Hükümet, ekonomik krizin kurbanlarından Köy-Tür’ü kurtarmak için devreye girdi. Ciddi bir mali sıkıntı içine giren ve yem almaya bile para bulamayan Köy-Tür’ün kurtarılması için bir kararname hazırlanıyor. Böylece hükümet, seramik sektörünün ardırdan, ikinci kez somut olarak harekete geçmiş olacak.
Başbakan Bülent Ecevit Hazine’ye talimat vererek, çalışma başlatılmasını istedi. Hazine’nin, Köy-Tür’un teminat talebine ilişkini çalışmasını tamamlaması ve kararname taslağını Başbakanlık’a sunması bekleniyor. Kararnamenin bu hafta içinde Bakanlar Kurulu’nda imzaya açılabileceği belirtildi. Peki Türkiye’nin en büyük tavukçuluk kuruluşu bu hale nasıl geldi. İşte öyküsü:
Köy-Tür kimdir?
Köy-Tür, düşük gelirli ailelere destek olmak amacıyla kurulan, ortakları arasında bin kadar köylünün de bulunduğu bir şirket. Kurulduğu 1985 yılından bu yana örnek bir yönetimle birçok başarıya imza atan Köy-tür, İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) hazırladığı 500 büyük sanayi kuruluşu içinde bu yıl 107’nci sırada yer aldı. Köy-Türk şimdi tavuklarına yem alacak parayı bulamıyor. Çünkü büyük bir rekabetin ortasında yakalandığı Kasım ve Şubat krizleri şirketi hallaç pamuğu gibi dağıttı. Yöneticiler, şirkette hissesi olan Hollanda, Danimarka ve İsviçre Kalkınma Bankaları’ndan 6 milyon dolarlık, ABD Soya Birliği’nden 12 milyon dolarlık, Denizbank’tan da 5 milyon dolarlık hammadde kredisi temin etti. Ancak bu kredileri almak için bankalara teminat mektubu yatırmak gerekiyordu. ışte sorun da burada başladı. Çalınan bütün kamu bankalarının kapıları, ‘Usulsüz kredi soruşturmaları korkusuyla yöneticilerin imza atmaması’ nedeniyle yüzlerine kapandı. Yani Köy-Tür’ün kurtulması için toplam 23 milyon dolara ihtiyaç var.
REKABET DE VURDU
Buraya nasıl gelindi?
Türkiye tavuk eti ihtiyacının yüzde 25’ini karşılıyor Köy-Tür. Geçen yıl entegre tesislerinde 104 bin ton işlenmiş ve 176 trilyonluk ciro elde etti. Ancak iki krizin ardından pazardaki büyük daralma ve hammadde fiyatlarının dolara bağlı olarak fırlaması firmayı bugün içinden çıkılması zor bir duruma soktu. Girdilerinin yüzde 40’ının dövize endeksli olduğu için maliyetler birdenbire arttı, ancak pazar daraldığı için fiyatları artırmak mümkün olmadı. Talep o kadar daraldı ki bir kilo tavuk eti 1.20 dolara kadar düştü. Oysa Türkiye tavukçuluk tarihinde bu rakam 1.40 doların altına düşmemişti. Hatta 1999’un ilk yarısında 2
dolar civarındaydı. Bu da şirketin bünyesinin zayıflamasında önemli bir etken oluşturdu.
İTHAL YEMİN ÖNEMİ
İthal yem olmasa ne olur?
Şirket 60 bin ton soya fasülyesi ve soya küspesine ihtiyacı var. Bu miktar onun Haziran 2002’ye kadar olan ithal girdi ihtiyacını karşılıyor. ABD Tarım Bakanlığı’na bağlı Soya Birliği bu miktara karşılık 12 milyon dolarlık teminat mektubu istiyor. Ayrıca 5 gemi ile 6 hafta araysa gelecek olan miktarın navlun bedeli de çok yüksek. Bir geminin şirkete maliyeti içindeki yemle birlikte 2.5 milyon dolara maloluyor. Ancak Türk kamu bankaları teminat mektubu vermeye yanaşmıyor. İthal yem gelmeyince tavuk eti üretimindeki verim de yüzde 30’a varan oranlarda düşüyor. Çünkü ithal yem takviyesi ile beslenen tavuklar 2 kilo ve üzerine çıkarken yerli yemle beslenen tavuklar 1.5 kiloda kalıyor.
12 TRİLYON ALACAK VAR
Şirketin borcu var mı?
Köy-Tür’ün büyük ortağı Türkiye Kalkınma Vakfı’nın kurucularından Altan Ünver, şirketin Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı da yürütüyor. Ünver, şu ana kadar bütün gayretlerinin üretimi aksatmadan çalışmak olduğunu, ancak son aylarda üretimin yarı yarıya düştüğünü belirtti. Ünver, ekonomik sıkıntılar nedeniyle Bolu, Eskişehir Konya ve Somsun işletmelerinde üretime ara vermek durumunda kaldıklarını söyledi. Şirketin kısa vadeli borcu bulunmadığını Denizbank ve ABN Ambro Bank’a olan 8 milyon dolarlık borcun 2002 ve 2003 sonuna ertelendiğini ifade eden Ünver, “Şu anda piyasadan 12 trilyon alacağımız var. Her hafta 1.5 trilyonu geliyor, ama ondan daha fazla harcama var. Köy-Tür, 1999’un sonuna kadar işletme sermayesi sıkıntısı ve borcu olmayan bir kuruluştu. Bütün dengeler 2000’de bozuldu. Depremden sonra içte talep çok daraldı. Fiyatlar aşağıya çekildi” dedi.
İMZA ATMAK İSTEMİYORLAR
Teminat Mektubu neden imzalanmıyor?
Bugüne kadar başvurdukları bütün kamu bankalarının yöneticilerinin aynı gerekçe ile teklifi geri çevirdiğini söyleyen Ünver, şöyle devam etti: “Bize söylenen kamu bankaları yöneticilerinin imza atmaktan çekindikleri. Yöneticiler, ‘imza atsak sonunda tahkikatlarla karşılaşıyoruz’ deyip bütün işlemleri durdurdu. Ama bu sadece bize değil bütün firmalara yönelik bir tutum. Biz de olaydan nasibimizi aldık. Tek ümidimiz teminatın verilmesi. Köy-tür 6 bin ailenin ekmek kapısı. Bu dolaylı olarak 30 bin kişi eder. Üstelik bütün gelirini sosyal projelerde kullanan bir kuruluşuz.”
YERLİ YEMLE İDARE EDİLİYOR
Peki tavuklar neyle besleniyor?
Köy-Tür’ün normal şartlarda haftada 2 bin ton beyaz et üretimi gerçekleştirdiğini anlatan Ünver, son aylarda bu rakamın yarı yarıya düştüğünü söyledi. Tavukların şu anda sadece darı, arpa ve buğdayla beslendiğini kaydeden ünver, bu nedenle verimin de çok düşük olduğunu söyledi.
Hüsnü Doğan
Köy-Türk’ün en büyük ortağı Türkiye Kalkınma Vakfı’nın başkanlığını Hüsnü Doğan yapıyor. Vakfın kurucuları arasında da yer alan Doğan, kriz öncesinde sektörde çok büyük bir rekabet yaşandığını, krize girildiğinde Köy-Tür de dahil bütün tavukçuluk firmalarının yapısının çok sağlıklı olmadığını anlattı. “Burası iyi bir müessese, iyi bir kuruluş. Kurulduğu 1985’dan bu yana başarılı bir şekilde yönetildi ve Türkiye’nin en büyük firmaları arasında yer aldı” diyen Doğan, şöyle devam etti:
“Krizle birlikte satın alma gücü büyük ölçüde düştü. Faizler anormal seviyelere çıktı ve sonuç ortada. Tesislerin bir kısmı kapandı. Vakfın en önemli kuruluşu Köy-Tür. Diğer faaliyetleri daha ziyade az gelişmiş yörelerin kalkınmasına yönelik. Arıcılık, el sanatları ve dokumacılık gibi faaliyetleri var. Vakıf buraya ancak ortaklığı ölçüsünde katkıda bulunabiliyor. Sermaye artırımlarına artırımlarına katılıyor. Ama işletmenin esas sorunu ithal yem. Çarkların dönmeye başlaması için yem sorununu çözmek gerekiyor.”
Köy-Tür’ün
Ortaklık yapısı
Türkiye Kalkınma Vakfı % 75
Hollanda Kalkınma Bankası % 13.2
Danimarka Kalkınma Bankası % 4.2
Bin tavuk üreticisi % 7.1
·Şirkette şu anda 2 bin 200 kişi çalışıyor.
·Canlı piliç üretimini yaklaşık 3 binsözleşmeli üretici tarafından yapılıyor. Bunlardan 877 üretici aynı zamanda şirketin ortağı.
·Köy-Tür sürekli çalıştığı üreticilere günlük civciv yem ve diğer temel girdileri sağlıyor.
·Şirket Adapazarı, Ankara, Bolu, Ege, Eskişehir, Mersin, Konya, Samsun, Diyarbakır, Erzincan, Erzurum, Erzincan, Kayseri ve Yozgat’ta üretim ve satış yapıyor.
·2000 yılında 104 bin ton piliç üretildi, 178 milyon dolar ciro elde edildi.
·2001’de üretimin 85 bin ton civarında olması bekleniyor.
·2002’de 108 bin ton üretim yapılması ve 140 milyon dolarlık ciro elde edilmesi hedefleniyor.
Tüm sektörün yüzde 25’ine sahip.
MUDURNU DA KURTARILACAK
Beyaz et sektörünün mağdur büyüklerinden biri de Mudurnu Tavukçuluk. Geçtiğimiz yıl yeni yatırımlar için kredi alan, ancak Kasım kriziyle büyük faiz darbesi yiyen Mudurnu Tavukçuluk, üretimini durdurdu.
Mudurnu Tavukçuluk’un temeli 1967 yılında, bir ziraat teknisyeni olan Tevfik Türesin’in işe merak sarması ve ilk etapta maaşının 1.5 katı para kazanarak çevresini de tavukçuluğa özendirmesiyle atıldı. Türesin şirketi giderek büyüttü ve 1997 yılında Mudurnu Tavukçuluk zirveye ulaştı. 1998 yılında beyaz et talebindeki artışla, şirket daha da büyüme kararı aldı ve yüzde 40’ı halka açıldı. Gelişmiş teknolojiyi getirmek kolay değildi, bunun için banka kredisine ihtiyaç vardı. Kredi için de özsermayenin artırılmasına. . Daha önce krizi öngörerek SPK’ya sermaye artırımı talebiyle başvuran Mudurnu’nun dilekçesi ise, o dönemde SPK’daki görev değişikliği nedeniyle aylarca işleme konulamadı. Bu arada Ziraat Bankası’ndan 1.5 trilyon liralık kredi çıktı, ancak kullanılamadı. O yıla kadar hiç kredi kullanmayan Mudurnu kaynağa ihtiyaç duyduğunda bankalar şirketin kapısında kuyruğa girdi. Mudurnu, 13 trilyon liralık kredi kullandı, ancak Kasım ayındaki krizle bir anda yüzde 35 ile alınan kredi faizleri yüzde 600’lere ulaştı. Bankaların baskısı artınca, şirketin sahibi Türesin Ailesi’nin malvarlığı ile birlikte şirketin marketlerden alacaklarına da haciz geldi.
Biraz kendini toparlayabilmek için Besin Tavukçuluk adlı şirkete kiralanan Mudurnu, bu yolla da hacizden kurtulamadı. Toplam 2 bin 200 işçinin çalıştığı fabrikada işten çıkarıla çıkarıla 680 kişi kalmıştı. Sonra 560 kişiye daha yol göründü.
5 MİLYAR DOLAR YETER
Hazırlanan kararname, Mudurnu Tavukçuluk’ta umutlu bir bekleyiş yarattı.Yılda 83 milyon dolar ciro yapan ve yıllarca Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu arasında yer alan Mudurnu Tavukçuluk, 2 bin 100’ü sigortalı, 1500’ü sözleşmeli üretici, 500 nakliyeci, 500 tedarikçi, bin de pazarlamacı olmak üzere 6 bin kişiye ekmek sağlıyordu.
“30 bin kişi 6 aydır böyle bir karar bekliyor” diyen Oktay Türesin, şunları söyledi: “Şu anda 35 milyon dolar borcumuz var, yarısı bankalara yarısı da tedarikçiye. Devlet bize dolaylı yoldan 5 milyon dolar kredi sağlasa yeniden üretime başlar borçlarımızı üç-dört yılda öderiz. Mudurnu’nun başka bir geçim kaynağı yok.”