Oluşturulma Tarihi: Şubat 05, 2001 00:00
Yaklaşık 12 yıldır Türk bilişim pazarına hizmet veren Datateknik, Exper markası ile piyasada yabancı üreticilerle yarışıyor. Ülker Grubu`nda uzun yıllar çalıştıktan sonra Datateknik`i kuran ve daha sonra bir marka oluşturmayı başaran Datateknik Genel Müdürü Nazım Özdemir, kaliteden taviz vermeden müşteri memnuniyeti sağladıklarını belirtiyor. Yerli bir marka üretip pazarlarken zaman zaman zorlandıklarını anlatan Özdemir, tüm olumsuzluklara rağmen bir Türk markasının yabancı rakipleriyle çok iyi yarıştığını ve halkın güvenini sağladıklarını söylüyor. Datateknik Genel Müdürü Nazım Özdemir ile Exper ve yaşadıkları zorluklar üzerine konuştuk...
Exper markası nasıl doğdu?
1994 yılında Exper markasını oluştururken birşeye dikkat ettik. Hiçbir bilgisayar firmasının klavye, mouse, anakart imal etmediğini gördük. Tayvan ve Singapur gibi ülkelerden alınan bu yan ürünler çeşitli ülkelerde birleştirilip üzerlerine bir marka vuruluyordu. Bunu Türkiye`de de yapmamız gerektiğine inanarak Türkiye`nin kendi markası olan Exper`i yaptık.
Yabancı marka bilgisayarlara alternatif olan yerli sistemler Türkiye`de bir dönem kaliteyi ve satış sonrası desteği o kadar düşürdüler ki insanlar, içi aynı olan sisteme fazladan bin, iki bin
dolar para ödediler. Biz Exper`i yaparken kaliteli ve son teknolojiyi insanımıza vermeyi hedefledik. Tayvan`da ne kadar üretici varsa hepsini gezdik ve en iyileriyle anlaşmalar yaptık. Onların ürünlerini sistemlerimizde kullandık. Yabancı markaların yaptığı ise, yurtdışında satılan ve artık kendi pazarlarında doyuma ulaşan modelleri Türk insanının önüne sürmekten ibaret.
Yerli markayı satarken en fazla nerelerde zorlandınız?
Aslında bireysel satışlardan ziyade kurumsal alanda zorlanıyoruz. Yerli marka satan firmaların yanlış politikaları, `yerli bilgisayar kalitesizdir` imajını halkın üzerinde iyice yerleşti. Bu yalnızca halk da değil kamu ihalelerinde de karşımıza çıkıyor. Devletin açtığı ihale şartnamelerinde Amerikan TSE belgesi olan FCC isteniliyor. Biz Türkiye sınırları içinde yerli üretim yapan bir firma olarak kendi TSE belgemiz ile bu ihalelere katılamıyoruz. Aslında burada devlet kendi içinde tezata düşüyor. Devlet tarafından açılan bir ihaleye yine devletin bir kurumunun verdiği bir belge ile katılamıyoruz. Bu dünyanın hiçbir ülkesinde yaşanmaz.
Bir firmanın FCC belgesi alması için her bir ürününe 50 bin dolar para harcaması gerekiyor. Bu da bizim işimize gelmiyor. Ayrıca yaptıkları testler TSE`ninkilerden daha zayıf. O zaman ben de derim ki, Türkiye`de mal satan yabancı şirketler de TSE belgesi alsın.
Örneğin Deniz Kuvvetleri`nin açtığı bir ihalede aynen şu ibareler yazıyor: Yabancı markalar girebilir, yerli markalar giremez. Bize Sanayi Odası kapasite raporu veriyor, Bakanlık imalat belgesi veriyor, TSE kalite belgesi veriyor, fakat biz ürünümüzü satmak istediğimiz zaman, sen kötüsün, diyorlar. Türkiye bu yanlış ihale şartnameleri ile adeta kendi bindiği dalı kesiyor.
Peki diğer ülkelerde durum nasıl?
Bizden başka bütün yabancı ülkeler kendi ürünlerini ve markalarını koruyorlar. Mısır`da bile yerli montajları devlet sübvanse ediyor. İran`a kesinlikle komple bilgisayar sokamazsınız. Bilgisayarınızı gidip İran`da monte etmeniz gerekir. Biz bu kadarını bile istemiyoruz. Tek istediğimiz yerli üreticilerin yabancılarla eşit şartlar altında rekabet etmesi.
Datateknik olarak hedefleriniz neler?
Hedefimiz Türkiye`ye marka kazandırmak ve Türkiye`de de kaliteli ürünlerin yapılabileceğini ispatlamak. Bunu da halka mal etmek istiyoruz. Uzunca bir süre SPK başkanı seçilemediği için zamanında borsaya giremedik. Önümüzdeki günlerde, yabancı yatırımcının ülkemize güveni tekrar geri geldiğinde, şirketimizin yüzde 33.3`ünü halka açarak Türkiye`nin güçlü bir markası olacağız.
2000 ciromuz 45 milyon dolar civarında. 2000 yılında farklı bir sistem uygulayarak, kampanya ve son kullanıcı satışlarıyla marka bilinirliğimizi arttırmayı hedefledik. İlk kez bireysel leasing yoluyla TL üzerinden 36 ay vade ile satışlar yaptık. Böylece son kullanıcıya kaliteli bir ürünü uygun şartlarla sunmanın yollarını bulduk. Dolayısıyla bu kampanyalarla 2000 yılında 35 bin PC sattık. 2001 ciro hedefimiz ise 70 milyon dolar. Uzun vadede yani 2005 yılındaki hedefimiz, şirketimizi 250 milyon dolar seviyesine çıkartmak.
`Exper`i marka yapan kişi`
Uzun bir maratondan sonra Exper markasını yaratan Nazım Özdemir, 1976 yılında ODTÜ Fizik bölümünden mezun oldu. Aynı yıl Sümerbank`da Yatırım ve Planlama Uzmanı olarak iş hayatına başlayan Özdemir, askerliği de Milli Savunma Bakanlığı`na bağlı OBİM`de Bilgi İşlem Subayı olarak yapmış. Askerlikle başlayan bilgisayar işi 1980 yılında Ülker Grubu`na bağlı Anadolu Gıda Sanayi`nde Bilgisayar Programcısı olarak devam etmiş. Nazım Özdemir o dönemde kısıtlı imkanlarla yaptığı projelerle kendini Ülker Grubu`na kanıtladı ve Bilgi İşlem Müdürü oldu.
1985`te bünyesinde 15 şirketi barındıran Ülker Grubu`nun Bilişim sistemi ve altyapısından sorumlu Genel Müdür Yardımcılığına getirilen Özdemir, gruba para kazandıran Bilgi İşlem ekibini Datateknik adında bağımsız bir şirkete dönüştürdü. Nazım Özdemir, 1994 yılında kendi markası olan Exper`i oluşturarak Datateknik`i sektörün önde gelen bilgisayar şirketleri arasına soktu.