JEOPOLİTİK gerginliklerden ve faiz indirim beklentilerinden dolayı rekor kıran altın fiyatları, bu kez de dolardaki kan kaybından daha güçlü destek bularak rekor tazeledi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın “İstesem doları bir yoyo gibi aşağı veya yukarı hareket ettirebilirdim. Dolar değer kaybetmiyor, harika gidiyor” şeklinde açıklamaları, dolara 4 yılın en büyük kaybını yaşattı. ABD dolarının Euro, İsviçre frangı, Japon yeni, Kanada doları, İngiliz sterlini ve İsveç kronu karşısındaki değerini ölçen dolar endeksi, Trump’ın açıklamaları sonrası 95.6’ya kadar gerileyerek 2022’den bu yana en düşük seviyesini gördü. Dolar endeksindeki geri çekilmenin altının alternatif maliyetini azaltması ise altın fiyatlarında yeni rekor getirdi. Ons altın dün Fed öncesi 5 bin 311,44 dolara çıkarak rekor kırdı. Kapalıçarşı’d gram altın fiyatları ise dün 7 bin 598 liraya kadar yükseldi. Geçen seneden bu yana dolar endeksindeki zayıflamadan destek bulan altın, doların son sert kaybından sonra kazanımlarını artırmış oldu.
<iframe src='//www.hurriyet.com.tr/video/embed/?vid=43095226&resizable=1&autostart=true&playsinline=true&v_utm_source=haber_detay' width='580' height='326' loading='lazy' frameborder='0' scrolling='no' allow='autoplay; fullscreen' allowfullscreen></iframe>
‘YIL SONUNDA 10 BİN TL OLUR’
Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk, yaşanan oynaklığı “Altın fiyatlarının nerede duracağını kestiremiyoruz. 20 gün önce yaptığımız tahminleri bile çöpe attık” sözleriyle özetledi. Gram altının nisan ya da mayıs aylarında 7 bin liraya ulaşmasını; yıl sonunda ise 9 bin lirayı aşmasını beklediklerini anımsatan Yıldırımtürk, “Şu anki tahminlerimiz ons altının yıl içinde 6 bin dolara ulaşacağı; gram altının ise yıl sonunda 10 bin TL’ye yükselmesi yönünde” dedi. Ancak, bu öngörülerinin geçici tahminler olduğunu vurgulayan Yıldırımtürk, ilerleyen dönemde yeniden revize etmek üzere oluşturduklarının altını çizdi ve şöyle dedi: “Fiyatlar sadece 28 günde bu kadar hareketlenince geri kalan 337 günde nasıl olur tahmin etmek zor.”
HUKUK ÇİĞNENDİ BELİRSİZLİK YÜKSEK
Altın fiyatlarında yaşanan rallinin ne kadar daha süreceğini kestiremeseler de mutlaka düzeltme hareketi yaşanmasını beklediklerini kaydeden Yıldırımtürk, “Ancak söylemeye değer bir düzeltme olacağı kanaatinde de değilim” diye konuştu. Bunu da Trump’ın öngörülemezliğine bağlayan Yıldırımtürk, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bir taraftan mevcut jeopolitik gerginliklere her gün bir yenisi daha ekleniyor. Bir taraftan ABD İran’a donanma gönderiyor; diğer taraftan ‘Venezula’dan sonra sırada Küba var’ deniliyor. Grönland tartışmaları nasıl bitecek endişeleri de var. Tüm bunların yanı sıra yeni ticaret anlaşmaları yapılıyor. Köşe başları tutulmaya başlandı. Uluslararası hukuk Venezuela ile çiğnenmiş durumda. Bu gelişmeler doları zayıflattı. Merkez bankalarının altın talebi de devam ediyor. Belirsizlik ortamında yollar altına çıkıyor.”
HEDEFLER SİL BAŞTAN
ABD’DE ikinci Trump dönemi başladığından bu yana piyasalarda sular durulmuyor. Her geçen gün ya jeopolitik riskleri tırmandıran ya da küresel ticarette belirsizliği artıran yeni bir gelişmenin yaşanması, siyasi tansiyonun yüksek kalmasına neden oluyor. Bu da altın ve gümüş başta olmak üzere tüm değerli metallere ralli yaptırıyor. ABD ile Avrupa ülkelerinin Grönland hakimiyeti üzerinden karşı karşıya gelmesinin ardından ABD’nin İran’a karşı olası bir askeri müdahale yapabileceğine yönelik beklentiler Ortadoğu’da tansiyonun yüksek kalmasında etkili oldu. Küresel risk algısının yüksek seyretmesi, merkez bankalarının alımları ve yatırımcıların talebi, altının onsuna yeni bir eşik daha atlattı. Geçen hafta cuma günü 4 bin 989 dolar seviyesine kadar çıkan ons altın, dün ilk kez 5 bin dolar seviyesini de aştı ve 5 bin 93 doları görerek rekor kırdı. Gün içinde de yükselişini sürdürmeye devam eden altının onsu, 5 bin 111,07 dolar ile rekor tazeledi. Bir rekor da yurtiçinde gram altından geldi. Gram altın dün 7 bin 128 liradan işlem gördü. ‘Fakir adamın altını’ olarak da nitelendirilen gümüş ise ons altındaki yükselişi takip etti. Geçen hafta 100 dolar eşiğini aşarak rekor kıran gümüşün onsu, dün 110 doları da aşarak rekor yolculuğuna devam etti.
<iframe src='//www.hurriyet.com.tr/video/embed/?vid=43093108&resizable=1&autostart=true&playsinline=true&v_utm_source=haber_detay' width='580' height='326' loading='lazy' frameborder='0' scrolling='no' allow='autoplay; fullscreen' allowfullscreen></iframe>
İRAN VE KAPANMA ENDİŞELERİ HIZ KATTI
Tüm bu gelişmelerin ardından, ons altının sadece 26 günde yüzde 20 getiri sağladığı görülüyor. Bu yıla 71.08 dolardan başlayan gümüşün onsu ise dün itibarıyla yaklaşık yüzde 55 değer kazanmış oldu.
Halihazırda değerli metalleri yukarı yönlü etkileyen unsurlar; ‘jeopolitik riskler’, ‘ABD’nin Grönland ısrarı ve Avrupa ile bu mesele üzerinden yaşadığı gerilim’ ve ‘Fed’den gevşeme beklentileri’ şeklinde sıralanabilir.
‘YÖN YUKARI’ BEKLENTİSİ
‘Altının beklenmedik enflasyon dalgalanmalarına, piyasadaki beklenmedik düşüşlere, jeopolitik risklerdeki ani artışlara karşı bir koruma aracı’ olduğunu vurgulayan uzmanlar, altındaki rallinin henüz sona ermediğini; yeni rekorlar gelebileceğine işaret ediyor. Bazı büyük kurumlar da tahminlerini yukarı çekiyor; ancak bir taraftan da altın ve gümüşteki ralliye büyük kurumların raporları da yetişememeye başladı. Goldman Sachs geçtiğimiz günlerde altın için yıl sonu hedefini 5 bin 400 dolar olarak güncellemişti ancak yılın daha ilk ayı bitmeden ons altın 5 bin 100 doları aştı. Bu ay ortasında değerli metallere ilişkin kısa vadeli beklentilerini yukarı yönlü revize eden Citigroup analistleri de 3 ay içinde ons altının 5 bin dolara, gümüşün onsunun ise 100 dolara çıkacağını öngörmüştü. Ancak gerçekleşen fiyat artışları bu öngörünün de ötesine geçmiş durumda. Uzmanlar bu nedenle, kısa ve orta vadede fiyatlardaki artışın sürmesini beklediklerini söyleseler de hedef fiyat vermenin yanıltıcı olacağına dikkat çekiyor.
YENİ yıla hızlı başlayan Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, iyimserlik havasını bozacak herhangi bir gelişme yaşanmaması nedeniyle rekor tazelemeye devam ediyor. Dezenflasyon sürecinin devam etmesi, Merkez Bankası’nın (TCMB) kademeli faiz indirimlerine devam edeceğine yönelik beklentiler ve yabancı yatırımcıların hem tahvil hem de hisse senedinde Türkiye piyasalarına yönelik artan ilgisi, Borsa İstanbul’a yeni rekor getirdi. Dün yurtdışındaki siyasi ve jeopolitik risklerin azalmasından da destek bulan BIST 100 endeksi, güne yüzde 0.57 yükselişle 12 bin 924,20 puandan başladı. Böylece, haftanın son işlem gününün açılışına rekorla başlayan endeks, gün içinde 13 bin 30,83 puanı görerek rekor tazeledi. Günü ise yüzde 1.10 yükselişle 12 bin 993 puandan tamamladı. Bunda, Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk priminin (CDS) 202.7 baz puana inerek Mayıs 2018’den bu yana en düşük seviyesini görmesi de etkili oldu. Pozitif havanın korunmasını bekleyen piyasa analistleri, yükseliş trendinin sürmesini bekliyor.
‘YENİ ZİRVE YOLDA’
Borsanın seyrine yönelik değerlendirmelerde bulunan Gedik Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onur Can Bal, “Enflasyonu düşürmekte kararlı olan bir Merkez Bankası var. Enflasyon düşmeye devam ettiği için faiz indirimleri de kademeli olarak sürecek. Merkez’in bu haftaki PPK’da temkinli durmasının sebebi, yüzde 16’lık iddialı bir enflasyon ara hedefi var. Bu oranı tutturmakta kararlı olduğu mesajı alındı dünkü PPK sonrası. Bu da orta vadede piyasa açısından pozitif” dedi. Endeksteki yükselişin devamını beklediklerini kaydeden Bal, “Endekste yıl sonu için 16 bin puan hedefi var. Kademeli faiz indirimlerin sürdüğü senaryoda yukarı yönlü seyrin devamını bekliyoruz. 13 bin puanın üzerinde kapanış görürsek zirve denemeleri devam edebilir. Böyle bir durumda ilk etapta 13 bin 250 puan fiyatlamasını görebiliriz. 12 bin 700 altında kapanmadığı sürece ise geri çekilmeler sınırlı düzeltmeler olarak kalır, yön yukarı kalabilir teknik olarak” ifadelerine yer verdi.
YABANCI ETKİSİ
Öte yandan, borsadaki iyimserliği artıran bir diğer unsur ise yabancı yatırımcılar oldu. Türkiye piyasalarına yönelik yabancı yatırımcı ilgisi, hem tahvil hem de hisse senedi tarafında devam eden girişlerle devam etti. Yabancı yatırımcılar, geçen hafta devlet iç borçlanma senetlerinde (DİBS) net 920 milyon dolarlık alım gerçekleştirdi. Hisse senedi piyasasında da alım tarafında kalan yabancı yatırımcılar, geçen hafta net 197 milyon dolarlık hisse alımı yaptı.
ZAYIF DOLAR VE ARTAN GERİLİM ALTINA YARADI
ZAYIFLAYAN dolar, artan jeopolitik gerilim ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimine gideceğine yönelik beklentiler, ‘sarı metali’ uçurdu. Bu gelişmelerin etkisiyle ons altın, dün 4 bin 967,34 dolarla rekor kırdı. Bir rekor da yurtiçinde gram altından geldi. Ons altından aldığı destekle yükselen gram altın 7 bin TL’yi aştı. Dün itibarıyla çeyrek altın 11 bin 324 liradan, Cumhuriyet altını ise 45 bin 162 liradan satıldı. Altındaki yükselişe paralel olarak gümüş de ons başına 99 doların üzerine çıkarak 100 dolar eşiğine dayandı. Platinin ons fiyatı tüm zamanların en yüksek seviyesi olan 2 bin 684 dolara ulaştı.
AB ülkelerinden alınan payın azalmasının nedeni ise ‘rekabetçiliğin azalması’, ‘Trump’ın tarifeleri nedeniyle Çin’in AB’ye ihracatını artırması’ ve ‘Avrupa’de yavaşlayan talep’ olarak öne çıktı.
Dün İstanbul’da düzenledikleri toplantıda tekstil sektörünün 2025 değerlendirmesini yapan İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Öksüz, AB pazarından aldıkları payın geçen yıl yüzde 40’a gerilediğini; bu yıl da bu düşüşün sürmesini beklediklerini ifade etti. Çin’in, ABD’nin tarifelerinin ardından AB’ye ihracatını artırmaya başladığını söyleyen Öksüz, AB pazarında durum böyleyken Kuzey Afrika ülkelerine yapılan ihracatın yüzde 14 arttığını ifade etti.
‘MISIR TÜRKİYE’DEN ZOR’
Öksüz, tekstilcilerin Mısır’a göçüyle ilgili de değerlendirmelerde bulundu. “‘Tekstil sektörü Mısır’a taşındı; yarısı gitti, diğer yarısı da gitmek için yer arıyor’ şeklinde bir algı var. Öyle değil” diyen Öksüz, “Ana hedefimiz, Türkiye’deki mevcut kapasitelerimizi korumak. Giden arkadaşlara da tavsiyemiz, tamamen gitmemeleri, üretimlerinin bir bacağının Türkiye’de olması yönünde. Bölgesel düşünmemiz lazım. Türkiye’nin bölgedeki liderliği çok önemli. Hemen gideyim, orada üretime başlayayım, kazanayım düşüncesi öyle kolay değil. Türkiye zorsa orası 10 kat daha zor. Biz burada zoru başarmışız” ifadelerine yer verdi.
BANKALAR mevduatları-nın önemli bir kısmını TL’de tutmak zorunda olduğu için TL mevduat faizindeki düşüş sınırlı kalırken; kredi faizleri ise dalgalı bir seyir izliyor. Merkez Bankası verilerine göre, kasım ayı sonlarında yüzde 65.61 seviyesinde
olan ortalama ihtiyaç kredisi faizi, aralık ayı başında yüzde 66.58’e yükselmiş; takip eden üç haftada ise toplam 10.5 puan düşüş kaydetmişti. Aralık ayında yaşanan düşüşün ardından ocak ayında faizler tekrar yukarı yönlü ivmelendi.
2 Ocak ile biten haftada yüzde 58.17’ye, 9 Ocak haftasında ise yüzde 63.71’e yükselen ihtiyaç kredisi faizi, son haftada yaklaşık 8 puan birden yükseldi. Benzer bir dalgalanma da taşıt kredisi faizlerinde yaşanıyor. Son iki aydır yüzde 32 ila 35 arasında seyreden ortalama taşıt kredisi faizleri, 9 Ocak haftasında yüzde 43.03’e çıktı. Taşıtta bir haftalık yükseliş 11 puanı aşmış oldu.
Bankaların başekonomistleri ise son iki aydır bankaların 2025’i yüksek kredi bakiyeleriyle bitirmek için faiz oranlarında indirime gidip, kredi büyüme limitlerinin de üzerine çıktıklarını; yeni yıl itibarıyla tekrar normalleşmeye başladıklarını anlattı.
‘ARTIK NORMALLEŞİYOR’
Özel bir bankanın başekonomisti, kredi faizlerindeki seyre yönelik şu değerlendirmeyi yaptı: “Bankaların kredi limitleri 4 haftalık periyotlarla takip ediliyordu ancak bu 8 haftaya çıktı. Dönem içerisinde bankalara zaman esnekliği tanınmış olundu. İçinde bulunduğumuz dönem 5 Aralık’ta başlamıştı, 30 Ocak’ta bitecek. Bu dönemde bankalar olabildiğince yüksek kredi bakiyeleriyle yılı bitirmek istediler, o yüzden de önden faizi indirip biraz da belki limitin üzerine çıkarak kullandırdılar. Yeni yıla girdikten sonra kalan 4 haftada da faizleri artırıp tekrar limitin içinde kalacak şekilde büyümeyi hedefliyorlar. 2026 itibarıyla yaşanan sert yükselişi böyle yorumlayabiliriz. Yani faizler aralıkta indi, şimdi artık normalleşiyor.”
MEVDUAT VE ALTIN ETKİSİ
GEÇEN aylarda da gündeme gelen gümüşte sahtecilik, yeni bir boyut kazandı. Son günlerde, yetkili rafinerilerin basmadığı bilinen 5 ve 10 gramlık külçe gümüşlerin özellikle bazı kuyumcuların sosyal medya hesaplarından ya da e-ticaret platformları üzerinden satılması dikkat çekiyor. ‘Yatırım fırsatı’ şeklinde pazarlanan bu ürünlerin erişilebilir fiyatlardan satılması da finansal okuryazarlığı olmayan vatandaşı mağdur edecek cinsten. Çünkü emtia uzmanlarının Hürriyet’e verdiği bilgilere göre, resmi rafineriler halihazırda 5 ve 10 gramlık külçe gümüş basmıyor. Hürriyet’in ulaştığı bazı yetkili rafinerilerin yetkilileri de bu bilgiyi doğruladı. Bu nedenle, piyasada satılan küçük gramajlı külçe gümüşlerin Darphane’den izinsiz basıldığını; dolayısıyla resmiyette bir karşılıklarının olmadığını vurgulayan uzmanlar, vatandaşı bu ürünlerden uzak durmaları noktasında uyardı. Üstelik, sahtecilik yalnızca bununla da sınırlı değil. Yasal olmayan yollarla basılan külçe gümüşlerin aslında gümüş olmadığı; pirinç ve çelik gibi daha düşük maliyetli metallerin karışımı olduğu belirtiliyor.
YASAL OLAN YOK İLLEGAL OLAN UCUZ
2025, değerli metaller açısından rekorların kırıldığı bir yıl oldu. Geçen yıl ons altın yüzde 64.2 değer kazanırken, gümüşün ons fiyatı yüzde 146 artış gösterdi. Yıla 28.9 dolardan başlayan gümüş, aralık ayında 84 dolarla rekor kırdı ve yılı 71.1 dolardan kapattı. Böylece 1979’dan bu yana en hızlı yükselişini kaydetti. Bu yükselişte arz endişeleri, endüstriyel talep, jeopolitik gerilimler ve Fed’in faiz indirimleri etkili oldu.
Yeni yılın ilk günlerinde ise 50 gramlık külçe gümüşler yaklaşık 6 bin 900 TL’den, 100 gramlık külçeler ise 13 bin TL’den satılıyor. Ancak arzda yaşanan sorunlar nedeniyle Kapalıçarşı ve Kuyumcukent gibi merkezlerde dahi bu gramajları bulmak zorlaştı. Buna karşın 5 gramlık külçe gümüşler 1.700 TL, 10 gramlık külçeler ise 3 bin TL civarında fiyatlarla e-ticaret sitelerinde ve sosyal medyada satışta.
Sahte olduğu belirtilen 5 gram gümüş külçeler e-ticaret platformlarında 1.695 TL’den, 10 gram külçe gümüşler ise 2 bin 999 TL’den satılıyor.
‘RESMİ RAFİNERİLERİN BÖYLE BİR BASIMI YOK’
Gümüş Takı Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği Başkanvekili Suat Topaloğlu, “5, 10 ve 20 gram gümüş basımı yaklaşık 1-1.5 yıl önce yayımlanan tebliğle yasaklandı. Yetkili rafineriler bu yasaktan önce de maliyet nedeniyle küçük gramaj üretmiyordu. Dolayısıyla piyasadaki 5-10 gramlık gümüşler resmi rafinerilerin ürünü olamaz” dedi.
Arz azalırken talebin hızla arttığını belirten Topaloğlu, “Artık kiloluk gümüş talep ediliyor. Rafineriler küçük gramajlarla uğraşmıyor” diyerek şu uyarıyı yaptı: “Yasal olmayan üretimlerde logo ve damga bulunmaz. Bu ürünlerin resmiyette karşılığı yoktur.”
TÜRKİYE’nin en büyük fiziki altın alım, satım ve üretim merkezi olan Kuyumcukent’te yaprak dökümü yaşanıyor. Altın ithalatına getirilen kota nedeniyle müşteri kaybı yaşadığını belirten ihracatçılar, atölyelerini Kuyumcukent’te kapatıp, müşterilerinin olduğu pazarlara taşımaya başladılar. İç piyasa ağırlıklı çalışan ya da kota sonrası rotayı iç piyasaya kıran firmalar ise düşen takı talebi nedeniyle zorda. Kuyumcukent esnafının aktardığına göre altın fiyatları rekor üzerine rekor kırınca, vatandaşın özellikle takı ve mücevher talebi sert düştü. Altın alabilen vatandaş, tercihini gram veya çeyrek altından yana kullanınca atölyelerdeki takı üretimi neredeyse durma noktasına geldi. Durumu yerinde görmek için gittiğimiz Kuyumcukent’te hem atölyelerde üretim yapan hem de perakende satan esnafla konuştuk.
KOTA YORGUNLARI DUBAİ VE MISIR’A GİTTİ
Sektörde 40’ıncı yılını dolduran, aynı zamanda Kuyumcukent’te bir dönem yöneticilik de yapan esnaf Habib Kocabaşoğlu, “Altın ithalatına getirilen kota uygulaması sonrası müşterilerini kaybeden ihracatçılar buradaki atölyelerini kapatmaya başladı” dedi. Kapanan bazı büyük atölyelerin Dubai ve Mısır’a gittiğini; gidenlerin önemli bir kısmının da Türkiye’ye yaklaşık 10 sene önce gelen yabancı yatırımcılar olduğunu söyleyen Kocabaşoğlu, “Türkiye’ye duydukları güvenden dolayı buraya gelen yatırımcılardı. Bazısı 300-500 kilo altınla, bazısı bir ton altınla geldi. Burada yediler, içtiler, para kazandılar, ev ve araba aldılar, istihdam sağladılar. Atölyelere altınları vererek iş yaptırdılar. İşi de burada öğrendiler. Şimdi buradaki sistemi alıp Dubai’ye, Mısır’a taşıdılar” diye konuştu.
Kota uygulaması sonrasında mücevher üreticisinin altına dünya piyasalarına oranla 3-5 bin dolar daha pahalı ulaşır hale geldiğini söyleyen kocabaşoğlu, İşlenen altında kilo başına edilen zarara dikkat çekti. Kocabaşoğlu, “Bir kilo altın yurtdışında 142 bin dolar ama Türkiye’de 147 bin dolar. Müşteri ‘al diyor, bir kilo altın bedeli olan 142 bin doları yolluyorum sana.’ Alıyorum ama burada 147 bin dolara yerine koyabiliyorum. Yani daha işe başlarken bir kiloda 4 bin 500 dolar zarar ediyoruz. Sadece ihracat yapan atölyeler önce bekledi; 3 ay geçti, 6 ay geçti, 1 sene geçti... Kapattılar” ifadelerini kullandı.
‘KUYUMCUKENT YÜZDE 20 BOŞALDI’
Kota uygulamasının hayata geçtiği Ağustos 2023’ten bu yana sadece Kuyumcukent’te değil, ülke genelinde sektörün daraldığını kaydeden Kocabaşoğlu, “O dönemden bugüne Kuyumcukent yüzde 20 boşalmıştır” dedi. İsminin haberde yazılmasını istemeyen başka bir esnaf, da ocak ayı itibarıyla 300 civarında atölyenin daha kapanmak için başvuru yaptığına yönelik duyum aldıklarını ifade etti. “Kuyumcukent denilince akla ilk gelen esnaf” olarak gösterilen Veysi Amcalar ise kapanan ihracatçı atölyelerin yaklaşık 10 bin kişilik istihdam yarattığını aktardı. “Yurtdışından gelen ihracatçıların çoğu gitti” diyen Amcalar, “Atölye tarafındaki istihdamın bir yılda 40 binden 30 bine düştüğü belirtiliyor. Şöyle düşünün, bir atölyeniz var ama hammaddeniz yok, eninde sonunda kapatacaksınız” değerlendirmesinde bulundu.
TAKIDA SERT DÜŞÜŞ
2025, 9 bin ila 11 bin 500 puan bandına sıkışan BIST 100 endeksi için ‘patinaj yılı’ oldu. Yatırımcıların önemli bir kısmı yüksek TL faizlerinden dolayı mevduata, likit fonlara ve altına yöneldi; kazandırmayan borsanın pabucu dama atıldı. Endeks, bu yılı 11 bin 300 ila 11 bin 400 seviyelerinde kapatmaya hazırlansa da; bu, reelde yani enflasyondan arındırıldığında, yatırımcının alım gücünü koruyamadığı bir yıla işaret ediyor. Ancak piyasa profesyonellerinin hemfikir olduğu öngörü, 2026’nın 2025’ten çok daha iyi bir yıl olacağı yönünde. “Borsa sabır işidir” vurgusu yapan Hedef Portföy Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hakan Erdoğan, “2026, son iki yılın ‘şanssız’ yatırımcısı için bir telafi yılı olma potansiyeline sahip” diyor. Faiz indirimi döngüsünün yavaş seyri göz önüne alındığında, 2026’nın ilk yarısının Türk hisse senetleri için zorlu geçmeye devam edeceği tahmini yapan Ata Yatırım Araştırma Genel Müdür Yardımcısı Cemal Demirtaş; yine de borsada 2026’da bu seneye kıyasla daha iyi bir yıl beklediklerini anlattı. Demirtaş, “İlk yarıda geçilecek önemli testlerin ardından 2026, son 5-10 yılın en iyi yıllarından biri olabilir” ifadelerine yer verdi.
Erdoğan ve Demirtaş ile 2026’da borsa yatırımcısını bekleyen gelişmeleri, öne çıkması beklenen sektörleri ve yatırımcıların dikkat etmesi gereken noktaları konuştuk.
SABIR TESTİ VE ‘PATİNAJ YILI’
Aslında Borsa İstanbul, 2025’e ‘enflasyonda düşüş’ ve ‘faiz indirim’ temalarıyla olumlu bir havada başlamıştı. Ancak 19 Mart’ta İBB Başkanı İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla artan siyasi tansiyon ve belirsizlik, para çıkışlarına ve rezerv düşüşüne neden oldu. Bu da faiz indirimlerinin beklendiği piyasadaki durumu tersine çevirdi ve Merkez Bankası faiz artırmak zorunda kaldı. Ocak 2025’te yüzde 45 olan ve Mart 2025’te yüzde 42.5’e gerileyen politika faizi, bu gelişmeler sonrası yüzde 46’ya çıktı. Bu dönemde küresel tarafta da gümrük vergisi tartışmaları ve artan jeopolitik gerginlikler, piyasalar üzerindeki baskıyı artırdı. Yılın ikinci yarısında ise TL’ye güven yeniden sağlandı ve zaman zaman enflasyonla ilgi algı bozulsa da ekim ve kasım ayı enflasyonunun düşük gelmesi, 2026’ya ilişkin olumlu beklentilerin artmasını destekledi. Tüm bu gelişmeler ışığında BIST 100’ün performansına bakıldığında; TL bazında yüzde 15.4 yükseldiği, hem enflasyon hem döviz bazında reel kayıp yaşadığı görülüyor.
İLK 6 AY HAZIRLIK DÖNEMİ
‘2026’nın 2025’ten çok daha iyi bir yıl’ olmasını beklediklerini aktaran Hakan Erdoğan ise bunda faiz indirim döngüsünün ve beklenen yabancı girişlerinin etkili olacağını işaret etti ve “2026, son iki yılın ‘şanssız’ yatırımcısı için bir telafi yılı olma potansiyeline sahip” değerlendirmesinde bulundu. “Faiz indirimleri 2026’nın ilk yarısında borsaya giriş için bir hazırlık dönemi olabilir” diyen Erdoğan, “Nisanda yayınlanacak enflasyon raporu belirleyici olacaktır. Yılın ikinci yarısı borsa için daha olumlu bir dönem olarak öne çıkacak. Türkiye’nin gri listeden çıkışı ve kredi notu artışlarının ardından, 2026’da carry trade yerine doğrudan hisse senedi piyasasına odaklı yabancı girişinin artması bekleniyor” diye konuştu.
Bu yıl yaşanan iç ve dış kaynaklı gelişmeler nedeniyle 2025’i piyasalar ve borsa açısından ‘dalgalı ve baskı altında kalınan yıl’ olarak niteleyen Cemal Demirtaş, gelecek sene için ise daha pozitif bir beklenti içerisinde. “Borsa İstanbul açısından geçen yıla göre daha iyi bir yıl bekliyoruz” diyen Demirtaş, “İlk yarıda geçilecek önemli testlerin ardından, 2026 son 5-10 yılın en iyi yıllarından biri olabilir” diyor; ancak bir şerh düşerek: “Tabii, Türkiye’nin olumsuz risklere de her zaman açık olduğunu da gözardı etmemek lazım.”
Demirtaş ayrıca, BIST-100 endeksinde 12 aylık hedeflerinin 15 bin puan olduğunu aktardı.