Oluşturulma Tarihi: Şubat 11, 2002 13:08
Türk - Amerikan İş Konseyi Başkanı Akın Öngör, ABD`ye her yıl 15 milyar dolarlık ihracat için önemli bir öneride bulunuyor. ABD ile `serbest ticaret` anlaşmasına karşı çıkan diplomatlara seslenen Öngör, `Her yıl Amerika`ya 15 milyar
dolar ihracat şansımız var.
GÜMRÜK Birliği`nin buna engel olan maddelerini gözden geçirip müzakere etmeliyiz` diyor. Öngör, 26 - 27 Şubat`ta Ankara`da yapılacak ortak komite toplantısında da ilk adım olarak iki heyetin birbirlerine istek listelerini tartışacaklarını söylüyor.
Ya 15 milyar dolar ya da Gümrük Birliği
Amerikan başkanlarını biz Türkler, daima ilgiyle izleriz. Özellikle eski Başkan Bill Clinton`un deprem yarasını sarmak için gelip bizim Erkan bebeği kucağına almasından sonra bu ilgimiz daha da arttı. Onun, Türkiye`nin AB adaylığı için ne kadar çok çalıştığını hepimiz biliyoruz.
Şimdiki Başkan George W. Bush`u da Başbakan Ecevit`in ABD`ye yaptığı gezi sırasında çok daha yakından tanıdık. Bush, Afganistan savaşındaki müttefiklik koşullarımızı mükemmel yerine getirdiğimiz için Ecevit`e şükranlarını bildirirken, gözlerimiz dolmadı değil.
Ancak, askeri ve siyasi anlamda tam bütünleştiğimiz ABD ile ticari ilişkilerimiz, bir türlü rayına oturamadı. Ecevit`in gezisinin ardından en somut gelişme olan Türk - Amerikan Ekonomi Komitesi`nin kurulması çalışmaları, bizim için iyi bir meyve oldu. Şimdi gelin, ABD ile hakiki anlamda ticari ilişkilerimiz nasıl olmalı, ona bir bakalım. Bunu da, bu alanda 2 yıldır ter döken ve emek harcayan Türk - Amerikan İş Konseyi Başkanı Akın Öngör`le yapalım.
Gümrük Birliği masaya yatırılmalı
Düşünün, Amerika bir yılda 1 trilyon dolarlık ithalat yapıyor. Biz bu ülkeye sadece 3.7 milyar dolarlık ihracat yapıyoruz.
Bence bu hiç adil ve doğru bir ticaret değil. Sevgili müttefikimiz ABD`ye de yakışmıyor bize de yakışmıyor. Öyleyse ne yapılmalı?
Öngör, açıkça anlatıyor: `Bizim görüşümüz şu; Türkiye ile Amerika arasındaki dış ticaret son derece sınırlı. 3.7 milyar dolar ithalat 3.7 milyar dolar da ihracat gibi bir iş yapıyoruz. Amerika aslında çok büyük ticaret açığı veren bir ülkedir. 1 trilyon dolar ithalat 700 - 800 milyar dolar ihracatı var. 300 - 400 milyar dolarlık bir açık yani. Biz diyoruz ki, `Sizden mali yardım istemiyoruz. Dış ticaret ve yatırım olanaklarının açılmasını istiyoruz. ABD, Türkiye, Avrupa Birliği`ne girsin diye büyük çaba gösteriyor. Clinton bastırmasaydı, `Biz aday filan olamazdık.` Gelelim, işin özüne. AB ile Gümrük Birliği`miz var. Bizim devlet, ABD`ye desin ki, `Bizi AB`nin içinde istiyorsunuz. Gümrük Birliği`nin içindeyiz zaten. O zaman siz, AB`ye nasıl bir ticaret rejimi uyguluyorsanız, aynısını bize de uygulayın. Yani, hiçbir sayısal sınırlama yok orada. Eğer, kalkıp bizimkilere, `Türkiye için belirli sektörlerde örneğin, tekstil ve demir çelik gibi sektörleri seçip, kotayı kaldırdık` derseniz çalışmaz. Sebebi, onun karşıtlarının ABD`de lobileri var. Kendi seçmenlerini, kendi kongrelerine parlamentolarına seçiyorlar. Biz buradan seçemiyoruz. Dolayısıyla belirli bir sektörü tek başına karşıya almadan işi genel siyasi bir yaklaşımla `ekonomik bir paket` haline getirmek lazım. `Siz bizi AB`ye istediğinize göre biz de Gümrük Birliği`nde olduğumuza göre AB`ye bugün uyguladığınız ticaret rejimi neyse, (kota yok, belirli gümrükler var) bize de uygulayın. Her mal grubunda değişik olabilir bu uygulamalar.`
Diplomatlar, `olmaz` diyor
Akın Öngör, bu önerilerine `haklı` olarak bazı Türk bürokrat ve diplomatlarının karşı çıktığını söylüyor.
Onlar neden karşı çıkıyor?
Öngör`e göre Gümrük Birliği nedeniyle gelecek engeller yüzünden. Peki, ABD ile 15 milyar dolarlık bir ihracat bağlantısı için yani, `serbest ticaret anlaşması` için Gümrük Birliği, yeniden müzakare edilemez mi?
Öngör, `Bana göre edilebilir` diyor. Bu müzakarenin nasıl yapılacağını da şöyle anlatıyor:
`Dünyanın içinde bulunduğu şu konjonktürde `Türkiye, stratejik ortamını daha iyi değerlendirebilir` diye düşünüyoruz. Diyoruz ki, ikinci aşamada ABD ile bir `serbest ticaret anlaşması` yapılmaya çalışılsın. Diplomatlar, diyor ki, `AB ile GB var. Gümrük Birliği`ndeki maddeler bizi durduruyor. Öyleyse, biz yine diyoruz ki, `AB ile bunları birileri tekrar müzakere etsin ve bu maddeleri esnetmeye çalışsın. `
Evet, Öngör, GB`nin ABD ile serbest ticaret anlaşması için müzakere edilmesini öneriyor. Doğru bir çağrı. Allah yapısı değil ya, kul yapısı.
Peki, GB`yi AB ile müzakere etmek kolay mı?
Öngör, bakın zorluğu nasıl anlatıyor:
`Tabii ki, zor bir iş. Kolay değil. Fakat, 11 Eylül`den sonraki dünyanın düzeni, Türkiyenin bulunduğu stratejik ortam, dünyanın şu anda geldiği zamanlama, ABD`nin dünyadaki tek süper güç olarak şu anda terörizmi en öne alan yakşalımları ve bu model içinde Türkiye`nin öne çıkan önemi. Pek çok maddeler sayabilirim. Bunları yanyana koyduğumuz zaman böyle bir müzakereyi ZORLAYABİLME zamanlaması olduğunu düşünüyoruz. Diplomatlarımızın, haklı olarak `Bu yapılmış mukaveleler bozulamaz, bunları nasıl savunuyorsunuz?` diye görüşleri oluyor ki, `Bu mukaveleleri de insanlar yapıyor, yeniden oturup müzakere edilip konuşulabilir`. Oysa, AB ile müzakere eden Türkiye, ABD ile bunu müzakere edemez görüşü var. İşadamı olarak müzakere işinden anlayan bir kişi olarak, bu iş müzakere edilebilir diye düşünüyorum.`