Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan 10769 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’na göre, İşsizlik Sigortası Kanunu’nun geçici 10’uncu maddesi kapsamında öngörülen şartları taşıyan işverenlere sağlanan destek devam edecek.
DESTEK İŞSİZLİK SİGORTASI FONUNDAN KARŞILANACAK
Karar kapsamında, söz konusu şartları sağlayan işverenlerin SGK işveren hisselerine ait prim tutarlarının İşsizlik Sigortası Fonu üzerinden karşılanması uygulaması, 31 Aralık 2026 tarihine kadar uzatılmış oldu.
BAKAN IŞIKHAN: 7 BİN İLE 64 BİN TL ARASINDA DESTEK
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, sosyal medya hesabından işverenlerin istihdam ettikleri her sigortalı çalışan için aylık SGK İşveren Primi Desteği’ni güncellediklerini açıkladı.
Kadın, genç ve mesleki yeterlilik belgesi sahiplerinin istihdamına destek olduklarını dile getiren Işıkhan, şu ifadelere yer verdi:
"İşverenlerin belirli şartlara uygun istihdam ettikleri her sigortalı çalışan için aylık SGK İşveren Primi Desteği’ni güncelledik. İlave istihdama 7 bin 184 lira ile 64 bin 656 lira arasında destek sağlıyoruz. Cumhurbaşkanımızın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan kararla uygulamamızı 31 Aralık 2026 tarihine kadar uzattık."
“İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik”te yapılan değişiklikle, mevzuata uygun olmasına rağmen belediyeler tarafından yasal süreler aşılacak şekilde bekletilen ruhsat başvurularının doğrudan Bakanlığa yapılabilmesinin yolu açıldı.
Yeni düzenlemeye göre, bu tür gecikme yaşanan durumlarda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı resen iş yeri açma ve çalışma ruhsatı düzenleyebilecek. Düzenlemenin amacı, uygulamadaki aksaklıkların giderilmesi ve iş yeri açılış süreçlerinin hızlandırılması olarak belirtildi.
KONAKLAMA TESİSLERİNDEN EĞLENCE MERKEZLERİNE KADAR GENİŞ KAPSAMLI DÜZENLEME
Yönetmelik değişikliği, yalnızca ruhsat süreçleriyle sınırlı kalmadı. Konaklama yerleri, eğlence merkezleri ve turizm amaçlı kiralanan konutlar (Airbnb) başta olmak üzere çok sayıda iş kolu için yeni hükümler getirildi.
📃“İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik"te yapılan değişiklikle;
📌Mevzuata uygun olmasına rağmen belediyelerce yasal süre de aşılarak bekletilen iş yeri açma ve çalışma ruhsatı başvurularının Bakanlığımıza yapılabilmesi; Bakanlığımızın da bu durumlarda resen… pic.twitter.com/fB5GAMziCJ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan 10602 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bazı genel sağlık sigortalılarının prim oranı değiştirildi. Karar, 21 Kasım 2025 tarihli Resmî Gazete’nin 33084 sayılı nüshasında yayımlandı.
Bu değişiklikle birlikte, halen 780,17 TL olarak uygulanan GSS primi, Aralık ayı başından itibaren 1.560,34 TL olarak uygulanacak. Genel sağlık sigortası primi ödenen sigortalılar, bakmakla yükümlü olduğu kişilerle birlikte sağlık hizmetlerinden faydalanabiliyor.
Hanedeki kişi başı gelir, brüt asgari ücretin üçte birinden düşük olan vatandaşların GSS primleri ise devlet tarafından karşılanıyor.
İlgili Cumhurbaşkanı kararı, Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Resmi Gazete’de yayımlanan yeni yönetmeliğe göre, sözleşmeli sağlık personeline yönelik disiplin hükümlerinde önemli bir değişiklik yapıldı. Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde bulunan “yerine getirilir” ifadesi değiştirilerek yerine “uygulanır ve bu kişilerin memuriyet ile ilişikleri kesilir” ifadesi getirildi.
Bu değişiklikle, bazı disiplin cezalarının uygulanması durumunda kişinin memurluktan çıkarılması mümkün hale geldi.
ESKİ YÖNETMELİK ATFI GÜNCELLENDİ
Düzenlemenin 8’inci maddesinde de güncelleme yapıldı. Daha önce atıf yapılan 1982 tarihli disiplin yönetmeliği yerine, artık 2021 yılında yürürlüğe giren Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliği esas alınacak.
Bu değişiklikle disiplin süreçleri güncel mevzuata uyumlu hale getirildi.
YAYIM TARİHİNDE YÜRÜRLÜĞE GİRDİ
Yeni yönetmelik yayımlandığı gün yürürlüğe girdi. Düzenlemenin uygulanmasından ise Sağlık Bakanı sorumlu olacak.
13 Kasım 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 10566 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik yürürlüğe girdi.
KÜÇÜK BELEDİYELER İÇİN DÜZENLEME
Değişikliğe göre, norm kadrosunda başkan yardımcısı bulunmayan ilçe ve belde belediyelerinde disiplin kurulu artık belediye encümeni ve memurun üyesi olduğu sendikanın temsilcisinden oluşacak.
Bu adım, küçük belediyelerde disiplin kurullarının daha kolay toplanmasını ve karar süreçlerinin aksamasını önlemeyi amaçlıyor.
Elektrikli otomobiller, otomotiv dünyasında sessiz ama köklü bir devrimin öncüsü haline geliyor. Artık araçların gücünü belirleyen unsur motor değil, batarya teknolojisi. Lityum İyon piller sayesinde elektrikli araçlar yalnızca çevreci bir alternatif olmaktan çıkıp, yüksek enerji yoğunluğu ve verimlilikleriyle içten yanmalı motorlu rakiplerini geride bırakıyor. Uzmanlara göre bu dönüşüm, otomotiv sektöründe yaşanan teknolojik ilerlemenin ötesinde, endüstriyel bir devrimin habercisi niteliğinde.
Elektrikli otomobillere olan ilgi günden güne artmaya devam ediyor. Son açıklanan verilere göre (Eylül) Türkiye’de elektrikli araç sayısı 321 bin 710 adete ulaştı. ÖTV oranlarının düşük olması ve şarj alt yapılarının geliştirilmesiyle birlikte elektrikli otomobil satışlarını hızlandırdı.
Elektrikli araçların geleceğini şekillendiren en kritik unsurun motor değil, batarya teknolojisi olduğunu vurgulayan İstanbul Ticaret Odası (İTO) 52. Komite Başkanı ve Motor AŞİN CEO’su Saim Aşçı, Hürriyet.com.tr’ye otomotiv sektöründe yaşanan enerji dönüşümünü değerlendirdi.
Aşçı, Lityum İyon pillerin sağladığı performans devriminden Menzili Uzatılmış Elektrikli Araç (REEV) teknolojisine ve geleceğin potansiyel anot malzemesi silikonun sunduğu fırsatlara kadar elektrifikasyon çağının temel yapı taşlarını anlattı.
LİTYUM İYON PİLLER: ELEKTRİFİKASYON ÇAĞININ TEMELİ
Elektrikli araçların gelişiminde en belirleyici unsurun batarya teknolojisi olduğunu söyleyen Saim Aşçı, “Lityum İyon bataryalar yalnızca enerji depolama unsuru değil; otomotiv sanayisinin elektrifikasyon çağını başlatan temel faktördür.” ifadelerini kullandı.
Aşçı’ya göre, Lityum İyon bataryalar, geleneksel Kurşun Asit akülere kıyasla çok daha yüksek enerji yoğunluğu sunuyor. Kurşun Asit aküler kilogram başına 35–40 Wh enerji depolayabilirken, Lityum İyon bataryalar bu değeri 190 Wh/kg seviyesine taşıyor. Bu fark, neredeyse beş kat daha yüksek enerji depolama kapasitesi anlamına geliyor. Kurşun Asit akülerde 250 W/kg seviyesinde olan güç yoğunluğu, Lityum İyon bataryalarda 500 W/kg’a çıkıyor.
Aşçı, “Bu fark sadece sayısal bir veri değil, aracın hızlanma kabiliyetinden enerji dönüşüm verimliliğine kadar birçok parametreyi etkileyen bir üstünlüktür. Bu sayede elektrikli araçlar hem daha dinamik sürüş sunar hem de enerji dönüşümünü çok daha verimli gerçekleştirir.
İsrail’in Maariv gazetesi, Türkiye’nin savunma sanayisinde kaydettiği son gelişmeleri mercek altına aldı.
Gazete, ASELSAN tarafından geliştirilen MURAD-100A radarının Baykar’ın insansız savaş uçağı Bayraktar KIZILELMA üzerindeki ilk entegrasyon uçuşunu, “hava muharebesinde tam bağımsızlığa giden önemli bir adım” olarak nitelendirdi.
“Türkiye gökyüzünün savaşçılarını tanıtıyor: Amerikan F-35’e meydan okuyan İHA” başlığıyla okuyucuya servis edilen haberde, “Son gelişme Türkiye’nin hava muharebesi ve gözetleme alanında tam bağımsız bir güç olma yolunda önemli bir adımını simgeliyor ve ülkeyi ileri savunma teknolojilerinde küresel bir oyuncu konumuna taşıyor” ifadelerine yer verildi.
OYUN DEĞİŞTİRİCİ RADAR: F-35’E RAKİP
Maariv, ASELSAN’ın geliştirdiği MURAD-100A AESA radarını ayrıntılı biçimde inceledi. Gazete, Türkiye’nin geliştirdiği bu ileri teknoloji radar sisteminin, ABD’nin F-35’lerinde kullanılan AN/APG-81 radarıyla rekabet edebilecek seviyeye ulaştığını yazdı.
Haberde şu değerlendirmelere yer verildi:
“MURAD-100A, savaş ve insansız muharip hava araçları için özel olarak geliştirilen çok işlevli AESA radar sistemi olarak öne çıkıyor. Radar, galyum nitrür (GaN) tabanlı yüksek güçlü amplifikatör teknolojisi sayesinde önceki nesillere kıyasla çok daha yüksek verimlilik, dayanıklılık ve performans sağlıyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan “Ulusal Döngüsel Ekonomi Stratejisi ve Eylem Planı (2025-2028)”na ilişkin genelgede, atık ve emisyon miktarlarında yaşanan artışın küresel iklim değişikliği, su kıtlığı ve hava kirliliği gibi çevresel sorunları derinleştirdiği vurgulandı.
Genelgede, bu gelişmelerin doğal kaynakların verimli ve sürdürülebilir biçimde kullanılmasını zorunlu hale getirdiği belirtildi.
Türkiye’nin çevresel sürdürülebilirliğin sağlanmasına yönelik politikalar izlediği ifade edilen genelgede, “Sıfır Atık” yaklaşımının ulusal düzeyde ve uluslararası taahhütler kapsamında stratejik bir öncelik olarak uygulandığı kaydedildi.
2053’E KADAR GERİ KAZANIM ORANI YÜZDE 70’E ÇIKARILACAK
Genelgede, Sıfır Atık uygulamalarının etkin şekilde yaygınlaştırılması ve 2053 yılına kadar geri kazanım oranının yüzde 70’e çıkarılmasının hedeflendiği belirtildi.
Ayrıca karbon nötr hedeflerine ulaşılması amacıyla, yalnızca atık yönetimiyle sınırlı kalmayan; eko-tasarım, yenilikçilik ve yatırım odaklı bir döngüsel ekonomi anlayışının benimsenmesinin önemine dikkat çekildi.
“TÜRKİYE YÜZYILI” HEDEFLERİYLE UYUMLU DÖNGÜSEL EKONOMİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın genelgesinde, Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda, Sıfır Atık yaklaşımına uygun ve 2053 net sıfır emisyon hedefiyle uyumlu, kaynak etkin ve yeşil bir ekonomik yapının tesis edilmesinin amaçlandığı ifade edildi.