Amerika İran`a saldırmak zorunda...

Güncelleme Tarihi:

Amerika İran`a saldırmak zorunda...
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 29, 2008 10:55

Haberin Devamı

Son 20 yılda zaman zaman savaÅŸa dönen ama son 5 yıl içinde 11 Eylül saldırısı ve Irak iÅŸgali ile dünya düzenine hâkim olan gerilim dinamiÄŸinden en çok kim kazandı?  Tek bir kazanan var: Yıllarca kızıl tehdit ile varımızı yoÄŸumuzu silaha yatırtan, tez-antitezin çökmesi ile OrtadoÄŸu kökenli tehdit unsuru yaratarak yeni bir diyalektik yapı kuran askeri-endüstriyel kompleks.Â

Yiğit BULUT / REFERANS GAZETESİ

Konu hakkında hiç yorum yapmadan bugünden geçmişe bazı olayları hatırlayalım;

* Putin, Amerikan, İngiliz, Fransız ve Alman petrol şirketlerinin haklarını elinden aldı, Rusya`yı yabancı yatırıma kapattı.

* ABD`de mortgage krizi tepe yaptı, Amerikan bankaları zorda, Amerikan ekonomisi yüksek petrol fiyatı üzerinde duruyor.

* ABD`de İran saldırısı için Kongre`de görüşme yapıldı.

* Putin Rusya`yı yeniden nükleer tehdit olarak konumladı.

* ABD, Irak`tan çekilme sinyali verdi.

* İran sorunu BM gündemine geldi.

* Bush, son yaptığı konuşmada ABD halkından ve Senato`dan, halkının özgürlüğünü korumak adına, İran`a karşı manevi destek ve en önemlisi ek bütçe istedi. 

* Karikatür krizi büyüdü, ilk etapta geri adım atan Avrupa, sonrasında biz bunu ifade özgürlüğü adına yapabiliriz noktasına geldi.

* ABD, İran ve Suriye`nin tehdit olduğunu açıklayıp dünyayla işbirliği yapma konusunda uyardı. 

* Türk askerlerinin başına çuval geçirildi, ABD, Ortadoğu`da Türkiye`ye meydan okudu.

* ABD, dünya barışını koruma adına Irak`ı işgal etti, nükleer tesislerini saklayan Saddam`ın ülkesi, ABD ordusu tarafından ele geçirildi.

Türkiye`ye dönelim:

* Kurtlar Vadisi bir ilk, yapılan yorumlara göre; Türk milliyetçilerinin yapısı değişti, Amerikan destekli özel harekâtçılar artık Amerikan askerine karşı savaşır hale geldi.

* Türkiye, İran için de ABD`ye destek olmama yoluna girdi.

* Türkiye, tarihinin en büyük ekonomik krizinden çıktı. Dolar 5 yıldır ortalamada sabit kalırken, borsa tarihi rekorlara imza attı. 2001 sonrası Türkiye`ye giren her 1 dolar 5 ile 55 dolar arasında kâr sağladı.

* Sıcak para tarihi rekor getirilere imza atarken, bazı akademisyen ekonomistler karamsar yorumlar yaptı: Derviş`in ‘Aman dolar satmayın` açıklamasından sonra 3 yıl boyunca kendisini evinde ağırlayanlar TV programlarında ‘dolar 1 milyon 700 bin TL`de mi durur yoksa 2 milyon TL`de mi durur`u tartıştılar...

* Ekonominin başındaki isim Kemal Derviş ‘Dolar satanın eli yanar` dedi. Doların ilk defa 1 milyon 300 bin TL seviyesini aşağı zorladığı dönemde, halkı dolar satmaması konusunda uyardı.

* Türkiye, tarihinin en büyük ekonomik krizine girdi. Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında Anayasa fırlattı krizi çıktı. 

* 2002 sonrası Türkiye`de yeni siyasal sentez ortaya çıktı. Milli görüş çizgisinden gelen bir isim, Kemalist sistemin kalbi olan Cumhurbaşkanlığı makamına oturdu. Bu gelişmeyi ABD ve AB`deki düşünce kuruluşları; Türk halkının 1920`lerde aniden ilişkisi kesilen geçmişi ile barışma girişimi olarak algıladı.

* ABD ekonomisi yüksek petrol fiyatına rağmen devinemeyen sistemin tıkanması ile yeni bir kargaşaya ihtiyaç duyar hale geldi. 

* ABD, İran`a da saldırıp, tıkanan sistemi açabilir miyim diye sorgularken, Türkiye`de Cumhurbaşkanlığı koltuğunu kaptıran 1923 ruhu bu devletin sahibi benim diyerek harekete geçti.

Değerli dostlar, yukarıdaki olaylar yaşadıklarımızın onda birinin, detay vermeden sadece hatırladığımız kısmı. Bunları, ana hatları ile sizler de hatırlayın diye aktardım. Bu noktada başa dönmek ve sistemin özünü anlamak açısından, biz bunları bu şekilde yaşar ve algılarken acaba bu olayların yarattığı dinamiklerin sonuçları ne oldu, sorusunu sormak istiyorum...

Gelin, dünya genelinden başlayarak birlikte cevap arayalım. Son 20 yılda zaman zaman savaşa dönen ama son 5 yıl içinde 11 Eylül saldırısı ve Irak işgali ile dünya düzenine hâkim olan gerilim dinamiğinden en çok kim kazandı?

Tek bir kazanan var: Diyalektik yapı içinde yıllarca kızıl tehdit ile varımızı yoğumuzu silaha yatırtan, tez-antitezin çökmesi ile Ortadoğu kökenli tehdit unsuru yaratarak yeni bir diyalektik yapı kuran ve bugün de artık tartışmasız olarak ABD yönetimine hakim olduğu görülen askeri-endüstriyel kompleks. Bu noktada konuyu detaylandırmak isteyenler; petrol şirketlerini son 5 yıldaki piyasa değeri artışına, kârlarının nasıl katlandığına ve son 5 yılda silah şirketlerine aktarılan trilyon dolarlık bütçeye bakabilirler... Peki bu lobi nasıl kazanmaya devam edebilir? Tek bir yol var: Ortadoğu`da patırtı bitmeyecek, petrol 100 doların üstünde kalacak hatta İran ile birlikte zirveyi de kıracak ve bütün dünya özgür olma yolunda savaşıldığını düşünürken yeni diyalektik sistem ayakta tutularak, kaynaklar onlara akacak... Aynen kızıl tehdit adı altında yıllarca paramızı hurdalara yatırmamız gibi.

Sonuç:
İçinde yaşadığımız nasıl bir sistem, neyi, nasıl algılıyoruz ve bizim devre dışı kaldığımız ana bölümde kimler, neler kazanıyor?...

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!