TRAFİK cezalarını artıran kanun 27 Şubat’ta Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Ancak düzenlemeye ilişkin tartışmalar sürüyor. Sosyal medyada bazı sürücülerin ve aksesuar satıcılarının araçlarındaki ekranları söktüğü, bazılarının ise ses sistemlerini dağıttığı görüntüler paylaşıldı. Durumu bir adım daha ileri taşıyıp tepkisini sokakta eyleme dönüştüren sürücüler bile oldu.
Oysa düzenlemenin temeli yeni kurallar getirmekten çok mevcut kuralların cezalarını artırmaya dayanıyor. Yönetmelik, “Aracınıza harici ekran ya da ses sistemi takmak yasak” demiyor. Bu çerçeve, 1997’den beri yürürlükte olan Karayolları Trafik Yönetmeliği’nde zaten yer alıyor.
BİLGİ KİRLİLİĞİ YAYILIYOR
Sosyal medyadan başlayıp sokaklara taşan tartışmalar ise çoğu zaman kurallardan çok, kurallara uymak istemeyenlerin paylaşımlarından kaynaklanıyor. Çünkü konuyla ilgili o kadar çok yanlış bilgi içeren video paylaşıldı ki kurallara uyan sürücüler bile “Aracıma ekran taktırmıştım, sökmezsem ceza yer miyim” diye kendini sorgulamaya başladı.
Biz de 1997’den beri yürürlükte olan Karayolları Trafik Yönetmeliği’nde yeni düzenleme ile işaret edilen maddeleri inceledik ve yetkililere en çok merak edilen soruları sorduk. İşte 10 soruda yeni trafik cezalarıyla ilgili en çok merak edilenler:
1- Araca ekran taktırmak yasak mı?
Araca dahili veya dahili olmayan bir ekran taktırmak yasak değil. Sürücüler navigasyon ve multimedya gibi ihtiyaçları için farklı markaların ürettiği ekranları kullanabilirler. Ancak bu ekranların sürücünün görüş ve kullanım alanında bulunmaması gerekiyor. Sürüş sırasında video izlenmesine neden olacak veya sürücünün dikkatini dağıtacak şekilde yerleştirilen ekranlar yasak. Böyle bir cihazın kullanıldığı tespit edilirse sürücüye 21 bin lira ceza veriliyor ve araç 30 gün trafikten men ediliyor.
SON yıllarda artan jeopolitik gerilimler, yükselen gümrük duvarları ve elektrikli araç dönüşümünün yarattığı maliyet baskılarıyla mücadele eden otomotiv sektörü, 2026 yılına da yeni bir riskle başladı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından küresel enerji ticaretinin en kritik geçişlerinden biri olan Hürmüz Boğazı’nda artan gerilim, hem otomobil sevkiyatlarını hem de petrol fiyatları üzerinden araç maliyetlerini etkileyebilecek yeni bir endişe başlığı yarattı. Küresel yatırım ve araştırma şirketi Bernstein’ın analizi, özellikle Ortadoğu pazarına güçlü bağımlılığı bulunan otomobil üreticilerinin bu gelişmelerden daha fazla etkilenebileceğini ortaya koydu.
3 MİLYONLUK PAZAR
Analize göre Ortadoğu pazarı son yıllarda özellikle Çinli otomobil üreticileri için hızla büyüyen bir ihracat merkezi haline geldi. Çin’in toplam binek otomobil ihracatının yaklaşık yüzde 17’si bu bölgeye gidiyor. Bu oran yaklaşık 500 bin araçlık bir hacme karşılık geliyor. Bölgedeki otomobil pazarı ise yıllık yaklaşık 3 milyon adet seviyesinde bulunuyor. İran ise tek başına bölgedeki satışların yaklaşık yüzde 38’ini oluşturuyor. Bu nedenle İran çevresinde yaşanabilecek bir kriz ya da Hürmüz Boğazı’nda oluşabilecek güvenlik sorunları bölgedeki otomobil ticaretini doğrudan etkileyebilir.
LOJİSTİK ZİNCİRİ DE RİSK ALTINDA
Riskler yalnızca satış ile sınırlı değil. Hürmüz Boğazı, küresel enerji ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği stratejik bir geçiş noktası. Aynı zamanda Körfez ülkelerine yapılan çok sayıda araç ve otomotiv parçası sevkiyatı da bu rota üzerinden gerçekleşiyor. Deniz taşımacılığı şirketlerinin son günlerde bölgedeki güvenlik risklerini yakından izlemeye başlaması, otomotiv sektöründe de tedarik zinciri endişelerini artırdı. Olası bir kriz durumunda sevkiyat sürelerinin uzaması ve navlun maliyetlerinin yükselmesi ihtimali konuşuluyor.
ÇİNLİ MARKALAR ÖNE ÇIKIYOR
Bernstein analizine göre Ortadoğu pazarına bağımlılığı yüksek olan bazı Çinli üreticiler jeopolitik risklere daha açık durumda. Son yıllarda JAC Motors, SAIC Motor, Chery, Changan ve Great Wall Motor gibi Çinli markalar, özellikle Körfez ülkelerinde agresif büyüme stratejileri izleyerek satışlarını hızla artırdı. Elektrikli ve içten yanmalı modellerde rekabetçi fiyat politikalarıyla pazar paylarını genişleten bu üreticiler, Avrupa ve Kuzey Amerika’daki ticaret bariyerleri nedeniyle büyümelerini yeni pazarlara kaydırmış durumdaydı.
FİYATLARI ARTIRABİLİR TALEBİ BASKILAYABİLİR
1 Nisan’da başlayacak 5G dönemi öncesinde operatörler rekabette öne geçecek adımlarını hızlandırdı. 5G’yi 81 ilin tamamında aynı anda devreye almaya hazırlanan Vodafone Türkiye, Barcelona’daki Mobil Dünya Kongresi’nde (MWC) Türkiye’de sunacağı 5 küresel işbirliğini açıkladı.
Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, Google işbirliğiyle mobil faturalı müşterilere üç ay ücretsiz YouTube Premium üyeliği sunacaklarını söyledi. Meta anlaşması kapsamında WhatsApp, Instagram, Facebook ve Messenger, internet paketinden düşmeden kullanılabilecek. Huawei ile 5G Redbox modem 81 ilde ev interneti için devreye alınacak. Samsung’la 5G uyumlu Galaxy S26 için özel kampanyalar yapılacak ve 500 bin uyumlu cihaz satılacak. Aksoy, Xiaomi’nin akıllı gözlüklerini ise Türkiye’de satışa sunan ilk operatör olacaklarını belirtti.
20 YILDA 480 MİLYAR TL TUTARINDA YATIRIM
Vodafone’un Türkiye’de 20’nci yılını kutladığını hatırlatan Aksoy, bu süreçteki toplam yatırımın reel değerinin 480 milyar TL’yi aştığını açıkladı. Son 5 yılda 80 milyar TL’nin üzerinde yatırım yapıldığını ve kapasitenin üç kattan fazla artırıldığını belirten Aksoy, İzmir’de 150 milyon dolarlık yeni veri merkezi yatırımı yapılacağını, Ankara’daki merkezin kapasitesinin artırılacağını hatırlattı. Aksoy, 100 milyon dolarlık güneş enerjisi projesi yürüttüklerini de kaydederek, “5G’yi Türkiye pazarı için yeni bir yatırım ve hizmet fırsatı olarak görüyoruz. Yetkilendirme ihalesi kapsamında, 2025’te Türkiye’ye yapılan en büyük üçüncü uluslararası doğrudan yatırıma imza attık. Güçlü yatırım programımızla en iyi 5G hizmetini sunacağız. 5G bizim için ilk adım değil, global deneyimi Türkiye’ye taşıdığımız bir sonraki adım” diye konuştu.
‘TÜRKİYE’DE BÜYÜME FIRSATLARI VAR’
VODAFONE Group CEO’su Margherita Della Valle, Türkiye’nin Vodafone için yüksek potansiyel taşıdığını söyledi. “Sahip olduğumuz frekansla güçlü bir hizmet sunuyoruz, şimdi daha fazlasına sahip olacağız” diyen Della Valle, Türkiye’nin dijital hizmetlerde birçok pazardan daha ileri ve dinamik bir yapıya sahip olduğunu vurguladı. 5G’nin mobil yapay zekâ için kritik altyapı sağlayacağını belirten Della Valle, düşük gecikmeli ve yüksek hızlı ağların araçlar, robotlar ve sensörler gibi fiziksel dünyadaki uygulamalar için belirleyici olacağını ifade etti.
UYUMLU CİHAZLARA KREDİ TALEBİ
ENGİN Aksoy, abonelerin yalnızca yüzde 30’unun 5G uyumlu cihaz kullandığını belirterek, 5G’nin yaygınlaşmasında en kritik başlığın cihaz erişimi olduğunu söyledi. 3.5 milyar dolarlık ihale bedeli ve devam edecek yatırımlara dikkat çeken Aksoy, bu ölçekte bir yatırımın karşılığını bulması için kullanıcıların 5G’li telefonlara daha kolay ulaşabilmesi gerektiğini vurguladı. Aksoy, 5G cihazlarda uygulanan 20 bin TL’lik taksit üst sınırının pazarı sınırladığını belirterek, bu limitin artırılmasını ya da 5G telefonlara özel esnetilmesi gerektiğini söyledi. Aksoy, 1 Nisan’daki lansman öncesinde bu konuda adım bekledikleri bilgisini verdi.
Ancak ilk günden verilen asıl mesaj farklıydı: Yapay zekâ artık cihazların içindeki bir özellik değil, iletişim altyapısının temel parçası haline geliyor. Operatörler, trafiği anlık olarak izleyip yoğunluğa göre kendini ayarlayabilen yeni nesil şebekelerini tanıttı. Amaç sadece daha hızlı internet sunmak değil; ağı daha verimli ve kesintisiz çalışır hale getirmek. Üreticiler ise veriyi sürekli buluta göndermek yerine cihazın kendi içinde işleyen sistemlerle hem hızı artırmayı hem de güvenliği güçlendirmeyi hedefliyor. 5G ile hayatımıza giren düşük gecikme süresi sayesinde artık robotlar uzaktan kontrol edilebiliyor, akıllı fabrikalar kesintisiz çalışabiliyor ve gerçek dünyayı dijital ortamda birebir kopyalayan sistemler kullanılabiliyor. Fuarda sergilenen insansı robotlar, yapay zekâ destekli üretim kolları ve kriz anında hızla devreye alınabilen taşınabilir 5G istasyonları bu dönüşümün en somut örnekleri arasında yer aldı. İşte, fuarın ilk gününden öne çıkanlar...
HER EVE KABLOSUZ FİBER
VODAFONE, Mobil Dünya Kongresi’nde Huawei ile yeni bir işbirliğine imza attı. Şirket, 5G ev interneti çözümü 5G RedBox ile 81 il 922 ilçede fiber hızında interneti evlere taşımayı hedefliyor. SIM kartlı modem yapısıyla çalışan ve kurulum gerektirmeyen sistem, fişe takıldığı anda 5G bağlantısı sağlıyor. Şirket ayrıca, Mobil Dünya Kongresi’nde tüm mobil faturalı müşterilerine YouTube Premium’u ilk 3 ay ücretsiz sunacağını da açıkladı.
İNSANSI ROBOT DÖNEMİ BAŞLIYOR
MWC’de artık sadece telefonlar değil, “çalışan robotlar” konuşuluyor. 5G’nin düşük gecikmesi ve 6G vizyonu sayesinde insansı robotlar buluttaki yapay zekâya bağlanarak anlık karar alabiliyor. Agibot ve Unitree Robotics gibi markalar; depoda yük taşıyan, mağazada rehberlik yapan ve uzaktan güncellenebilen “metal iş gücü”nü sahaya indiriyor. Yarış artık kimin robotu daha insana benziyor değil; kimin robotu daha akıllı ve daha bağlı.
1.900 BEYGİRLİK GÖVDE GÖSTERİSİ
Çinli teknoloji devi Xiaomi, MWC’de elektrikli süper spor konsepti Vision GT’yi sergiledi. 900V elektrik mimarisi üzerine kurulan modelde yaklaşık 1.900 beygir güç hedefleniyor. Aerodinamik gövde yapısı ve yazılım odaklı araç mimarisiyle Xiaomi, “akıllı telefon ekosistemini otomotive taşıma” stratejisinin altını çiziyor.
5G’Lİ AMBULANSLA HASTANEYE VERİ AKIŞI
Türkiye otomotiv pazarı 2025’te yüzde 10.49 büyüyerek 1.3 milyon adedi aşan satışla tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Ancak rekor hacim, otomotiv şirketlerinin net kârlarına aynı ölçüde yansımadı. Borsa İstanbul’da işlem gören altı otomotiv şirketinin toplam net kârı, 2025’te bir önceki yıla göre yüzde 37.4 azalarak 44 milyar 590 milyon TL’ye geriledi.
ALTI ŞİRKET AÇIKLADI
Borsa İstanbul’da faaliyet gösteren 8 otomotiv şirketinden 6’sı 2025 yılı finansal sonuçlarını açıkladı. Hürriyet’in Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) verilerinden derlediği bilgilere göre Doğuş Otomotiv, Ford Otosan, Karsan Otomotiv, Otokar, Tofaş Türk Otomobil Fabrikası ve Türk Traktör’ün toplam net kârı 44 milyar 590 milyon TL olarak gerçekleşti. Söz konusu şirketlerin 2024 yılındaki toplam net kârı 71.3 milyar TL seviyesindeydi. Böylece bir yıldaki gerileme yüzde 37.4’e ulaştı. Anadolu Isuzu ve Tümosan ise 2025 finansal sonuçlarını henüz açıklamadığı için tabloya dahil edilmedi.
TOFAŞ VE KARSAN
C segmentinde konumlanacak otomobilin, “C-Neo” kod adlı, station wagon gövde tipine sahip yeni nesil bir Dacia olması bekleniyor. Bu yıl resmi olarak duyurulacak model; Renault Clio, Duster ve Bigster’ın ardından Bursa’daki Oyak Renault Fabrikaları’nda üretilecek dördüncü otomobil olacak.
Detaylar, Renault’nun 2025 finansal sonuçlarını açıkladığı 19 Şubat’taki online toplantıda paylaşıldı. Renault Group CEO’su François Provost, Dacia’nın 2026’da A segmentinde elektrikli bir model ile C segmentinde benzinli-hibrit bir modeli ilk kez piyasaya süreceğini açıkladı.
‘HEDEFLERİ YÜKSELTTİK’
Renault Group Büyümeden Sorumlu Üst Yöneticisi ve Renault Markası CEO’su Fabrice Cambolive ise soru-cevap bölümünde şu ifadeleri kullandı: “Bu haftanın başında Türkiye’deydim. Türkiye için bu kadar güçlü bir ürün gamına çok uzun zamandır sahip olduğumuzu sanmıyorum. Clio 6’nın başlangıcı çok iyi. Bayiler ve satış ekipleriyle görüştük. Boreal’i test ettim; Türkiye için çok güçlü bir model olacak. Avrupa’da piyasaya süreceğimiz ve Türkiye’de üreteceğimiz C segment otomobil de Dacia için Türkiye’de harika bir otomobil olacak. 2026 için orta vadeli planımıza koyduklarımızın aslında bir başlangıç olduğunu düşünüyorum. Yerel ekiple birlikte daha yüksek hedefler belirledik.”
ELEKTRİKLİ VERSİYON İHTİMALİ MASADA
RENAULT, 2023’te OYAK ile birlikte Bursa’daki tesisler için 400 milyon Euro’luk yatırım açıklamış, dört yeni model ve yeni nesil motorların Türkiye’de geliştirileceğini duyurmuştu. Clio, Duster ve yakında satışa çıkacak Bigster netleşirken, dördüncü modelin Dacia logolu yeni C segment otomobil olması artık büyük ölçüde kesinleşti. Henüz resmi adı açıklanmadığı için “C-Neo” kod adıyla anılan modelin, crossover çizgilerine sahip station wagon gövde tipinde olması bekleniyor. CMF-B platformunu kullanacağı öngörülen otomobilin ilk etapta 1.2 litrelik üç silindirli benzinli/LPG’li motor ve 1.8 hibrit seçenekleriyle gelmesi planlanıyor. Tam elektrikli versiyon için ise nihai karar verilmiş değil; ancak bu yönde fizibilite çalışmaları sürüyor.
AVRUPA Komisyonu’nun Çin ve ABD’ye karşı sanayisini korumaya hazırlandığı, içeriği bakımından Türkiye’yi de çok yakından ilgilendiren taslak, henüz yayınlanmadan Avrupa Birliği’ni ikiye böldü. Fransa’nın başını çektiği ülkeler, kritik sektörlerdeki teşvikler için ‘Made in Europe / Avrupa’da Üretildi’ şartının getirilmesini isterken; Almanya’nın başını çektiği ülkeler ise özellikle Türkiye, İngiltere, Japonya gibi Avrupa’nın büyük ticaret ortaklarının kapsama dahil edilerek ‘Made with Europe / Avrupa ile Üretildi’ yaklaşımını savunuyor. Henüz yayınlanmayan taslaktan ilk sızanlar ise hem tartışmaları hem de Brüksel’deki lobi faaliyetlerini artırdı. Beklentiler 26 Şubat’ta yayınlanacak taslağın yayın tarihinin yeniden erteleneceği yönünde.
İŞTE, İLK SIZINTILAR
Peki Sanayi Hızlandırıcı Yasası (IAA) isimli taslakla ilgili sızan ilk bilgiler neleri içeriyor? Financial Times ve Euronews’in paylaştığı bilgilere göre, Avrupa Komisyonu taslakta yenilenebilir enerji, otomotiv, çelik, kimya, savunma ve yapay zekâ gibi öncelik verilecek stratejik sektörleri listeledi. Elektrikli, hibrit ve yakıt hücreli araçlara uygulanacak teşviklerde ve kamu alımlarında, değer olarak aracın yüzde 70’inin AB üretimi olması; bataryanın ana bileşenlerinin yine AB menşeli olması tartışmaya açıldı. Benzer şekilde alimünyumda yüzde 25, kapı-pencere plastiklerinde en az yüzde 30 AB’de üretilme şartları getirilmesi önerildi.
TANIM TARTIŞMASI
Yeni sanayi politikası konusunda AB üyesi tüm ülkelerin görüşü neredeyse ortak ancak ‘Avrupa’da Üretildi’ tanımında derin ayrılıklar yaşanıyor. ‘Avrupa’da Üretildi’ destekçileri, taslakta yer alacak yeni şartların yalnızca AB’de (27 üye ülke ile İzlanda, Lihtenştayn ve Norveç’ten oluşan EFTA ülkeleri) üretilen ürünler için geçerli olmasını istiyor. Ancak Almanya, Nordikler ve Baltık ülkeleri bu tanımın zaten artan maliyetleri daha da artıracağını belirterek ‘Avrupa ile Üretildi’ gibi daha yumuşak bir tanım önerisi getiriyor. Ayrıca, bunun pratikte uygulanmasının zor olacağını ve Avrupa tedarik zincirlerini istikrarsızlaştırma riski taşıdığını savunuyorlar.
TÜRKİYE DAHİL LOBİLER HIZLANDI
Tartışmalara AB üyesi ülkelerle birlikte bu ülkelerle ciddi iş ortaklığı bulunan Türkiye, İngiltere ve Japonya da dahil oldu. AB’nin önemli bir ticaret ortağı olan İngiltere ve Türkiye, ‘Avrupa’da Üretildi’ tanımının dışında kalmaktan duydukları endişeyi Brüksel’e bildirdi. Özellikle otomotiv, çelik ve alimünyum gibi ürünlerde Türkiye, Avrupa’nın ciddi bir ticaret ortağı. Son olarak, Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) Başkanı Cengiz Eroldu, “Türkiye’siz bir Avrupa otomotiv sanayinin ayakta kalması zor” diyerek süreci yakından takip ettiklerini söylemişti. Benzer şekilde İngiltere’nin de AB’de üretim tesisleri ve büyük bir ticaret hacmi bulunuyor. Avrupa’dan gelen son haberler 26 Şubat’a ertelenen taslağın yayın tarihinin yeniden ertelenebileceğini belirtiyor.
OTOMOTİVİN DEVLERİ KARŞI KARŞIYA
2025 yılında dünyada elektrikli araç satışları yaklaşık 20.7 milyona ulaşarak rekor kırdı. Ancak ülkelerin satış payları karşılaştırıldığında dönüşümün aynı hızda ilerlemediği görülüyor. Londra merkezli enerji düşünce kuruluşu Ember’in analizi, elektrikli otomobile geçişte ülkelerin gelir düzeyi kadar uygulanan politikalar ve ekonomik koşulların da belirleyici olduğunu ortaya koydu. Rapordan çıkan en önemli sonuç ise elektrikli araçların artık dünyanın büyük bölümü için “niş” bir pazar değil, hızla büyüyen “ana akım” bir pazar olduğuydu.
KUZEY AVRUPA BENZİNİ FİİLEN BİTİRDİ
Elektrikli otomobillerin pazar payına göre sıralandığı rapora göre, 2025 sonunda Norveç, Danimarka ve İzlanda gibi Kuzey Avrupa ülkeleri listenin zirvesinde yer aldı. Bu ülkelerde yeni otomobil satışlarının büyük bölümü elektrikli modellerden oluşurken içten yanmalı araçlar sınırlı paya geriledi.
Almanya, Fransa ve İngiltere gibi büyük pazarlarda elektrikli otomobil payı yüzde 25-35 bandında kaldı. Türkiye’nin de yer aldığı birçok gelişen pazarda ise elektrikli otomobiller hızla artmasına rağmen toplam satışların çoğunluğunu geleneksel motorlu araçlar oluşturmaya devam etti.
2025’te yeni otomobil satışlarının yüzde 97’sinin elektrikli olduğu Norveç ilk sırada yer aldı. Bu ülkeyi yüzde 73 payla Nepal izledi. Danimarka’da elektrikli payı yüzde 69 olurken İsveç’te yüzde 61, İzlanda’da yüzde 57 ve Finlandiya’da yüzde 56 seviyesinde gerçekleşti. Hollanda yüzde 56 ile listede yedinci sırada yer aldı. Yüzde 50’nin üzerinde paya sahip son ülke ise yüzde 53 ile Çin oldu. Çin aynı zamanda yaklaşık 12.9 milyon adetle küresel elektrikli otomobil satışlarının en büyük bölümünü oluşturdu.
DEVLERDE ORTA SIRADA
Almanya, İngiltere, Fransa gibi büyük Avrupa ülkeleri ise oldukça farklı bir tablo çizdi. Bu ülkelerde elektrikli otomobillerin pazardan aldıkları pay 2025 sonu itibariyle yüzde 25-35 bandında gerçekleşti. Böylece, söz konusu ülkelerde elektrikli otomobiller hızla artmasına rağmen benzinli ve dizel modeller pazarın önemli bölümünü oluşturmaya devam etti.
Avrupa’da, Türkiye 2025 yılında elektrikli araç satışlarında hızlı bir büyüme kaydetti ve yeni otomobil satışlarındaki payı yüzde 17’ye ulaştı. Bu pay Türkiye’yi dünya sıralamasında 24’üncü sıraya yerleştirdi. Türkiye 2025’teki performansıyla satış hacmi bakımından Belçika’yı geride bırakarak Avrupa’nın dördüncü büyük elektrikli otomobil pazarı oldu.