Dünya genelinde elektrikli araç satışları 2025 yılında rekor seviyeye ulaştı. Geçen yıl toplam satışlar 20,7 milyon adedi bulurken, bunun 12,9 milyonu Çin’de kaydedildi. Çin’deki satışlar önceki yıla göre yüzde 17 artış gösterse de yılın son çeyreğinde büyüme hızı yavaşladı. Uzmanlar, ülkedeki yoğun iç rekabet, agresif fiyatlama ve artan model çeşitliliğinin satış trendlerinde belirleyici olduğunu vurguluyor.
ABD, AVRUPA VE TÜRKİYE’DE DURUM NASIL?
Avrupa elektrikli araç pazarında da güçlü bir yükseliş gözlendi. 2025’te satışlar yıllık bazda yüzde 33 artarak bölgeyi dünyanın en hızlı büyüyen pazarı konumuna taşıdı. Buna karşılık ABD’de elektrikli araç satışları, vergi indirimlerinin sona ermesi ve korumacı ticaret politikalarının etkisiyle yalnızca yüzde 1 artış gösterdi.
Türkiye’de ise elektrikli otomobil sayısında dikkat çekici bir artış yaşandı. 2015’te sadece 565 olan trafiğe kayıtlı elektrikli otomobil sayısı, 2025 sonunda 370 bine yükseldi.
Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan “Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Buna göre, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edenler, motosiklet, otomobil ve arazi taşıtlarının pazarlanmasını veya satışını, ilk tescil tarihinden itibaren 6 ay ve 6 bin kilometre geçmedikçe 1 Temmuz 2026’dan önce doğrudan veya dolaylı olarak yapamayacak.
Bu düzenlemenin amacı, sıfır araç alınıp hemen daha pahalıya “ikinci el” diye satılmasının önüne geçmek. Ayrıca, ikinci el motorlu kara taşıtlarının üretici veya distribütör tarafından tavsiye edilen güncel satış fiyatının üzerinde bir fiyattan ilan yoluyla pazarlanamaması uygulaması da 1 Temmuz 2026'ya kadar uzatıldı. Burada da amaç internette fahiş fiyatlı ilanlarla piyasayı şişirmeyi engellemek…
Ancak bu noktada akla gelen soru şu: Peki alınan bu kararlar ne kadar etkili? Uygulamanın 1 Temmuz 2026'ya kadar uzamasının piyasaya yansıması nasıl olacak?‘FİYAT SEVİYELERİ HIZLI BİR ŞEKİLDE NORMAL DENGESİNE GERİ DÖNDÜ’RS Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve CMO’su Dr. Naim Çetintürk, “Bu uygulama, özellikle pandemi döneminde dünya genelindeki tedarik zincirlerinde yaşanan sorun nedeniyle ortaya çıkan otomobile erişim sıkıntısının, fiyatlar üzerinde yarattığı suni artışı dengelemek ve otomobil almak isteyen vatandaşların bundan etkilenmesinin önüne geçmek amacıyla başlatılmıştı” dedi.
Sonrasında bu düzenleme genişletilerek verilen ilanlar ve pazarlama faaliyetlerine kadar daha yaygın ve sıkı tedbirlerle uygulamaya konduğunun altını çizen Çetintürk, “Sıkı denetimlerin ve cezai müeyyidelerin de etkisiyle pazardaki fiyat seviyeleri hızlı bir şekilde normal dengesine geri döndü. Özellikle son iki yıldır ekonomik veriler ile uyumlu şekillenen bir pazar ve fiyat dengesi görüyoruz, Dolayısıyla ilk günden bu yana bu düzenlemenin özellikle tüketici lehine olan faydasını açıkça görmüş durumdayız” ifadelerini kullandı.
Bankalarca açılan konut kredilerinde uygulanan ortalama faiz oranı 28 ayın en düşüğüne geriledi. Ekonomi yönetimi tarafından uygulanan dezenflasyon programının çıktıları verilere yansırken, Haziran 2024’te yüzde 71,6’ya yükselen enflasyon kasımda yüzde 31,1’e kadar düştü.
Bu gerilemeye paralel olarak Merkez Bankası son olarak 150 baz puan düşürerek yüzde 38’e indirdi. Yapılan indirimler bankalarca sunulan konut kredilerinin faiz oranlarına da yansıdı.
AYLIK FAİZ ORANI YÜZDE 2,5’İN ALTINA GERİLEDİ
Anadolu Ajansı’nda yer alan haberde geçen yıl ortalarında bankalarda en düşük konut kredisi faiz oranı aylık yüzde 3,05 iken, bu rakam yüzde 2,49’a kadar geriledi. Böylece 10 yıl vadeli 1 milyon liralık kredi için aylık ödenen rakam 31 bin 352 liradan 26 bin 273 liraya düşmüş oldu. Toplam ödenen tutar ise 609 bin lira düşüşle 3 milyon 153 bin liraya geriledi.TÜM BU GELİŞMELER NASIL BİR MESAJ İÇERİYOR?
Uluslararası Gayrimenkul Uzmanı Özden Çimen, “Faizlerdeki düşüşün konut piyasasına yansımaları olumlu olacak. Özellikle merkez bankası faizleri enflasyona göre düşürdükçe konut piyasasında daha fazla talep göreceğiz” dedi ve şöyle devam etti:
“2014-2017 döneminde olduğu gibi faizlerin düşük olması konut piyasasında rekorları getirmişti. Daha sonra 2021-2022 sürecinde de faiz düşüşlerinin konut alım-satım hacmine ciddi şekilde etki ettiğini görmüştük. Yabancı satışlarda buna paralel olarak tarihteki en yüksek seviye olan 7 milyar dolara kadar çıkmıştı. Yani faizlerdeki düşüş doğrudan talebi etkileyecek olan en kritik etmen şeklinde karşımızda duruyor.”
Günlük hayatta birçok insan için ikinci el otomobil almak büyük bir heyecan ve yatırım anlamına geliyor. Ancak araç alımında dikkatli olunmadığında, görünürde sorunsuz gibi görünen bir araç, ilerleyen süreçte ciddi sürprizler yaratabiliyor. İşte Konya’da yaşanan son olay da bu durumu bir kez daha gözler önüne serdi.
11 FARKLI ARAÇTAN TOPLANARAK SATIŞA SUNULDU
İHA’da yer alan haberde Konya’da otomobil almak isteyen A.I., beğendiği 2008 model Mercedes marka otomobili inceledikten sonra satıcı tarafından sadece iki parça değişen olarak bilgilendirildi.
A.I. aracı kontrol ettirmek için ekspertize götürdü. Burada yapılan inceleme sonrası hazırlanan raporda aracın, tavan, arka ve direk bölümlerinin farklı renkte olduğu, hava yastıklarına silikon sıkıldığı, 11 farklı araçtan parçalarla toplanarak satışa sunulduğu belirlendi. Detaylandırılan inceleme sonrası aracın parçalarının birbirinden farklı aynı marka, model araçlara ait olduğu raporlandı.
Son yıllarda böyle durumların artış göstermesi, ikinci el araç alımında dikkatli olmayı her zamankinden daha önemli hâle getiriyor. Ancak çoğu kişi bu tehlikenin farkında değil. Peki böyle bir durumda nelere dikkat edilmeli? Ekspertiz yaptırırken hangi noktalara önem verilmeli? Güvenilir bir usta seçerken nelere dikkat edilmeli? Tüm bu soruları uzmanlarıyla mercek altına aldık.
İHA’da yer alan habere göre, M.B.A., H.Ç.A. ve E.B., müşterilere verdikleri güvenle altınların işletileceğini, belirli aralıklarla kâr payı dağıtılacağını söyledi.
Bu vaade kanan yaklaşık 40 kişi, kimi düğün için biriktirdiği parasını, kimi ticaret için ayırdığı sermayesini, kimi ise aldığı ürünlerin bedelini kuyumcuya teslim etti. Ancak bir süre sonra ödemeler kesildiği ve ana paraların da geri verilmediği iddia edildi. Toplam mağduriyetin ise yaklaşık 120 milyon lirayı bulduğu öne sürüldü.
<iframe src='//www.hurriyet.com.tr/video/embed/?vid=43055701&resizable=1&autostart=true&playsinline=true&v_utm_source=haber_detay' width='580' height='326' loading='lazy' frameborder='0' scrolling='no' allow='autoplay; fullscreen' allowfullscreen></iframe>
MAĞDURLAR KUYUMCU ÖNÜNDE TOPLANDI
Otomotiv sektörü, ekonomik dalgalanmalara rağmen yıl boyunca güçlü bir performans sergilemeye devam ediyor. Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) verilerine göre, kasım ayında binek otomobil ve hafif ticari araç satışları geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 9,82 artarak 132.984 adede ulaştı.
10 YILLIK KASIM AYI ORTALAMASINDA YÜZDE 50,6 ORANINDA ARTIŞ
Sektörün 10 yıllık kasım ayı ortalamasına göre ise toplam satışlar yüzde 50,6 oranında artış gösterdi. Ayrıca, yılın 11 aylık döneminde toplam satışlar yüzde 10,16 yükselerek 1.176.780 adede ulaştı; otomobil satışları yüzde 10,96 artışla 938.177 adet, hafif ticari araç satışları ise yüzde 7,13 artarak 238.603 adede çıktı.
Peki, kasım ayındaki bu hareketlilik, otomotiv pazarındaki talep dinamiklerini nasıl yansıtıyor? Tüketiciler en çok hangi modelleri tercih ediyor, fiyatlar nasıl şekilleniyor ve fiyat-performans açısından öne çıkan araçlar hangileri? Ayrıca, tüm bu gelişmeler ikinci el piyasasına nasıl yansıyor?
Son açıklanan TÜİK verilerine göre Türkiye genelinde ekim ayında 164 bin 306 konut satıldı ve bu sayı 2025’in en yüksek aylık satışını temsil ediyor. Ocak-Ekim döneminde satışlar yüzde 16,2 artışla 1 milyon 293 bin 33’e ulaşarak tarihi rekor kırıldı. Sektör temsilcileri yılsonunda 1,5 milyon adetlik sayının geçileceğini tahmin ediyor.‘OLUŞAN BU TABLONUN ÜÇ ANA FAKTÖRÜ VAR’
Uluslararası Broker ve Vartur Emlak CEO’su Şerif Nadi Varlı, bu tabloyu üç ana faktörle açıklıyor. Varlı’ya göre ilk etken, enflasyona karşı korunma refleksi. Hane halkının konutu hâlâ uzun vadeli bir “değer koruma aracı” olarak gördüğünü belirten Varlı, “Tasarruf sahibi, fırsat buldukça parasını betona çevirme eğiliminde” değerlendirmesinde bulundu.
İkinci başlık ise kredi olanakları ve kampanya etkisi. Varlı, özellikle Eylül-Ekim döneminde özel ve kamu bankalarının daha görünür kampanyalarla sahneye çıktığını, sosyal konut ve “ilk evim” başlıklarının da gündemi sıcak tutarak talebi öne çektiğini ifade etti.
Üçüncü unsur olarak deprem ve kalite kaygısıyla stok değişimine dikkat çeken uzman isim, deprem sonrası eski konut stokundan yeni ve güvenli yapılara geçiş eğiliminin güçlendiğini söyledi.
Türkiye’de konut fiyatlarındaki artış ve kira krizine karşı çözüm arayışları sürerken, İstanbul için önemli bir adım geldi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul’da hayata geçirilecek kiralık 15 bin sosyal konut projesine ilişkin detayları paylaştı.
Bu proje, TOKİ eliyle ilk kez uygulamaya konacak kiralık sosyal konut sistemiyle, vatandaşların konuta erişimini kolaylaştırmayı ve fahiş kira artışlarını dengelemeyi hedefliyor.
Bakan Kurum’un açıklamasına göre, İstanbul’daki 15 bin sosyal konut kura yöntemiyle kiralanacak ve ev sahibi devlet olacak. Konutlar, bulunduğu bölgenin piyasa rayiç kira bedelinin altında fiyatlarla kiraya verilecek ve üç yıllık kiralama süresince TOKİ, bakım, denetim ve işletme süreçlerini üstlenecek.
Peki bu projeyi nasıl yorumlamak lazım? İstanbul dışında başka hangi şehirlerde benzer uygulamayı yapmak gerekiyor? Konuyu uzman isimlerle mercek altına aldık.
<iframe src='//www.hurriyet.com.tr/video/embed/?vid=43023027&resizable=1&autostart=true&playsinline=true&v_utm_source=haber_detay' width='580' height='326' loading='lazy' frameborder='0' scrolling='no' allow='autoplay; fullscreen' allowfullscreen></iframe>
‘KİRACININ YILLARDIR ARADIĞI GÜVENCEYİ SAĞLAYACAK’