Oluşturulma Tarihi: Kasım 26, 2002 09:24
AB ile ilişkilerimizin 43 yıllık geçmişi var. Türkiye, o zamanki adıyla `Avrupa Ekonomik Topluluğu`na üye olmak için, Temmuz 1959`da, tam üyelik için de 14 Nisan 1987`de başvurdu. Sonradan adı Avrupa Birliği olarak değişen birlik, 1993`te genişleme süreci başlattı. Türkiye, genişleme kapsamına alınmadı. AB, ekonomik istikrarsızlık, insan hakları, Güneydoğu ve Kıbrıs gibi ekonomik, siyasi ve sosyal sorunları gerekçe göstererek, Türkiye`ye yönelik olumsuz tutumunu, 1999`a kadar sürdürdü. Türkiye, 10-11 Aralık 1999 tarihlerinde Helsinki`de yapılan AB Konseyi`nde, oybirliği ile AB`ye aday ülke olarak kabul ve ilan edildi. 4 Aralık 2000`de, Türkiye`nin Katılım Ortaklığı Belgesi kabul edildi. Belgede, Türkiye`nin tam üyeliğe kadar yapması gerekenler, kısa ve orta vadede tanımlanıyordu.
Türkiye 26 Mart 2001 tarihinde, ortaklığın siyasi ve ekonomik kriterlerini, üyelik yükümlülüklerini üstlenebilme kapasitesini, Türk mevzuatının AB müktesabatıyla uyumlaştırılmasını kapsayan Ulusal Programı`nı Avrupa Komisyonu`na sundu.
13 Kasım 2001 tarihinde açıklanan İlerleme Raporu ve sonrasında yayınlanan Strateji Belgesi`nde, önümüzdeki dönemde izlenecek yönteme ilişkin öneriler sıralandı. Bu iki raporda, Türkiye`nin, Kopenhag siyasi ve ekonomik kriterlerini karşılamaktan uzak bir noktada bulunduğu, üyelik süreci için, hemen her alanda atılması gereken pek çok adım olduğunu vurguladı.
Türkiye`nin AB sürecinin en önemli dönemeçlerinden biri olacağı varsayılan Kopenhag Zirvesi 12 Aralık`ta. Türkiye bu zirvede, Avrupa Birliği`ne üye olmak için, mutlaka müzakere tarihi almak istiyor.