Güncelleme Tarihi:

`Altın bilezik önemli`
Ali Sabancı da, New York`ta Merill Lynch`te çalışırken, Türkiye ne kadar şanslı, benim gibi bir evladı var diye düşündüğünü ifade ederek, şu görüşleri aktardı:
Ama her şey New York`ta oturduğum gibi değildi. Çok ortaklı ve çok şirketli Sabancı Holding`in bünyesine girdim. Tabii o zaman böyle bir şirket kuracağımızı hayal edemiyordum. İyi eğitim alırsın, çalışırsın, şanslı Türkiye`ye destek olursun. Ama bir yerden sonra deneyimleriniz farklılaşıyor. En azından ben öyle hissettim. Sabancı, holdingde kendisinin hazıra konduğunu, bütün baş ağrılarını ablasının çektiğini de söyledi.
Kamışlı ise, her üç kardeşin de ikişer erkek çocukları bulunduğunu, holdingi büyütürken yarın çocuklar başa geçecek diye bir düşüncesi olmadığını söyledi. Eğitimin önemine değinen Kamışlı, Altın bileziği kolundaysa tüm kapılar açılır görüşünü iletti. Ali Sabancı da, bu konuşmalar sırasında espri yaparak Valla ben oğlanları pilot yetiştireceğim diye konuştu. Sabancı Holding`den ayrılmasaydım ileride Sakıp Sabancı`nın yerini alabilirdim şeklinde bir ikilemde hiç kalmadığını belirten Ali Sabancı, Zaten Sakıp amcamın yerini doldurmak hiç de kolay değil. Çok ortaklı şirketlerde `Ben başa geçeceğim` diyemiyorsunuz aslında... dedi.
`Sözü kesen ceza ödüyor`
Çok iyi geçindiğinizi varsayıyoruz ama hiç kavga olmuyor mu şeklindeki soruya Ali Sabancı, En küçük ben olduğum için dayak yiyen ben oluyorum. Ama anahtar kelime şu olmalı, ne için kavga ediyoruz? yanıtını verdi. Sabancı, şirkette kullanılan her `ama` ve `zaten` kelimeleri için ceza ödendiğini anlatarak, şöyle konuştu: Sabancı`da çalışırken pek fark etmiyordum. Şimdi fark ettik ki Türkiye`de konuşma-dinleme dengesizliği var. Herkes daha çok konuşmak, daha az dinlemek istiyor. Böyle durumda birkaç şey yanlış gidiyor. Bizde, sözü kesen, sözü kesilenlere anında veriyor 20 YTL`yi.
Sabancı isminin Esas Holding`e katkısının ne olduğuna ilişkin soruyu Emine Sabancı Kamışlı, Ben kapıyı açıyorum. İçeri girersin ama odada kalıp kalmamak performansa bağlı. Bazen bana `size yakışan bu` diyorlar. Oysa bu işler `size yakışanla yapılmaz` dedi.