Edindiğimiz bilgilere göre, İstanbul Pazarcılar Esnaf Odası ve Türkiye Sebzeciler Meyveciler ve Seyyar Pazarcılar Federasyonu, ülkedeki tüm pazarcı esnafı adına banka genel müdürleriyle anlaşmaya vardı. Buna göre bankalar, isteyen pazarcı esnafına POS cihazını ücretsiz verecek. Ayrıca, bu uygulamayı zaten ‘nakit parayla yapılan satışları azaldığı için talep eden’ pazarcı esnafından herhangi bir komisyon ücreti alınmayacak. Konuyla ilgili Hürriyet’e bilgi veren İstanbul Pazarcılar Esnaf Odası Başkanı Mesut Şengün, “İstanbul’da 30 bin, ülke genelinde ise 326 bin pazar esnafı var. Bankaların yeterli POS cihazı temin edebilmesi belli bir süre alacaktı. Bu nedenle kredi kartıyla alışveriş dönemi 15 Ağustos’ta başlayacak” dedi. Ziraat Bankası ve Halkbank ile anlaştıklarını; gelecek hafta da İş Bankası ile görüşeceklerini söyleyen Şengün, diğer bankalarla da temasta oldukları dile getirdi.
YASAL ZORUNLULUK DEĞİL İSTEĞE BAĞLI
Şengün’ün verdiği bilgilere göre, aslında semt pazarlarında kredi kartıyla yapılan alışverişler düşük oranlarda da olsa vardı. Bu satışları da daha çok semt pazarları içinde hazır giyim ürünleri satan esnaf yapıyordu. Pazarın çoğunluğunu oluşturan sebze ve meyve tezgâhlarında ise pazarcı esnafı, POS cihazının komisyon oranı ve ücretlerinden kaçındığı için toplam kartlı alışveriş oldukça sınırlı idi. Banka genel müdürleriyle yapılan son anlaşma sonrası, 15 Ağustos’tan itibaren sebze-meyve tezgâhlarında da kredi kartıyla alışveriş yapılabilecek. Ancak bu bir yasal zorunluluk değil; isteyen pazarcı esnafı için geçerli olacak.
‘KARTIN PAYI YÜZDE 20’DEN 90’A ÇIKAR’
Şengün, “Halihazırda semt pazarlarında kredi kartıyla yapılan alışverişlerin oranı yüzde 20 civarında. Müşteri geliyor, bir ürünü beğeniyor ama cebinde o an yeterli nakit parası yok örneğin... Gidip benzer ürünü alışveriş merkezinde kredi kartıyla alıyor ama daha pahalıya almış oluyor. 15 Ağustos’ta başlayacak yeni dönemle, bu yıl sonuna kadar pazarlardaki kartlı alışverişlerin oranının yüzde 20’den yüzde 90’a kadar çıkmasını, kaybettiğimiz müşterileri yeniden kazanmayı bekliyoruz” diye konuştu.
SATIŞLARI AZALINCA KENDİLERİ TALEP ETTİ
Pazarcı esnafı, son dönemde nakit parayla kısıtlı harcama yapılabildiği için satışlarının önemli ölçüde azaldığını; alınan kararı da kartlı alışverişlerin teşvik edilmesi için kendilerinin talep ettiğini aktardı. Şengün, bu kapsamda yaptığı açıklamada “Kredi kartıyla satış yapılmadığı için son bir yılda satışlar yüzde 20 civarında azaldı” bilgisini verdi. Ancak Şengün’ün verdiği oran, yalnızca kart kaynaklı kayıp. Meyve ve sebze fiyatlarının ulaştığı seviyeden dolayı satışlardaki toplam düşüş çok daha büyük seviyelerde.
‘FİYAT FARKI OLMAYACAK’
BU hafta başında açıklanan temmuz ayı enflasyonunun beklentilerin altında gelmesi ve buna bağlı olarak Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz indirimlerine devam edeceğine yönelik artan beklentiler, BIST 100 endeksini yeniden 11 bin puanın üzerine taşıdı. Önceki gün 10 bin 901 puan ile TL bazında son bir yılın en yüksek kapanışını yapan endeks, dün de güne yüzde 0.36 yükselişle 10 bin 940,60 puandan başladı. Gün içinde yükseliş ivmesini sürdüren ve bir yıl aradan sonra yeniden 11 bin puan seviyesini aşan endeks, günü yüzde 0.50 yükselişle 10 bin 956 puandan tamamladı. Endeks en son Temmuz 2024’te kaydettiği 11 bin 250 puanlık tarihi zirve seviyesinin ardından uzun bir süre 10 bin puan patinajı yaşamış; mart ayında yurtiçinde yaşanan siyasi gelişmelerden sonra ise 9 bin puanın altına kadar gerilemişti. Konuştuğumuz uzmanların aktardığına göre borsadaki son yükselişin itici gücü, faiz indirimlerine yönelik artan piyasa beklentisi oldu.
YABANCILARDAN GÜÇLÜ HİSSE ALIMI
Faiz indirimlerinin eylül ve ekimde devam edeceğine yönelik artan beklentiler, yabancı yatırımcıların son 1.5 aydır Türk hisse senetlerine yönelik ilgisini de artırmış durumda. Bu da Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksini yukarı taşıyan etkenlerden biri olarak öne çıkıyor.
TCMB’nin dün açıkladığı güncel verilere göre, yurtdışı yerleşikler 1 Ağustos haftasında 135.4 milyon dolarlık daha hisse alımı yaptı. Yurtdışı yerleşikler 27 Haziran haftasında 248 milyon dolar, 4 Temmuz haftasında 235 milyon dolar, 18 Temmuz haftasında 209 milyon dolar ve 25 Temmuz haftasında da 205 milyon dolarlık hisse alımı yapmıştı. Böylece yabancı yatırımcılar sadece son bir ayda 1 milyar doları aşan net hisse alımı gerçekleştirmiş oldu.
AVRUPA BİRLİĞİ VE MOODY’S ETKİSİ
Bunun yanı sıra Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerin iyileşmesi, Moodys’s’in not artırımı, beklentilerden iyi gelen bilançolar da genel anlamda borsayı olumlu yönde destekleyen gelişmeler olarak değerlendiriliyor.
Piyasada yılın ilk yarısının zayıf geçtiğini, mart ayında yurtiçinde yaşanan siyasi gelişmelerin endeks üzerinde baskı oluşturduğunu anımsatan Gedik Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onur Can Bal, “Endeksi son günlerde pozitif şekillendiren süreç, faiz indirim döngüsü oldu” dedi. “Reel faizlerle Borsa İstanbul’un seyri arasında ters bir korelasyon var. Yani faizler yükseliyorsa bu hisse piyasalarını genel olarak olumsuz etkiliyor, baskılıyor. Faiz indirim döngüsünün ön planda olduğu bir dönem ise borsayı destekliyor” diyen Bal, “Gelinen noktada, faiz indirim beklentileri yeniden canlandı. Eylül ve ekim toplantılarında da faiz indirimlerinin devamını bekliyoruz. Bu, hisse tarafında yabancı alımlarını da beraberinde getiriyor. Bu da yükselişleri beraberinde getirdi” ifadelerine yer verdi.
PİYASA EYLÜL AYINI BEKLİYOR
BORSA İstanbul’un sağladığı dolar bazındaki getiri, gelişmekte olan piyasalarda yaşanan rallinin gerisinde kalmasına rağmen yabancıların Türk hisse senetlerine ilgisi sürüyor. Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, piyasa fiyatı ve kur hareketlerinden arındırılmış verilerle 27 Haziran haftasında 248 milyon dolarlık hisse alan yurtdışı yerleşiklerin alımları; 4 Temmuz haftasında 235 milyon dolar, 18 Temmuz haftasında 209 milyon dolar ve 25 Temmuz haftasında da 205 milyon dolar oldu. Böylece, 30 Haziran haftasından bu yana yurtdışı yerleşiklerin yaklaşık 1 milyar dolarlık net hisse alımı gerçekleştirdiği görüldü. Hürriyet’e bilgi veren uzmanların aktardığına göre bunda, enflasyondaki düşüş eğilimi ve buna bağlı olarak faiz indirim döngüsünün süreceğine yönelik beklentiler etkili oldu. Uzmanlar, mart ayında iç siyasi gündem nedeniyle çıkış yapan yabancı yatırımcıların tamamının dönmediğini ancak toparlanan yabancı ilgisinin en az ekim ayına kadar sürebileceğini söylüyor.
ENFLASYON VE FAİZ ETKİSİ
A1 Capital Genel Müdür Yardımcısı Üzeyir Doğan, CHP Kurultay davasının eylül ayına ertelenmesi sonrası yaz aylarının sakin geçeceğine yönelik beklentilerin, enflasyondaki düşüş seyrinin ve Merkez’in faiz indirimlerine başlamasının yabancı girişlerinde etkili olduğunu söyledi. Şubat sonundan mart ortalarına kadar çok büyük miktarlarda yabancı girişleri izlendiğini ancak 19 Mart’tan sonra iç siyasi gündem etkisiyle hızlı bir çıkış gerçekleştiğini anımsatan Doğan, “Yabancı girişlerindeki sert düşüşün ardından tekrar bir miktar kısa vadeli yabancı girişleri görmeye başladık. Kurultay davasının ertelenmesi gibi kararlar bu yeniden girişlerde etkili oldu” dedi. “Yabancıların kısa vadeli, trade amaçlı girdiklerini söylemek mümkün” diyen Doğan, “Bu giriş kalıcı bir trende dönüşecek mi, bunu eylül ayındaki davalarla ilgili süreç belirleyecek. Borsa İstanbul emsallerine göre ciddi manada ucuz. Bu ucuzluğun alım yönünde devreye girmesi için davaların seyri takip edilecek. Yabancılar bu konuda daha hassas” ifadelerine yer verdi.
EKİM-ARALIK BELİRLEYİCİ
Perform Portföy Fon Yöneticisi Altan Aydın ise yabancı yatırımcıların yerlilere kıyasla daha iyimser olduğu; bunun son not artışından da izlenebildiği görüşünde. “Ocak-mart döneminde giriş yapan yabancı yatırımcının tam olarak döndüğünü söylemek zor” diyen Aydın, “Ancak faiz indirim döngüsünün devam edeceğine yönelik beklentiler, temmuz ayı enflasyonunun açıklanmasıyla TÜFE’nin istediğimiz patikaya girdiğini görmek yabancı yatırımcıları tetikleyecektir” dedi. Aydın, borsaya yabancı girişlerinin devam edip etmeyeceğine yönelik işaretlerin ekim-aralık dönemindeki gelişmelerle belirleneceğinin altını çizdi ve şöyle devam etti: “Siyasi gündemin azaldığı, piyasaların finansal gündemle hareket ettiği bir ortamda yabancıların yeniden gelmesi muhtemel. En azından son iki ayda gördüğümüz girişler, gelecek altı ayda da geçerli olacaktır diye düşünüyorum.”
VATANDAŞIN yurtdışından online alışverişe yönelik ilgisi, artan gümrük vergisine rağmen rekor kırdı.
Bankalararası Kart Merkezi (BKM) verileri, yerli kartlarla yurtdışından yapılan alışverişlerdeki artış hızının, yurtiçinden yapılan alışverişlerdeki artış hızını solladığını ortaya koydu. Buna göre, ‘internet üzerinden yerli kartlarla yapılan yurtdışı alışverişleri’ 2024 Mayıs’ta 16.8 milyar TL iken 2025 Mayıs’ta yüzde 73 artarak 29.2 milyar TL’ye çıktı. Aylık bazda ilk kez 29 milyar TL eşiğine ulaşan bu harcamalarda yeni bir rekor kırılmış oldu. Bu yılın ilk 5 ayında yapılan toplam harcamalar da bir önceki yılın aynı dönemi ile kıyaslandığında yine rekor seviyelere ulaştı. Buna göre, bu yılın ilk 2024 Ocak-Mayıs aralığında 76.2 milyar TL olan söz konusu harcamalar, 2025 Ocak-Mayıs aralığında 125.7 milyar TL’ye ulaştı.
İLK 5 AYDA BİR YILLIK HARCAMA
Böylece, geçen yılın neredeyse ilk 8 ayında yapılan yurtdışından online harcamaların toplamı, bu yılın ilk 5 ayında yapılmış oldu.
Aynı zamanda, 2025’in ilk 5 ayında yapılan toplam 125.7 milyar liralık yurtdışı online harcamalar, 2023’ün tamamında yapılan 115 milyar liralık harcamayı da solladı.
İLK KEZ 200 MİLYAR TL BANDINI AŞTI
Artan vergiye rağmen iç piyasaya göre daha ucuz kalan fiyatlar, bu artışta etkili oldu. Bu alışverişler sert artış kaydedince ‘yerli üreticileri korumak’ amacıyla vergi artışına gidilmişti. Geçen yıl yurtdışından gümrüksüz alışveriş sınırı düşürülüp, gümrük vergisi de artırıldı ancak artan vergi de bu alışverişlerin hızını kesemedi.
BKM verilerine göre, 2019’da 12 milyar TL olan ‘yerli kartlarla yurtdışı online harcama’ 2020’de 13.4 milyar TL’ye, 2021’de 23.6 milyar TL’ye çıktı; 2022’de 48.8 milyar TL’ye fırladı. 2023’e gelindiğinde ise 2022’ye kıyasla yüzde 135’i aşan artışla 115 milyar TL’ye yükselen bu alışverişler, 2024’te ilk kez 200 milyar TL bandını aştı ve 218 milyar TL’ye ulaştı.
YÜKSEK faiz koşullarında finansman sorunu devam eden, yurtiçi ve yurtdışında talepteki zayıflık nedeniyle siparişleri azalan; dolayısıyla üretim ve istihdamda kayıp yaşayan sanayicilerden bu kez pozitif bir haber geldi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) dün açıkladığı Sanayi Üretim Endeksi, sanayi üretiminin mayısta hızlandığına işaret etti. Buna göre, nisanda aylık bazda yüzde 3.1 daralan sanayi üretimi, mayısta yüzde 3.1 arttı. Sanayi üretiminde nisanda yüzde 3.3 olan yıllık artış hızı ise mayısta hızlanarak yüzde 4.9’a yükseldi. Yıllık yüzde 5’e dayanan artış hızı da aynı zamanda yıl genelindeki en iyi performansa işaret etti. Çünkü yılın ilk ayında yıllık yüzde 1.2 artan sanayi üretimi, şubatta yüzde 1.9 daralmış; martta yeniden artıya geçerek yüzde 2.5 arttıktan sonra nisanda artış hızını yüzde 3.1’e çıkarmıştı. Böylece, mayısta yüzde 4.9 artan sanayi üretimi, yılın en hızlı artışını da kaydetmiş oldu. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yılın ikinci çeyreğinde sanayide güçlü büyüme öngördüklerini söyleyerek, sanayi üretimindeki artışın haziranda da sürmesini beklediklerine işaret etti.
Konuyu Hürriyet’e değerlendiren sanayiciler ise mayıs ayında yaşanan artışın mevsimsel faktörlerden ve Kurban Bayramı’ndan dolayı ötelenen işlerin geçici pozitif etkisinden kaynaklandığına dikkat çekti. Bu nedenle tek başına mayıs ayı verisini değerlendirmenin yetersiz olacağını belirten sanayiciler, yine de yıl sonunda bir önceki seneye kıyasla üretim tarafında daha güçlü bir kapanış beklediklerini ifade ettiler.
İMALATTA yüzde 3.2
TÜİK’in dün açıkladığı verilerin detaylarına bakıldığında:
Sanayinin alt sektörleri aylık bazda incelendiğinde, 2025 Mayıs’ta madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10 arttığı görüldü.
Yine mayısta aylık bazda bakıldığında, imalat sanayi sektörü endeksinin yüzde 4.6 arttığı; elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksinin de yüzde 4.7 yükseldiği gözlendi.
Sanayinin alt sektörleri yıllık bazda incelendiğinde ise 2025 yılı Mayıs ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 5.3 arttı.
Mayısta yıllık bazda imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 3.2 yükselirken; elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi aynı kaldı.
PİYASALARDA bu yılın ilk yarısı ABD Başkanı Donald Trump ile değişen küresel ticaret dengeleriyle, gümrük tarifeleri belirsizliğiyle ve devam eden savaşların artırdığı jeopolitik risklerle geçti. Buna yurt içinde mart ayında hızlanan iç siyasi gündem de eklendi. Bu nedenle ilk yarının oldukça dalgalı ve zor geçtiği vurgulanıyor. Tüm bu gelişmeler sonrası sene başında yatırım araçlarının performanslarına yönelik bazı beklentiler de değişmiş oldu. Yılın ilk yarısında faiz oranlarının düşeceğine yönelik beklentilerin, yatırımcıların alternatif getiri arayışını sınırlayarak borsayı desteklemesi bekleniyordu ancak ilk yarıda borsadaki getiri yüzde 1.2 ile sınırlı kaldı. Aynı dönemde dolar kuru yüzde 12.6 arttı. Böylece dolar/TL de yılın ilk 6 ayında yüzde 16.67 olan enflasyonun altında getiri sağladı. TL bazlı para piyasaları fonları yüzde 24.3 ve TL mevduat ise yüzde 23.2 ile enflasyonun üzerinde getiri sağladı. En yüksek getiriyi sağlayan yatırım aracı ise gram altın oldu. Sene başında 2 bin 965 TL seviyesinde bulunan gram altın, haziran ayını 4 bin 227 lira seviyesinden kapattı. Gramdaki getiriyi takip eden yatırım aracı ise Euro/TL oldu. Euro kuru söz konusu dönemde yüzde 26’lık bir artış kaydetti.
BORSAYA FAİZ MORALİ
Ata Yatırım Araştırma Genel Müdür Yardımcısı Cemal Demirtaş, sene başında 2025’e ilişkin üç ana faktör belirlediklerini; bunlardan ilkinin ‘enflasyon ve ekonomi programı’ olurken ikincisinin ‘Trump sonrası dünya ticaret dengeleri, gümrük tarifeleri ve Çin’ ve üçüncüsünün de ‘jeopolitik gelişmeler’ olduğunu söyledi. Demirtaş, “Bu yılın mart ayının sonuna doğru Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başlayan politik gerginlik sürecinde dördüncü ana faktör olarak, iç siyasete ilişkin gelişmeler de piyasaları etkileyen önemli bir unsur hâline geldi” dedi. CHP’nin Kurultay davasının ertelenmesi, Ortadoğu’daki gerginliklerin azalması ve dezenflasyon sürecine ilişkin yeniden inancın artmasının, borsaya olan ilgiyi de önemli ölçüde yükseltmeye başladığına dikkat çeken Demirtaş, “Mayısın ardından haziran enflasyonunun da beklentilerin altında gelmesi, temmuz ayından itibaren yeniden faiz indirimlerinin hız kazanması olasılığını artırdı. Mevcut görünümde, dört faktörle ilgili ‘en kötünün geride kalmış olabileceği’ ve yılın ikinci yarısında yeniden faiz indirimleri ve finansal istikrar senaryolarının piyasa tarafından alınabileceğini düşünüyoruz” diye konuştu.
‘TL VARLIKLAR ÖN PLANDA OLACAK’
Yılın ikinci yarısında yine TL varlıkların ön planda olmaya devam etmesini ve iyi senaryoda borsaya olan ilginin artmasını öngördüklerini kaydeden Demirtaş, “Makro ekonomi programına olan güvenin artması durumunda ise uzun vadeli devlet tahvillerine olan ilginin de artabileceğini ve 2026’dan itibaren ekonomide büyümeyle birlikte, borsanın da en iyi alternatif hâline gelebileceğini düşünüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
BANKA, GIDA PERAKENDE VE GYO ÖNE ÇIKAR’
ALTIN ve gümüşe kıyasla daha az bilinen ancak sanayide önemli kullanım alanları bulunan emtialardan platin, son günlerde tarihi zirve seviyelere ulaşmasıyla dikkat çekiyor. Geçen hafta itibarıyla son 11 yılın zirve seviyesine yükselen platin, ons bazında 1.435 dolara ulaştı. Böylece geçen hafta ons bazında fiyatlar altında yüzde 3.3 gerilerken, platin yüzde 5.7 değer kazandı. Sene başından bu yana bakıldığında ise platin fiyatları, yüzde 24 oranında değer kazanan ons altındaki getiriyi sollayarak yüzde 38.5 kazandırdı. Bunda, mücevher ve otomotiv sektöründen gelen talep ve doların zayıflıyor olmasının emtialara verdiği olumlu katkı gibi pek çok neden etkili oldu. Peki, platinde beklentilerin üzerinde gerçekleşen bu yükseliş devam eder mi, Türkiye’de söz konusu emtiaya yönelik halihazırda düşük olan ilgi nasıl seyreder?
MUSK VE TRUMP GERİLİMİ ETKİLEDİ
Platin fiyatlarında yaşanan rallinin nedenlerini detaylarından başlamak gerekirse...
Vadeli işlem ve emtia piyasaları uzmanı Zafer Ergezen, bu yükselişte bir değil, birçok neden olduğunu vurguluyor. En önemli etkenlerden birinin Çin ve ABD’de artan fiziki talep olduğunu söyleyen Ergezen, bu talebin de otomotiv endüstrisi ile mücevher sektöründen geldiğine işaret etti. Otomotiv endüstrisinin talebinde Elon Musk ve ABD Başkanı Donald Trump arasında yaşanan gerilim ve sonrasında Trump’ın geleneksel otomobillere yönelik açıklamaları etkili olduğu bilgisini veren Ergezen, “Benzinli araçlara yönelik teşvikin artması platine olan talebi artırıyor. Çünkü platin, geleneksel otomobillerde özellikle egzoz tarafında çok fazla kullanılan emtialardan bir tanesi” dedi.
TAKILARDA ALTIN YERİNE PLATİN
Platin fiyatlarını artıran bir diğer noktanın da takı sektöründen gelen talep olduğunu kaydeden Ergezen, “Takılarda altın yerine takılarda platin kullanılması, talebi artıran bir unsur” dedi. Bunun yanı sıra dolar endeksinin geriliyor olmasının da tüm emtialara olumlu yansıdığına dikkat çeken Ergezen, son olarak arz-talep tarafındaki dengesizliğin de fiyatları yukarı çektiğini söyledi. Ergezen, “Güney Afrika’da enerji kesintileri ve yatırım, altyapı eksikliği nedeniyle üretimin bu yıl yüzde 10 ila 12 aralığında düşmesi bekleniyor” diye konuştu.
RALLİNİN DEVAMI TALEBE BAĞLI
Platin fiyatlarında yaşanan sert yükselişin devam edip etmeyeceğine yönelik ise Ergezen, “Emtia fiyatlarında bu kadar sert yükselişler daha çok kar satışları olarak kullanılır. Arz ve talep tarafına, özellikle otomotivden gelecek talebe, Çin’in takı kaynaklı talebinin devam edip etmeyeceğine bakıyor olacağız. Sene başından bu yana kaydedilen yüzde 40’lık getirinin oldukça güçlü bir getiri olduğunu düşünüyorum. Bu seviyelerde dinlenmesi, kâr satışlarının gelmesi normal” değerlendirmesinde bulundu.
İSTANBUL Sanayi Odası’nın (İSO) 1968’den bu yana gerçekleştirdiği ‘Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’ araştırmasının 2024 sonuçları dün açıklandı. İSO Başkanı Erdal Bahçıvan’ın aktardığına göre sonuçlar, sanayicilerin faaliyet koşullarının geçen yıl ağırlaştığını ortaya koydu. Ülkedeki sanayi devlerinin üretimden net satışlarındaki artış 2022’de yüzde 119, 2023’te yüzde 42.1 olarak kaydedilirken 2024’te yüzde 36.3’e geriledi. Reel olarak üç yıl üst üste gerileyen üretimden net satışlar 2024’te 8.7 trilyon lira oldu. İSO 500’ün faaliyet kârı da 2024’te yüzde 31.6’lık sert düşüşle 641 milyar TL’ye indi. Sanayicilerin geçen yıl da en temel sorunlarından biri, finansman giderleri oldu. 2024’te İSO 500’ün finansman giderlerinin yüzde 16 ile enflasyonun altında arttığını; sanayicilerin bu giderleri 2024’te daha başarılı yönettiğini söyleyen Bahçıvan, “Fakat sanayici esas faaliyetlerinden o kadar az kâr elde etti ki, kazandığı paranın neredeyse tamamını finansman gideri olarak kullandı” dedi. Ancak son dönemde genellikle piyasadaki ödemelerin aksadığını söyleyen sanayicilerden bu kez, Bahçıvan aracılığıyla farklı bir çıkış geldi. Bahçıvan’ın, İSO 500’ün finansman giderleri hakkında bilgi verdiği sırada “Dışarıdan destek ve teşvik bekleyeceğimize, şapkamızı önümüze koyarak dünyanın da kullandığı farklı enstrümanlara kapımızı açmalıyız” şeklindeki açıklaması dikkat çekti.
‘ÇUVALDIZI KENDİMİZE’
Nitelikli finansman konusunda yıllardır yaşadıkları sorunlara değinen Bahçıvan, “2024’te finansman giderleri yüzde 16 ile enflasyonun oldukça altında artarak 619 milyar TL’ye yükseldi. Buna karşılık, satışlardaki zayıf seyir ve yükselen maliyetlerin etkisiyle faaliyet kârı yüzde 31.6 düştü. Bunun sonucunda finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı belirgin bir artışla yüzde 56.9’dan yüzde 96.6’ya yükseldi” dedi. Bu oranın, 2014-2023 ortalaması olan yüzde 60.1’in üzerinde olduğuna dikkat çeken Bahçıvan, “Adeta kangren olmuş bir konuda; finansmana erişim, nitelikli finansman konularında sanayiciler olarak çuvaldızı kendimize de batırmalıyız. Çünkü bu oranın, 10 yıllık ortalamanın üzerinde olması karşısında şunu itiraf etmek durumundayız: Sanayiciler olarak yaptığımız işler arasında en hafife aldığımız konu, finans. Bütün dünyanın kullandığı finansal enstrümanlara mesafeliyiz. Risklerimizi minimize edecek araçları kullanmıyoruz. Bu konuda artık dışarıdan destek ve teşvik bekleyeceğimize, şapkamızı önümüze koyarak dünyanın da kullandığı farklı enstrümanlara kapımızı açmalıyız” ifadelerine yer verdi.
‘SANAYİCİ BANKA BAĞIMLISI’ VURGUSU
Bahçıvan, finansmanın yönetimi konusunda sanayicileri yönlendirip, farklı bakış açıları geliştirmeye çalıştıklarını da söyledi. ISO Başkanı, “İddia ediyorum, Türk şirketlerinin finansman sanatı konusunda kendilerini farklı şekillerde, proaktif çalışmalarla ve yeni nesil birtakım enstrümanlarla; uzun vadeli kredi kaynakları ve uzun vadeli tahviller gibi birçok farklı enstrümanlarla desteklenebilecek bir imkân havuzu var. Ne yazık ki, biz Türk sanayicisi olarak kendimizi sadece ve sadece banka kaynaklarıyla fonlama, bunun üzerinden bir kaynak akışı oluşturma noktasından öteye geçemiyoruz. Eleştirdiğimiz nokta bu. Bu kadar banka bağımlısı olunduğunda, bu kadar bankalara bağlı kalındığında kendimizi tablonun derinliği ile karşı karşıya buluyoruz” diye konuştu.
Öte yandan, sanayi devlerinin geçen yılki faaliyet koşullarını gösteren diğer önemli noktalar, madde madde şu şekilde:
ÜRETİMDE DÜŞÜK TEKNOLOJİ UYARISI