İçişleri Bakanlığı, Karayolları Trafik Yönetmeliği’nde önemli değişiklikler yaptı. Yeni düzenlemeyle birlikte motosiklet sürücülerine ve yolcularına koruyucu eldiven takma zorunluluğu getirildi. Ayrıca araç ve sürücü verilerinin paylaşımına ilişkin hükümler yeniden düzenlendi.
ARAÇ VE SÜRÜCÜ VERİLERİNİN PAYLAŞIMINDA YENİ DÜZEN
Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliğine göre, sürücülerin ve araçların sicillerini tutmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğü’nce ihtiyaç duyulan teknik bilgiler, hukuki değişiklikler veya kısıtlayıcı şerhler elektronik sistem üzerinden kaydedilebilecek.
Bu işlemler, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yetkilendirilen kamu kurumları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından da yapılabilecek.
Sürücü belgesi ve araç tescil işlemlerine esas bilgiler, ilgili kamu kurum veya kuruluşlarından elektronik ortamda temin edilebilecek ya da kanunlarda belirtilen istisnalar dışında sınırlı olarak paylaşılabilecek. Bu uygulamaya ilişkin usul ve esaslar, Emniyet Genel Müdürlüğü ile ilgili taraflar arasında yapılacak protokolle belirlenecek.
KORUYUCU EKİPMAN ZORUNLULUĞU GENİŞLETİLDİ
Yönetmeliğin 150’nci maddesinde yapılan değişiklikle, motosiklet ve bisiklet kullanıcılarına yönelik koruyucu ekipman zorunlulukları genişletildi.
Buna göre, üç tekerlekli yük motosikletleri ile sürücüsü ve yolcuları bir çerçeve veya karoseriyle korunan araçlar hariç, bisiklet, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet, motosiklet ve 1 Ocak 2001 tarihinden sonra üretilen T3 kategorisindeki traktör sürücülerinin koruma başlığı ve gözlüğü takması gerekecek.
Adalet Bakanlığınca hazırlanan “Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi”, Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Tarifenin amacı, 12 Ocak 2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak gider avansının miktarı ile bu avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek olarak açıklandı.
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU’NA DAYANDI
Yeni tarife, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 120’nci maddesinin birinci fıkrasına dayanılarak hazırlandı.
Buna göre davacılar, dava açarken bu tarifede belirtilen gider avansını mahkeme veznesine yatırmakla yükümlü olacak. Avans; tebligat, posta gibi her türlü işlem giderini kapsayacak.
DAVACILAR TARAF SAYISININ BEŞ KATI ÜCRET ÖDEYECEK
Tarifeye göre davacı, taraf sayısının beş katı tutarındaki tebligat ücretiyle diğer iş ve işlemler için 530 TL’yi toplam avans olarak yatıracak.
KULLANILMAYAN AVANS GERİ ÖDENECEK
Adalet Bakanlığınca hazırlanan “Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tanık Ücret Tarifesi”, Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Tarifenin amacı, 12 Ocak 2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince tanıklara ödenecek ücret ve giderlerin miktarını, bunların ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek olarak açıklandı.
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNUNA DAYANDIRILDI
Tarife, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 265’inci maddesinin birinci fıkrasına dayanılarak hazırlandı.
Yeni düzenlemeyle tanıklık yapan kişilere, tanıklık nedeniyle kaybettikleri zamanla orantılı olarak 130 ila 200 TL arasında ücret ödenecek.
YOL VE KONAKLAMA GİDERLERİ DE KARŞILANACAK
Tanığın duruşmaya katılabilmek için seyahat etmesi gerekiyorsa, yol giderleriyle birlikte tanıklığa çağrıldığı yerdeki konaklama ve beslenme giderleri de devlet tarafından karşılanacak.
VERGİ VE HARÇTAN MUAF TUTULACAK
Son dönemde sıfır kilometre otomobillerde ortaya çıkan gizli ayıp vakaları, tüketicilerin mağduriyetini artırdı. Birçok vatandaş, araçlarında şanzıman problemi, boyalı parça ya da önceden kazaya karışmış olduğunu sonradan öğrenerek mahkemelere başvuruyor.
TRAFİĞE ÇIKMAYAN ARACIN GARANTİSİNİ BAŞLATMIŞLAR
Bir vatandaşın, henüz trafiğe çıkmayan aracının garantisinin 4 ay önce başlatılmasıyla ilgili yaşadığı mağduriyet, yasal düzenlemeleri bir kez daha gündeme getirdi. Tüketicinin, "Sıfır aldığım aracın yani trafiğe çıkmayan aracın garantisini 4 ay önce başlatmışlar. Fiilen teslim tarihini baz almıyorlar. Kanun mevzuat açık ama maalesef yardımcı olmuyorlar" şeklindeki şikayeti, satıcı ve ithalatçıların yasal yükümlülüklerini yerine getirmekteki aksaklıkları ortaya koydu.
Konuya ilişkin Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Başkanı Aydın Ağaoğlu, Hürriyet.com.tr’ye değerlendirmelerde bulundu.
Ağaoğlu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 10. maddesinin tüketici lehine çok net hükümler içerdiğini belirterek, “Teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. Yani ispat yükümlülüğü tüketicide değil, satıcıdadır” şeklinde konuşarak sözlerine şunları ekledi. "Şayet tüketicinin normal bilgi ve gözlemiyle fark etmesinin mümkün olamayacağı bir gizli ayıp söz konusuysa, garanti kapsamında ayıbın giderilmesi o malın kullanım ömrü boyunca istenebilir. Otomobil, beyaz eşya gibi dayanıklı tüketim mallarında yasal kullanım ömrü on yıldır."
“SATIN ALINAN MAL HER NE OLURSA OLSUN AYNI KURAL GEÇERLİ”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren yönetmelik değişikliği, Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğe yeni bir madde ekledi. Yeni düzenleme, Bakanlık tarafından "millet bahçesi" olarak belirlenen alanlarda kalan Hazine taşınmazlarını ve bu taşınmazlar üzerindeki ticari üniteleri kapsıyor.
TİCARİ ÜNİTELERİN KİRALANMASINA YENİ USUL
Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğe eklenen MADDE 74/B, "Millet bahçelerinin kiraya verilmesi" başlığıyla, ticari ünitelerin nasıl kiralanacağını detaylandırıyor. Buna göre, millet bahçelerinde yer alan ticari birimler için yeni bir kiralama modeli hayata geçirildi.
HİZMET VE İŞLETME UYGULAMALARI PROTOKOL İLE DEVREDİLECEK
Yeni düzenleme ile ticari ünitelerin kiraya verilmesi, yalnızca kira geliri elde etmekten ziyade, millet bahçelerinin genel işleyişini ve sürekliliğini sağlamayı hedefliyor. Kiralama işlemi; hasılattan ve/veya elde edilen gelirden pay alınması suretiyle gerçekleştirilecek.
Kiralama yetkisi, Bakanlığın bağlı, ilgili ve ilişkili kurum, kuruluş ve bunların iştiraklerine düzenlenecek bir protokol ile verilecek. Bu kurumlar, kiralanan alanlar karşılığında elde ettikleri hasılatın bir kısmını pay olarak Bakanlığa aktaracaklar.
BAKIM, ONARIM, GÜVENLİK VE TEMİZLİK SORUMLULUĞU KİRACIYA
Yönetmeliğin en önemli detaylarından biri, ticari üniteleri kiralayan kurumların sorumluluk alanının genişletilmesi oldu. Kiralamanın temel amacı, Millet Bahçesi alanlarının bakım, onarım, güvenlik, temizlik ve benzeri işletme uygulamalarının sağlıklı bir şekilde yürütülmesini sağlamak olarak belirlendi. Böylece, ticari faaliyet yürüten birimler, aynı zamanda millet bahçesinin genel işletim yükünü de üstlenecek.
Resmî Gazete’de yayımlanan değişikliğe göre, “Konutların Turizm Amaçlı Kiralanması Faaliyetlerinin Düzenlenmesine İlişkin Yönetmelik”te önemli revizyonlar yapıldı.
Yönetmeliğin 5’inci maddesindeki “yapılır” ibaresi “yapılabilir” olarak değiştirildi. Ayrıca yönetmeliğe eklenen “İzin Belgesinin Niteliği” başlıklı maddeyle, izin belgesinin yalnızca konutun turizm amaçlı kiralanmasına uygun olduğunu gösterdiği açıkça belirtildi.
Yeni maddeye göre izin belgesi, binada yalnızca belge verilen bağımsız bölümü kapsayacak ve konutun asli fonksiyonunu değiştirmeyecek. Ayrıca bu belge, imar planı değişikliklerine veya mülkiyet haklarında yeni bir kazanım sağlamayacak.
ARTIK ZORUNLU, BELGE YOKSA CEZA VAR
Değişiklik kapsamında, izin belgesine sahip konutların en az iki yılda bir denetlenmesi zorunlu hale getirildi.
Denetimlerde belgelerde eksiklik tespit edilmesi durumunda, belge sahiplerine eksikleri tamamlamaları için 30 gün süre tanınacak. Eksikliklerin giderilmemesi halinde idari para cezası uygulanacak, tekrarında ise izin belgesi iptal edilecek.
Ayrıca, denetim tarihi konut sahibine bildirilecek. Belirlenen tarihte konutun denetime hazır bulundurulmaması durumunda, ilgili kanun hükümleri uyarınca işlem yapılacak.
DEVREMÜLKLER DE KAPSAMA ALINDI
Yeni düzenlemeyle, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi amacıyla nükleer alanda kullanılan veya kullanılabilecek madde, malzeme, ekipman, sistem, bileşen ve ilgili teknolojinin ihracat ve ithalatına ilişkin kurallar yeniden belirlendi.
Yönetmelik, nükleer güvence kapsamında yer alan ve özel olarak tasarlanmış veya hazırlanmış eşyaları kapsıyor. Serbest bölgelere getirilen ya da bu bölgelerden yurt dışına çıkarılan eşyalar da yönetmelik hükümlerine tabi olacak.
DAYANAK VE TANIMLAR
Yönetmelik; 7381 sayılı Nükleer Düzenleme Kanunu ile 95 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne dayanılarak hazırlandı.
Metinde “Nükleer Transfer Uyarı Listesi”, “Nükleer Çift Kullanım Listesi”, “Güvence Belgesi”, “Nükleer güvence denetimi”, “Yeniden transfer” gibi kavramlar ayrıntılı şekilde tanımlandı.
NÜKLEER SİLAH VE PATLAYICILAR YASAKLANDI
Yönetmelikte, ihracatı veya ithalatı yapılan hiçbir eşyanın nükleer silah ya da patlayıcı yapımında kullanılamayacağı açıkça belirtildi.
Bu koşulu sağlamayan ihracat ve ithalat işlemlerine izin verilmeyecek.
Bu yıla 2 bin 620 dolardan başlayan altının onsu, jeopolitik gelişmeler, ABD yönetiminin uyguladığı tarifeler ve dünyadaki siyasi belirsizlerin etkisiyle alış ağırlıklı bir seyir izledi. Bu gelişmelere ABD'de hükümetin kapanması eklenince ons altındaki yükseliş ivmelendi.
Altının onsu bugün ilk kez 4 bin doları aştı. Güne pozitif bir seyirle başlayan ons altın 4049 dolara yükselerek rekor kırdı. Böylece altının onsu, yıl başından bu yana 1400 doların üzerinde değer kazandı.
YÜZYILDIR BÖYLESİ GÖRÜLMEDİ
İki yıl önce 2.000 doların altında işlem gören altın, bu performansıyla yüzyılın başından bu yana hisse senetlerinden daha yüksek getiri sağlamış oldu. Ons altın saat 13:00 itibariyle 4.047 dolar civarında işlem görmeyi sürdürüyor.
GRAM ALTINDA TARİHİ REKOR
Küresel piyasalardaki yükseliş, iç piyasaya da rekor olarak yansıdı. Gram altın sabah saatlerinde 5.393 lirayla tüm zamanların en yüksek seviyesini görmüştü. Altın ilerleyen saatlerde rekorunu tazeledi ve saat 13:00 itibariyle 5.428 lira seviyelerinde işlem görüyor.
ALTINA TALEP KÜRESEL BELİRSİZLİKLERLE ARTTI
2025 yılı boyunca altın, ABD’nin mali istikrarına dair belirsizlikler, küresel ticaret gerilimleri, Fed’in bağımsızlığına yönelik tartışmalar ve jeopolitik risklerin etkisiyle yüzde 50’nin üzerinde değer kazandı.