Euro`nun geleceği tehlikede

Güncelleme Tarihi:

Euro`nun geleceği tehlikede
Oluşturulma Tarihi: Şubat 03, 2009 16:54

Küresel krizin çok konuşulacak vahim sonuçlarından biri de Avrupa Para Birliği üzerindeki sarsıcı etkisidir

Küresel krizin düne kadar pek üzerinde durulmayan ama  bundan böyle çok konuşulacak vahim sonuçlarından biri de Avrupa Para Birliği üzerindeki sarsıcı etkisidir. Küresel kriz, euro tasarlanırken çok tartışılan asimetrik şok tezini teorik olasılıktan çıkarıp gerçek tehdide dönüştürdü. 

Seyfettin GÜRSEL / REFERANS GAZETESİ

Farklı ekonomiler aralarında işleyen bir parasal birlik kurabilmek için iki temel ilkeye göre hareket etmek zorundalar. 1) Üretim faktörlerinin parasal birlik alanı içinde düşük maliyetle hareket edebilmesi; 2) Üyelerin maliye politikalarının tutarlı olması. Parasal birliğe üye ekonomiler tanım icabı tek ve aynı paraya sahip olduklarından, ortaya çıkabilecek enflasyon, işsizlik, aşırı borçlanma sonucu faiz artışı gibi makro dengesizlikleri kur düzeltmeleri ile telafi etmeleri mümükün değildir.

Dışsal bir şok geldiğinde, üyeler arasında önemli verimlilik, işsizlik ve kamu borcu farklılıkları varsa, ülkeler şoktan farklı düzeylerde etkilenirler. Bu durumda parasal birliğin patlamaması için üyelerin baştan aralarında ekonomi politikaları alanında çok sıkı işbirliği yapmaları ve yapısal farklılıklarını azaltmaları gerekir. Aksi takdirde kimi üyelerin laçkalığının faturası disiplinli ülkelere de çıkar.

Euro kurulurken Maastricht Kirterleriadı altında ünlenen yakınsama kurallarının varlık nedeni, enflasyon, faiz, kamu borcu konularındaki farklılıkları asgariye indirerek parasal birliğin dışsal bir şok geldiğinde dağılmasını önlemekti. Tabii kurallar kalıcı olmak zorundalar aksi takdirde dengesizlikler yeniden oluşabilir.

Euro kurulurken istim arkadan gelsin hesabı dört ülkeye, İtalya, Yunanistan, Belçika ve İrlanda`ya tolerans gösterildi. Yüzde 100 civarındaki kamu borcu-milli gelir oranlarıyla bu ülkeler euroya alındılar. Sizi alıyoruz ama bu borç oranlarınızı indireceksiniz denildi. Bunu sadece İrlanda başardı, o da çok yüksek büyüme hızları sayesinde. Hele Yunanistan`ın enflasyon ve bütçe açıkları rakamlarında sahtekârlıklar yaptığının sonradan ortaya çıkması, işin baştan sakat olduğunu gösteriyordu.

Büyüme devam ettiği, enflasyon düşük olduğu sürece Yunanistan gibi zayıf halkalar sorun olmadı. Yatırımcılar bu ülkelerin gerçek durumlarını fazla kurcalamadılar. Ama şimdi durum farklı. Finansal kriz makroekonomik durumu zayıf euro üyelerinin risk primlerini artırdı. Yatırımcılar 10 yıllık Alman ve Fransız devlet tahvillerini almak için yüzde 3,3 ve 3,5 faize razı olurken Yunan ve İrlanda tahvillerini almak için yüzde 5,8 ve 5,5 faiz talep ediyorlar. İrlanda`nın borcu düşük ama durgunluğu çok derin.

Bunlar örnekler. Kriz Euro Alanını farklı yoğunlukta vuruyor. Kamu borcu yüksek olanlarda bir yandan risk primleri artıyor, dolayısıyla faizler artıyor ve son tahlilde bütçe açığı artıyor, diğer yandan durgunluk bütçe açıklarını ikinci bir kez artırıyor. Sonuç olarak yüzde 90`larda seyreden borç oranları yüzde 100`lere tırmanma eğiliminde.

Euronun temelini teşkil eden mali disiplin kuralları fiilen çiğneniyor. Almanya gibi makro dengeleri sağlam ülkeler buna göz yummak istemiyorlar. Yıllarca AB`den geçinen, yapısal reform yapmayan, etkili olmayan bir kamu sektörüne, yüksek yapısal işsizliğe sahip Yunanistan`ın lagarlığının ceremesini Almanlar çekmek istemiyorlar. İyi de ne yapabilirler? Yunanistan`ı ve benzeri ülkeleri eurodan atamazlar. Böyle bir mekanizma yok. Zor durumda olanlar ortak havuzdan borçlanmayı öneriyorlar. Bu, risk primlerini düşürür ama borçlar artmaya devam ederse bu kez mali fedakârlık yapanlar yapmayanların külfetini sırtlamaya başlar.

Aslında çözüm belli: Borçlular mali disiplini bozmayacaklar. İyi de bunu durgunluk ortamında siyaseten yapabilmeleri ne kadar olanaklı? Yunanlıları kemer sıkarken düşünebiliyor musunuz? Şaka gibi! Bu sorunlar Sarkozy ile Merkel arasında cumartesi tartışılacak. Ağır abiler bir çözüm bulabilirler mi? Zor gözüküyor. Küresel kriz AB`de dayanışma ile bedavacılık arasındaki nazik dengeyi yerle bir etti.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!