Güncelleme Tarihi:

8 MART’I kutlamak... Farkındalığı artıracak videolara, mesajlara imza atmak... İlham verecek sosyal projeleri duyurmak... Cinsiyet eşitliği hedefiyle atılan adımları öne çıkarmak... Bunların hepsi çok kıymetli. Ne kadar yapılırsa o kadar faydası var, net. Çünkü dünyada genel anlamda artan zorbalık, savaşlar, gelir adaletsizliği hatta iklim değişikliği bile kadının bir ‘zayıf halka’ olarak görülmesine ve hedef haline getirilmesine neden oluyor. Sadece bu yılın ilk iki ayında Türkiye’de 47 kadın en yakınındaki bir erkek tarafından öldürüldü. O nedenle kadını güçlendirecek, onu ‘zayıf halka’nın dışına çıkaracak her ne yapılıyorsa artmalı. Bu yüzden bizler de tek bir kadının dahi hayatını değiştirecek her çalışmayı buradan anlatmaya devam edeceğiz.
İşte onlardan bazıları...
50+ TEKNO KADIN PROGRAMI
L’Oreal’in kadının kendini değerli hissetmesini odağına alan projeleri çok ses getiriyor. Geçtiğimiz günlerde bunlardan birinin lansmanına gittim. L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova, önce bazı araştırma sonuçlarını paylaştı, kıymetliydi. Bu yıl Türkiye’de 40’ıncı yaşını kutlayan şirketin global satışlarında Türk kadınlarının önemli bir yeri var. İşte Panayotova’nın sunumunun özeti:
“Küresel güzellik pazarı 2024 itibarıyla 290 milyar Euro büyüklüğe (10.3 trilyon TL) ve 4.2 milyar potansiyel tüketiciye ulaştı. Türkiye güzellik pazarının 2025 büyüklüğü ise 217 milyar TL. 2025’te Türkiye pazarının değerde yüzde 41, adet bazında yüzde 5 büyümesi bekleniyor. Bu performans, adetsel yüzde 1 büyüyen dünya pazarının oldukça üzerinde. Türkiye pazarı EMEA bölgesi için stratejik bir çekim merkezi haline geldi. Türkiye’de kadınların yüzde 54’ü toplam güzellik harcamalarının yüzde 83’ünü gerçekleştiriyor. Yaşlanma karşıtı ürün kullanımı son üç yılda iki kat arttı. L’Oréal Türkiye, bulunduğu kategorilerde yaklaşık yüzde 25 pazar payıyla lider. 40 yıl itibarıyla Türkiye ekonomisinde yaratılan toplam etki 40 milyar TL.
İstanbul’da, L’Oréal Grup’un dünya çapındaki yedi Açık İnovasyon Merkezi’nden biri olması buradaki gelişime verilen önemin göstergelerinden. Vanya Panayotova, stratejik öncelikleri sıralarken Türkiye’nin tekno güzellik alanında bölgesel bir referans noktası haline geldiğine de dikkat çekti. Bu yüzden sosyal fayda çalışmalarına ve kadınların güçlenmesine verilen öneme de vurgu yapıldı. Bu noktada Bilim Kadınları İçin gibi birçok çalışmaya dikkat çekildikten sonra L’Oreal Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Etkileşim Direktörü & Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu, yeni projeyi anlattı bize: SistersLab işbirliğiyle yürütülen L’Oreal Türkiye 50+ Tekno Kadın Guru Programı. İhtiyaç tespiti önemli. OECD verilerine göre Türkiye’de 55–64 yaş grubunun toplam istihdam oranı yaklaşık yüzde 36. Asıl çarpıcı olan, bu yaş grubundaki kadın ve erkekler arasındaki fırsat eşitsizliği.
Tanrıkulu, “OECD’de kadın-erkek istihdam farkı ortalama 13 puan seviyesindeyken Türkiye’de 32 puan. Michael Page’e göre de 50 yaş ve üzeri bireylerin yüzde 62’si aktif olarak kariyer fırsatları arıyor. Biz de bu programla kadınların dijital becerilerini güçlendirmeyi, teknolojiyle birlikte üretmeye devam etmelerini amaçladık. İlk yıl 3 bin kadına ulaştık. Programın ikinci fazında eğitim başlıklarını 12’den 25’e çıkardık. 4 bin kadına ulaşmayı hedefliyoruz” dedi.
YÖNETİM KURULUNUN YÜZDE 50’Sİ KADIN
Rönesans Holding, 8 Mart öncesinde toplumsal cinsiyet eşitliğini bütünsel ele almak, iyi örnekleri paylaşmak üzere, “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Bütünsel Bakış: Özel Sektör–STK-Akademi–IFI İş Birliği Konferansı” düzenledi. Yönetim Kurulu Başkanı İpek Ilıcak Kayaalp önemli bilgiler verdi. 40 bin kişilik çalışan kadrosuna liderlik eden halka açık şirketin yönetim kurulunda kadın temsilinin yüzde 50 olduğunu söyledi. Kayaalp, “Holding yönetim kurulunda ise bu yıl kadın temsil oranını yüzde 50’ye yükseltiyoruz, sektör bazında dünya ortalamasının üzerindeyiz” dedi.
Eşit temsil için çaba göstermek çok önemli ama Kayaalp’in açıkladığı ‘Ev İçi Şiddetle Mücadele Politikası’ da sahada atılan güzel bir adım. Kayaalp’in “Kadınların güvende olmadığı bir yerde, sayıların tek başına anlamı yok” sözü çok şey anlatıyor. Bu nedenle Business Against Domestic Violence öncülüğünde hayata geçirilen proje ile 19 bin çalışan ve paydaşa toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi verilmiş. Dikkatimi çeken bir başka proje de Adana Ceyhan’da kurulan kaynakçı okulu oldu. Kayaalp, ”Bu okuldan mezun olan kadınlar bugün iş hayatında. İki mezunu ise biz istihdam ettik” bilgisini verdi.
‘EŞİTLİK BİR İYİ NİYET MESELESİ DEĞİL’
8 Mart mesajları arasında Suna’nın Kızları hareketinin kurucusu İpek Kıraç’ın sözleri dikkatimi çekti. Siz de denk geliyorsunuzdur mutlaka; eşitlik yaklaşımı olağanüstü bir meziyetmiş gibi sunuluyor bazen. Oysa bu anormal bir tavır değil. İpek Kıraç da 8 Mart mesajında eşitliğin bir iyi niyet, hediye meselesi olmadığına dikkat çekmiş. “Eşitlik yapısal bir dönüşüm meselesi” demiş. Konuyu savaş gündemine de getirerek şöyle devam etmiş;
“Krizler ve savaşlarda ilk ve en çok kadınlar ve kız çocuklar zarar görüyor. Sorun kadınların yeterince güçlü olmaması değil; gücün, kaynakların ve fırsatların adil dağılmaması. Daha adil bir dünya mümkün. Ve o dünyayı, kadınların ve kız çocukların hayalleriyle birlikte kurabiliriz.”