Aliler ülkesi... Eski adıyla Ariana... Şimdi ise yıllarca süren savaşın yaralarını sarmaya çalışan bir ülke: Afganistan... Yıllarca iç savaştan taş taş üstünde kalmayan, yolu, köprüsü, barajı, konutu olmayan, yıkıntılar içinde küllerinden doğmak için bekleyen bir ülke... Tüm dünyanın diyetini `fonlarla` ödediği Afganistan`ı, yeniden yapılandıran kahramanlar ise Türk müteahhitlik firmaları. Türk şirketlerinin 2002`te başlayan Afganistan macerası bugün hâlâ devam ediyor. Roket saldırılarının can emniyetini tehlikeye düşürdüğü bir ülkeyi yeniden inşaa ederlerken, gözlerini budaktan sakınmıyorlar. Üç yılın bilançosu ise: Afganistan`ın bir ucundan diğer ucuna devam eden yaklaşık 1000 kilometrelik yol ve l milyar 149 milyon dolarlık iş hacmi!
En büyükler orada Türkiye`nin en büyük müteahhitlik firmaları Çukurova`dan Gülsan`a, Limak`tan Yüksel`e, Kolin`den Mensel`e kadar hepsi orada boy gösteriyor, ihalelerde kıran kırana rekabet eden Türk şirketleri, iş yardımlaşmaya gelince dikkate değer bir performans gösteriyor. `Yok` kelimesinin her anlamda kendini gösterdiği Afganistan`da iş yapmak gerçekten çok zor. Çünkü inşaat sektörünün kullandığı tüm malzemeler, Türkiye`nin yanı sıra Pakistan, İran, Özbekistan gibi ülkelerden geliyor.
Burada en küçük bir gecikme işleri aksatabilir diye Türk şirketleri neredeyse başka hiçbir sektörde görülmeyen bir yardımlaşma örneği sergiliyor.
Afganistan`a adımını atan ilk Türk firmaları Çukurova ile Yüksel İnşaat. Çukurova Temmuz 2002`de ülkenin kuzeyini ve güneyini birbirine bağlayan 3 bin 500 metre yükseklikteki kritik geçit ve Afganistan`ın yeniden yapılandırılmasındaki bir numaralı kontrat olan Salang Tüneli rehabilitasyonu ihalesini alarak işe başladı. Bunu birçok yol projesi izledi. Ocak 2003`te ABD Kabil Büyükelçiliği Ofis Binaları ihalesini alan ve 15 Şubat 2003`te işi teslim eden Yüksel înşaat`ın aldığı bir diğer iş ise 21.5 milyon dolarlık Kabil-Kandahar Yolu 43-92 km arası inşaatı oldu. Bu firmaları Gülsan, Tepe, Limak, Kolin, Entes gibi şirketler izledi. Şimdi bu firmalar ilk işlerini tamamlayıp şantiyelerini kapatmaya başladı. Afganistan`ın ulusal havayolu şirketi Ariana Afghan Air, eve dönüş yolunu tutan Türk işçileriyle dolu. Kimi inşaatçılar da son kalan işleri bitirmeye çalışıyor.
İkinci paket yolda Ama Afganistan`ın inşaası sadece yolla bitecek gibi değil. O yüzden ikinci faz ihaleler yolda. Açılacak paketin büyüklüğünün yaklaşık 1.5 milyar dolar olacağı söyleniyor. Bu kez hastane, okul, konut gibi sosyal projeler de yapılacak. Ülkenin yüzde 60`ını inşa eden Türkler şimdi ikinci faz ihalelere hazırlanıyor...
Türk yemekleri ikram ederek 3 milyon dolarlık ciro yaptı Afganistan`daki tek Türk restoranının sahibi Sami Yavuz, şantiyelere kurduğu seyyar mutfaklarla günde 5-7 bin Türk işçinin karnını doyuruyor. Ankara Şereflikoçhisarlı olan Yavuz, 34 yaşında. Yurtdışına ilk kez 19 yaşında işçi olarak çıkan Yavuz, bugün yıllık 3 milyon dolar ciroya imza atan bir işadamı.
Korgeneral ile ortak Yavuz`un girişimcilik macerası 1991`de işçi olarak gittiği Avusturya`da başlıyor. Daha sonra Türkmenistan`da ve İran`da restoran işine giren Yavuz`un Mart 2003`te de Kabil günleri başlıyor. Zümrüt madenleriyle ünlü Penşir eyaletinde etkin olan Şah Mesut`un adamlarından bir korgeneralle ortak olan Yavuz, 400 metrekarelik restoranında 9 Türk, 35`i Afgan personeliyle sadece Türkler`e değil Afgan Meclisi`nin bütün renkli simalarına Türk yemekleri ikram ediyor. Sami Yavuz`un yaranda çalışan aşçıların arasında Antepli, Bolulu, Adanalı, Maraşlı ustalar var. Aşçıların aldığı ücret ise 1000-1500 dolar arasında değişiyor.
Fiyatlar 3-5 dolar Yemeklerin fiyatı ise oldukça ucuz. Çünkü Afganistan`da etin kilosu 4 dolar! Bu yüzden yemeklerin fiyati 3-5 dolar arasında değişiyor. Örneğin iskender`in fiyatı 5 dolar. En pahalı yemek ise 12 dolarlık açık büfe!
Çinliler yüzde 50 damping yapıyor Türk şirketlerinin en büyük kabuslarından biri ise Çinliler... Ne ilgisi var demeyin... Çinliler sadece tekstil, elektronik, oyuncakta rakip değil... Özellikle Asya Kalkınma Bankası`ran fonladığı ihalelere deyim yerindeyse `kamikaze` gibi dalış yapıyorlar. Kim ne fiyat veriyorsa, `yüzde 50` altında kapıyı açınca, ihaleleri kazanmaları da kaçınılmaz oluyor. Gerçi Amerikan şirketleri Çinliler`e pek itibar etmiyor. Çünkü ne ekipman, ne mühendislik ne de malzeme anlamında `kaliteyi` tutturmaları mümkün olmuyor. Böyle olunca da yaptıkları yolları söküp, yeniden yapmak zorunda kalıyorlar.