Güncelleme Tarihi:

TÜRKİYE’nin deprem ülkesi olduğu gerçeği ile onlarca kez yüzleştik. En son 6 Şubat felaketiyle yaşanan acı tecrübe sonrasında milyonlarca kişi panik halde ‘güvende miyim’ sorusunu sordu. O dönemde ülke genelinde risk tespiti taleplerinde patlama oldu, depreme karşı alınacak önlemler günlerce konuşuldu, tartışıldı...
Ama çok değil birkaç ay sonra deprem gerçeği birçok kişinin gündemden çıktı.
“Önce farkındalık” diyen Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD), toplum bilincini ölçmek amacıyla ‘Deprem Riski Altında Yaşam Bilinci Araştırması’nı hayata geçirdi. Araştırma; toplumun deprem kaygısını, hazırlık düzeyini, bina güvenliği algısını ortaya koydu. Buna göre; Türkiye’de toplumun yaklaşık yüzde 60’ı deprem kaygısı taşıyor ama henüz eyleme geçme ve bireysel önlemler noktasında çok gerideyiz.
Türkiye genelinde 7 bölgeden 1067 kişiyle yürütülen araştırmanın çıktılarını Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu açıkladı. Dikkat çeken sonuçlar şöyle...
İKİ KİŞİDEN BİRİ HAZIR HİSSETMİYOR
Araştırmaya göre, toplumda deprem kaygısı yüksek. Katılımcıların yüzde 58.3’ü deprem konusunda kaygı taşıdığını belirtirken, her 10 kişiden yaklaşık 6’sı gündelik hayatında ‘ya olursa’ duygusunu zihninin bir köşesinde taşıyor.
Bu kaygı kadın katılımcılarda yüzde 67.7’ye yükseliyor.
Katılımcıların yüzde 59.8’i hayatını ciddi biçimde etkileyen bir deprem deneyimi yaşamış, yüzde 40.6’sı önümüzdeki beş yıl içinde yıkıcı bir deprem yaşanma ihtimalini yüksek görüyor. Yüzde 45.5’i de kendisini depreme hazır hissetmediğini ifade ediyor. Her iki kişiden biri, olası bir deprem karşısında ne yapacağını, nasıl korunacağını ve nasıl hareket edeceğini yeterince planlamadığını söylüyor.
Katılımcıların yüzde 54’ü yaşadığı bölgeyi deprem açısından ‘çok riskli’ olarak tanımlıyor. İstanbul ve Doğu Marmara hattında risk algısı en üst seviyeye çıkıyor.
Araştırma, bireysel hazırlık göstergelerinde önemli eksikler olduğunu ortaya koyuyor. Zorunlu Deprem Sigortası (DASK) sahiplik oranı yüzde 41.6 seviyesinde kalırken, toplumun yarıdan fazlası olası bir deprem sonrasında ekonomik güvenceye sahip olmadan yaşamını sürdürüyor.
DEPREM ÇANTAMIZ YOK
Katılımcıların yüzde 55.2’si acil durumlarda toplanma alanının yerini bilmediğini ifade ediyor. Daha çarpıcı bir diğer bulgu ise deprem çantası konusunda ortaya çıkıyor. Araştırmaya göre toplumun yüzde 73.1’inin evinde deprem çantası bulunmuyor. Bu veriler hazırlık bilincinin istenen seviyede olmadığını gösteriyor.
Ev içi güvenlik uygulamalarında da sorun büyük. Katılımcıların yüzde 45.6’sı evinde hiçbir eşyayı sabitlemediğini belirtirken, yüzde 22.1’i yalnızca bazı eşyaları sabitlediğini ifade ediyor. Tüm eşyalarını sabitleyenlerin oranı ise yüzde 32.2’de kalıyor.
KADERCİLİK RİSKİ
Bina güvenliği konusunda ise algı ile uygulama arasında uyumsuzluk dikkat çekiyor. Katılımcıların yüzde 59.4’ü oturduğu binayı deprem açısından güvenli bulduğunu belirtirken, yüzde 74.5’i binası için bugüne kadar hiçbir risk tespiti yaptırmadığını söylüyor. 1999 öncesi yapılarda risk tespiti yaptırmayanların oranı da yüzde 75. Elbette bu noktada riskli çıkacağı kaygısı ile harekete geçmeyenler önemli rol oynuyor. Çünkü riskli çıkarsa bina boşaltılıyor ve dönüşü olmayan bir yola giriliyor.
Araştırma, toplumda kadercilik algısının hâlâ önemli bir etkisi olduğunu da gösteriyor. Katılımcıların yüzde 39.7’si ‘kişisel çabaların sonucu etkilemeyeceğini’ düşünürken, yüzde 60.3’ü ise alınan önlemlerin depremde çok şeyi değiştireceğine inanıyor.
En düşük emekli aylığı için gözler AYM’de