Avrupa Birliği (AB) ulusal programında, Türkiye, `cilde temas eden` ürünlerin, ruhsat, izin uygulamaları, evsafı ile ilgili olarak 2003`te AB standartlarına gelineceği sözünü vermiş durumda.
İki gün boyunca da Ankara`da bu çerçevede `İç denetim` toplantısı yapıldı. Kimya, kozmetik, ürünleri üreticileri, bunların sendika ve dernekleri ile, birliklerinin yöneticileri, üyeleri, Sağlık Bakanlığı yönetimi ile bir araya geldiler.
AB`nin konuyla ilgili uzmanları, komisyon yetkilileri de bu toplantıya katıldılar. Bizim söz konusu alanlardaki üretimle ilgili iç denetimimizin çok zayıf, hatta varla - yok arası olduğu kaydediliyor. Örneğin bizim mevzuatımızda, izin ve ruhsat sistemi var.
Yani bir deterjan, sabun, kozmetik ürününü piyasaya sürmeden önce, evsafını niteliklerini bildirip, Sağlık Bakanlığı`ndan ruhsat - lisans - izin alıyorsunuz. Ürünün üzerinde de, bu izin ve ruhsatın tarihi, no`su olmak zorunda.
Ancak, ürün pazara çıktıktan sonra bu ürünün gerçekten izin - ruhsat alınan ürün olup, olmadığı konusunda denetim `sıfır` mertebesinde. Sağlık Bakanlığı`nın teşkilatı da, elemanları da yetmiyor.
AB`de ise tam tersi. İzin ve ruhsat yok, bildirim yükümlülüğü var. Bir sabun, deterjan, temizlik maddesi, kozmetik ürününü piyasaya sürmeden önce, sadece adı, niteliği, içeriği konusunda, bildirimde bulunuyor ve üretip, piyasaya sürüyorsunuz.
Denetim mekanizması öylesine kurulmuş ki, yapılan incelemelerde, laboratuvar analizlerinde, bildirdiğiniz evsafa en küçük bir aykırılık halinde yandınız. Yaptırımlar öylesine ağır ki, fabrikayı kapatıp gitmek daha ehven.
İşte, biz AB`ye ulusal programda `biz de sistemimizi buna göre ayarlayacağız` sözü vermişiz ama, 2003`e şunun şurasında, kalmış 7 - 8 ay, ortada bir şey yok.
O nedenle de, Türkiye`de üretimde bulunan Lever, Procter and Gamble, Max Factor, Amway, Turyağ ve diğerleri denetimlerin yetersizliğinden, haksız rekabetten, korsan ürünlerden yakınıyorlar.
Konuyla ilgili yükümlülükleri, ulusal program gereklerini yerine getirecek Sağlık Bakanlığı yetkilileri konuya ve toplantıya ilgisiz. Medya deseniz öyle.
İnsan tenine doğrudan temas eden yegane ürün grubu olan temizlik maddeleri ve kozmetik ürünlerle ilgili bu AB - Türkiye buluşmasında konuşulanlar, alınan kararlar, insanımıza değer vermediğimiz için, dışarıya pek yansımadı.
Yansıtacak olanlar da orada yoktu.
Herkesin derdi, Başbakanın sağlık durumu, dövizi, borsayı, ekonomiyi, paramızı nasıl etkiler?
Bu ürünler canımızı, sağlığımızı nasıl etkiler derseniz, ona boşverdik.
Varsa, yoksa `Başbakanın sıhhat durumu ekonomiyi etkiler mi, etkilemez mi?` Derviş ta Paris`lerden, açıklama yaptı `etkilemez` diye yetmedi.
Rahşan Hanım beyanat gönderdi `iyidir etkilemez` diye yetmedi.
DSP açıklama yaptı `ı - ııh` tatmin olmadık.
Sonunda zavallı Juha`ya ve IMF`ye bile açıklama yaptırttılar `Başbakanın sağlık durumuna üzülüyoruz, ama ekonomiyi ve uygulanan programı etkilemez!` diye.
Bu ayıp da bize yeter mi, diye sorarsanız yine yetmez.
Aslan gibi üç başbakan muavini, 35 kişilik kabine orada duruyor, hükümet vazife başında, TBMM takır takır yasaları çıkartıyor yine de memleket, her şeyini bir kişiye endekslemiş tir tir titriyor.
Gazete ve TV`lerin Ankara mümessilleri, adeta sıhhat muhabiri oldu. Her gün birisi, Başbakanla nekahat dönemini geçirdiği ikametgahında fotoğraf çektirip, beyanat alıyor.
Adeta, gastroentroloji, nöroloji, nöroşirurji mütehassısı gibi, sualler yöneltip, gürül gürül bilgi ve enformasyon akıtıyorlar.
Yine de,
döviz tırmanıyor,
borsa çıkıp - iniyor. Dışişleri Bakanlığı artık son hamle olarak Başbakanın Pakistan - Afganistan seyahat programını açıklıyor.
Beyefendiler, hanımefendiler, ey millet, yurttaşlarım, kardeşlerim. Türkiye Cumhuriyeti bu yıl 79`uncu yaşını idrak edecek.
Lütfen, istirham ediyorum.
Bu cumhuriyeti kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk`ü yitirdik. Milli Şef nam, İsmet İnönü Paşa`yı yitirdik.
Bu cumhuriyet, bu devlet, bu ülke ayakta. Ülkeler, devletler, milletler kişilerle kaim değildir. Kendinize, ulusunuza, devletinize itimad edin biraz. Allah uzun ömürler ve sağlıklar versin. Sayın Başbakanımız ağır bir ameliyat geçirip, üç ay hastanede de yatabilirdi. Çok şükür, başımızda.
Kaldı ki, hepimizin, her faninin olduğu gibi, onun da (bağışlayınız) bir gün vadesi dolabilir, takdiri İlahidir.
Ne mutlu bizlere ki, her gün bir beyanatını okuyoruz. Daha ne yapsınlar?
Sağlık gibi gayet insani bir konuyu, böylesi fırsatçı emeller için kullanıp, dövizi, faizi hoplatmaya kalkmak, bu ülkeye kötülüktür.
Yapmayınız lütfen. Bu ülke kurumlarıyla, kadrolarıyla, yurdu ve milletiyle dimdik ayaktadır ve ilelebet payidar olacaktır.