BANKACILIK Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) kredi kartı limitlerini kademeli olarak düşürme kararı, başta ikinci el otomobil pazarı olmak üzere, araç satışlarında belirgin bir yavaşlama riskini gündeme taşıdı. Son bir yılda artan limitlerle otomobil ticaretinde yaygınlaşan kredi kartıyla ödeme yöntemi, yeni düzenleme ile birlikte sektör için kritik bir eşik haline geldi.
DENGELER DEĞİŞEBİLİR
Merkez Bankası verilerine göre Ocak 2026’da kartla yapılan araç harcamaları (kiralama, satış, yedek parça, servis) ilk kez 100 milyar TL sınırını aşarken, 400 bin TL üzerindeki limitleri hedefleyen düzenlemenin özellikle ikinci el araç piyasasında dengeleri değiştirmesi bekleniyor. Uzmanlar, ikinci el araç pazarında satışların önemli bölümünün kartla gerçekleştiğine dikkat çekerken, alıcı tercihlerinin daha ucuz ve yaşlı araçlara kayabileceğini de belirtiyor.
10 ARAÇTAN 4’Ü KARTLA
Konuyla ilgili Hürriyet’in sorularını yanıtlayan ikinci el araç platformu Otomerkezi.net’in CEO’su Ali Karakaş, şu ifadeleri kullandı: “İkinci elde otomobil alan tüketicilerin yaklaşık yüzde 40’ı kredi kartıyla satın alma yapıyor ya da kart bakiyesiyle ödemesini tamamlıyor. Düşürülecek limitler, ikinci el otomobil almayı düşünenleri olumsuz etkileyecek. Çünkü birçok müşteri ya peşinatını ya da peşinattan kalan kısmı kredi kartıyla kapatıyor ve bunu 12 taksite kadar yapılandırabiliyordu. Kredi kartının hem taksit imkânı hem de faiz oranı açısından cazip olması, tüketiciyi ikinci el ya da sıfır otomobil alımında destekliyordu. Limit düşüşleriyle birlikte bu kanal adeta kilitlenebilir. Doğal olarak otomobil tarafındaki finansman sıkıntısı çok yönlü büyür.”
‘GÜNLÜK ÖDEME ALTYAPISI OLMUŞTU’
1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni Euro 6e-bis emisyon standartları, ÖTV teşvikinden yararlanan şarj edilebilir hibrit (PHEV) otomobillerin Türkiye’ye girişini durma noktasına getirdi. Daha sıkı test prosedürleri nedeniyle PHEV otomobillerin karbondioksit (CO2) emisyon değerleri neredeyse iki katına çıkarken, Türkiye’de teşvikli satış için aranan 25 g/km CO2 emisyon sınırını artık hiçbir model karşılayamaz hale geldi. Bu nedenle markalar, 2026 itibarıyla söz konusu motor tipindeki otomobilleri Türkiye’ye getirmemeye başladı. İthalata devam eden sınırlı sayıdaki premium marka ise PHEV modellerini teşviksiz şekilde, yüzde 100 ÖTV ile satabiliyor.
BYD NE YAPACAK
Bu tablo, ÖTV teşvikiyle birlikte son dönemde Türkiye’de en hızlı büyüyen PHEV markalarından BYD’nin planlarını da zora sokmuş görünüyor. Zira Avrupa’da listelenen Seal U DM-i modeli de artık 25 gramlık sınırın üzerine çıktı. Markanın Avusturya resmi sitesindeki verilere göre Seal U DM-i’nin 160 kW’lık versiyonunun Boost donanımı 50 g/km, Comfort seçeneği ise 35 g/km CO2 salımıyla listelenirken; 238 kW’lık Design versiyonu 71 g/km seviyesine kadar yükseliyor. Bu değerler, söz konusu versiyonların hiçbirinin Türkiye’deki ÖTV teşvik eşiğini karşılayamadığı anlamına geliyor.
Ocakta Türkiye’de hiçbir PHEV teslimatı gerçekleştirmeyen markanın internet sitesinde yalnızca elektrikli modellere yer veriliyor. Başta BYD olmak üzere üreticilerin PHEV modellerini yeniden Türkiye pazarına sunabilmesi için, bakanlığın 25 g/km CO2 sınırını güncellemesi gerekiyor. BYD için diğer bir seçenek ise belirli koşullar altında seri sonu izni uygulaması olabilir.
SATIŞLAR SERT ÇAKILDI
Ocak ayında otomobil ve hafif ticari araç pazarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9.77 artarak 75 bin 362 adede ulaştı. Bu güçlü tabloda, limiti güncellenen engelli bireylerin ÖTV muafiyetli araç talebi ile aralık ayından sarkan teslimatlar belirleyici oldu. 75 bin adedi aşan satışla pazar, aynı zamanda tarihin en yüksek ikinci ocak ayı sonucunu da kayda geçirdi.
YERLİ PAYINDA ARTIŞ
Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) verilerine göre yılın ilk ayında otomobil satışları yüzde 9.14 artarak 61 bin 55 adede, hafif ticari araç pazarı ise yüzde 12.56 yükselişle 14 bin 307 adede çıktı. 61 bin 55 adetlik otomobil satışının 22 bin 332’sini (yüzde 36.6) yerli, 38 bin 723’ünü (yüzde 63.4) ise ithal modeller oluşturdu. Yerli üretimin avantajına rağmen ithalin yüksek payını koruması dikkat çekti. Yerlide ise talebi karşılayabilen üreticiler satış listelerinde üst sıralara tırmandı.
12 BİN ADEDE YAKIN ELEKTRİKLİ
Ocak ayı verileri, elektrifikasyonun hız kesmediğini de ortaya koydu. ODMD raporuna göre benzinli otomobiller 26 bin 671 adetle pazardan yüzde 43.7 pay alırken; hibrit otomobiller 18 bin 774 adetle yüzde 30.7’ye ulaştı. Elektrikli otomobil satışları 11 bin 158 adetle pazarın yüzde 18.3’ünü oluştururken, dizel modeller 4 bin 203 adetle yüzde 6.9 payda kaldı. Otogazlı otomobiller ise 103 adetle yüzde 0.2’lik sınırlı bir hacimde yer aldı.
Gövde tiplerine göre değerlendirildiğinde, en çok tercih edilen gövde tipi yüzde 60.3 pay ile SUV otomobillerin oldu. Bunu yüzde 21.2 pay ve 12 bin 966 adet satış ile Sedan, yüzde 18.3 pay ve 11 bin 152 adet satış ile HB otomobiller takip etti.
RENAULT LİDER AUDI ÇIKIŞTA
OCAK ayını 9 bin 247 adetle ilk sırada kapatan Renault’u, 8 bin 700 adetle Toyota, 6 bin 580 adetle Volkswagen, 6 bin 133 adetle Fiat ve 5 bin 339 adetle Ford izledi. Aralık ayında teslimat sorunları yaşayan BYD 3 bin 886 adetle pazarda önemli bir çıkış yakaladı. Opel, Citroen ve Peugeot üçlüsü 8, 9 ve 10’uncu olarak sıralandı. Premium tarafta ise Audi markası 1 bin 51 adetle yılın ilk ayında 764 adet satış yapan BMW’yi sollayarak ikinci sıraya yerleşirken, Mercedes-Benz bin 909 adetle ilk sırada yer aldı. Elektrikli araç pazarında ise Tesla 490 teslimatlar alt sıralara gerilerken BYD zirveye yerleşti. Togg ise 2 bin 99 adetle ikinci sıraya yerleşti.
Avrupa’da erken aşama teknoloji yatırımları 2025’te ciddi bir sıçrama yaptı. Kıta genelindeki teknoloji girişimleri toplam 2.4 milyar Euro’dan fazla tohum (erken aşama) yatırımı aldı. Bu rakam, Avrupa’da yapılan tüm teknoloji yatırımlarının yaklaşık yüzde 14’üne denk geliyor. Henüz yolun başındaki yapay zekâ, temiz enerji, çip ve finans teknolojisi girişimlerine yönelen bu büyük fonlar, yatırımcıların Avrupa’da geleceğin küresel teknoloji devlerini şimdiden aramaya başladığını gösteriyor.
GELECEĞİN AKTÖRLERİ
Erken aşamadaki teknoloji girişimlerine yapılan tohum yatırımlarının yalnızca şirketlerin büyümesini hızlandırmakla kalmayıp, birkaç yıl içinde otomotivden enerjiye, finanstan yapay zekâya kadar pek çok sektörde oyunun kurallarını değiştirecek yeni aktörlerin doğmasına da zemin hazırlaması bekleniyor.
YAPAY ZEKÂ BAŞROLDE
Tech.eu derlemesine göre 2025’te sektör bazında en büyük payı, yazılım ve yapay zekâ aldı. Hem yapılan yatırım sayısı hem de tek tek turların büyüklüğü açısından liderliğe yükselen bu alanlar, yatırımcıların hızla ölçeklenebilen ve küresel pazarlara açılma potansiyeli yüksek yapay zekâ odaklı iş modellerine ilgisinin sürdüğünü ortaya koydu. Fintech, sağlık teknolojileri ile iklim ve enerji girişimleri de farklı ülkelerde istikrarlı biçimde tohum yatırımı çekerek bu ana dalgayı takip etti.
İşte 2025’te Avrupa’da erken aşamada en çok yatırım alan genç teknoloji şirketleri…
İNSAN GİBİ KONUŞAN YAPAY ZEKÂYA 70 MİLYON DOLAR
Fransa merkezli teknoloji girişimi Gradium, 2025’te 70 milyon dolarlık tohum yatırım aldı. Şirket, insan sesine çok yakın konuşmalar üretebilen yapay zekâ sistemleri geliştiriyor. Gradium’un platformu; gerçek zamanlı konuşma üretimi, sesi yazıya çevirme ve metni seslendirme gibi özellikleri tek bir altyapıda topluyor. Birden fazla dili destekleyen bu teknoloji, çağrı merkezlerinden dijital asistanlara kadar pek çok alanda kullanılabilecek şekilde tasarlanıyor. Alınan yatırımın amacı ise bu ses yapay zekâsını daha da geliştirmek ve küresel ölçekte yaygınlaştırmak.
Carl Benz’in otomobili icadının 140’ıncı yılına özel olarak yenilenen modelde mevcut W223 mimarisi korunurken, otomobilin yarısından fazlası (yaklaşık 2.700 parça) yenilendi. Türkiye pazarı için ise şimdilik yalnızca S 450 d 4MATIC L (uzun şasi ve dizel motor) versiyonunun haziran itibariyle satışa sunulması planlanıyor.
YILDIZ AYDINLANDI
Hürriyet, markanın davetlisi olarak Almanya’nın Sindelfingen kentindeki tesislerde gerçekleştirilen ilk gösterimde yer aldı. Burada yenilenen S-Serisi’nin teknoloji altyapısı, güvenlik çözümleri ve konfor odaklı yenilikleri Mercedes-Benz mühendisleri tarafından aktarıldı. Dış tasarımda dikkat çeken yenilik, ikonik yıldızın artık aydınlatmalı olarak opsiyon listesine girmesi oldu. Ön ızgara yüzde 20 büyütülürken, çift yıldızlı yeni far tasarımı ve 600 metreye ulaşan gece görüş sistemi vitrini güçlendirdi. Arka tarafta ise yeni üç yıldızlı stop grafiğiyle “en üst rütbe” vurgusu öne çıkarıldı.
Teknoloji tarafında her modelde 10 kamera, 5 radar ve 12 ultrasonik sensörlü gelişmiş bir sürüş destek altyapısı bulunuyor. Kokpitte MB.OS işletim sistemiyle çalışan yüksek performanslı bilgisayar görev yaparken, uzaktan güncelleme ve yapay zekâ destekli sesli asistan sistemleri yer alıyor.
Konfor alanında ise önde 44 dereceye kadar ısınabilen emniyet kemerleri; arkada yenilenen ekranlar, kumandalar ve HD kameralar S-Serisi’nin protokol karakterini koruyor. Dijital havalandırma sistemi kabin havasını her 90 saniyede bir yeniliyor.
MOTOR GÜNCELLEMESİ
Motor gamında PHEV dahil geniş seçenekler sunulurken, Türkiye için yalnızca S 450 d 4MATIC L sunulacak. Yeni OM 656 Evo dizel motor emisyonu düşürürken verimliliği artırıyor. 48 voltluk sistem ve entegre marş jeneratörü ise süzülme, enerji geri kazanımı ve yumuşak start-stop karakteri sağlıyor.
Türkiye’de bir otomobil sahibi olmak kadar, otomobili bir yıl boyunca yolda tutmanın maliyeti de her geçen yıl daha fazla önem kazanıyor. MTV, kasko, trafik sigortası, bakım ve yakıt/enerji giderleri derken liste uzayıp gidiyor. 2026 yılında birçok kalemde artışlar dikkat çekerken, biz de her yıl olduğu gibi bu yıl için de güncel rakamlarla otomobil sahiplerinin cebinden çıkacak yaklaşık tutarları hesapladık.
İŞTE METODOLOJİ
Çalışmada İstanbul’da yaşayan, 35 yaşlarında, 1–3 yaşındaki otomobiliyle yılda 15 bin kilometre yol yapan, trafik sigortasında 6. basamakta yer alan bir sürücünün karşılaşacağı yıllık minimum giderleri esas aldık. Elektrikli otomobiller için ise şarjın yüzde 50’sinin evden, yüzde 50’sinin hızlı istasyonlardan yapıldığı bir senaryo hazırladık. Kasko ve trafik sigortasında SigortaAcentesi.com, bakım tutarlarında ise Garantili Oto Servis’in Hürriyet için hazırladığı verileri kullandık.
80 BİN TL’Yİ GÖZDEN ÇIKARMAK GEREK
Buna göre, 2026 yılı boyunca küçük ve orta sınıfta benzinli bir otomobilin kontağını çevirmenin maliyeti MTV, kasko, sigorta, bakım ve yakıt giderleri dikkate alındığında 80 bin TL’yi aşıyor. Benzinli bir otomobil için biraz daha üst sınıflara çıkıldığında söz konusu maliyet 100 bin TL’leri rahat şekilde geçiyor. Örneğin; bahsettiğimiz koşullarda Türkiye’nin en çok satan otomobili Renault Clio’nun yürütme maliyeti 2026 yılı için 89 bin TL’ye ulaşıyor. Fiat Egea Sedan için 83 bin TL, Renault Megane ve Toyota Corolla (1.5 litre benzinli) için 102 bin TL’leri gözden çıkarmak gerekiyor.
ELEKTRİKLİLER AVANTAJI KORUYOR
Elektrikli otomobillerde enerji maliyetleri düşük kalmaya devam etse de yüksek MTV ve kasko bedelleri toplam maliyetleri yukarı çekiyor. Buna rağmen, 2026 yılında da en avantajlı seçenekler elektrikliler otomobiller olmaya devam ediyor. Yıllık 15 bin kilometrede, yarısı evden yarısı hızlı şarj edilen (markaya ait istasyonlardan) Tesla Model Y Standart’ın toplam kullanım maliyeti yaklaşık 69 bin 945 TL seviyesinde. Yerli SUV Togg T10X’te bu rakam 76 bin TL’yi buluyor. Her iki model de benzinli ve hibrit rakiplerine göre belirgin biçimde daha düşük toplam gider sunuyor. Sürekli evden veya iş yerinden şarj edilen bir senaryoda ise söz konusu elektrikli otomobillerin yıllık giderleri 55- 60 bin TL’lere kadar geriliyor.
SÜREKLİ ŞARJ PHEV’DE MALİYETİ DÜŞÜRÜYOR
Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) 2025 yılına ait otomobil satış rakamlarını açıkladı. Bu dönemde Birleşik Krallık ve EFTA ülkeleri dahil Avrupa otomobil pazarı, 2024 yılına göre yüzde 2.4 artarak 12.8 milyon adedi aştı. Aynı dönemde elektrikli otomobil satışları yüzde 29.7 artarak 2 milyon 585 bin 187 adet olarak gerçekleşti.
AB ORTALAMASININ ÜZERİNDE
2025 yılında en çok elektrikli otomobil satılan ülke 545 bin 142 adetle Almanya olurken, bu ülkeyi 473 bin 348 adetle Birleşik Krallık, 326 bin 922 adetle Fransa takip etti. Yılı 189 bin 868 adet elektrikli otomobil satışıyla kapatan Türkiye ise bu sonuçla, 2024 yılına göre üç basamak birden atladı ve Avrupa’da dördüncü sıraya yerleşti. Türkiye’yi 172 bin 231 adetle Norveç, 156 bin 139 adetle Hollanda izledi. 2025 yılında Avrupa Birliği genelinde elektrikli otomobillerin pazar payı yüzde 17.4 olurken, Türkiye’de elektrikli otomobillerin satışlardan aldığı pay yüzde 17.5’e yükseldi.
<iframe src='//www.hurriyet.com.tr/video/embed/?vid=43042721&resizable=1&autostart=true&playsinline=true&v_utm_source=haber_detay' width='580' height='326' loading='lazy' frameborder='0' scrolling='no' allow='autoplay; fullscreen' allowfullscreen></iframe>
TOPLAM PAZARDA ALTINCI OLDUK
Tüm yakıt türlerinde toplam satışlara bakıldığında ise Türkiye 2024 yılında olduğu gibi altıncı sıradaki yerini korudu. Geçen yıl Türkiye’de 1 milyon 84 bin 650 adet otomobil satışı yapılmıştı. 2025 yılında otomobil pazarının lideri 2.8 milyon adetle Almanya olurken, Birleşik Krallık 2 milyon adetle ikinci sırada, Fransa 1.6 milyon adetle üçüncü sırada yer aldı.
Otomotiv sektöründe son yılların en hararetli başlıklarından birisi de elektrikli araçlarla birlikte otomobillerden sessizce çıkarılan parçalar oluyor. Aerodinami kazanmak, yazılım merkezli iç mekânlar yaratmak ve maliyetleri düşürmek isteyen üreticiler; vites kollarından kapı kollarına, klima düğmelerinden gösterge panellerine kadar birçok alışılmış unsuru yeniden tasarlıyor ya da tamamen ortadan kaldırıyor. Ancak yaşanan kazaların ardından artık şu soru daha yüksek sesle soruluyor: “Menzil mi, güvenlik mi?”
TESLA ETKİSİ
Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte menzil kaygısını azaltma hedefi bu dönüşümü hızlandırdı. Daha pürüzsüz gövde hatları için dış tasarım sadeleştirildi, birçok fiziksel parça gövde içine gizlendi. Bu yaklaşımın öncülerinden biri olan Tesla, gövdeye gömülü kapı kolları ve neredeyse tüm kontrollerin tek bir büyük ekran üzerinden yönetildiği iç mekânıyla sektörde önemli bir kırılma yarattı. Ardından pek çok marka benzer ya da daha iddialı tasarımlarla fiziksel unsurları azaltarak otomobillerin alışılmış görünümünü değiştirdi.
GİZLİ KAPI KOLU TEHLİKESİ
Bu tasarım çizgisi kullanıcıların önemli bölümünde tepki yaratırken, bazı ölümlü kazaların ardından ABD, Avrupa ve Çin’de düzenleyiciler devreye girdi. Eylül 2025’te Almanya’da bir Tesla Model S’in kazadan sonra alev alması sonucu araçtaki üç kişinin hayatını kaybetmesi, tartışmaları büyüten olaylardan biri oldu. Görgü tanıkları yolcuları kurtarmaya çalıştı ancak kapıları açamadı.
Çin’de bir Xiaomi SU7’nin kazaya karışmasının ardından kapılara ulaşılamadığı iddia edilen başka bir vaka da gizli kapı kollarına yönelik eleştirileri artırdı. Bu gelişmeler, bazı pazarlarda bu tür sistemlerin yasaklanmasına kadar uzanabilecek yeni teknik düzenlemeleri gündeme getirdi.
MARKALARDAN GERİ ADIM
Kullanıcı tepkileri ve güvenlik tartışmaları, bazı markaları geri adım atmaya zorladı. Mercedes-Benz iç mekânda bazı fiziksel parçaları yeniden öne çıkarırken, Volkswagen ise yeni ID. Polo’nun kokpitini direksiyon simidi ve gösterge panelindeki düğmelerle donatarak, gelecekteki modellerinde fiziksel kumandalara dönüşün sinyalini verdi.