif ticari araç pazarı yüzde 13.96 artarak 23 bin 523 adet olarak gerçekleşti. Böylece 2023 yılından sonra en yüksek ikinci temmuz ayı satışlarına ulaşıldı. Temmuz ayındaki yüksek adetlerde, Tesla teslimatları ve ÖTV artışı nedeniyle öne çekilen talebin etkisi büyüktü.
Ocak-Temmuz 2025 döneminde ise satış adetleri aylık 100 bin adet temposunu bile solladı. Bu dönemde satılan 715 bin 695 adet satışın 572 bin 198 adedini (yüzde 6.6 artış) otomobil, 143 bin 497 adedini (yüzde 5.7 artış) hafif ticari araçlar oluşturdu.
ELEKTRİKLİ PAYI YÜZDE 20
Temmuz ayında elektrikli otomobil satışları bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 200 artarak 17 bin 225 adede ulaşarak otomobil pazarının yüzde 20.5’ini oluşturdu. Bu dönemde, Tesla 4 bin 706 adetle en çok elektrikli otomobil teslim eden marka olurken Togg 2 bin 720 adetle ikinci sırada yer aldı.
Elektrikli otomobillerde yedi aylık satışlar ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 146 artarak 100 bin adedi geçti ve 102 bin 160 adede ulaştı. Yedi ay sonunda en çok elektrikli otomobil satan marka 19 bin 821 adetle Togg oldu.