Yaratıcı yıkım ekonomisinin şifreleri

Güncelleme Tarihi:

Yaratıcı yıkım ekonomisinin şifreleri
Oluşturulma Tarihi: Ocak 02, 2026 04:00

Dünya Bankası adına hazırlanan ‘Yapay Zekâ ve Ekonomik Kalkınma’ başlıklı raporun Akademik Başdanışmanı Chicago Üniversitesi Ekonomi Profesörü Ufuk Akçiğit, Türkiye’nin yapay zekâ yatırımlarında OECD ortalamasının altında kaldığına dikkat çekerek, “Bu bir fırsat. Atak yapabiliriz. Türkiye’nin gençlik gibi bir gücü var. İşin kilit kısmı akademisyenlerimiz” dedi. ‘Yaratıcı Yıkım Ekonomisi’ kitabıyla dünya çapında ses getiren Akçiğit, dönüşümün şifrelerini anlattı...

Haberin Devamı

YARATICI yıkım, yeni bir kavram değil. Ekonomist Joseph Schumpeter tarafından 1942 yılında ortaya atıldığından bu yana yeniliklerin ekonomide yarattığı yıkımı da fırsatları da aynı anda ifade eden bir terim. ‘Nerede o eski meslekler’ dediğinizde aslında tam da bu kavramın içine girmiş oluyorsunuz. 

Geçtiğimiz aylarda Koç Üniversitesi Rahmi Koç Bilim Madalyası verilen Chicago Üniversitesi Ekonomi Profesörü Ufuk Akçiğit’in 2023’te yayınlanan kitabı ‘Yaratıcı Yıkım Ekonomisi’ de bugün yaşadıklarımıza bu açıdan bakıyor. Prof. Dr. John Van Reenen ile birlikte kitabı yayına hazırlayan Akçiğit, yoğun araştırma trafiği içinde geçtiğimiz günlerde Türk iş dünyasıyla buluşmak üzere İstanbul’daydı. Buluşma, kitabın Türkçe basımına sponsor olan Letven Capital’in organizasyonuydu. Biz de bu kapsamda Prof. Dr. Akçiğit ile ‘yaratıcı yıkım’ kavramına mercek tuttuk, merak ettiklerimizi sorduk.

Haberin Devamı

OYUN KURUCU KİM OLACAK?

“Dünya Bankası, ‘Yapay Zekâ ve Ekonomik Kalkınma’ başlıklı bir rapor hazırlıyor. Ben de raporunun akademik başdanışmanıyım. Ülkeleri dolaşarak yapay zekâyı kalkınma modellerinin içine ne kadar dahil ettiklerini, yatırımlarını araştırıyorum. En son Çin ve Kore’ye gittim, oradan geliyorum” diyerek başladı söze Prof. Dr. Akçiğit.

Rekabet ne durumda diye merak edince maçın çoktan başladığını söyledi:

“Yapay zekâ çağında kalkınma yarışının start düdüğü çoktan çaldı. Bu kez mesele sadece teknoloji kullanmak değil; oyunu kimin kuracağı. Çünkü önümüzdeki dönemde, bugün adını bile bilmediğimiz pazarlar doğacak; aynı hızla, daha önce hiç yaşamadığımız türde kırılmalar ve krizler de kapıyı çalacak. Böyle bir dünyada en pahalı strateji ise ‘bekle-gör’ oluyor.”

‘Peki doğru strateji nedir’ sorusuna yanıt verirken geleneksel altyapı yatırımı mantığının artık değiştiğine vurgu yapan Prof. Akçiğit, “Altyapı dediğimiz şey artık sadece yol, köprü, liman değil; dijital kapasite, hesaplama gücü, bağlantı, kurumların çevikliği ve en önemlisi, veri” dedi.

Yaratıcı yıkım ekonomisinin şifreleri

Haberin Devamı

ÇAĞIN YAKITI VERİ

Akçiğit’e göre ‘yaratıcı yıkım’ ekonomisi birçok kavramı, ürünü, bilgiyi hayatımızdan çıkarırken yeni fırsatlar da yaratıyor. Ancak bu fırsatı değerlendirmenin kilidi ‘veri’de saklı. Prof. Dr. Akçiğit bunu şöyle anlattı:

“Yapay zekânın yakıtı veri; veri yoksa teknolojinin gelişmesi de mümkün değil. Kuzey ülkeleri veriyle daha ‘barışık’ iken, özellikle orta gelirli ekonomilerde, daha mesafeli bir duruş görüyoruz.”

KUTUPLAŞMA ARTACAK

Hangi ülkeler bu süreci daha iyi yönetiyor? Ülkeleri inceleyen ödüllü ekonomist bunu da şöyle yanıtladı:

“Çin, Hindistan ve ABD bu alanlarda şaşırtıcı derecede dinamik. Avrupa mesafeli grupta. Çünkü Avrupa’da regülasyon kültürü çok güçlü.Yeni girişimcilik oranlarına baktığınızda, Avrupa’nın genelinde tarihsel olarak Amerika’nın seviyesinin çoğu zaman yüzde 50’sinin altında kaldığını söylemek mümkün. Yapay zekâ ‘taze kan’ isteyen bir alan. Şirket yaşıyla yapay zekâ kullanımının arasında negatif bir ilişki var; şirket ne kadar gençse, yapay zekâya o kadar yakın oluyor. Dolayısıyla yarışta Avrupa ile Amerika–Hindistan–Çin arasındaki makasın açıldığını ve daha da açılacağını düşünüyorum. Bu da bizi giderek daha ‘iki kutuplu’ bir dünyaya doğru götürüyor.”

Haberin Devamı

Yaratıcı yıkım ekonomisinin şifreleri

ŞİRKETLER, ÜLKELER NASIL GÜÇLENİR

 Prof. Dr. Akçiğit’e göre ‘genç’ kavramı yıkıcı ekonominin kilidi. “Önümüzdeki dönemde genç girişimciler, genç fikirler ve yeni örgütlenme biçimleri daha çok öne çıkacak” diyen ekonomist, yaratıcı yıkım ekonomisinde güçlenmenin şifrelerini şöyle anlattı: 

 “Ülkeler, kendi güçlü ‘kaslarına’ göre yapay zekâyı adapte etmek zorunda.

 Atıl kalmış yapıların sistemden çıkmasını kolaylaştırmak gerekiyor. Bir şeylerin kapanması negatif algılanıyor. Kapanmaya yüz tutmuş kurumları ‘ne pahasına olursa olsun’ hayatta tutmak hata.

 İktisatta şöyle deriz: Büyük makro krizler aynı zamanda büyük fırsatlar yaratır. Eski düzeni bir an önce geri kurmakla uğraşırken asıl fırsat kaçar.

Haberin Devamı

 Yeni oluşumlara alan açmak gerek. Üniversiteler bu işin kapısı. Üniversite–endüstri işbirliği önemli. Yapay zekâ bu ilişkiyi artık çok daha kritik hale getirdi. Örneğin İsviçre modeline baktığınızda, bir firmanın üniversiteyle işbirliği yapmasına ciddi teşvikler verildiğini görüyorsunuz. Kore ve Japonya da bu konuda iyi örnekler arasında.”

‘CESUR ÇÖZÜMLER GEREKİYOR’

Prof. Dr. Ufuk Akçiğit’in ‘Yaratıcı Yıkım Ekonomisi’ kitabının Türkiye’deki basımına sponsor olan Letven Capital Genel Müdürü Kamil Kılıç, bu kararın arkasındaki fikri şöyle anlattı: “Ufuk Hoca’nın yaratıcı yıkım yaklaşımı bize şunu çok net söylüyor: Ekonomik büyüme, mevcut yapıları koruyarak değil; yenilikçi fikirlerin, teknolojinin ve girişimciliğin önünü açarak mümkün oluyor. Eski olanın yerini daha verimli, daha yaratıcı ve daha cesur çözümlerin alması gerekiyor. Bu kolay bir süreç değil ama sürdürülebilir kalkınmanın da başka bir yolu yok. Biz de Letven Capital’i kurarken bu anlayıştan yola çıktık. Bizim için yatırım, yalnızca sermaye sağlamak değil; yeniliği destekleyen, teknolojiyi merkezine alan ve girişimcilere alan açan bir ekosistem inşa etmek anlamına geliyor.”

Haberin Devamı

‘TÜRKİYE İÇİN FIRSAT BÜYÜK’

Peki bu kutuplaşmış dünyada Türkiye’nin durumu nasıl? Prof. Dr. Akçiğit önce bir veri paylaştı. Yapay zekâ yatırımlarında Türkiye’nin OECD ortalamasının gerisinde olduğunu söyledi. Ve şunları ekledi:

 “Bu durum ilk bakışta negatif gibi görünebilir ama aslında doğru adımlar atılırsa büyük bir fırsat anlamına geliyor. Tam da bu dönemde üniversitelerin atılımın ön cephesinde yer alması gerekiyor. Üniversiteler öncülük etmeli, endüstriyle bir araya gelmeli, girişimci bir rol üstlenmeli. Bu köprü kurulduğunda hem insan kaynağı hem de bilgi üretimi çok daha hızlı şekilde ekonomik değere dönüşebilir.

 Türkiye’deki akademik araştırmaların yüzde 50’den fazlası sağlık alanında. Bu, aslında çok önemli bir avantaj. Çünkü sağlıkta hem veri üretimi yüksek hem de yapay zekânın doğrudan değer yaratabileceği bir sürü problem var. Yani sağlık alanında güçlü olduğumuz bu birikimi, yapay zekâyla doğru şekilde birleştirebilirsek çok ciddi bir sıçrama fırsatı doğar.

 Benzer bir potansiyel tarımda da var. Türkiye’nin tarımda çok ciddi bir istihdamı var; üstelik büyük bir tarım ülkesiyiz. Tam da bu yüzden, yapay zekâyı tarıma entegre ederek verimliliği artırmak, kaynak kullanımını iyileştirmek, kayıpları azaltmak ve üretimde kaliteyi yükseltmek için çok uygun bir zemin mevcut.

 Dolayısıyla mesele, bu alanlarda doğru yatırımları doğru mekanizmalarla yapmak. Eğer bunu başarabilirsek, orta gelir tuzağına takılmış ülkeler için bu dönem gerçekten bir ‘sıçrama penceresi’ olabilir.”

 

 

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!