Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği (TSPAKB), ``Türkiye Sermaye Piyasası`` başlıklı yıllık raporunu yayınladı. Raporda genel hatları ile aracı kurumların, oldukça likit, borçsuz ve güçlü sermaye yapısına sahip bir yapıda bulundukları belirtildi.
123 aracı kurumun verilerinin konsolide edilerek oluşturulan rapora göre, aracı kurumların toplam aktif büyüklüğü 2001 yılında yüzde 42 artışla 669 trilyon liradan 950 trilyon liraya çıktı.
Dolar bazında ise yüzde 34 küçülerek 991 milyon dolardan 6 milyon dolara geriledi.
Önceki yıllarda dönen varlıkların toplam aktifler içindeki payı yüzde 90`lar civarında iken 2001 yılında yüzde 81`e düştü. Fakat bu gerileme sektörün likit yapısındaki bozulmadan değil, muhasebe sistemindeki bir değişiklikten kaynaklandı.
Pasif yapısına bakıldığında kısa vadeli borçların oranı yüzde 40`tan yüzde 37`ye, uzun vadeli borçların oranı yüzde 11`den yüzde 2`ye indi. Pasifin en önemli grubu olan özsermayenin payı ise yüzde 49`dan yüzde 60`a çıktı.
Raporda, ``Bilanço yapısından izlenen, genel hatları ile aracı kurumların oldukça likit, borçsuz ve güçlü sermaye yapısına sahip bir mali yapıda olduklarıdır`` denildi.
ZİYA TOPRAK: RAPORUN AMACI YÖNLENDİRMEK DEĞİL, BİLGİ VERMEK
Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği (TSPAKB) Başkanı Y. Ziya Toprak, raporun sunuşunda yer alan değerlendirmesinde, 2001 yılında Nobel Ekonomi ödülünü ``piyasalardaki asimetrik bilginin analizine yaptıkları katkılardan dolayı`` A. Michael Spence ve Joseph E. Stiglitz ile paylaşan George A. Akerlof`un, piyasadaki oyunculardan bir kısmının diğerlerinden daha fazla bilgiye sahip olması hali olarak tanımlanan asimetrik bilginin piyasaların çökmesine, hiç var olmamasına, ya da var olan piyasalarda ``yanlış seçimler`` yapılmasına yol açtığını gösterdiğine dikkat çekti.
Asimetrik bilginin en yakın örneğinin geçtiğimiz yıllarda yaşanan internet şirketleri patlaması olduğunu vurgulayan Toprak, şu görüşleri dile getirdi.
``Yatırımcılar açısından ilk bakışta internet şirketleri arasında çok büyük farklılıklar yoktur. Fakat, bu şirketlerin sahipleri şirketlerinin karlılığı ve geleceği hakkında yatırımcılardan daha fazla bilgiye sahiptirler. Bir süre sonra bu bilgi farkının `yanlış yatırımlara` yol açtığı görülmüş ve piyasa çökmüştür. Türkiye`de ise hisselerine el konulan ya da işleme kapanan halka açık şirketlerin yatırımcılarının durumu yukarıdaki örnekle benzeşmektedir. `` Şeffaflık, etik değerlere saygı gibi kavramların temelinde de bilgi açıklığının yattığını, yatırımcı güveninin sağlanmasında en önemli faktörün doğru bilgilenme olduğunu belirten Toprak, gelişmiş ülkelerdeki halka açık bilgi yoğunluğu ile piyasaların büyüklüğü arasındaki ilişkinin tesadüf olmadığını belirtti. Y. Ziya Toprak, şunları kaydetti:
``Amerika gibi şeffaflığın en ileri boyutta olduğu, dünyanın en gelişmiş piyasasındaki Enron skandalı, gelişmiş ülkelerin bilgi paylaşımına yaklaşımlarını göstermesi açısından iyi bir örnektir. Mali yapısı hakkında açık bilgi sağlamayan şirket ve denetçileri ilk aşamada sorumlu tutulmakla beraber, piyasa kuralları ve kurumları da gözden geçirilmeye başlanmıştır. Çözüm arayışı, şeffaflığın daha da artırılmasına ve bilgi aktarımının daha da etkin hale getirilmesine yöneliktir.
Piyasalarımızın da bu gelişmelerin dışında kalması mümkün değildir. Sermaye piyasamız kısa sayılabilecek bir geçmişe sahiptir. Buna rağmen, çok önemli gelişmeler sağlanmış ve küçümsenmeyecek bir mesafe katedilmiştir. Fakat, gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşmak için kapatılması gereken önemli bir ara vardır. Bu gelişim ise doğru bilginin zamanında piyasaya ulaştırılması ile sağlanabilecektir.`` ``Türkiye Sermaye Piyasası`` yıllık raporunun, yorumlarla yönlendirici olmaktan ziyade bilgi sunmayı hedeflediğini bildiren Toprak, raporun her yıl, değişen ihtiyaçlara cevap verecek şekilde revize edilerek yayınlanacağını duyurdu.
ARACI KURUMLAR 2001`DE REEL OLARAK KÜÇÜLDÜSermaye piyasasında faaliyet gösteren aracı kurumlar, geçen yıl reel olarak küçüldü. Aracı kurumların 2000 yılında 221,6 katrilyon lira olan hisse senedi işlem hacmi, 2001 yılında 186,1 katrilyon liraya geriledi.
Dolar bazında net kar ise 187 milyon dolardan 177 milyon dolara indi. Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği`nin (TSPAKB) 123 aracı kurumun verilerinin konsolide edilerek oluşturduğu "TürkiyeSermaye Piyasası" başlıklı yıllık raporuna göre, 2001 yılında şüphelialacaklar karşılığı yüzde 26 oranında küçüldü. 2000 yılında toplam alacakların yüzde 14`ü kadar şüpheli alacak karşılığı ayrılmışken 2001yılında bu oran yüzde 7`ye indi. Maddi duran varlıklara bakıldığında aracı kurumların sahip oldukları gayri menkuldeki yüzde 176 oranındaki artış dikkat çekti. Maddi olmayan duran varlıklarda görülen yüzde 54 artış, 2001 yılında küçük de olsa yazılım yenileme veya geliştirme faaliyetinde bulunulduğunu gösterdi. En yüksek aktif büyüklüğüne sahip 20 aracı kurum, sektörün toplam aktiflerinin yüzde 61`ini oluşturdu. Bu kurumların aktifteki paylarındaki artış ağırlıklı olarak özsermayelerindeki artıştan kaynaklandı. Özsermayedeki artışa ise net kardaki hızlı artış etki etti. Aktif büyüklükteki ilk 20 aracı kurum, işlem hacminde yüzde 43.23,aracılık komisyonlarında yüzde 50.21, brüt karda yüzde 62.86 pay aldı.
BORÇLAR GERİLEDİ2001 yılında aracı kurumların finansal borçları yüzde 27 oranında geriledi. Rapora göre, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından özsermaye yeterliliği artış oranı 2001 yılı için yüzde 56 olarak belirlenmişken,aracı kurumların özsermayeleri yüzde 76 oranında arttı. Ödenmiş sermayelerindeki artış ise yüzde 80 olarak gerçekleşti. Aracı kurum başına ortalama özsermaye 4,7 trilyon lira, ödenmiş sermaye ise 2,1 trilyon lira oldu. Tüm yetki belgelerini almak isteyen aracı kurumların sahip olmaları gereken asgari özsermaye 2001 yılı için 939 milyar lira olarak belirlendi. Bu yıl bu rakam 1 trilyon 342 milyar liraya yükseldi. Ortalama özsermaye ile kıyaslandığında, aracı kurumların tümfaaliyet belgelerine sahip olmaları için gerekli asgari tutarın beş katı kadar fazla özsermaye ile çalıştıkları görüldü. Özsermaye büyüklüğünde ilk 20 aracı kurum, sektörün toplam özsermayesinin yüzde 64`ünü temsil ediyor. Banka kökenli aracı kurumların sektörün toplam özsermayesi içindeki payı 4 puan artışla yüzde 67.25`e çıkarken, aktifteki paylarıyüzde 63.20`ye düştü. Aktif payındaki düşüş, bu kurumların özsermayelerini artırırken borçlanmalarını daralttıklarını gösteriyor. Banka kökenli aracı kurumların işlem hacmindeki payı da yaklaşık 4puan azalarak yüzde 54.47`ye indi. Bu kurumlar, işlem hacimlerine oranla diğer aracı kurumlardan daha yüksek aktif ve özsermaye büyüklüğüne sahip bulunuyor. Yabancı sermayeli aracı kurumların bilançolarındaki göreceli düşüş dikkat çekti.
ARACILIK KOMİSYONLARI DÜŞTÜAracı kurumların esas faaliyetleri ile ilgili gelirleri geçen yıl geriledi. Aracı kurumların esas faaliyet alanı sayılan menkul kıymet alım-satım işlemleri üzerinden aldıkları komisyon gelirlerini gösterenaracılık komisyonları, yüzde 9 azalarak 340.9 trilyon liraya indi. Kurumsal finansman gelirlerini, fon veya portföy yönetimi komisyonlarını, danışmanlık hizmeti gelirlerini ve diğer esas faaliyetalanı ile ilgili gelirleri içeren diğer hizmet gelirleri, yüzde 27 daralarak 49.6 trilyon liraya indi. Esas faaliyet gelirleri yüzde 12 azalmayla 390.5 trilyon lira olurken, aracı kurumun kendi nam ve hesabına yaptığı menkul kıymet işlemlerinden elde ettiği karı gösteren alım-satım karı ise yüzde 731 gibi rekor artışla 154.9 trilyon liraya ulaştı. Aracı kurumların brüt karları ise yüzde 18 artarak 545.4 trilyon lira olarak hesaplandı. Brüt kar dolar bazında ise yüzde 40 azalarak 441.8 milyon dolar oldu.
186.1 KATRİLYON LİRALIK HİSSE SENEDİ İŞLEMİ TSPAKB raporuna göre, 2000 yılında 221,6 katrilyon lira olan aracıkurumların gerçekleştirdiği hisse senedi işlem hacmi, 2001 yılında 186,1 katrilyon liraya geriledi. İşlem hacminde ilk 20 aracı kurumun toplam hacimdeki payı da yüzde51.61`den yüzde 55.81`e çıktı. Sektörün faaliyet giderleri yüzde 23 oranında artarak 368,8 trilyon liradan 452,6 trilyon liraya ulaştı. Günlük ortalama hisse senedi işlem hacmi 2000 yılında 740 milyon dolar, 2001 yılında 324 milyon dolar olarak gerçekleşti. 2002 yılının ilk dört ayında ise ortalama hacim 300 milyon dolar oldu. Esas faaliyet gelirleri faaliyet giderlerinin üzerinde olan aracı kurum sayısı 69`dan 30`a düştü. 2001 yılı genelindeki yüksek faiz oranları aracı kurumlara önemli ölçüde gelir yarattı. Aracı kurumların diğer faaliyetlerinden elde ettikleri 431,7 trilyon lira, esas faaliyet gelirleri olan 390,5 trilyon lira ile kıyaslandığında diğer faaliyet gelirlerinin büyüklüğüortaya çıkıyor. Finansman giderleri, nominal olarak yüzde 116, dolar bazında yüzde10 arttı. Sektörün konsolide net karı tüm olumsuz koşullara rağmen 2001 yılında 117 trilyon liradan 218 trilyon liraya çıktı. Dolar bazında net kar ise 187 milyon dolardan 177 milyon dolara inerek sadece yüzde 5,4 azaldı. Net karı en yüksek ilk 20 kurum, sektörün toplam net karının yüzde86`sını oluşturdu. Özel sektör kurumlarının net kar içindeki payı azaldı, kamu aracı kurumlarının net karı önemli ölçüde arttı. Raporda, sonuç olarak aracı kurumların 2001`i reel anlamda küçülerek geçirdikleri, borçluluk oranlarını düşürüp, özsermayelerini güçlendirerek likit kalmaya çalıştıkları, likit yapıları çerçevesinde yüksek faiz oranlarından yararlanıp diğer faaliyet gelirlerini artırdıkları vurgulandı.