VODAFONE Türkiye CEO’su Engin Aksoy, Vodafone’un altyapı tarafında test ve inovasyon ortamının büyük bölümünü İspanya’dan Türkiye’ye taşıma kararı aldığını duyurdu. 5G ihalesi sonrası artık 1 Ocak 2043’e kadar tüm operatörlerin önlerini gördüğünü ve böylece yatırımların önünün açıldığını belirten Aksoy, “BESTT olarak isimlendirdiğimiz bu proje ile Türkiye 6G’ye hazırlık kapsamında global ölçekte stratejik bir merkez haline gelecek. Bu kapsamda, İstanbul’da açık bir test ortamı kuruldu. Burada yeni nesil mobil şebekede Open RAN, Massive MIMO, RedCap ve Ambient IoT gibi birçok yeni teknoloji ve özelliğin test edildiği ve referans alındığı bir ortam sunulacak. Bu ortamı da Türkiye’den ihraç etmiş olacağız. BESTT ile Türkiye hem yerel hem de global pazarlar için inovasyon merkezi haline gelecek. Türkiye’nin global teknoloji ekosisteminde söz sahibi olmasına katkı sağlayacak” dedi.
‘İHALENİN KAZANANI TÜRKİYE OLDU’
Dün İstanbul’daki Vodafone binasında düzenlenen basın toplantısında Aksoy, markanın 5G ihalesi sonrası stratejilerini paylaştı. “İhalenin kazananı Türkiye oldu” diyen Engin Aksoy, şöyle devam etti:
“Bu yatırımla Vodafone 2025 yılının en büyük üçüncü doğrudan yatırımını Türkiye’ye yaptı. Cumhuriyet tarihinin en büyük iki doğrudan yatırımcısından birisiyiz. Bugüne kadar 14 milyar doların üzerinde reel değeri olan yatırım yaptık. 5G ihalesinde Türkiye’ye uluslararası sermaye getiren tek operatör olduk. İhalede 700 MHz eşit olarak dağıtıldı. 3.5 GHz’nin de yüzde 71’i eşit dağıtıldı. Bu yöntem 5G hızının herkese adil ulaşması açısından çok önemliydi. Biz de ihtiyaç duyduğumuz frekansları almış olduk. Bizim aldığımız frekans dünya ortalamasının üzerinde. En iyi 5G deneyimini vermekte iddialıyız.”
‘EN HAZIR OPERATÖRÜZ’
“1 Nisan 2026’da 81 ilde, 922 ilçenin tamamında bu hizmeti tüm müşterilerimize sunacağız. Kapsama ve kullanıcı sayısı itibarıyla Vodafone’un dünyada yaptığı en büyük 5G lansmanı olacak” diyen Aksoy, “Son yılda sahada en fazla kapasite iyileştirmesi yapan operatörüz. Sahadaki tüm ekipmanlarımız 5G’ye hazır ve uygun durumda” ifadelerini kullandı.
Vodafone, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından gerçekleştirilen 5G yetkilendirme ihalesinde toplam 627 milyon dolar ödeyerek 700 MHz ve 3.5 GHz frekanslarını almıştı.
‘5G İÇİN AYRI FİYATLANDIRMA YAPMAYACAĞIZ’
Otomotiv üreticileri bu kez ABD ile Çin arasında devam ticaret savaşlarının tam ortasında kaldı. Trump’ın nadir toprak elementleriyle ilgili Çin’e yaptığı baskılar artınca Hollanda hükümeti, etkisi tam olarak hesaplanmamış ilginç bir karara imza attı. Hükümet, merkezi Hollanda’da bulunan Çinli Wingtech Technology’e ait Nexperia şirketinin kontrolünü, acil durumlarda temel ihtiyaçlara erişimi güvence altına alan, Soğuk Savaş döneminden kalma bir yasayı devreye sokarak ele geçirdi. Kararın ardından Çin Ticaret Bakanlığı, Nexperia’nın ihracatını yasaklayan bir bildirim yayınladı. Anahtar ve direksiyon simidi sistemlerinde yaygın olarak kullanılan Nexperia çiplerinin tedarikinin kesilmesiyle Volkswagen, Stellantis, BMW ve Mercedes-Benz gibi otomotiv üreticileri alarma geçti.
‘BİRKAÇ HAFTALIK STOĞUMUZ VAR’
Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA), Nexperia çiplerinin tedarikiyle ilgili sorun çözülmezse Avrupa’nın araç üretiminde ciddi aksaklıklar yaşanabileceğini duyurdu. Açıklamada Nexperia’nın araç elektrik sistemlerinin elektronik kontrol ünitelerinde sıklıkla kullanılan yarı iletkenlerin önemli ve yüksek hacimli bir tedarikçisi olduğu belirtilirken şu ifadelere yer verildi:
“Bu çipler olmadan, Avrupalı otomotiv tedarikçileri araç üreticilerine tedarik sağlamak için gereken parça ve bileşenleri üretemez ve bu da üretim kesintilerine yol açabilir. Sektör halihazırda aynı tip çipleri piyasadaki alternatif oyunculardan tedarik etse de, belirli bileşenler için yeni tedarikçilerin onaylanması ve üretimin artırılması birkaç ay sürecektir. Mevcut Nexperia çip stoklarının ise genellikle yalnızca birkaç hafta yeteceği tahmin edilmektedir.”
STELLANTIS, BMW, MERCEDES-BENZ...
Nexperia’nın Avrupa’da da fabrikaları bulunuyor ancak çiplerinin çoğu Çin’de paketlenerek büyük ürünlere dönüştürülüyor. Bu durum yaşanacak olası bir krizin boyutunun beklenenden daha derin olabileceği endişelerini de doğuruyor. Örneğin, Volkswagen Grubu doğrudan bu şirketten çip almasa da aldığı bir tedarik parçasında Nexperia üretimi çipler yer alıyor. Krizin şimdilik en çok BMW, Mercedes-Benz, Volkswagen gibi Alman üreticilerin yanı sıra bünyesinde Peugeot, Citroen, Opel, Fiat gibi dev markaları bulunduran Stellantis’i hatta Renault’u da etkilemesi bekleniyor. Reuters’a konuşan otomotiv şirketlerinin sözcüleri, durumu izlediklerini ve olası aksaklıkları azaltmak için hazırlandıklarını söyledi.
ALTERNATİFİNİ BULMAK ZOR!
NEXPERIA’yı vazgeçilmez kılan olağanüstü güvenilirlik standartları gerektiren AEC Q100 ve Q101 gibi sıkı otomotiv yeterlilik sertifikalarına sahip olması. Bu nedenle alternatif tedarikçilere geçmek uzun homologasyon süreçleri ve bileşenlerin yeniden sertifikalandırılması anlamına geliyor. Ayrıca, Nexperia ürünleri Bosch, Denso gibi üreticiler tarafından tedarik edilen önceden monte edilmiş bileşenlerin içine yerleştiriliyor. Yani tedarikçilerin kolayca değiştirebileceği bağımsız elemanlar değiller. Çipler, doğrudan araç elektrik mimarisine beslenen karmaşık montajlara lehimleniyor. Bu da tek bir Nexperia çip arızasının tüm üretim hatlarına yayılması anlamına geliyor.
TÜRKİYE 2016 yılından bu yana kullandığı kablosuz veri iletimi hizmeti sağlayan 4.5G’yi, 2026’da bırakmaya ve 5G ile 10 kat daha hızlı internete geçmeye hazırlanıyor. Teknoloji ve veri paylaşımının son 10 yıllık gelişimi düşünüldüğünde kullandığımız cihazlar arasındaki iletişimi çok daha hızlı hale getirecek olan 5G ihalesi bugün düzenleniyor. İhale kapsamında hangi operatörün hangi bantta hizmet vereceği belirlenecek. Üç büyük operatör, marka stratejilerine göre en geniş veya yüksek frekansa sahip olmak için tekliflerini verecek. Dev ihale öncesi açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 5G için, “Yarın (bugün) ihalesi olacak ve Nisan 2026’nın hemen başında ilk sinyalleri almaya başlayacağız” dedi.
‘2.1 MİLYAR DOLARIN ALTINDA BEKLEMİYORUZ’
Bakan Uraloğlu, “Doğru argümanlarla, hem kamunun hakkının korunması hem de bu işte olan operatörlerin hakkının korunması için, daha fazla nasıl hizmet verebiliriz, kamuya katkı nasıl sağlayabiliriz, diye çalışıldı. Kapsama süreci, tüm Türkiye’yi kapsayacak şekilde bir yıl, belki birazcık fazla olacak. Çünkü sahada ciddi miktarda donanımın yerleştirilmesi, değiştirilmesi süreci gerçekleşecek. Bakanlık olarak hizmetin en iyi kalitede, en yaygın şekilde olması bizim için birinci öncelik. 5G ihalesinden kamuya alacağımız pay 2 milyar 125 milyon dolar olacak, bu bizim başlangıcımız. Onun altında bedel beklemiyoruz, onun üstünde olacak. Üç operatörümüz var, orada yiğitliklerini göreceğiz. Ona göre rakamı sizlerle beraber takip edeceğiz” bilgisini verdi.
<iframe src='//www.hurriyet.com.tr/video/embed/?vid=42984036&resizable=1&autostart=true&playsinline=true&v_utm_source=haber_detay' width='580' height='326' loading='lazy' frameborder='0' scrolling='no' allow='autoplay; fullscreen' allowfullscreen></iframe>
10 KAT DAHA HIZLI
Uraloğlu, 5G ile yapılan testlerde 100 megabit ile 1 gigabit arasında değişen hızlara ulaştıklarını, hızların değişiminin ortamın kapalı ya da açık olması ve kullanıcı sayısına göre değişkenlik gösterdiğini aktarırken, “İlk etapta indirme hızı 1876 megabite kadar çıktı. Gönderme hızı 175 megabitler civarında, bu bizim için yeterli. Bu rakamlar bizim 5G’deki hızımızın artık onaylandığı, test edildiği rakamlardır. 4.5G’ye göre 10 kat daha fazla hıza eriştiğimiz rakamlar” diye konuştu.
22 MİLYON TELEFON HAZIR
Uraloğlu, yaklaşık 85 milyon telefon kullanıcısı abone bulunduğunu da belirterek, şöyle devam etti:
AVRUPA’nın en büyük otomotiv üreticilerinden Türkiye’de beş büyük otomobil üreticisi bulunuyor. Sadece elektrikli modeller üreten Togg 2023’ten bu yana üretime devam ederken, Güney Koreli Hyundai de kısa süre önce 2026’dan itibaren İzmit’te tam elektrikli bir otomobil modeli üretmeye başlayacağını duyurdu. Ancak, yüzde 25’lik ÖTV avantajına rağmen diğer üç büyük üretici Tofaş, Oyak Renault ve Toyota’nın tam elektrikli modellere geçişle ilgili takvimleri netleşmedi. Bu üreticiler, yüzde 70 - 80 ÖTV dilimlerine giren içten yanmalı modeller sattıkları için avantajlarını kaybetmeye de başladılar. Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu, Türkiye’de fabrikaların elektrikli üretim için hazır olduğunu ancak tüketicilerin elektriklilere olan ilgisinin halen istenilen seviyelere gelmediğini söyledi.
‘HİBRİT DE TERCİH EDİLMİYOR’
“Biz yüksek adetlerde B ve C segmenti otomobiller üreten ana akım markalarız” diyen Eroldu, Türkiye’deki üreticilerin elektrikli araç üretmek konusunda bir sıkıntısı olmadığını belirterek, “Bugün aynı platformda hibrit, elektrikli ve içten yanmalı modellere üretilebiliyor. Platformlar hazır ama önemli olan müşteri talebi. Teşviklere rağmen elektrikli otomobillerin pazar payları yüzde 18-20. Müşterinin elektrikli araçlar konusunda tereddütleri var. Türkiye’deki müşteri profili hâlâ büyük oranda içten yanmalı. Hibrit de tercih etmiyor. Çünkü müşteri gözünde hiçbir şekilde artı fayda görmüyor. Hafif ticari araçlarda yüzde 0.5 olan elektrikli payı aslında teşvik olmadığında pazarın ne olacağıyla ilgili durumu gösteriyor. Dolayısıyla elektrikli yatırımına girecek bir ortam yok. Yakıt avantajı maliyet avantajını kapatmıyor” dedi.
BATARYA ÜRETİMİ ŞART
Eroldu’ya göre, elektrikli araç üretimindeki diğer bir önemli engel batarya yatırımı. Bir otomobilin tek kişilik yatak boyutunda bir bataryaya ihtiyaç duyduğunu hatırlatan Eroldu, “Bu kadar büyük bir pazarda batarya olmadan 1-1.5 milyon adetlik üretimin elektrikli olması söz konusu olamaz. Batarya ithal ederek üretim yapmanın ciddi lojistik maliyeti var” diye konuştu.
2028’E İŞARET ETTİ
Pazardaki talep ve altyapının oturmasıyla bir sonraki jenarasyonda elektrikli modellerin başlayabileceğini belirten Eroldu, 2028 yılına işaret etti.
Geçen hafta OSD’nin 3. çeyrek sonuçlarının açıklandığı toplantıda konuşan Eroldu, üretim, ihracat ve pazarda rakamların pozitif olduğunu ancak ithal araç payının yüzde 71’e ulaştının altını çizdi.
TÜRKİYE otomotiv pazarı zorlu finansal koşullara rağmen 2025 yılını en iyimser tahminlerin bile üzerinde kapatmaya hazırlanıyor. 2024 yılında 1 milyon 238 bin adede ulaşan otomobil ve hafif ticari araç pazarının bu sene 1 milyon 300 bin adetleri aşacağı tahmin ediliyor. Citroen Türkiye Marka Direktörü Bora Duran, son zamanların en hızlı son çeyreğine hazırlandıklarını belirterek, “Krediler geriye doğru gelmeye başladı. Ticari kredilerde gelişmeler var. Kampanyalar da mevcut koşullar içerisinde devam edecek. Özellikle hafif ticari araç satışlarının son çeyrekte hızlanacağını düşünüyorum. Tahminin 2025 yılı toplam binek ve hafif ticari araç satışlarının 1 milyon 320 bin adetler seviyesinde kapanacaktır” dedi.
‘İYİMSERİN DE ÜZERİNE ÇIKTI’
Sene başında 1.2 milyon adetle en iyimser tahminleri kendilerinin yaptıklarını hatırlatan Duran, satış temposunun bu tahminlerin bile ötesine geçtiğini söyledi. Duran, pazar payı artmaya devam eden elektrikli otomobillerin toplam satışlarının 2025 yılını 170-175 bin adet seviyesinde kapatacağını da bildirdi. Bu da elektrikli otomobil satışlarında geçen yıla kıyasla yüzde 70’in üzerinde bir artış anlamına geliyor.
İŞTE REKORUN NEDENLERİ
Geçtiğimiz hafta Citroen’in davetlisi olarak katıldığımız yeni C5 Aircross’un İspanya’daki basın toplantısı kapsamında sorularımızı yanıtlayan Bora Duran, rekor kıran satışların temel nedenleri şu şekilde sıraladı: “Uzun süredir bekleyen bir filo talebi var. Dolayısıyla bu talebin pazarın büyümesinde etkisi büyük. Sonrasında pazara giren yeni oyuncuların mutlak etkisi bulunuyor. Tesla, BYD, Togg gibi markalar Türkiye pazarını büyütmeye devam ediyor. Bireysel satışlar da özellikle yerli üretim modellerin öncülüğünde karşılanmaya devam ediyor. Yani aslında perakendede talep de çok fazla.”
‘EN ÇOK CITROEN SATAN İKİNCİ ÜLKE OLABİLİRİZ’
Citroen markasının Türkiye’deki satış hedefleriyle ilgili bilgiler veren Bora Duran, “2023 yılında 63 bin 500 adet satışla pazardan yüzde 5.1 pay alarak tarihi satışa ulaşmıştık. Geçen seneyi 61 bin adetle kapattık. 2025 yılın hedefimiz 70-71 bin adetle pazardan yüzde 5.5 pay alabilmek. Elektrikli araç pazarından da 11 bin adetle yüzde 7’ye yakın pay almak istiyoruz. Bunları gerçekleştirirsek ki olacak gibi duruyor, tarihi rekorumuzu da kırmış olacağız. Üstelik beş ay boyunca tedarik nedeniyle C3 ve C3 Aircross satamamıştık. Bu rakamlarla Citroen dünyası içerisinde İtalya ile ikincilik için savaşacağımıza inanıyoruz. Yılı Citroen’in tüm pazarlarında ikinci veya üçüncü olarak kapatarak bitirebileceğimizi düşünüyoruz.”
Bu sonuçlarla otomotiv pazarında tüm zamanların en yüksek eylül satışları yakalanmış oldu. Eylülde ÖTV avantajlı modeller satışların zirvesinde yer aldı. ÖTV’si artan elektrikli otomobil pazarında ise yavaşlamanın ilk sinyalleri görüldü. Bu dönemde Togg’un ikinci modeli T10F, bin 194 adetlik teslimatla elektrikli otomobil pazarına ikinci sıradan girdi.
9 AYLIK VERİ TÜM ZAMANLARIN REKORU
Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) verilerine göre Ocak-Eylül 2025 döneminde toplam otomotiv pazarı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 9.15 artarak 927 bin 647 adet oldu. Böylece, toplam satışlar yılın dokuz aylık döneminde tüm zamanların rekorunu kırdı. Ulaşılan bu rakam toplam pazarın bu sene de rekor seviyeye ulaşarak 1.3 milyon adedi geçebileceğini gösterdi.
ELEKTRİKLİ ARACA ÖTV FRENİ
Elektrikli otomobillere uygulanan en düşük ÖTV oranının yüzde 10’dan yüzde 25’e çıkarılmasının etkileri eylülde devam etti. Haziran ayında 25 bin adetlere çıkan elektrikli pazarı, eylül ayında 12 bin 706 adetlere geriledi. Eylülde elektrikli otomobillerin toplam pazardan aldığı pay yüzde 14.39 oldu. Dokuz ayın sonunda ise elektrikli otomobil satışları bir önceki yıla kıyasla yüzde 133.9 artarak 132 bin 346 adede ulaştı.
Şirket satışa sunduğu T10X ve T10F modellerinin başlangıç fiyatını 34 bin 295 Euro olarak açıkladı. İlk etapta 1000 adetle sınırlı aracını ön siparişe açan Togg bu yılın sonuna kadar 600 adet teslimat gerçekleştirmeyi hedefliyor.
ÜÇ FARKLI VERSİYON
Şirketin internet sitesindeki bilgilere göre, her iki modelin de arkadan itişli standart menzile sahip V1 versiyonunun fiyatı 34 bin 295 Euro olarak duyuruldu. T10X ve T10F’nin arkadan itişli, V1 donanım paketli ve uzun menzilli versiyonlarının fiyatı ise 40 bin 118 Euro olarak belirlendi. V2 donanıma sahip arkadan itişli ve uzun menzilli T10X ve T10F’nin Almanya satış fiyatları ise 41 bin 200 Euro olarak açıklandı. Bu arada, uzun menzilli ve donanımlı versiyonun fiyatı zorunlu opsiyonlarla 46 bin Euro’lara kadar ulaşıyor.
TESLA’DAN REKABETÇİ
Fiyatlar Togg’un Avrupa’daki en büyük rakiplerinden birisi olan Tesla’ya göre rekabetçi konumlanıyor. Tesla’nın Türkiye’de de satışa çıkardığı Model Y’nin Almanya’daki fiyatı 45 bin 970 Euro olarak açıklanıyor. Bu da Togg’un giriş seviye versiyonları Model Y’den daha uygun fiyatlı, üst donanımlı versiyonunu ise Model Y ile neredeyse benzer kılıyor.
BEŞ YILDIZLA GİRDİ
Togg, Avrupa’nın en büyük otomotiv etkinliği olan Münih’teki IAA Mobility 2025’te büyük bir lansman etkinliği gerçekleştirmişti. Fuarda, hem T10X’in hem de T10F’nin Euro NCAP programındaki güvenlik testlerinden başarıyla geçerek 5 yıldız aldığı açıklanmıştı. Togg CEO’su Gürcan Karakaş, ihracat süreci ile ilgili, “Almanya’da rekabetçiliğimizi gösterip başarılı olduktan sonra her ülkede başarılı olabiliriz. Almanya’daki öğrendiklerimizi Fransa ve İtalya’da devam ederek ilerlemek istiyoruz” şeklinde konuşmuştu.
KARAYOLLARI Genel Müdürlüğü kararıyla 3 bin 500 kilogramın altındaki “kamyonet” ruhsatlı araçların da kantarlardan geçme zorunluluğu başlıyor. Şu anda yalnızca 3 bin 500 kilogramın üzerindeki araçlar için uygulanan bu zorunluluk 1 Kasım 2025’ten itibaren tüm araçları kapsayacak şekilde devam edecek. Ancak artık Pikap, hafif ticari araç hatta bazı 4x4 SUV’ların bile kamyonet sınıfında satın alınabilmesi sürücülerin kafalarını karıştırmış durumda.
UZUN KUYRUKLAR OLUŞABİLİR
Hürriyet’in konuyla ilgili uzmanlardan aldığı bilgilere göre, 3 bin 500 kilogramın altındaki araçlar için kantar zorunluluğu sadece yük taşıyan kamyonet ruhsatlı araçları kapsayacak. Ticari olarak yük taşıma amacıyla kullanılmayan Pikap’lar veya arkada yolcular için koltukları ve camları bulunan hafif ticari araçlar bu kapsama girmeyecek. Zaten bu araçların ruhsatında “yük nakli - hususi” ifadesi de yer alıyor. Kantar zorunluluğu denetimler açısından faydalı ancak uzun kuyruklar oluşturabilir.
İşte yeni dönemle ilgili merak edilen soruların yanıtları...
Mevcut uygulama kimleri kapsıyor?
3 bin 500 kilogramın altındaki araçlarda kantar zorunluluğu 2022’ye kadar yapılıyordu. Ancak denetim istasyonlarında yoğunluklar ve uzun kuyrukların yollara kadar taşması nedeniyle bu uygulamaya son verildi. 2022 yılında beri sadece 3 bin 500 kilogramın üzerindeki yük taşıma amaçlı araçlar denetimden geçiyor.
Neden ihtiyaç duyuluyor? Ne zaman başlıyor?
Karayolları Genel Müdürlüğü’ne yapılan şikâyetler ve tespitler sonucunda söz konusu muafiyetin suistimal edilerek kamyonet ve panelvanlara azami yükünün çok üzerinde yükleme yapıldığı görüldü. Bu kapsamda, 1 Kasım 2025 itibarıyla 3 bin 500 kilogramın altında ağırlığa sahip kamyonet ve panelvanlara yeniden kantara çıkma zorunluluğu getirildi.