Güncelleme Tarihi:

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından hızla yükselen petrol fiyatları, otomotivde maliyet zincirini yukarı çekti. Enerji, hammadde ve lojistikte artan giderlerin kısa vadede fiyatlara yansıyacağı beklentisi ise Türkiye’de tüketiciyi beklemek yerine alıma yöneltti. Nisan itibarıyla showroom trafiği belirgin şekilde artarken, üreticiler mayıs-haziran döneminde fiyat artışlarının kaçınılmaz olduğuna işaret ediyor. Bu tablo, otomobilin Türkiye’de hâlâ güçlü bir yatırım aracı olarak görülmesinin talebi öne çektiğini net biçimde ortaya koyuyor.
YATIRIM ARACI REFLEKSİ
Otomobil fiyatlarındaki artış baskısı tüketici için sürpriz değildi. Sanayi tarafındaki ilk değerlendirmeler de bu beklentiyi doğruladı. Geçen hafta İstanbul’daki ilk çeyrek değerlendirme toplantısında gazetecilerle bir araya gelen OSD Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu, “Avrupa’da enflasyon ya da istikrarsızlık dönemlerinde ilk refleks harcamaları kısmak olurken, Türkiye’de tüketici otomobili bir yatırım aracı olarak gördüğü için talep aynı ölçüde etkilenmiyor. Nitekim mart ayı kötü kapanmadı. Çok yakınımızda ciddi bir savaş ortamı olmasına rağmen pazarın bundan sınırlı etkilendiğini görüyoruz. Nisan başı itibarıyla da showroom’ların yeniden hareketlendiğini söyleyebilirim” diye konuştu.
İran’daki gerilim kaynaklı artan maliyetlerin otomobil fiyatlarına yansımasının kaçınılmaz olduğunu belirten Eroldu, artış oranının ise petrol fiyatlarının dengeleneceği seviyeye bağlı olacağını ifade ederek şöyle devam etti:
‘MAYIS-HAZİRAN’DA FİYATLARA YANSIR’
“Özellikle plastik hammaddelerinde maliyet artışı olacak, bunun ilk emarelerini görüyoruz. Petrolde nasıl fiyatlar arttıysa pompa fiyatlarında, petrol türevlerinde de benzer artışlar yaşanacak. Birçok firma artık Ümit Burnu’nu kullanıyor, bu da nakliye kaynaklı maliyetleri artırıyor. Müşteri talebi bir miktar öne çekildi çünkü tüketici de bu tabloyu görüyor. Kişisel görüşüm, insanların varlıklarını korumak amacıyla satın almaya yöneldiği yönünde. Nisan ayında fiyatlarda bir değişiklik olmadı ancak mayıs-haziran döneminde yansımalar olacaktır.”
İLK ÇEYREKTEKİ DÜŞÜŞ GEÇİCİ
Türk otomotiv sanayi ilk çeyreği üretimde yüzde 7, ihracatta yüzde 15 düşüşle kapattı. Bu gerilemede en büyük etki otomobil üretimindeki yüzde 18’lik düşüşten gelirken, OSD Başkanı Eroldu düşüşün ana nedeninin otomobil üretimindeki yeni yatırımlar kaynaklı geçici üretim kaybı olduğunu vurguladı. Eroldu’ya göre, buna rağmen ilk çeyrekte yerlilik oranı 4 puan artarak yüzde 35’e yükseldi ve yatırımların etkisi görülmeye başlandı. Kapasite kullanım oranı genel olarak yüzde 60 seviyesinde kalırken, hafif araçta düşüş yaşanmasına karşın kamyon, otobüs ve minibüs tarafında belirgin bir toparlanma dikkat çekti. Eroldu, “Yıl sonunda kapasite kullanım oranımızı yüzde 65-70’lere çıkarmak istiyoruz” dedi.
SANAYİDE HEDEFLER AŞAĞI
Küresel gelişmelerin belirsizlik ortamını artırması nedeniyle sene başında koydukları üretim ve ihracat beklentilerini revize ettiklerini belirten Eroldu, “ABD’nin başlattığı uygulamalar, artan korumacılık ve Çin’in rekabet baskısı belirsizliği artırıyor. Avrupa Birliği de bu süreçte daha korumacı bir yapıya yöneliyor. Tüm bu gelişmeler ve İsrail-İran gerilimi nedeniyle 2026 yılı için beklentilerimizi aşağı yönlü revize ettik; ihracatta yüzde 4, toplam üretimde ise yüzde 2 düşüş öngörüyoruz” dedi. Bu doğrultuda, yıl sonunda otomotiv ihracatının 970 bin ile 1 milyon 40 bin adet, toplam üretimin ise 1 milyon 340 bin ile 1 milyon 420 bin adet aralığında gerçekleşmesi bekleniyor.
‘AB’NİN TASLAĞINDA TUTARSIZLIKLAR VAR’
Avrupa Komisyonu’nun yeni Sanayi Yasası (IAA) ve ‘Made in EU’ gündemine de değinen Cengiz Eroldu, “Çıkan taslak çok karmaşık ve tutarsızlıklar var. Biz okuma grupları kurup, okuyup buradaki tutarsızlıkları çıkarıp, Bakanlıklarla beraber altını çizip bakıyoruz. Konsept olarak ‘evet’ diyor fakat alttaki endekslerde tutarsız durumlar var. Ancak tekrar hatırlatmam gerekirse Avrupa’nın Türkiye’den korunacak bir tarafı yok. Tam tersi en az 30 yıldır entegre bir şekilde çalışan bir yapı var burada. O açıdan bir sorun çıkması anlamsız olur düşüncesindeyim. Düzenleme, yalnızca AB fonlarından desteklenen alımları kapsıyor; özel sektörün normal ticaretini etkilemiyor. AB teşvik verirse, bu destekten yararlanacak araçların AB ya da Gümrük Birliği kapsamındaki ülkelerde üretilmesi şartı aranacak. Ancak teşvik uygulanmazsa tasarının pratikte bir etkisi olmayacak” bilgisini verdi.