Üç büyük ilde bakıldığında, İstanbul’da ticari gayrimenkul endeksi bir önceki çeyreğe göre yüzde 7.8 arttı. Ankara’da artış yüzde 8.1, İzmir’de ise yüzde 7.1 oldu. Yıllık bazda ise İstanbul’da yüzde 25, Ankara’da yüzde 36.5, İzmir’de yüzde 31.3 artış gerçekleşti.
TCMB ilk kez ofis ve dükkânda ortalama birim fiyatını da açıkladı. İşte 2025 fiyatlarına göre öne çıkan sonuçlar...
ORTALAMA DÜKKÂN 4.9 MİLYON LİRA
Ülke genelinde ortalama dükkân metrekare fiyatı 49 bin 283 TL olarak açıklandı. Yani 100 metrekare için ortalama fiyat 4 milyon 928 bin 300 TL oldu.
2015 yılında ortalama metrekare fiyatı 2 bin 556 TL iken, 2020’de 3 bin 964 TL’ye çıktı. 2021’de 5 bin 370 TL, 2022’de 11 bin 572 TL, 2023’te 24 bin 414 TL, 2024’te ise 37 bin 966 TL oldu. 10 yıllık değişim yüzde 1828 olarak hesaplandı.
2025 yılında dükkânlarda ortalama metrekare fiyatı İstanbul’da 67 bin 603 TL, Ankara’da 42 bin 500 TL, İzmir’de ise 52 bin 500 TL oldu.
Ülke genelinde dükkân fiyatının en pahalı olduğu il, Muğla. Ortalama metrekare fiyatı 73 bin 333 TL’ye çıktı.
Bolu 52 bin 334 TL, Antalya 51 bin 453 TL, Bartın 50 bin TL, Van 46 bin 875 TL, Bursa 46 bin 273 TL, Gaziantep 45 bin 194 TL metrekare fiyatıyla en pahalı iller listesine girdi.
KÜÇÜK ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) büyüme ve gelişimini desteklemek amacıyla hayata geçirilen Kapasite Geliştirme Destek Programı’nın 2026 yılı 1. başvuru dönemi, 3 Şubat itibarıyla başladı. Program kapsamında; KOBİ’lerin verimliliğini, dayanıklılığını, üretim kapasitesini, pazar büyüklüğünü ve kurumsal yapısını güçlendirmeye yönelik ölçek büyütme yatırımlarının desteklenmesi, aynı zamanda büyük işletmelerin tedarik zincirinde yer alan KOBİ’lerin geliştirilmesine katkı sağlanması hedefleniyor.
KİMLER FAYDALANABİLİR?
Program; imalat, telekomünikasyon, bilgisayar programlama, danışmanlık ve ilgili faaliyetler, bilişim altyapısı, veri işleme, barındırma ve diğer bilgi hizmeti faaliyetleri ile bilimsel araştırma ve geliştirme sektörlerinde faaliyet gösteren KOBİ’lere açık olacak. Program çerçevesinde KOBİ’lere aşağıdaki alanlarda finansman desteği sunulacak:
Makine, teçhizat ve kalıp giderleri: Üretim kapasitesini artırmaya yönelik teknoloji yatırımları.
Yazılım giderleri: Dijital dönüşümü destekleyen kurumsal yazılım harcamaları.
Personel giderleri: Nitelikli insan kaynağı istihdamına yönelik maliyetler.
Hizmet alımı giderleri: Eğitim, danışmanlık ve yönderlik, belgelendirme, test ve analiz, pazarlama, tasarım ve sınai mülkiyet haklarına ilişkin hizmetler.
İşletme sermayesi:
YANILTICI ve sahte ilanların önüne geçmek ve tüketicinin mağduriyetini azaltmak için devreye alınan ‘Elektronik İlan Doğrulaması Sistemi’(EİDS) bugünden itibaren ülke genelinde, tüm gayrimenkullerde zorunlu oluyor.
Mal sahibinin ilgili emlak işletmesine e-Devletten ilan yetkisi vermesini zorunlu kılan sistem önce kiralık konutta uygulandı. Daha sonra ticari gayrimenkuller kapsama alındı. Son olarak pazarın büyük kısmını oluşturan satılık konutlar da sisteme dahil edildi. 1 Şubat’ta pilot illerde çalışma başladı. 15 Şubat itibarıyla satılık konut ilanları dahil olmak üzere ‘tüm satılık taşınmaz ilanları’ için zorunlu hale geldiği açıklandı.
Bakanlık, bu yolla yetkisiz kişilerce açılan ilanları, sahte hesaplar üzerinden yürütülen fiyat manipülasyonlarını ve kayıt dışı aracılık faaliyetlerini engellemeyi hedefliyor. Peki, yeni dönemde mülk sahipleri satış için nasıl bir yol izleyecek, nelere dikkat edecek?
İşte süreçle ilgili bilinmesi gerekenler...
BİREYSEL İLANI KAPSAMIYOR
Yetki doğrulama şartı emlak ofisi ile çalışacak kişileri ilgilendiriyor. Bireysel ilan vermede böyle bir şart yok. Bireysel ilanlar ise sadece taşınmazın sahibi, taşınmaz sahibinin eşi veya birinci ve ikinci derece kan hısımları (annesi, babası, çocuğu, büyükannesi, büyükbabası, torunu ve kardeşi) tarafından verilebiliyor. Sistem, bu kişiler dışında ilan girişine izin vermiyor.
Bireysel ilanın verilme aşamasında ilan platformunun sayfasındaki ilgili alana taşınmaz numarasının girilmesi zorunlu. Sistem malik ve hısımlık kontrolünü otomatik olarak yapıyor ve ilanı veren bu kişilerden biri ise normal ilan verme prosedürü tamamlanarak ilan girişi yapılıyor.
İLK ADIM YAZILI SÖZLEŞME OLMALI
TÜRKİYE’nin deprem ülkesi olduğu gerçeği ile onlarca kez yüzleştik. En son 6 Şubat felaketiyle yaşanan acı tecrübe sonrasında milyonlarca kişi panik halde ‘güvende miyim’ sorusunu sordu. O dönemde ülke genelinde risk tespiti taleplerinde patlama oldu, depreme karşı alınacak önlemler günlerce konuşuldu, tartışıldı...
Ama çok değil birkaç ay sonra deprem gerçeği birçok kişinin gündemden çıktı.
“Önce farkındalık” diyen Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD), toplum bilincini ölçmek amacıyla ‘Deprem Riski Altında Yaşam Bilinci Araştırması’nı hayata geçirdi. Araştırma; toplumun deprem kaygısını, hazırlık düzeyini, bina güvenliği algısını ortaya koydu. Buna göre; Türkiye’de toplumun yaklaşık yüzde 60’ı deprem kaygısı taşıyor ama henüz eyleme geçme ve bireysel önlemler noktasında çok gerideyiz.
Türkiye genelinde 7 bölgeden 1067 kişiyle yürütülen araştırmanın çıktılarını Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu açıkladı. Dikkat çeken sonuçlar şöyle...
İKİ KİŞİDEN BİRİ HAZIR HİSSETMİYOR
Araştırmaya göre, toplumda deprem kaygısı yüksek. Katılımcıların yüzde 58.3’ü deprem konusunda kaygı taşıdığını belirtirken, her 10 kişiden yaklaşık 6’sı gündelik hayatında ‘ya olursa’ duygusunu zihninin bir köşesinde taşıyor.
Bu kaygı kadın katılımcılarda yüzde 67.7’ye yükseliyor.
Bu sistemle bugün ilan sitelerinde bulunan 1 milyon satılık gayrimenkul sayısının yüzde 20 düşüşle 200 bin kadar azalması bekleniyor.
Tüm Girişimci Emlak Müşavirleri Derneği (TÜGEM), gayrimenkuldeki yeni uygulamaları ve 2026 beklentilerini paylaşmak için bir grup gazeteciyle bir araya geldi. Elektronik İlan Doğrulama Sistemi ile söze başlayan TÜGEM Başkanı Hakan Akdoğan, “Uzun yıllardır dile getirdiğimiz sahte ve yanıltıcı ilan konusunda önemli adım atıldı. Bilindiği gibi 1 Kasım 2023’ten itibaren taşınmaz ilanlarında ‘kimlik doğrulaması’ yapılmaya başlandı. Bu ilk fazdı. İkinci fazda ise artık emlak ofisi ile çalışan vatandaş, e-devlet üzerinden ilgili işletmeye yetki verecek. Yetki verilmeden ilan girişi yapılmayacak” dedi.
TEK MÜLK TEK YETKİ
Yeni döneme ilişkin önemli uyarılarda bulunan Akdoğan, “Sanılanın aksine vatandaşın e-devletten yetki vermesi tek başına yeterli değil. Yasa gereği önce emlak ofisi ile yazılı bir yetkilendirme sözleşmesi yapılmalı. Bundan sonra ilan için yetki e-devletten verilmeli. Sisteme, yetkilendirme sözleşmesinin de dahil edilmesini öneriyoruz. Uygulamada bu yönde bir açık var. Eğer sözleşme olmadan, vatandaş e-devletten tek mülk için birkaç ofise yetki verirse, bu defa mükerrer ilan kirliliği devam eder. Ayrıca vatandaş birden fazla ofise hizmet bedeli ödemek zorunda kalabilir. Bu nedenle tek mülk tek yetki diyoruz” şeklinde konuştu.
TÜGEM Başkan Yardımcısı Mustafa Hakan Özelmacıklı ise ilanlarda beklenen düşüşe değindi. Bugün ilan sitelerinde yaklaşık 1 milyon satılık gayrimenkul bulunduğunu belirten Özelmacıklı, “Sistem 15 Şubat’ta devreye girecek. İlan süreleri nedeniyle etkisini görmemiz için bir ay gerekli. Beklentimiz ilanların yüzde 20 azalması” dedi.
DEĞER BARIŞI ÖNERİSİ
Sektördeki bir diğer önemli gelişmenin 1 Mayıs’ta devreye girmesi beklenen tapuda ‘Güvenli Ödeme Sistemi’ olduğunu belirten Özelmacıklı, “Tapuda alıcı ve satıcı arasında ‘önce kim imza atacak, para önce mi gönderilecek’ karmaşası oluyordu. Ayrıca düşük değer göstermek için paranın bir kısmı bankadan gönderiliyor, bir kısmı elden veriliyordu. Bunun önüne geçmek isteniliyor. Bu sistemde alıcıdan çıkan para doğrudan satıcının hesabına gitmeyecek ve güvenli bir havuz hesapta tutulacak. Tüm işlemler bitince para satıcıya ulaşacak” dedi. Sistemin ölü doğmaması için bir değer barışına ihtiyaç olduğunu belirten Özelmacıklı şu değerlendirmeyi yaptı: “Uzun yıllardır alım-satım işlemlerinde gerçek bedel yerine rayiç değer gösteriliyor. Geçmişte düşük değerden gösteren vatandaş, evini 5 yıl içinde satarsa bugün çok ciddi değer artışı vergisi ödemek zorunda kalıyor. Bu nedenle birçok satış işlemi yapılamıyor. Vatandaş yüzde 40’ı bulan vergi nedeniyle 5 yılın dolmasını bekliyor. Biz de diyoruz ki, gerçek beyan için tapu harcının düşürülmesinin yanında bir defaya mahsus yapılacak bir değer barışı ya da beyan affı gelmeli. Bu olmadan yapılan düzenleme tam anlamıyla amacına hizmet etmez.”
Sektör temsilcileri 2026 yılına ilişkin beklentilerini de paylaştı. 2. elde fırsat fiyatların sürdüğünü belirten sektör temsilcileri, kredi düzenlemesi, gerileyen faiz ve altından gelen getiri ile talep artışı beklediklerini, bu yıl enflasyonun 10 puan üzerinde fiyat artışı öngördüklerini kaydetti.
MİLYONLARCA hanede en önemli gider kalemlerinden biri aidatlar oldu. Öyle ki artık bütçeleri zorlayan rakamlar taşınmalara neden olmaya başladı. Site yönetim şirketleri, asgari ücret artışı ile yükselen personel maliyeti ve enflasyona bağlı artan giderleri gerekçe gösterirken, son yıllarda bu gerekçelerle dahi açıklanmayacak fahiş zamlar büyük tepkilere yol açtı. Yaşanan mağduriyetler ve suiistimaller nedeniyle konu kamunun da gündemine geldi ve yasal bir düzenleme de yapıldı.
Peki yasal düzenlemenin hayata geçtiği 2026’da zamlar ne oldu? Eva Gayrimenkul Değerleme, İstanbul, Ankara ve İzmir’de aidat zamlarını inceledi. İşte araştırmanın sonuçları...
% 30-75 ARASINDA YAPILDI
İstanbul’da ilçe ortalamalarında 2025–2026 döneminde artışlar yüzde 30-48 bandında gerçekleşti. İstanbul’un genelinde ortalama artış yüzde 40 seviyesine ulaştı.
Bazı markalı projelerde aidat artışları yüzde 70–75 seviyelerine kadar çıktı. Bu tür yüksek oranlar, personel giderlerinin ve ortak alan işletme maliyetlerinin bütçe içindeki payının yüksek olduğu, ertelenmiş bakım ve onarım harcamalarının tek bir dönemde devreye alındığı projelerde görüldü.
2025 yılında İstanbul ortalaması 2 bin 380 TL seviyesindeyken, 2026 yılında 3 bin 330 TL seviyelerine yükseldi.
SINIRLAMA ENDİŞESİ YÜKSEK ZAM GETİRDİ
En yüksek ortalama aidat 8 bin 400 TL ile Beşiktaş’ta. Onu 7 bin TL ile Şişli, 6 bin 500 TL ile Kadıköy izledi. En ucuz aidat ise 1450 TL ile Çatalca’da. Onu da 1650 TL ile Silivri, Arnavutköy, Sultangazi takip etti. Araştırmada, “Bu rakamların ilçe ortalaması olduğu unutulmamalı. Aynı ilçede, markalı projeler ile tekil apartmanlar arasında ciddi bir makas oluşabilir” denildi.
TÜRKİYE’de konut satışında 2025 yılında yaklaşık 1.7 milyon adetle tarihi rekor kırıldı. Ancak toplam satış içinde banka kredili alım yapanların payı sadece yüzde 14 oldu. Bunda yüksek faiz kadar kredi kısıtlamaları ve bankaların kredi verme noktasındaki iştahsızlığı da önemli rol oynadı. Kamu, yaşanan bu sorunu çözmek ve gerileyen ev sahipliği oranını yükseltmek için kredi iyileştirmelerini gündemine aldı. Geçtiğimiz günlerde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında gerçekleşen Finansal İstikrar Komitesi toplantısında, ilk kez konut alacaklar için konut kredilerindeki sınırlamaların ele alındığı açıklandı. Peki bu sınırlama ve alıcı için yarattığı zorluk ne? Gelin bakalım...
İKİNCİ EL DEZAVANTAJLI
İlk kez ev alacaklar, sıfır konut alacaksa evin değerine ve enerji sınıfına göre değişmekle birlikte yüzde 90’a kadar kredi kullanabiliyor. Ancak rakam yükselip enerji sınıfı gerileyince oran yüzde 50’ye kadar geriliyor.
Asıl sorun ise konut satışının yüzde 70’inin yapıldığı ikinci el piyasada yaşanıyor. Evi olmayan vatandaş ikinci elde sadece 1 milyon TL ve altındaki ev için, evin değerinin yüzde 90’ına kadar kredi kullanabiliyor. Ancak bugün değil büyükşehirlerde, Anadolu’da da bu rakama ev bulmak çok güç.
İkinci elde evin değeri 1-2 milyon TL ise enerji sınıfına göre yüzde 60-70’i, 2-5 milyon TL ise yüzde 50-60’ı, 5-10 milyon TL ise 2.5-3 milyon TL kredi veriliyor.
YARISI KADAR BİRİKİM GEREK
TCMB verilerine göre İstanbul’da 100 metrekare evin ortalama fiyatı 7.4 milyon TL’yi aştı. Vatandaş bu fiyatla ikinci el bir ev almak istediğinde, onay çıksa dahi bankadan alabileceği en yüksek kredi miktarı 3 milyon TL. Bu da birikimi olmayanlar için banka yoluyla alımı imkansız hale getiriyor.
Ticaret Bakanlığı, taşınmaz satışlarında alıcı ve satıcıların dolandırıcılık, hırsızlık ve sahtecilik riskine maruz kalmaması, kayıt dışılığın azaltılması, para transferinin güvenli bir ortamda gerçekleştirilmesi amacıyla ikinci el araç satışlarında uygulanan ‘Güvenli Ödeme Sistemi’ni taşınmaz satışlarında da zorunlu hale getirmeye hazırlandığını açıkladı. Bu amaçla Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik’te değişiklik çalışması başlatıldı. Değişiklikle 1 Mayıs 2026’dan itibaren taşınmaz satışlarında ödemenin nakit, havale veya elektronik fon transferiyle yapılması halinde, bedelin taşınmaz mülkiyetiyle ‘eş zamanlı el değiştirmesini’ sağlayan sistem üzerinden gerçekleştirilmesi gerekecek.
Yönetmelik değişikliği taslağı, kamu kurumları ile sektör temsilcilerinin görüşüne açıldı. Gelen görüşler doğrultusunda taslağa son şeklinin verilmesi planlanıyor. Peki yapılan çalışma ile ne değişecek? Bu soruyu gayrimenkul ticaret platformu Gaboras’ın CEO’su Ruhi Konak yanıtladı.
“Yeni sistemle birlikte ev alım satımında yaşanan ‘parayı verdim, tapuyu alamadım’ ya da ‘tapuyu verdim, para gelmedi’ endişeleri tarihe karışıyor. Güvenli ödeme modeliyle hem alıcı hem satıcı devlet ve banka güvencesi altına alınıyor” diyen Konak yeni dönem için şu bilgileri verdi:
SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK
“Gayrimenkulde güvenli ödeme sistemi, alıcıdan çıkan paranın doğrudan satıcının hesabına gitmesini engelliyor. Para, ‘güvenli bir havuz hesapta’ tutuluyor. Tapu devri gerçekleştiği anda hesaba aktarılıyor. Bu sistem bankalar, yetkili ödeme kuruluşları ve tapu sistemiyle entegre şekilde çalışıyor. Yeni dönemde süreç şu şekilde işleyecek: Alıcı ve satıcı satış bedelinde anlaşacak. Güvenli ödeme sistemi üzerinden işlem başlatılacak. Alıcı, satış bedelini satıcının hesabına değil, sistemin güvenli hesabına yatıracak. Bu para tapu devri gerçekleşene kadar kilitli kalacak. Tapu müdürlüğünde satış işlemi tamamlandığında sistem otomatik olarak devreye girecek ve para satıcının hesabına aktarılacak. Tapu devri gerçekleşmezse, para alıcıya iade edilecek.”
Yeni sistem henüz devreye girmese de farklı güvence modelleri de var. İlk olarak 2015’te Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ve Takasbank işbirliği ile Taputakas devreye alınmıştı. Sistemin kullanılması halinde alıcı ve satıcılardan, satış bedeline bakılmaksızın 200 TL tahsil ediliyor. Ayrıca bazı bankalar da benzer modelleri sunuyor. Yeni dönemde güvenli ödeme tercih olmaktan çıkıp zorunlu hale gelecek ve cüzi bir fiyatla güvenli alım-satım yapılacak.