Güncelleme Tarihi:

Son haftalarda ilan platformlarında daha fazla işlem hacminin dikkat çekici olduğunu söyleyen Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş, “Bayramda seyahat planı yapan aileler ve yaz sezonuna araç sahibi olarak girmek isteyen tüketiciler piyasaya hareket getiriyor. Ancak bu hareketliliği çok güçlü bir talep patlaması olarak değil, daha çok uzun süredir durağan seyreden piyasanın normalleşme süreci olarak okumak daha doğru” dedi ve ekledi:
“Araç fiyatlarının son dönemde enflasyonun gerisinde artması ve dövizdeki hareketin tamamının ikinci el fiyatlarına henüz yansımamış olması, alıcılar açısından dengeli bir dönem oluşturuyor. Bu nedenle araç almak isteyen tüketiciler için görece uygun bir zaman diliminden söz edebiliriz.
RS Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve CMO’su Dr. Naim Çetintürk de ikinci el piyasasında belirgin bir hareketliliğin olduğuna dikkat çekerek, “Bu sert fiyat artışlarından çok, talebin yeniden canlanması ve alım-satım trafiğinin hızlanması olarak değerlendirmek gerekir. Piyasada ilgi artmış olsa da alıcı tarafı hâlâ temkinli davranıyor. Bu nedenle şu an hem araç almak hem de satmak isteyenler açısından dengeli bir dönem olarak öne çıkıyor. Doğru fiyatlanmış, ekspertiz geçmişi kontrol edilmiş araçlarda alım için de satış için de uygun bir zaman olduğunu söyleyebiliriz” dedi.
LenaCars Genel Müdürü Selçuk Nazik ise taşıt devri verilerine değinerek önemli noktalara dikkat çekti:
-- Öncelikle genel olarak verilere bakacak olursak; yılın ilk iki ayında toplam taşıt devri 1.634.261, otomobil devri yaklaşık 1.138.400 oldu. 2025’in aynı döneminde toplam taşıt devri 1.575.202, otomobil devri ise yaklaşık 1.071.798 seviyesindeydi. Bu da bize 2026’nın ilk iki ayında toplam taşıt devrinde yüzde 3,7’lik, otomobil devrinde ise yaklaşık yüzde 6,2’lik bir artış olduğunu gösteriyor.
-- Bayram öncesi dönem, ikinci el otomotiv sektörü açısından normal şartlarda her zaman daha hareketli geçer. Çünkü tatil ve seyahat dönemlerinde mobilite ihtiyacı artar, bu da araç talebine ve satışlara yansır. Sektör açısından bu tablo olağan kabul edilir.
‘7 KOLTUKLU MODELLER BU DÖNEMDE DAHA FAZLA İLGİ GÖRÜYOR’
Şu sıralar SUV modellere ilgilinin daha çok olduğunu vurgulayan Muhammed Ali Karakaş, “SUV modeller son yıllarda Türkiye’de en hızlı büyüyen segmentlerden biri. Daha yüksek sürüş pozisyonu, geniş iç hacim ve aile kullanımına uygun yapıları bu araçları cazip hale getiriyor. Talep güçlü olduğu için SUV modeller ikinci el piyasasında değerini en iyi koruyan araç gruplarından biri olmaya devam ediyor. Ancak sıfır araç tarafındaki kampanyalar nedeniyle fiyat artışlarının daha sınırlı olduğunu söylemek mümkün” ifadelerini kullandı.
Ayrıca geniş bagaj hacmine sahip sedan araçlar ve bazı 7 koltuklu modellerin de bu dönemde fazla ilgi gördüğünü söyleyen Karakaş, “Bayram seyahatleri ve yaz tatili planları bu araçlara olan talebi artıran en önemli faktörler arasında” dedi.
Dr. Naim Çetintürk de, “Geniş iç hacim sunan, bagaj kapasitesi yeterli olan ve uzun yolda konfor sağlayan araçlar daha fazla dikkat çekiyor. Özellikle C Segmenti araçlarda ve SUV kasa tipindeki araçların çok daha öne çıkan tercihler olduğunu görmek mümkün” dedi.
Piyasada en çok işlem gören segmentin hâlâ orta segment araçlar olduğuna dikkat çeken Muhammed Ali Karakaş, “Özellikle 800 bin TL ile 1,5 milyon TL bandı Türkiye’de alım gücünün en yoğun olduğu segment olarak öne çıkıyor. Bu segmentte genellikle 5-8 yaş arası, düşük kilometreli, otomatik vitesli ve yakıt ekonomisi yüksek araçlar hızlı satılıyor. Fiyat tarafında ise nominal artışlar görülse de enflasyondan arındırıldığında bazı araçlarda reel fiyatların gerilediğini söylemek mümkün. Bu da alıcılar için fırsat oluşturabiliyor” dedi.
HANGİ MODELLER İLGİ GÖRÜYOR?
“Özellikle C segmentinde Toyota Corolla, Renault Megane, Fiat Egea ve Honda Civic gibi modeller; SUV tarafında ise Nissan Qashqai, Dacia Duster, Hyundai Tucson, Kia Sportage ve Peugeot 3008 gibi araçlar tüketicinin en fazla yöneldiği seçenekler arasında yer alıyor” diyen Dr. Naim Çetintürk, şöyle devam etti:
“Tüketici artık daha seçici davrandığı için yalnızca marka değil; aracın kilometresi, bakım geçmişi, hasar durumu ve genel kondisyonu da belirleyici hale gelmiş durumda. Fiyat tarafında ise genel olarak yukarı yönlü bir eğilim var; ancak bu artış daha çok maliyet baskısı, kur etkisi ve sıfır araç fiyatlarındaki hareketlilikten besleniyor. Bu nedenle piyasada hızlı değer kazanan araçlardan çok, doğru fiyatlanan, geçmişi şeffaf ve güven veren araçların daha hızlı alıcı bulduğu bir dönem yaşanıyor.”