GİRİŞİMCİLİK onun ruhunda var... 17 yaşından bu yana iş hayatının içinde olan 39 yaşındaki Huriye Yılmaz, üniversite eğitimini çalışırken sürdürmüş. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, 35 yaşında Celal Bayar Üniversitesi’nde işletme yüksek lisansını tamamlamış. Sahadaki tecrübesini eğitimle de destekleyen Yılmaz, bugün bitkisel temizlik ürünleri üreten markasıyla küresel bir başarı hikâyesi yazma peşinde... Gelin; girişimin yola çıkışını, büyüme adımlarını ve hedeflerini kurucu ortağından dinleyelim...
Glint, Yılmaz’ın ilk adresi değil. Kurumsal kariyerine devam ettiği yıllarda, işverenin teklifiyle teknik olarak iflas etmiş bir fabrikaya ortak olan Yılmaz, farklı sektörlere de yönelerek şirketin borçlarını kapatıyor ve “Şimdi sıra yeni başarılarda” diyor. Yılmaz, o süreci ve çıktığı yeni yolculuğunu şöyle anlattı: “İşler belirli bir rutine oturmaya başlayınca, kendimi yeniden yeni bir şeylerin peşinde buldum. Çünkü ben ancak dönüşümün olduğu yerde var olabiliyorum. Bu sırada Glint markası, yani Tuna Bey ile tanıştım. Elinde inovatif bir temizlik ürünü vardı, fakat birçok aşamada eksikler söz konusuydu. Ben de “Ne üretirsem onu satarım” anlayışından uzaklaşıp, “Ne satabilirsem onu üretirim” felsefesiyle yola çıktım. Ürünü doğru kitleyle buluşturacak stratejiler geliştirerek pazarlama süreçlerine odaklandım. Bugün geldiğimiz noktada, markamız ülkenin önde gelen pazaryerlerinde ilk 5 büyük mağaza arasında yer alıyor.”
3 VARDİYA ÇALIŞIYOR
“Girişimimize Haziran 2023’te başladığımızda oldukça mütevazı bir yapıya sahiptik. Tek bir üretim hattında, zaman zaman satış dahi gerçekleştiremeden ayı kapatıyorduk. Aylık üretim kapasitemiz 40 bin adet civarındaydı. Yalnızca 7 kişiyle, haftanın birkaç günü, tam zamanlı olmayan bir düzenle ilerliyorduk” diyen Yılmaz, doğru stratejilerle bu tablonun nasıl değiştiğini şöyle özetledi: “Aralık 2024 itibarıyla, yani sadece 1.5 yıl gibi kısa bir sürede 8 üretim hattına ulaştık. 252 kişilik bir ekip ile 3 vardiya çalışıyoruz. Aylık 5.5 milyon adet üretim hacmine eriştik. Türkiye’nin 3 büyük zincir marketi ile doğrudan çalışıyoruz. Tüm büyük pazaryerlerinde aktif olarak satış yapıyor, 37 ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz.”
Tüketicilere ağırlıkla e-ticaret üzerinden ulaştıklarını, günde 60-70 bin adet kargo çıkışı yaptıklarını ifade eden Yılmaz, Türkiye’nin önde gelen pazaryeri olan Hepsiburada’nın Girişimci Kadınlara Teknoloji Gücü programı kapsamında verdikleri desteğin de büyüme yolculuğuna katkı sağladığını ekledi.
SUSUZ TEMİZLİK
Peki kısa sürede hızlı büyüme gösteren Glint’i rakiplerinden ayıran en önemli farklar neler? Yılmaz, çevresel sorumluluğu odağına alan bir anlayışla yola çıktıkların vurgu yaptı ve şu bilgileri paylaştı: “Ürünlerimiz susuz temizlik prensibiyle çalışıyor. Durulama gerektirmeyen formülümüz sayesinde su kaynaklarını tüketmeden hijyen sağlıyoruz.
KONUT satışları yüksek faize ve mevduat alternatifine rağmen yükselişini sürdürüyor. Haziran ayında ülke genelinde konut satışları yüzde 35.8 artarak 107 bin 723 oldu. Böylece artış serisinde 12’nci aya girildi. Adet bazında bakıldığında son 12 ayın en düşük rakamı görülse de yılın ilk 6 ayındaki tablo talebi net bir şekilde ortaya koydu. Ocak-Haziran döneminde satışlar bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 26.9 artarak 691 bin 893 olarak gerçekleşti. Böylece ‘tarihin en iyi ikinci 6 aylık verisi’ kayıtlara geçti. En iyi veri 726 bin 398 adet ile 2022’de gerçekleşmişti.
KREDİLİ SATIŞ GERİLEDİ
Haziranda banka kredili satışlarda yüksek faiz etkisi görüldü. Kredili satışlar bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 112.6 oranında artarak 14 bin 484 olsa da, toplam konut satışları içinde payı sadece yüzde 13.4 oldu. Böylece hem yılın en düşük payı hem de en düşük satış adeti görüldü. Peşin ve senet gibi diğer konut satışları ise yüzde 28.6 oranında artarak 93 bin 239’a yükseldi. Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı yüzde 86.6 olarak açıklandı.
Sıfır konut ve ikinci el ayrımına bakıldığında ise fiyat avantajı ile ikinci elin ağırlığı devam ederken, sıfır konut talebinde artış dikkat çekti. Türkiye genelinde ilk el konut satışı haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 32 artarak 33 bin 569 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışının payı yüzde 31.2 ile ‘yılın zirvesini’ gördü. İkinci el konut satış sayısı ise yüzde 37.6 artarak 74 bin 154 oldu ve payı yüzde 68.8 olarak hesaplandı.
Uzun süredir gerileyen yabancıya satışta artış sürpriz oldu. Yabancılara yapılan konut satışları haziranda bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8.7 artarak bin 565’e yükseldi. Toplam konut satışları içinde yabancı payı yüzde 1.5’e çıktı. Böylece son 10 ayın en yüksek payını aldı. Yılın ilk yarısında ise yabancıya satış yüzde 10.6 azalarak
9 bin 354’e geriledi.
REEL KAYIP AZALIYOR
Ancak son yıllarda hızla artan kiralar ve ev sahibi ile yaşanan sorunlar da kiracıların ev alma isteğini tetikliyor. Bu nedenle alternatif alım modellerine ilgi her geçen gün artıyor. Bu modellerden biri de ‘arsadan ev’; Alıcı eve giden yolda ilk basamak olarak önce arsa alıyor, sonra evi yapıyor ya da yaptırıyor. Sektör uzmanlarına göre bu pazarın yıllık büyüklüğü 15 milyar dolara ulaştı.
YATIRIMCI KONUT ALDI ERİŞEMEYEN DE ARSA
Konuta erişim sorunun büyümesi ile arsa temelli alımın yoğun ilgi gördüğünü dile getiren arsaVev Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Öztürk, talebin nedenini ve pazarın büyüklüğünü şöyle anlattı: “Yılın ilk 5 ayında konut satışlarında ciddi bir artış var. Fiyatların dip yaptığını düşünen alıcılar, başta altın olmak üzere farklı enstrümanlardan kazandıklarını gayrimenkule getirdi. Parası olan kitle fırsat dönemini iyi değerlendirdi. Ama alıcıların büyük kısmı yatırımcı. Türkiye’de asıl sorun ise evi olmayan kesim. Bu kesim için arsa yoluyla alım önemli bir seçenek oldu. 2020’de pandemi ile başlayan, sonrasında depremlerle artan arsa/arazi ilgisi 2023’ten bu yana konuta giden yolda basamak yatırım haline geldi. Arsadan ev modelinin yıllık pazar büyüklüğü 15 milyar dolara çıktı. Biz de bu alana odaklandık ve ‘Konut Getirili Arsa Modeli’ni geliştirdik. Burada alıcılar bir arsadan payını alıyor, sonra bu arsayı müteahhide kat karşılığı vererek ev sahibi oluyor. Tüm süreci alıcı adına biz yönetiyoruz. Vatandaş arsa maliyetine ev sahibi oluyor.”
Konut Getirili Arsa Modeli ile bugüne kadar 5.7 milyon metrekare arsa satışı gerçekleştirdiklerini belirten Öztürk, “Sıfır konut piyasasının sıkıntılı olduğu bu dönemde dahi yılının ilk yarısını 1.164 adet satış ile tamamladık” dedi. Modelin Torbalı ve Kuşadası’ndaki ilk projelerinde teslime yaklaştıklarını söyleyen Öztürk, yılda 3 bin teslim hedefi ile ilerlediklerini kaydetti.
Arsa fiyatlarına da değinen Öztürk, “Pandemiden sonraki 3-4 yıldaki yüzde 100, yüzde 150 gibi çıkışlar artık yok. Tarım arazilerinde yükseliş daha fazla. İmarlı arsalarda ise enflasyonun bir miktar üstünde artışlar var” ifadelerini kullandı.
‘BEYAZ YAKALI EV HAYALİNİ KAYBETTİ’
ŞUBAT ayında yaptıkları bir araştırmayı paylaşan Öztürk şunları söyledi: “Aylık 75 bin lira üzerinde kazanan beyaz yakalılara yönelik bir araştırma yaptık. Buna göre orta gelirlilerin yüzde 76’sı bu şartlarda ev sahibi olamayacağını düşünüyor. Yani ev hayalini kaybetmiş. Bu kesime göre arsa konuttan daha kârlı, ama hangisini alırsınız soruna yüzde 83’ü ‘ev’ yanıtını veriyor. Yani evi olmayanın umudu az olsa da, imkan olursa önce ev diyor. Bu nedenle bizim sunduğumuz arsadan ev modeli ilgi görüyor.Sistemin sağlıklı büyümesi adına bu alanda bir düzenleme gerekiyor. Tüketiciyi korumak için sermaye yeterliliği, lisans, tamamlama sigortası gibi kriterler gelmeli. Bu konuyu kamu yetkilileri ile görüşüyoruz.”
Öğrencilik döneminde hazırlanan bitirme projesi, bugün güneş enerjisi sektörüne katkı sunan iddialı bir girişime dönüştü. Orkun Aşa, bilgisayar mühendisliği bölümünde eğitim alırken, afet sonrasında kullanılabilecek bir arama kurtarma drone’u geliştirmek için kolları sıvadı. Ödev kapsamında hazırlanan proje ile kurtarma ekiplerine hızlı ve doğru bilgi sağlayarak operasyonları daha etkili yönetmeyi amaçlıyordu. Bu doğrultuda, sahadan gerçek zamanlı veri toplayan ve bu verilerle ekiplerin yönünü belirleyen otonom bir drone geliştirildi. 2017’de ilk prototipleri üretildi, 2019’da ise Hummingdrone resmi olarak kuruldu. Hummingdrone bugün ise otonom drone ve özgün yapay zekâ çözümleriyle güneş enerjisi santrallerinde denetimler gerçekleştiriyor. Gelin girişimin yola çıkışını, büyüme adımlarını ve hedeflerini kurucusu Orkun Aşa’dan dinleyelim...
SOSYAL FAYDA İLE YOLA ÇIKTI
Öğrencilik döneminde sosyal fayda odaklı bir fikirle yola çıkarken zamanla profesyonel bir teknoloji girişimine dönüştüklerine dikkat çeken Aşan, “Araştırmalarımız ilerledikçe, tarım, enerji nakil hatları ve kentsel alan denetimleri gibi farklı alanlarda drone teknolojilerinin büyük bir potansiyeli olduğunu gördük. Görüntü işleme teknolojilerimizi bu alanlara da uyarlayarak, özellikle tarım alanında üreticilerin işlerini kolaylaştıracak çözümler geliştirdik. Nihayetinde odağımızı daha stratejik ve sürdürülebilir bir alana, güneş enerjisi sistemlerine yönelttik” dedi ve ekledi: “Sosyal etki ve ekonomik sürdürülebilirliği birlikte düşünmenin, daha dirençli bir girişim yaratmak açısından kritik olduğuna inanıyoruz. Bu dengeyi koruyabilen girişimler kalıcı ve dönüştürücü oluyor.”
BİRKAÇ SAAT İÇİNDE TESPİTLERİ YAPIYOR
Girişim son odak noktasında güneş enerjisi sektöründe nasıl bir hizmet sunuluyor? Aşa çalışmaları şöyle özetledi: “Hummingdrone olarak, otonom hava destekli bakım ve denetim teknolojileri geliştiriyoruz. Bu teknolojiyle güneş enerjisi santrallerinin bakım ve denetim süreçlerini dijitalleştiren, yenilikçi bir girişim olarak ön plana çıkıyoruz. Güneş enerjisi, bizim için temiz bir enerji olmanın ötesinde, iklim kriziyle mücadelede de hayati bir araç. Geliştirdiğimiz insansız hava araçlarıyla GES sahalarını otonom şekilde tarıyor, görsel ve termal verileri toplayarak, kendi yapay zekâ destekli analiz platformumuzda işliyoruz. Arızalı panelleri, performans kayıplarını ve riskli alanları anında tespit edip sahaya özel uygulanabilir raporlar sunuyoruz. Bu süreç, klasik yöntemlerle haftalar sürebilecek işlemleri birkaç saat içinde sonuçlandırıyor.”
100’ÜN ÜZERİNDE GES’TE ÇALIŞIYOR
“Kuruluşumuzdan bu yana hem teknik hem de operasyonel anlamda önemli bir yol kat ettik” diyen Aşa, “40’tan fazla müşteriyle aktif olarak çalışıyor, 100’ün üzerinde güneş enerji santralinin bakım ve denetim süreçlerine teknolojik katkı sunuyoruz. Kurulduğumuz günden bu yana kayda değer yatırımlar aldık. Şu anda 6 milyon dolar değerlemeyle yeni bir yatırım turumuzu şekillendirme sürecindeyiz. Yeni yatırımımızı Ar-Ge gücümüzü artırmak, teknik ekibimizi büyütmek ve yurtsdışı pazarlara açılmak için kullanmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.
Türk inşaat ve gayrimenkul sektörü global arenada üstlendiği projeler, işçilik kalitesi ve hızıyla dünya listelerinde üst sıralarda yer alırken, şimdi sıra teknolojiye geldi. Bu alanda kritik hamlenin paydaşları buluşturmak olduğunu gören Emlak Konut GYO, yerli girişimlerle yapı sektörünü ‘Anahtar Fikirler Zirvesi’nde buluşturdu. Zirveye katılan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, yerli teknoloji firmalarının destekleneceğini açıklarken, gayrimenkul start-up’larının sosyal konut ve dönüşüm projelerinde de kullanılabileceğini söyledi.
KAĞITTAN BULUTA GEÇİŞ
“Dünyada 50 milyar dolara yakın bir yatırım hacmine sahip olan gayrimenkul teknolojileri, önümüzdeki 10 yılda birçok sektörün önüne geçecek” diyen Kurum, “Türkiye, gayrimenkul sektöründe dünyanın en başarılı ülkelerinden biri. Bu başarıyı korumak için; sektörde dijitalleşmeyi de başarmalı, sektörümüzün bütün aşamalarını acilen teknoloji ile buluşturmalıyız” dedi. Türkiye’nin, teknoloji geliştirme noktasında iddiasını ortaya koyduğunu söyleyen Kurum, Türkiye’nin gayrimenkul teknolojileri alanında küresel bir oyun kurucu olmaya hazır olduğunu vurguladı.
Yapılan mevzuat çalışmaları ile dijitalleşme alanında önemli yol kat edildiğini anlatan Kurum, “Çeyrek asır önce; ‘parası olan herkes bina yapsın’ denilen bir yerden; bugün, sadece paranın yetmediği, sonuna kadar yetkinliğin arandığı, ulusal yeşil bina sertifikası alabilecek kadar çevreci projeler üreten bir müteahhitlik sürecine geçtik. Artık; ‘gayrimenkulde kâğıttan buluta geçiş’ diyerek; proje üretiminden onay süreçlerine kadar tüm aşamaları dijital ortamda yapan bir ülkeyiz” ifadelerini kullandı.
SOSYAL KONUTTA KULLANILACAK
Yıl sonunda 81 ilde yeni bir sosyal konut hamlesi başlatılacağına değinen Bakan Kurum, şunları söyledi: “Bu sosyal konut projelerinde de girişimcilerimizden, yapı sektörüne dair yeni projeleri ortaya koymalarını, yeni teknolojileri geliştirmelerini ayrıca bekliyoruz. Anahtar Fikirler Zirvesi’yle; yapacağımız işbirliğine dair çok büyük bir adım atmış bulunuyoruz. Gayrimenkul ve inşaat sektörüne yönelik yenilikçi teknolojiler geliştiren startup ekosistemiyle işbirliklerinin ilk tohumunu ekiyoruz. Her şeyden önce, ‘zirveyi yaptık, konuştuk, dağıldık’ olmayacak. Bu işin paçasına dört elle yapışacağız.”
‘FİNANSAL DESTEK SAĞLAYACAĞIZ’
Zirve öncesinde başlatılan pilot uygulamaların genişleteceğini belirten Kurum, “Hızlıca tüm girişimlere destek olmak için mentörlük programlarına başlayacağız. Sektörümüze katkı sunacak tüm girişimlerin, bakanlığımızın tedarik zincirine entegre olmasını sağlayacağız. Ve son olarak da bu girişimlerin büyüme süreçlerinde ihtiyaç duyacakları maddi, manevi, tüm finansal desteği sağlayacağız” şeklinde konuştu.
Ülke genelinde ev sahipliği oranı düşüyor, kiracı sayısı artıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan rapora göre 2024 yılında ev sahipliği oranı yüzde 56.1’e düşerken, kiracı oranı yüzde 28’e ulaştı. Böylece ev sahipliğinde en düşük, kiracılıkta en yüksek oran kayıtlara geçti. Kiracı sayısındaki artışa rağmen arzın gerilemesi ise kiraların yükselmesine neden oldu.
ŞİRKETLER SATMAZ PORTFÖYDE TUTAR
İşte bu tablo içinde piyasaya yeni arz getirebilecek dikkat çeken bir öneri, İş GYO Genel Müdürü Ömer Barlas Ülkü’den geldi. Ülkü, kurumsal firmaların konut kiralamalarında yüzde 20 KDV uygulandığını, ancak bunun yüzde 1’e çekilmesi halinde şirketlerin arzı portföyünde tutmayı seçebileceklerini söyledi. Kurumsal firmaların, özellikle GYO’ların KDV teşviki olması durumunda satan değil, kiraya veren pozisyonuna geçeceğini belirten Ülkü, “Kurumsal firmaların portföyünde kiralık tutması hem kiracı hem de piyasa için avantaj. Kiracı kurumsal bir yapı ile muhatap olur, piyasaya da kiralık arzı eklenir. Bu öneriyi sektör temsilcileri olarak aramızda konuşmaya başladık. Eğer böyle bir adım atılırsa firmaların üretim iştahı da artar” dedi.
Konut üretiminin gerilemesine de değinen Ülkü, “Yıllık ihtiyaç 800 binken, uzun yıllar 500 bin seviyelerinde kalırsa barınma krizi, konut sahipliğinin düşmesi, kiraların kontrol edilememesi konuşulacak. O yüzden üretimin desteklenmesi gerek. Firmaların yapım arzusu var. Ancak uygun finansman ve talep koşulunu bekliyorlar. Bu da 2026’ya kalır gibi görünüyor” diye konuştu.
YATIRIMCI BEKLİYOR OTURUMCU ALIYOR
Yatırım amaçlı konut alımında ciddi düşüş olduğunu, satışların oturmak için ev arayan kesime yapıldığını belirten Ömer Barlas Ülkü, “Ne zaman mevduat faizi düşer, konutun değer artışının altına gelirse ve yüzde 1-1.5 ile kredi çekilirse o zaman yatırımcı konuta tekrar gelir. Beyaz yakalı ve orta gelirli için de alım gücü iyileşmeli. O da nasıl olur; enflasyon 30 ise, çalışan 35 zam alacak. Bu kesim için yurtdışındaki mortgage sistemleri de denenebilir” ifadelerini kullandı.
300 MİLYON DOLARLIK KASABA
Her ölçekte işletme için ticari iş ortaklarının hukuki süreçlerini takip etmek kritik önem taşırken, bu alandaki ihmaller büyük kayıplara neden olabiliyor. Yaşanan bu sorunu ve hukuktaki dijitalleşme ihtiyacını gören genç girişimci Burak Özçelik, hukuk öğrencisi olduğu 2021 yılında ‘Ulawk’ platformu kurarak dikkat çeken bir girişime imza attı. Ulawk, şirketlerin Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlanan hukuki ve ticari ilanları otomatik olarak takip etmelerini sağlıyor. Girişim, geleneksel yöntemlerle yürütülen hukuki süreçleri daha verimli ve sistematik hale getiren yazılım çözümleri geliştirerek, şirketlerin hukuki iş yükünü azaltmayı ve süreçleri hızlandırmayı hedefliyor.
TİCARİ RİSKLERİ EN AZA İNDİRİYOR
“Hukuk, doğası gereği kurallara sıkı sıkıya bağlı ve oldukça geleneksel bir alan. Ancak bu, yeniliğe kapalı olması gerektiği anlamına gelmiyor. Tam aksine, özellikle kurumsal hukuk süreçlerinde verimliliği artırmak, hata payını azaltmak ve süreçleri hızlandırmak için teknolojinin sunduğu imkanlardan faydalanmak gerekiyor” diyen Özçelik, ‘Peki platforma üye olanlara nasıl fayda sağlıyorsunuz? sorusunu şöyle yanıtladı:
“Ulawk, web tabanlı SaaS modeliyle, şirketlerin Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlanan hukuki ve ticari ilanları otomatik olarak takip etmelerini sağlıyor. Türkiye’de her şirket, kuruluş, adres değişikliği, birleşme, iflas ve diğer yapısal değişikliklerini Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan etmekle yükümlü. Türk Ticaret Kanunu’nun 36/3. maddesi gereği, bu ilanların takip edilmemesi, işletmeler için ciddi hukuki ve ticari riskler oluşturabiliyor. Bireysel takip, zaman alıcı ve hata riski yüksek bir süreç. Ulawk, bu süreci tamamen otomatikleştirerek, işletmelerin ilgili ilanları anlık olarak e-posta bildirimleriyle almasını sağlıyor. Şirketler, ticari ilişkide oldukları firmaları Ulawk paneline ekleyerek, onlarla ilgili kritik değişiklikleri kaçırmadan takip edebiliyor. Bu sayede işletmeler, hukuki süreleri kaçırmadan önlem alabiliyor ve ticari risklerini minimize edebiliyor.”
2022’den bu yana İstanbul Üniversitesi Teknokent Entertech bünyesinde yer alan girişim ‘Yılın Enleri Ödül Töreni’nde Genç Girişimci Ödülü’ne değer görüldü.
DÜNYAYA AÇILMAYI HEDEFLİYOR
Peki bundan sonrası için hedefleri neler? Özçelik şunları söyledi: “Kısa vadede, mevcut ürünümüzün Türkiye’deki müşteri sayısını artırmayı ve yeni projemizi geliştirmeyi hedefliyoruz. 2025 yılı içinde yeni projemizi satışa sunarak ürün portföyümüzü genişletmeyi ve müşteri tabanımızı daha da büyütmeyi amaçlıyoruz. Uzun vadede ise çözümlerimizi global pazarlara entegre ederek, hukukun ortak süreçlerine yönelik küresel ölçekte kullanılabilecek bir ürün sunmayı planlıyoruz.”
Aynı dönemde reel düşüş (enflasyondan arındırılmış) ise yüzde 3.6 olarak açıklandı. Geçen yılın sonunda yüzde 15’e yaklaşan reel gerileme ocakta yüzde 7.2, şubatta yüzde 5.6, martta ise yüzde 4.2 olmuştu. Nisan sonuçlarıyla reel düşüşte gerileme serisi devam etmiş oldu.
DEPREM ETKİSİYLE ANKARA ZİRVEDE
Peki en çok ve en az artış nerelerde oldu? TCMB verilerine göre şöyle:
Nisanda 3 büyük il içinde yıllık bazda en çok artış Ankara’da oldu. Başkent’te yıllık artış yüzde 41.9 olurken, İstanbul’da 34.4, İzmir’de 30.9 olarak hesaplandı. Aylık bazda ise Ankara’da yüzde 2.8, İstanbul’da 2.7, İzmir’de ise 0.2 artış görüldü.
Ülke genelinde en fazla artış olan il yine Ankara oldu. Deprem sonrası yoğun göç alan ilde artan taleple birlikte fiyat ve kira artışı ülke ortalamasının üzerinde olmaya devam etti. Yüzde 41.9 ile zirvede yer alan Ankara’yı, yüzde 37.5 ile ‘Erzurum, Erzincan, Bayburt, Ağrı, Ardahan, Kars, Iğdır’ bölgesi izledi. Fiyatların en çok arttığı üçüncü bölge yüzde 37.4 ile ‘Bingöl, Elazığ, Malatya, Tunceli, Van, Bitlis, Hakkari, Muş’ oldu.
En düşük artış ise yüzde 25.1 ile ‘Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye’ bölgesinde yaşandı. Bu bölgeyi yüzde 26.6 ile ‘Artvin, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize, Trabzon’, yüzde 27 ile ‘Edirne, Kırklareli, Tekirdağ’ takip etti.
Türkiye geneli metrekare birim fiyatı ise 37 bin 687 liraya çıktı. Yani 100 metrekare evde ortalama fiyat 3.7 milyonu aştı. En yüksek metrekare satış fiyat 66 bin 547 lira ile Muğla’da görülürken, onu 60 bin 925 lira ile İstanbul izledi. İzmir’de ortalama metrekare fiyatı 41 bin 764 liraya, Ankara’da ise 33 bin 273 liraya yükseldi.