Oluşturulma Tarihi: Nisan 12, 2004 08:10
Türk halkı Sakıp Sabancı`yı hep kendinden biri gibi gördü. Sabancı bu yüzden, kötü imajlı `fabrikatör` ve `vurguncu-kaçakçı` zengin tipini değiştiren kişidir
Sakıp Sabancı, Türkiye`de iş ve aş imkânı yaratan sanayici ile vergisini veren zengini halkın gözünde yücelten kişidir. Türkiye`de çalışanın hakkını yiyen, zayıfı kazıklayan, güçlü önünde yaltaklanan, işi gücü fakir işçi kızların peşinde koşmak olan fabrikatör tipini ve de vurguncu - kaçakçı zengin tipini değiştiren kişidir.
Bu tipler hemen her Türk filminde yer alırdı. Halkın gözünde de fabrikatörlerin ve zenginlerin hepsi böyle idi.
Sakıp Sabancı, kendi kişiliğiyle sempati toplarken, diğer gerçek sanayicinin ve vergisini ödeyen zenginin imajını nasıl değiştirdi?
Tabii ki bunda bir yetenek, beceri söz konusu. Ama Sakıp Sabancı`nın başarısının ardındaki en büyük faktör, halk ile diyalog kurmadaki başarısı ve bir de halka her zaman yakın olması idi.
Halk, Sakıp Sabancı`yı köyden İstanbul`a göçtükten sonra hasbelkader zengin olmuş, köyünü ve çıktığı çevreyi unutmuş biri olarak görmedi. Halk onu hep kendinden biri, kendini bırakmayan, kendi diliyle konuşan, her konuyu açıklıkla anlatan biri olarak sevdi.
Sakıp Sabancı en ciddi sorunları bile anlatırken somurtmadı, güldü. Karamsar olmadı, ümit dağıttı.
Halkla sıcak ilişki
Halk onun kişiliğinde, köyden çıkan, cebinde beş kuruşu olmayan, şansı yaver gider, çalışır ise bir gün bir yerlere gidebileceğini gördü.
Sakıp Sabancı halk ile kurduğu sıcak ilişkiyi, kendinden daha önce yola çıkmış işadamları, kendinden daha yaşlı işadamları, kendinden önce başarıya imza atmış işadamları, yabancı işadamları ve her şeyin dışında bizim devlet adamlarımız kadar yabancı devlet adamlarıyla da kurmayı becerdi.
Unutmayınız ki; Sakıp Sabancı, Sabancı Holding`i Adana`dan İstanbul`a 1974 yılında taşıdı. Türk kamuoyu Sakıp Sabancı`yı son otuz yılda tanıdı ve sevdi. Sakıp Sabancı, yurtiçinde ve dışında başarılarını bu kısa dönemde gerçekleştirdi.
Sakıp Sabancı işyerini Adana`dan İstanbul`a taşımaya karar verdiğinde bu kararını duyurmak için ziyarete gittiği o zamanlar İstanbul Sanayi Odası Başkanı olan rahmetli Behçet Osmanağaoğlu`nun kendisini kararından caydırmak için söylediklerini anlatır. Deneyimli işadamı Behçet Osmanağaoğlu der ki: Evladım Sakıp, İstanbul Bizans`ın merkezidir. Burada Bizans oyunu çoktur. Buraya senden önce senin gibi daha niceleri geldi. Yaşlı Bizans`ın dişleri arasında kayboldu gitti. Sen saf ve bakir bir Anadolu çocuğusun. Adana`da babanın başladığı işleri devam ettir. İstanbul`a sakın gelme. Burada üç günde yok olur gidersin...
Kısa sürede öncü rol
Sakıp Sabancı der ki: Behçet Bey`in söylediklerini ciddiye aldım. Ve İstanbul`da yok olmayacağımı ispat etmek için elimden geleni yaptım.
Sakıp Sabancı İstanbul`da yok olmadı. Kısa sürede, Türk sanayiinin duayeni (öncüsü) olan iki deneyimli sanayici Vehbi Koç ve Nejat Eczacıbaşı`nın yanında yer alma başarısını gösterdi.
Vehbi Bey, Sakıp Ağa`ya `sen bir âlemsin` derdi
Türkiye`de 3 büyük sanayici olarak Vehbi Koç, Nejat Eczacıbaşı ve Sakıp Sabancı`nın isimleri birlikte anılmaya başladı.
Sakıp Sabancı yaş farkı olmasına rağmen Vehbi Koç ile çok iyi bir ilişki içinde idi. Birlikte seyahat ederler, sık sık birlikte olurlar, en önemlisi bolca yazışırlardı. (Bir araştırmacı iki tarafın mektuplarını bularak yayımlar ise bir dönemin tarihini ortaya çıkarabilir)
Vehbi Koç sık sık Sakıp Bey sen âlemsin!.. derdi. Bu ifade bazen eleştiri bazen takdir için kullanılırdı.
Önümde rahmetli Vehbi Koç`un 29 Aralık 1983 tarihinde Sakıp Sabancı`ya yazdığı bir mektup duruyor. Bu mektupta rahmetli Vehbi Koç`un yazdıkları Sakıp Sabancı`yı en güzel anlatan ifadeler. Mektup şöyle:
Altmış senelik iş hayatımda çeşitli devirleri yaşadım, birçok işadamları tanıdım; fakat sizin gibi işlerine hakim, sosyal faaliyetlerini de ihmal etmeyen, artistlere taş çıkartacak kadar esprili bir işadamına rast gelmedim.
İşadamı vardır, kendilerini dev aynasında görürler.
İşadamı vardır, sosyal hayata dalmışlar, işlerini ihmal ederler.
İşadamı vardır, birdenbire yükselmek hevesine düşmüşlerdir. Kısa zamanda ikindi güneşi gibi sönüp gitmişlerdir.
Siz bir taraftan sosyal hayata ehemmiyet veriyorsunuz ve hemen her gün basında kendinizden bahsettiriyorsunuz; diğer taraftan da işlerinize o kadar hakimsiniz ki; bugün firmanızı Türkiye`de en üst seviyeye çıkardınız.
SASA`nın ve KORDSA`nın kuruluşlarında ve Garanti Bankası`nda bizimle yaptığınız protokol ile en son LASSA hisselerini devralarak Garanti Bankası ve Yapı Kredi Bankası`ndaki hisselerinizi Ayhan Şahenk Bey`e satmanızla ne kadar kuvvetli bir işadamı olduğunuzu gösterdiniz. Atalarımızın deyimi ile anaların kundağına sığmayan bir işadamısınız. İş hayatında daima muvaffak oldunuz