Güncelleme Tarihi:

ABD’nin baskısı altındaki Çin, yuanın dolar karşısındaki
istikrarını koruyabilmek için döviz kuru esnekliğini arttıracağı ve oranların istikrarını koruyacağı konusundaki girişimin ardından yine çelişkili bir tutum sergiledi.
Esnek tutma açıklamasının ardından oranların sabit tutulabileceği yorumu da yapıldı. Bu durum ABD ve Çin ilişkilerini düşünüldüğünden daha fazla zora sokabilir. Nitekim hem Çin’in hem de ABD’nin konumu bugünle kıyaslandığında tam tersi durumda olmasına rağmen dolar çıpası 1930’larda büyük bir anlaşmazlık nedeniydi.
1934’te bazı gümüş üreticileri ve enflasyon yanlısı siyasilerin baskısı altındaki Gümüş Akdi, ABD hazinesini bu madeni almak ve fiyatları şişirmekle yükümlü kıldı. Bu deneme, ülkenin yerli sermayesi olmadığı halde Çin para birimindeki tahribatın intikamını almıştı. Çin’in gümüş stoğu yurt dışına kaçırılmış ve dışarıda satılmaya başlanmıştı. Bu durum deflasyonu tetiklemiş ve ülkenin sermayesini azaltmıştı.
Chiang Kai-Shek hükümeti, Amerika’dan, politikasını değiştirmesi konusunda istekte bulundu. Hazine sekreteri Henry Morgenthau’nun da gümüş Akdinin baş ağrıtıcı bir unsur olduğunu düşündüğü için bu konuya sempatik bir yaklaşımı vardı.
1935’te Çin Büyükelçisi Alfred Sze, Morgenthau’ya ülkesinin gümüş standartlarından vazgeçtiğini söyledi ve maden stoğunu Amerika’ya satmayı önerdi. Hazine sekreterinin ekonomi işleri danışmanı Harry Dexter White Çin’in girişimiyle yuanı dolara tutturmak için iki taraflı bir sözleşme sunmasıyla bu fikre arka çıktı.
Bu sözleşme Amerika ve Çin’in bugünkü finansal çarpışmasını tersine çeviriyor. Ancak amaç yine aynı. Yani düşük dolar. 1930’lardaki problemin sebebi, Çin ticaretinin büyük bir kısmını sterlinle yürütüyor olmasıydı.
Böyle bir ortamda da Pound, doların gerisine düşmeye başladığında yuanı da beraberinde aşağı çekiyordu. Dolara tutunmuş bir yuan, güçlü bir yuan ve daha rekabetçi bir Amerika ihracatı demekti.
En sonunda başbakanın onayına Morgenthau göz kırptı. Ancak Morgenthau, Amerika’nın Çin’den 100 gramlık gümüş alması teklifini kabul etmektense bunun sadece yarısını almayı önerdi. Anlaşma tamamlanmıştı.
Morgenthau, Çin’in sterlinle bağlantılı yuan karşılığında İngiltere ile bir anlaşma yapabileceği konusunda endişeliydi. Hazine diplomasisi, Çin elçisi K.P. Chen’in, Morgenthau’yu daha fazla gümüş satın alma konusundaki ısrarlarıyla birlikte 1936’nın Mayıs ayına kadar sürdü.
Morgenthau ise yuanın sterline bağlı hareket etmesinden şikayetçiydi. FED Başkanı Tim Geitner’ın sözlerinden de anlaşıldığı üzere Morgenthau, Amerika’nın dünya barışı için Çin’in sermayesini güçlendirmesi konusunda güçlü bir inanca sahip olduğunu vurguladı.
Chen, yuanı sterline bağlı bir şekilde fiyatlandırılmasını kesinlikle sonlandırmak istediğini söyledi. Sonunda Morgenthau, Amerikan ve Çin hazineleri arasında bir düzenlemeye gidilmesini onayladı.
New York Senatörü Charles Schumer, eğer yuanda ciddi artışlar olmazsa Çin mallarına geniş gümrük tarifeleri koyma konusunda tehditkar davranıyor. Schumer 2006’da senatör Lindsey Graham ile beraber serbest ticaretin önemli ilkelerinden birinin, sermayenin akışkan olması gerektiği olduğunu açıkladı. 1930 ve 1940’lı yıllarda dünya hükümetlerinin uluslararası ticareti hızlandırabilmek için dolar çıpasına adapte olabilmesini sağlamada oldukça emeği geçen Morgenthau ve White’a göre böyle bir ilke akıl almaz bir durumdu. Schumer, Graham, Morgenthau ve White’ı ortak noktada buluşturan şey daha durgun bir dolar seyrinin nasıl olabileceği konusundaki sınırsız araştırmalardır...