Gamze Bal

Mevduat faizi 2 yılın dibinde

29 Eylül 2025

MERKEZ Bankası (TCMB) verileri, TL mevduat faizindeki düşüşün hızlandığına işaret etti.

TCMB, politika faizini 24 Temmuz’da yüzde 46’dan yüzde 43 seviyesine düşürmüş; 11 Eylül’deki PPK’da ise 250 baz puanlık daha indirime giderek yüzde 40.50’ye indirmişti. TCMB verilerine göre, 24 Temmuz öncesinde yüzde 56.66 olan 1-3 ay vadeli ortalama bileşik TL mevduat faizi,19 Eylül ile biten haftada yüzde 49.49’a geriledi ve 6 ay sonra ilk kez yüzde 50’nin altına indi. Yani Merkez’in faiz indirimlerine yeniden başladığı temmuzdan bu yana politika faizi 5.5 puan düşüş kaydederken; TL mevduat faizindeki düşüş 7 puanı aştı. Ayrıca, ortalama TL mevduat faizi, Aralık 2023’ten bu yana en düşük seviyesine gerilemiş oldu.

‘REEL FAİZLER HÂLÂ YÜKSEK’

Kredi faizleri gibi TL mevduat faizi de piyasadaki oynaklığın artmaya başladığı mart ayı ortasındaki seviyelere, ağustos ayı sonunda dönebilmişti. Başka bir ifadeyle, iç siyasi hareketlilik nedeniyle dört aylık sapma yaşanmıştı.

Hürriyet’e konuşan Ata Yatırım Araştırma Genel Müdür Yardımcısı Cemal Demirtaş, halihazırda ‘dalgalı bir süreçten geçildiğini’ vurguladı ve reel faizlerin hâlâ çok yüksek seviyelerde olduğuna dikkat çekti. Ancak Demirtaş, enflasyonun düşeceğine olan beklentilerin güçlenmesi ve siyasi endişelerin azalması halinde faiz indirimlerin 2026 boyunca da devam edeceğini ifade etti. Gelinen noktada, mevduat faizlerinin fonun büyüklüğüne göre değişmekle birlikte son aylarda gerilemeye devam ettiğini kaydeden Demirtaş, “Politika faizinin indirileceği yönündeki beklentiler de mevduat faizlerindeki gerilemenin hız kazanmasında etkili” dedi.

‘ENFLASYON BELİRLEYECEK’

Demirtaş, TCMB’nin önümüzdeki dönemde veri ile hareket edeceğini ve enflasyon datasındaki gelişime göre de faiz indirim sürecine devam edeceğini bekliyor. “Mart ayında yaşanan gibi iç siyasette yaşanabilecek olumsuz gelişmelerden dolayı faiz indirimlerin durması ve hatta yine yükselmesi de yine bir risk faktörü olarak sayılabilir” diyen Demirtaş, “Ana senaryomuzda ise Ata Yatırım olarak, yıl sonunda enflasyonun yüzde 30’un altına gerileceği varsayımıyla, TCMB politika faizinin mevcut yüzde 40.5 seviyesinden, ekim ayında yüzde 38, aralık ayında ise yüzde 36’ya gerileyeceğini öngörüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Yazının Devamını Oku

Viyana’da IKEA’ya rakip oldu... Sanayiciler ‘yeni imkân’ arayışında

23 Eylül 2025

‘Türk markalarının ihracat merkezi olsun’ düşüncesiyle 2024 Şubat’ta iflas eden Avusturyalı bir ev ve yaşam merkezi firmasının şubesini satın alan Gülle, buraya Homeland isimli bir mağaza kurarak IKEA’ya rakip oldu. Böylece, Türkiye’de tekstil sektöründeki faaliyetlerini uzun yıllardır devam ettiren Gülle, sanayici kimliğinin yanı sıra perakende sektöründe de büyüme hedefi koymuş oldu. “Herkesin stabil kaldığı bir dönemde biz yatırım kararı aldık” diyen Gülle, “Kaybedilen bir şeyde ısrar etmek yerine başka imkânlar aramak lazım. Mühim olan bunları okuyabilmek ve doğru zamanda doğru yerde olabilmek” diye konuştu.

18 KATEGORİDE 5 BİN FARKLI ÜRÜN

Bir grup gazeteci olarak, Gülle ile daveti üzerine Viyana’da Homeland mağazasının açılışında bir araya geldik. Toplantıda, Homeland’in ortaklarından olan Yönetim Kurulu Üyesi Yaşar İncesu da yer aldı.

Yeni yatırımının detaylarıyla ilgili bilgi veren Gülle, söz konusu yatırımı ilk etapta ‘Türk markalarının ihracat merkezi’ olarak düşündüklerini; ancak bu fikrin zaman içerisinde değiştiğini anlattı. 15 bin metrekaresi kapalı alan olmak üzere toplam 26 dönümlük bir arazide bu projeye başladıklarını dile getiren Gülle, mağazayı 6 ayda hazır hale getirdiklerini ve faaliyete geçtiklerini ifade etti. “Şu anda 18 kategoride toplam 5 bin farklı çeşit ürünü müşterilerimize sunuyoruz” diyen Gülle, “Bu ürünleri ağırlıklı olarak Almanya, İtalya, Avusturya, Polonya ve Türkiye’den tedarik ediyoruz. Burasını bir Türk pazarı olarak dizayn etmedik çünkü Viyana Avrupa’nın göbeği. Etrafımızda 9 tane komşu ülke var ve insanlar buralardan arabayla alışverişe geliyor. Bulunduğumuz nokta itibarıyla çok uluslu bir topluluğa hitap edeceğiz. Dolayısıyla bu topluluğa hitap edeceğimiz ürünleri bulundurma mecburiyetiyle ürün gamımızı belirledik” diye konuştu.

CİRONUN 4’TE 1’İ TÜRKİYE’DEN

Türkiye’den de önemli üreticilerle çalıştıklarını ifade eden Gülle, “Şu anda ciromuzun dörtte birini Türkiye’den tedarik ettiğimiz ürünlerle sağlıyoruz. Mobilyalarımız Bursa İnegöl’den geliyor. Bunun yanında ev tekstilini ve havluyu tamamen Türkiye’den yaptık. Ama bunların hepsini Homeland markasıyla yapıyoruz ve kendi ismimizi bir marka haline getirmek ve yaygınlaştırmak istiyoruz. Yakın zamanda online tarafta da ciddi bir atılım yapacağız ve oraya yönelik olarak ürünler getireceğiz” şeklinde konuştu.

‘GELECEK TÜRKİYE’DE’ MESAJI

YURTİÇİNDE işçilik maliyetleri ve rekabetçiliği etkileyen nedenlerle Türk yatırımları Mısır’a kaymış; bu yıl itibarıyla Mısır’da 3 milyar dolara yakın bir Türk yatırımı oluşmuştu. Gülle, bu konuya yönelik bir soru üzerine “Herkes Mısır’ı tartışabilir ama ben geleceği Türkiye’de görüyorum” değerlendirmesinde bulundu. “Türkiye’den gitmek gibi bir niyetim yok” diyen Gülle, “Günün birinde koşulların düzeleceğine, Türkiye’nin yine rekabet şansını yakalayacağına inanıyorum” diye konuştu.

Yazının Devamını Oku

Gıdada iklim riski arttı

8 Eylül 2025

ARTAN ortalama sıcaklıklar, yağışlardaki düzensizlikler ve aşırı hava olaylarının sıklığı, çiftçileri ve gıda güvenliğini zorlamaya devam ediyor. Bu yıl hem zirai don hem de kuraklık ülke tarımını etkisi altına aldı. İklim değişikliklerinin tarımda yarattığı olumsuzlukların ucu da vatandaşa dokundu. Geçen hafta Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı ağustos ayı enflasyonu, fiyatlardaki artış hızının gerilemeye devam ettiğini; ancak aylık bazda beklentilerin üzerinde artış kaydedildiğini ortaya koymuştu. Buna göre, temmuzda yüzde 2.06 olan ve ağustosta yüzde 1.75’e gerilemesi beklenen aylık enflasyon, yüzde 2.04 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Ağustos enflasyonunun beklentilerin üzerinde gelmesinin ana nedenini gıda; gıdadaki yüksekliğin ana nedenini de kuraklık, zirai don ve yüksek girdiler oluşturdu. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in de vurguladığı gibi, zirai don ve kuraklığın etkisiyle uzun dönem ortalamasının oldukça üzerinde fiyat artışı gerçekleşen gıda grubu, aylık enflasyonu neredeyse 1 puan (0.7 puan) yukarı çekti. Başka bir ifadeyle, ağustosta aylık yüzde 2.04 artan TÜFE’nin yaklaşık 1 puanı tek başına gıda ve alkolsüz içeceklerden geldi. Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan da son dönemde sıklıkla kuraklığın gıda fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğuna dikkat çekiyor. Sektör temsilcileri ise hem ‘iklim değişikliği nedeniyle rekoltede yaşanan ciddi kaybın’ hem de ‘girdi maliyetlerindeki artışın sürmesi’ nedenleriyle gıdadaki artışın devam etmesini bekliyor.

‘BİRKAÇ YIL SÜRER’

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Baki Remzi Suiçmez, zirai donun meyvelerde, kuraklığın ise meyvelerin yanı sıra hububat, bakliyat ve ayçiçeğinde ciddi rekolte kayıplarına yol açtığını söyledi. “Şubat, mart ve nisanda yaşanan zirai don nedeniyle başta narenciye, üzüm, kayısı, fındık, fıstık, kiraz, elma, şeftali, nektarin, armut, erik, badem, ceviz, çay, gül olmak üzere kendimize yeterliliğimizin yüksek olduğu ve en önemli ihracat kalemlerimiz olan ürünlerde ciddi rekolte kayıpları yaşadık” diyen Suiçmez, “Budama, sulama, gübreleme gibi temel bakım işlemlerinin zamanında yapılmaması durumunda yaşanan zirai donun olumsuz etkilerinin birkaç yıl sürmesi bekleniyor” diye konuştu.

Suiçmez, kuraklığın etkilerine yönelik ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Kuraklık en çok kıraç alanlarda buğday ve arpa gibi hububat, mercimek ve nohut gibi bakliyat, ayçiçeği üretimi ile fındık, üzüm, kayısı, antepfıstığı, narenciye dahil birçok meyveyi üretim azalması ve kalite kaybı açısından olumsuz etkiledi.”

YÜKSEK GİRDİ VE REKOLTE KAYBI

Suiçmez ayrıca, iklim değişikliği nedeniyle yaşanan rekolte kayıplarının yanı sıra girdi maliyetlerindeki artışın da devam ettiğine; bunun da gıda fiyatlarını artırmaya devam edeceğine işaret ediyor. Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’nin haziranda yıllık yüzde 33.88 arttığını; Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi’nin de temmuzda yıllık yüzde 44.32 yükseldiğini anımsatan Suiçmez, “Gelecek aylarda gıda fiyatlarının daha da artmasını bekliyoruz” dedi.

NE YAPILMALI

Suiçmez, alınabilecek önlemleri ise şöyle sıraladı: “Üretim maliyetlerinin düşürülmesi, girdilere sübvansiyon uygulanması, desteklerin yeterli olması ve zamanında ödenmesi, alım fiyatlarının maliyetin üzerinde olması, çiftçi borçlarının kredi faizlerinin silinmesi ve ana para ödemelerinin taksite bağlanması, TARSİM kapsamının poliçe ve kesinti yüksekliği sorununun giderilerek yaygınlaşması.”

Yazının Devamını Oku

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz sanayiciyle buluştu… ‘Zorluklar geçici’

28 Ağustos 2025

 

İSTANBUL Sanayi Odası’nın (İSO) ağustos ayı meclis toplantısında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile sanayici bir araya geldi. Toplantıya sanayicilerin üretim ve rekabet koşullarıyla ilgili talepleri damga vurdu. Cevdet Yılmaz ise sanayicilere ‘Önemli olan bu zorlukların geçici, iyileşmelerin ise kalıcı olması’ mesajını verdi. “İçinden geçtiğimiz dönemde zorluklar olduğunun farkındayız” diyen Yılmaz, “Hangi politikaları uygularsanız uygulayın yan etkileri oluyor. Zorluk olmayan politikalar keşke olsa. Önemli olan şu: Bu zorluklar geçici, elde edilen kazanımlar ise kalıcı. Zorluklara katlanıp kalıcı iyileşme sağlıyorsanız, bu zorlukları çekmeye değer” dedi.

Gelecek yıl, bu zorlukların önemli bir kısmının geride kalacağını da söyleyen Yılmaz, “2026, yatırım ortamının çok daha iyi olacağı bir yıl olacak” değerlendirmesinde bulundu. İhracatçıların uzun süre yatay seyreden döviz kuru nedeniyle rekabet açısından zorlanması konusuna da değinen Yılmaz, “Bazen neden-sonuç ilişkisini karıştırabiliyoruz. İhracatçımızı kurdan ziyade ticari ortaklarımızın büyümesi etkiliyor. Gelecek yıl maalesef ticaret ortaklarımızın yüzde 2 civarında büyümesi bekleniyor” ifadelerine yer verdi.

‘YAPISAL REFORMLAR HIZ KAZANACAK’

İSO’nun dün gerçekleşen ağustos ayı olağan toplantısında öne çıkan bir diğer konu da yapısal reformlar oldu. Doğrudan yabancı yatırımcıların önemsediği düzenlemelerden, adalet sistemindeki değişikliklere kadar pek çok çalışma yürütüldüğünü söyleyen Cevdet Yılmaz, hem gelecek ay güncellenecek Orta Vadeli Program’da (OVP) hem de yeni Meclis döneminde yapısal reformlara hız vereceklerini ifade etti.

“OVP’yi güncelleme çalışmalarına devam ediyoruz. Bu sabah da yine OVP ile ilgili bakanlarımızla bir toplantı gerçekleştirdik” diyen Yılmaz, “Biliyorsunuz, OVP’yi her yıl eylül ayı ortasında güncelliyoruz. Üç temel başlıktan biri de yapısal reformlar oluyor. Bu kapsamda yapısal reformların çok önemli görüyoruz. Güncellediğimiz OVP’de de buna güçlü bir vurgu yapmak istiyoruz. Aynı zamanda yeni Meclis dönemi de yapısal reformlar üzerinde daha fazla duracağımız bir dönem olacak” diye konuştu.

“Başarı, bütüncül ve koordineli bir programla gelir” diyen Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü:

Yazının Devamını Oku

Borsada 13 ay sonra rekor

22 Ağustos 2025

BORSADA haziran ayı ortasında başlayan yükseliş hareketi devam ediyor. Önceki gün 11 bin puan kritik eşiğini geçerek geçen yıl temmuzda kaydettiği TL bazlı zirvesine yakın kapanan BIST 100 endeksi, dün ise bir yıl aradan sonra rekor tazeledi. Dün güne yüzde 0.55 yükselişle 11 bin 195 puandan başlayan endeks, gün içinde 11 bin 301,84 puanı görerek rekor kırdı. Bunda, temmuz ayı TÜFE’sinin beklentilerin altında artması, buna bağlı olarak Merkez Bankası’nın (TCMB) eylül ayındaki PPK’da faiz indirimlerine devam edeceğine yönelik güçlenen beklentiler ve ikinci çeyrek bilançoların beklenenden iyi gelmesini etkili oldu. Enflasyonun seyri ve faiz indirimi beklentisi, yabancı yatırımcıların Türk hisse senetlerine yönelik ilgisinin devamını sağlamıştı. Bu ilginin iki aydır sürmesi de dünkü rekorda etkili oldu.

ENFLASYON VE FAİZ ETKİSİ 

Endeks, son olarak 2024 Temmuz’da 11 bin 252 puanla rekor kırmış; sonraki 6-7 ay boyunca da yükseliş hareketinin yerini ‘10 bin puan patinajı’ almıştı. Ancak 2025 Şubat ayı enflasyonunun tahminlerin altında gelmesi ve buna bağlı olarak TCMB’nin faiz indirimlerine devam edeceğine yönelik güçlenen beklentiler, borsada yılın ilk çeyreğinde yeniden güçlü bir yükselişin yakalanmasını sağlamıştı. Öyle ki, endeksin Ramazan Bayramı öncesinde, 2024 Temmuz’da kaydettiği rekor seviyesini aşarak yeni rekorlar kırması bekleniyordu. Ancak bu kez de mart ayı ortasında iç siyasi gündemin hareketlenmesiyle birlikte borsada düşüşler başladı. Gelinen noktada, enflasyonun beklentilerin altında gelmesi, Merkez’in dört aylık sapma sonrası faiz indirimlerine yeniden başlaması ve bu indirimlerin eylül ayındaki PPK’da da devam edeceğine yönelik beklentiler, borsanın yeniden yükselmesini sağladı. Buna, yurtdışı yerleşiklerin Türk hisse senetlerine yönelik devam eden ilgisi de eklendi. 

BİLANÇOLARDA KÖTÜNÜN İYİSİ 

Borsanın seyrine ilişkin Hürriyet’e değerlendirmelerde bulunan Perform Portföy Fon Yöneticisi Altan Aydın, dünkü rekorun, son haftalarda borsada yeniden başlayan yükseliş hareketinin devamı olduğuna; bu kapsamda beklenen bir gelişme olduğuna işaret etti. “Yeni bir trend değil, borsada zaten iyi bir hareket vardı” diyen Aydın, “Bir süre duraksama yaşadık ancak ikinci çeyrek finansalları beklenenden iyi geldi. Yani aslında her ne kadar kötü gelse de bilançolar, fiyatlandığı kadar kötü gelmedi. Yüzde 50 faiz ortamının olduğu bir dönemde şirketlerin mevcut durumunun görece iyi olduğu görüldü. Bu da üçüncü çeyrek finansallarının daha da toparlanacağına yönelik beklentiyi artırdı. Zaten faizlerin gerileyeceğine yönelik fikir birliği de oluştu. Eylülde faiz indirimine kesin gözüyle bakılıyor. Ben hatta yıl sonuna kadar faiz indirimlerinin devamını bekliyorum. Kurda da stabil bir hareket var. Böyle bakıldığında, Türkiye’deki hisse senetlerinin cazibesini koruduğunu düşünüyorum” ifadelerine yer verdi.

REKOR SÜREBİLİR GÖZLER EYLÜLDE 

Konuştuğumuz analistler, borsadaki yükseliş hareketinin devam edeceğine; ancak eylül ve ekim aylarındaki iç siyasi gelişmelerin seyrinin belirleyici olacağına dikkat çekiyor. A1 Capital Genel Müdür Yardımcısı Üzeyir Doğan, borsadaki seyrin kalıcı bir trende dönüşüp dönüşmeyeceğinin ipuçlarının eylül ayına ertelenen Kurultay davasının seyrinde aranacağına işaret ederken; Altan Aydın ise şu değerlendirmeyi yaptı: “BIST 100 endeksinde 13 bin puana doğru hareket olacağını düşünüyorum. Dolar bazında 300 seviyesine doğru hareketin devamı muhtemel. Ancak, takip etmemiz gereken gelişmeler var. Bu açıdan eylül ayı çok önemli: TCMB’nin faiz kararı, CHP’nin Kurultay davası, sonrasında Fed var. Ekimde ise Meclis açılacak. Orada da gelişmeleri takip ediyor olacağız. Özellikle anayasa değişikliğine dair gelişmeleri izleyeceğiz. Ekimden itibaren volatil bir seyir görebiliriz.”

YABANCI 2 AYDA 1.4 MİLYAR $’LIK HİSSE ALDI

Yazının Devamını Oku

Gözler yabancı yatırımcıda... Hissede alıma, tahvilde satışa geçtiler

18 Ağustos 2025

SON dönemde tahvil getirileri ile ilgili risk algısı arttı, portföy tercihleri hisse senetlerine kaydı. Bu kapsamda Merkez Bankası (TCMB) verileri de yurtdışı yerleşiklerin tahvilde satışa geçtiğini; hisse tarafındaki alımların sürdüğüne işaret ediyor. Buna göre, dokuz hafta üst üste hisse alımı yaptıktan sonra 20 Haziran haftasında satışa dönen yabancı yatırımcı, 1.5 aydır yeniden hissede alıma geçti. TCMB verilerine göre, 27 Haziran haftasında 248 milyon dolar olan yurtdışı yerleşiklerin alımları; 4 Temmuz haftasında 235 milyon dolar, 11 Temmuz haftasında 178.3 milyon dolar, 18 Temmuz haftasında 209 milyon dolar ve 25 Temmuz haftasında da 205 milyon dolar oldu. Bu alımlar, 1 Ağustos haftasında 135.5 milyon dolara, 8 Ağustos haftasında ise 78 milyon dolara gerilese de devam ediyor. Merkez’in verilerine göre, yabancıların net hisse alımında düşüş kaydedilse de 7 hafta üst üste hisse tarafındaki alım sürdü. Toplama bakıldığında, yabancı yatırımcıların son 7 haftada net hisse alımlarının 1.2 milyar doları aştığı görüldü. Yabancıların hisse senetlerindeki söz konusu alımı sürerken; tahvil yatırımları ise dalgalı bir seyir izliyor. TCMB verilerine göre, 25 Temmuz ile biten haftada tahvile 106 milyon dolarlık giriş olmuştu. Bir hafta sonra yani 1 Ağustos ile biten haftada 47 milyon dolarlık tahvil satışı yapan yabancı yatırımcılar, 8 Ağustos’ta da tahvillerde 32 milyon dolarlık net satış gerçekleştirdi.

Yabancıların net hisse alımının kalıcı bir trende dönüşüp dönüşmeyeceğinin eylül ayında netleşmesi bekleniyor.

PORTFÖY TERCİHİ HİSSEYE YÖNELDİ  

Geçen hafta perşembe günü İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen yılın üçüncü enflasyon raporu toplantısında konuşan TCMB Başkanı Fatih Karahan da son dönemde tahvil getirileri ile ilgili risk algısının göreli olarak arttığına; portföy tercihlerinin hisse senetlerine yöneldiğine işaret etmişti. 

“Yüksek borçluluk nedeniyle, son dönemde tahvil getirileri ile ilgili risk algısı göreli olarak arttı. Diğer taraftan, hisse senedi piyasaları küresel ölçekte olumlu bir performans gösteriyor” diyen Karahan, “Bu çerçevede, portföy tercihlerinin hisse senetlerine yöneldiğini görmekteyiz” dedi. 

Karahan, tarife belirsizliğinin azalmasıyla birlikte, diğer gelişmekte olan ülkelere benzer şekilde mayıs ayında Türkiye’ye de sermaye girişlerinin tekrar başladığını söyledi ve şöyle devam etti: “Yurtdışı yerleşiklerin pozisyonlanmalarına baktığımızda nisan ayından sonraki iyileşmenin özellikle temmuz ayında belirginleştiğini görüyoruz. Brüt rezervler, 2024 yılı mart ayındaki 124 milyar dolar seviyesinden 50 milyar dolar artışla 8 Ağustos’ta 174 milyar dolara ulaştı. Swap hariç net rezervler ise bu dönemde 114 milyar dolar artışla 50 milyar dolara yükseldi. Sergilediğimiz kararlı sıkı para politikası duruşu, piyasalardaki risk ve oynaklık göstergelerinde de iyileşmeye katkı sağladı. Bu duruşumuzu, enflasyonu ve enflasyona dair belirsizlikleri azaltacak şekilde sürdürdükçe risk göstergelerindeki olumlu eğilimin devam edeceğini düşünüyoruz.”

KALICI OLUP OLMADIĞI EYLÜLDE NETLEŞECEK 

Hürriyet’e bilgi veren uzmanların aktardığına göre, yabancı yatırımcıların net hisse alımlarının sürmesinin nedenleri ‘enflasyondaki düşüş seyrinin devam etmesi’ ve ‘Merkez’in faiz indirimlerine başlaması.’ Ancak yabancı girişinin kalıcı bir trende dönüşüp dönüşmeyeceği, eylüle ertelenen Kurultay davası ile iç siyasi gündeme ilişkin diğer hukuki süreçlerin seyrine bağlı olduğu belirtiliyor.

Yazının Devamını Oku

Enflasyona yeni ‘çerçeve’

15 Ağustos 2025

MERKEZ Bankası (TCMB), dün İstanbul Finans Merkezi’nde yılın üçüncü enflasyon raporu toplantısını düzenledi.  Başkan Fatih Karahan, “Enflasyonda çerçeve değişikliğine gidiyoruz” sözleriyle orta vadeli hedeflerin sunulmasında değişikliğe gittiklerini duyurdu. Yeni sisteme göre şimdiye kadar ‘enflasyon tahminleri’ açıklayan ve ihtiyaç duyulması halinde bu oranı revize eden TCMB, bundan sonra bu tahminin yanı sıra bir de ‘ara hedef’ açıklayacak. TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın aktardığına göre bu ara hedefler, rapor dönemleri arasında olağanüstü gelişmeler olmadığı sürece değiştirilmeyecek. Karahan, “Ara hedefler, içsel para politikası patikasını belirlerken referans olarak alınacak. Böylece, kontrol ufku içerisinde enflasyonun ara hedeflere yakınsaması sağlanacak” dedi. Buna göre Karahan, 2025 yıl sonu enflasyonu için ara hedeflerinin yüzde 24 olduğunu söyledi. Bu oran, bir önceki enflasyon raporunda yıl sonu enflasyon tahmini olarak belirlenmişti. Yani yüzde 24, yıl sonu enflasyon tahminiydi, şimdi ara hedef oldu. Karahan, enflasyonun 2025 yıl sonunda yüzde 70 olasılıkla yüzde 25 ila yüzde 29 aralığında olacağını tahmin ettiklerini söyledi. Merkez, 2026 sonunda ise enflasyonun yüzde 13 ila yüzde 19 aralığında olacağını tahmin ediyor. 2026 enflasyon ara hedefi yüzde 12’den 16’ya ve 2027 için ise yüzde 8’den 9’a çıkarıldı.

NEDEN DEĞİŞTİ

Karahan, söz konusu değişikliğe neden ihtiyaç duyduklarını şöyle anlattı: “Bugüne kadar yaptığımız iletişimde ‘ara hedefler’ aynı zamanda ‘tahmin’ görevi de görüyordu. Ancak enflasyonda veri oynaklığı ve belirsizlik yüksek. Zaman zaman tahminleri revize etmek gerekiyor. Tahminle hedef aynı şey olunca hedefi de revize etmiş oluyorduk. Bu da para politikasının etkinliğini zorlaştırıyordu.”

Dünkü toplantıda öne çıkan konulardan biri de Karahan’ın yeniden ‘otopilotta değiliz’ mesajı vermesi oldu.

İKİNCİ ‘OTOPİLOTTA DEĞİLİZ’ MESAJI

Faiz indirim sürecine 250 baz puanlık indirimle Aralık 2024’te başlayan ve bunu Ocak 2025’te 250 baz puanlık indirimle devam ettiren TCMB, bu yılın ilk enflasyon raporu toplantısında ‘otopilotta değiliz’ mesajı vermişti. Ancak bu mesajdan bağımsız olarak, mart ayı ortasında iç siyasi gündemdeki hareketlilik nedeniyle faiz indirimlerine ara verilmek durumunda kalınmıştı. Martta ara verilen indirimlere temmuzda devam edildi. Piyasa, eylüldeki PPK’da da faiz indirimlerinin devamını bekliyor.

Karahan ise dünkü toplantıda dezenflasyon süreci devam etse de enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklerin varlığına işaret bir kez daha ‘otopilotta değiliz’ mesajını verdi. Karahan, faiz indirimlerinin seyrine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Enflasyon üç aydır üst üste piyasa beklentilerinin altında gerçekleşti. Ancak hizmet kalemlerindeki atalet, özellikle eğitim ve kira özelinde tahminlerimizin üzerinde. Bu da enflasyon üzerinde önümüzdeki dönemde bir miktar yukarı yönlü risk olduğunu ima ediyor. Faiz indirimlerinin sayısı ve miktarı, enflasyon görünümüne ve bu risklere bağlı olacak. Otopilotta değiliz.”

Yazının Devamını Oku

Kredi faizlerinde mart oranlarına dönüş... Faizlerde 4 ayın en düşüğü

12 Ağustos 2025

MERKEZ Bankası (TCMB) verileri, kredi faizleri ile ortalama TL mevduat faizinin, piyasadaki oynaklığın artmaya başladığı mart ayı ortasındaki seviyelere döndüğünü ortaya koydu. Merkez’in 24 Temmuz’da 300 baz puanlık faiz indirimine gitmesinin ardından kredi faiz oranlarındaki düşüş de hızlandı. Buna göre, 1 Ağustos ile biten hafta itibarıyla konut kredisi faizleri yüzde 41.37’ye gerileyerek son üç ayın; ihtiyaç kredisi faizleri yüzde 63.74’e, taşıt kredisi faizleri de yüzde 41.91’e gerileyerek son dört ayın en düşük seviyelerine geriledi. Ticari kredi faizleri ise 1 Ağustos haftası itibarıyla yüzde 57.60’a inerek son dört buçuk ayın en düşük seviyesini kaydetti. Böylece, son faiz indiriminden bir önceki hafta olan 18 Temmuz haftasından bu yana konut kredisi faizlerinde 1.2 puan, taşıt kredisi faizlerinde 2.7 puan, ticari kredi faizlerinde 3.03 puan ve  ihtiyaç kredisi faizlerinde de 4 puanlık düşüş izlenmiş oldu. TCMB verilerine göre, aynı dönem aralığında 1-3 ay vadeli TL mevduat faizi de 4.1 puan geriledi. 18 Temmuz ile biten haftada yüzde 56.66 olan 1-3 aylık ortalama TL mevduat faizi, 1 Ağustos itibarıyla yüzde 52.56’ya indi.

DÖRT AYLIK HAREKET

TCMB, 6 Mart’taki PPK toplantısında politika faizini 250 baz puan indirerek yüzde 42.5’e düşürmüş; 20 Mart’ta ise olağanüstü toplantı yapmak durumunda kalmıştı. Mart ayı ortasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturmalar ve ardından gelen tutuklamalar sonrası Merkez Bankası, piyasadaki oynaklığı kontrol altına almak için çeşitli önlemler almıştı. O dönem Merkez’in takvim dışı bir PPK toplantısıyla TL’yi desteklemek amacıyla fonlama faizini yüzde 46’ya yükseltmesi, kredi faizleri ile TL mevduat faizinde de yukarı yönlü bir harekete neden oldu. Mart ayının son haftasında, bankadan bankaya değişmek birlikte sadece TL mevduat faizinde bir hafta içinde 3 puanlık bir artış gözlemlenmişti.

Bu gelişmelerden sonra piyasanın merakla beklediği 17 Nisan’daki PPK’da ise yeni bir faiz artırımına gidilmiş; kredi faizlerinde de buna paralel olarak yükseliş sürmüştü. Bu süreçte sadece ihtiyaç kredisi faizlerine bakıldığında şöyle bir tablo ortaya çıkıyor: Mart ayı ortasında yüzde 62.73’e gerileyen ihtiyaç kredisi faizi, martın son haftasında yüzde 72.45’e fırladı. Mayıs ayı başında bu oran yüzde 74.5’i de aştı. Gelinen noktada ise TCMB, mart ayında ara verdiği faiz indirimlerine temmuzda devam etme kararı aldı. Piyasa, 11 Eylül’deki PPK’da da faiz indirimi bekliyor.

‘DÜŞÜŞ SÜRER’

GCM Yatırım Ekonomisti Evren Kırıkoğlu, uzun vadeli kredi faizlerinin gelecek aylarda daha hızlı gerileyebileceğine işaret etti. 

Halihazırda kredi faizlerinde yaşanan gerilemeye ilişkin Kırıkoğlu, 19 Mart’ta iç siyasi gündemin hareketlenmesi öncesi politika faizinin yüzde 45’ten 43.5’e indirildiğini anımsattı. Sonraki süreçte artmak durumunda kalan politika faizinin mart ayındaki seviyesine ancak dört-beş ay içinde gelebildiğini ifade eden Kırıkoğlu, “Bundan sonraki süreçte de düşmeye devam edecektir. Bu düşüş, kredi faizlerine de bire bir yansımaya devam eder. Hatta, mevduat ve kredi faizleri biraz daha önden fiyatlanır. Yani önümüzdeki aylarda uzun vadeli kredi faizlerinin daha hızlı gerilediğini görebiliriz” ifadelerini kullandı.

Evren Kırıkoğlu

Yazının Devamını Oku