Mahalle fırınına `markalı ekmek` işini öğretecek

Güncelleme Tarihi:

Mahalle fırınına `markalı ekmek` işini öğretecek
Oluşturulma Tarihi: Mart 09, 2006 11:40

Hasip Gençer Uno`yu anlatıyor:

  • 37 yaşıma geldiğimde, artık kendi işimi kurayım dedim. O yaşa kadar edindiğim deneyimleri değerlendirdim. (1) Un ve ekmek en iyi bildiğim işti. (2) Ekmek Türkiye`de en fazla tüketilen gıda maddesiydi. (3) Ekmekte kalite standardı, hijyen dikkate alınmıyordu. (4) Gelir arttıkça, insanlar sağlık şartlarına, kaliteli ekmeğe daha çok dikkat edecekti. (5) Türkiye`de fast-food zincirleri (hazır gıda/ayakta yenilen gıda/sandviç pazarı) gelişiyordu. Bunların farklı ekmeğe talebe vardı. (6) Türkiye`de ekmek henüz ambalaja girmemişti. Markalı ekmek yoktu. Bunları dikkate alarak Uno ekmek ve unlu maddeler projesini geliştirdim.
  • Projeyi hazırladım ama yatırım için paraya ihtiyaç vardı. Bir ortak buldum. Her ay belli bir maaş ve başarıya göre prim almak üzere anlaştım.
  • 1991 yılında 50 bin ekmek üretecek tesisi 8-9 aylık bir sürede faaliyete geçirdim.
  • Ambalajlı ekmeği Uno markasıyla piyasaya çıkardığımda halkımız geleneksel semt fırını ekmeğinin lezzetine alışmıştı. Halkımızın en zor değiştireceği şeyin, gün boyu yediği ekmeğin tadı ve bu satın alma alışkanlığı olduğunu biliyordum.
  • İşte bu nedenle iyi ekmek üretirken Uno türü ambalajlı ekmeği halka tanıtmak ve sevdirmek için zorlandım. Ama bunu başardım.
  • Uno`nun kuruluşunda ülkemizde gelişmiş ekmek için gerekli hammadde ve yardımcı maddeler yeterli kalitede ve yeterli miktarda bulunamıyordu. Hatta iyi kalite buğday için Amerika`dan buğday ithalatı zorunluluğu ortaya çıktı.
  • Uno`nun 50 bin ekmek kapasitesi yetersiz hale gelince 110 bin ekmek kapasiteli ikinci bir üretim tesisi için, borçlanarak yatırım yaptık. 1994 krizinde borçlandığımız Türk Petrol`ün hisse senetleri Doğuş Grubu`na satılınca 1998 yılında grup Uno`nun yüzde 87.5 payının sahibi haline geldi.
  • Ben 2000 yılında Uno`dan ayrıldım. Un ihraç etmeye başladım. Bu arada Türkiye`den ihraç edilen unun yüzde 40`ını ben satıyordum.

    Doğuş`tan geri aldım

  • 2003 yılında bir risk sermayesi operasyonu ile Uno`yu Doğuş grubundan geri satın aldım. Şimdi şirketin yarısı yabancı bir sermaye grubuna ait. Yüzde 50`si benim. Yönetim Kurulu Başkanı olarak Uno`yu gene ben yönetiyorum.
  • 1996 yılında Yukarı Dudullu Organize Sanayi Bölgesi`nde faaliyete geçen 10 bin metrekarelik tesisimizde tamamen otomatik makinelerle el değmeden üretim yapıyoruz.
  • Günlük ortalama üretimimiz 350 bin adet. Yedi grup Uno ürünümüz var. Ekmek, sandviç, hamburger, galeta, milföy, kek ve pasta altı. Ürün çeşitleri sıcak, dondurulmuş ve yarı pişmiş olarak üçe ayrılıyor.
  • İstanbul`da 58 aracımız ekmek dağıtıyor. 100 araçlık dağıtım filomuzdaki araçların bir bölümü dondurulmuş ürün taşıyor.
  • Buğday una dönüşürken besin değerinin bir bölümünü kaybediyor. Bu unlarla yapılan beyaz ekmek yetersiz beslenmeye neden oluyor. Bunun için TÜBİTAK`ın desteklediği bir proje çerçevesinde una folik asit ve demir ekleyerek zengin ekmek üretimini gerçekleştirdik. Zengin ekmek özellikle çocuklar ve yaşlılar için çok önemli bir gıda maddesi.
  • Şimdi hedefimiz, mahalle fırınlarında sağlık şartlarına uygun, markalı ekmek satışını sağlamak. Mahalle fırınlarına, hamur dağıtacağız, donmuş veya yarı pişmiş ekmek çeşitleri ve unlu maddeler dağıtacağız. Mahalle fırınları bu ürünleri pişirerek, taze taze çevre halkına sunacak.
  • 50 milyon YTL dolayında bir ciromuz var. Türkiye`de ambalajlı ekmek pazarı henüz küçük. Bizim ambalajlı ekmek pazarındaki payımız yüzde 65-70 dolayında ama toplam ekmek pazarında payımız yüzde 1 dolayında.
  • Her yıl yüzde 35 büyüyoruz. On yılda 12 milyar dolara ulaşacağını tahmin ettiğimiz ekmek pazarında yüzde 5`lik bir pay almayı hedefledik.
  • Ambalajlı ekmek sektöründe marka tanınırlığımızın yüzde 98`e ulaşmasından gurur duyuyoruz. Tekirdağ`ın `Teksüt`çüsü Hasip Gençer 47 yaşında. İstanbul Erkek Lisesi`nde okudu. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü`nden mezun oldu. Babası Tekirdağ`da bir un fabrikasının yüzde 12.5 hissesine sahipti. Gençer fabrikanın lojmanında büyüdü. Tatillerinde fabrikada çalıştı. 16 yaşında iken fabrika için piyasadan buğday satın almayı öğrendi. Liseyi bitirince bu işi yapmaya başladı. Değişik şehirlerden topladığı buğdayı İzmir`de sattı.Üniversite yıllarında buğday alıp satmak için kendi şirketini kurdu. Bu işin kârlı bir iş olduğunu görünce, bir ikinci şirket kurarak makarna ve yağ ticaretine girdi. İhracat modası çıktığında fark etti ki, ihracatta hijyen ve marka önemli. Bunun üzerine sattığı unu paketleyerek ve üzerine marka basarak sattı. Babası hayvancılık yapmak istiyordu. İşi ğrenmek için İsrail`e gitti. Tekirdağ`a döndüğünde abonelik sistemiyle süt satmaya başladı. Sütü kaynatıyor, şişeliyor, evlere dağıtıyor, evlerden boş şişeleri topluyordu. Teksüt markası ile Tekirdağ`ın en büyük sütçüsü oldu. Tekirdağ`da yaptığı işlerin bir sınırı olduğunu, bu yaptıklarıyla büyümenin mümkün olamayacağını fark etti. Pınar`da yönetici olarak işe başladı. Pınar Et için proje geliştirdi. Pınar grubu için perakende pazarlama zinciri kurmak istiyordu. Bu projesi kabul edilmeyince, grupta misyonunun tamamlandığına inanarak ayrıldı. Gıda perakendeciliğini öğrenmek için ABD`ye University of California, Los Angeles`a (UCLA) gitti. UCLA`da bir yıllık programa devam ederken Türkiye`de mağaza açmak isteyen ABD sermayeli 7 Eleven grubundan genel müdürlük teklifi aldı. Türkiye`ye döndü. 7 Eleven grubunda yöneticilik yaparken, profesyonel olarak çalışma hayatını noktalamaya ve kendi işini kurmaya karar verdi. Ve Uno projesi işte o zaman doğdu.
  • Haberle ilgili daha fazlası:

    BAKMADAN GEÇME!