301`inci madde değişiyor

Güncelleme Tarihi:

301`inci madde değişiyor
Oluşturulma Tarihi: Nisan 07, 2008 17:28

Çiçek, Türk Ceza Kanunu`nun 301`inci maddesiyle ilgili değişiklik kapsamında, dava açılması izninin Cumhurbaşkanı`nda olacağını söyledi

Haberin Devamı

Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Türk Ceza Kanunu`nun 301`inci maddesiyle ilgili değişiklik teklifinin, bugün Meclis`e sunulabileceğini söyledi.

Bakanlar Kurulu sonrası bir açıklama yapan Çiçek, dava açma izninin cumhurbaşkanının iznine bağlanmasının da gündemde olduğunu belirtti.
 
Çiçek, TBMM`de görüşülmekte olan Sosyal Güvenlik Reformu ile ilgili tasarının arkasından 301`inci maddede öngörülen değişikliğin gündeme gelebileceğini belirtti.
 
Çiçek, "Sosyal Güvenlik Reformu ile ilgili tasarının arkasından 301, onu gündeme getirmeye çalışıyoruz. Muhtemelen bugün grubumuz bunu teklif olarak verebilir, `verecek` demiyorum, verebilir. Ümit ederim ki; bu meseleyi de gündemden çıkarmış oluruz. Arkasından da Türk Ticaret Kanunu`nun Meclis`te görüşülmesini biz arzu ediyoruz. Tabii Meclis gündemi kendi içinde belirleniyor ama bizim arzumuz bu yasaların arka arkaya görüşülmesidir" dedi.
 
4 kanun imzaya açıldı
 
Cemil Çiçek, ayrıca Gelir İdaresi Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun Değişikliği Tasarısı, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu`nun Yürürlükten Kaldırılmasıyla İlgili Tasarı, Devlet Sırları Kanunu Tasarısı ve Kişisel Verilerin Korunması Kanun Tasarısı`nın imzaya açıldığını bildirdi.
 
Söz konusu tasarılardan ilkinin Gelir İdaresi Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun Değikliği Tasarısı olduğunu belirten Çiçek, iktidarları döneminde ekonomiyi kayıtlı hale getirebilmek için önemli çalışmalar yapıldığını, bunların başında "vergi denetiminde etkinlik ve verginin artırılması, uygulamada birliğinin sağlanması ve denetim elemanlarının eş güdüm ve işbirliği içinde çalışmalarını sürdürmesinin" geldiğini kaydetti.
 
Şimdi bu tasarıyla tüm denetim elemanlarını tek kurul altında toplamayı amaçlayan bir düzenleme yaptıklarını belirten Çiçek, Türkiye`de denetim elemanları konusunun çok başlılık arz ettiğini ifade etti.
 
Maliye Bakanlığı`nda doğrudan bakana bağlı bir Maliye Teftiş Kurulu olduğunu, bir de Hesap Uzmanları Kurulu bulunduğunu söyleyen Çiçek, Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesi içerisinde merkezde gelirler kontrolörleri, taşrada vergi denetmenleri olduğunu, kadro sayısına bakıldığında Maliye Teftiş Kurulu`nda 127 Maliye Müfettişi, 300 hesap uzmanı ve 316 da gelirler kontrolörü olmak üzere toplam 743 denetim elemanı bulunduğunu söyledi.
 
Çiçek, "Taşrada ise vergi dairesi başkanlıkları emrinde 2779 vergi denetmeni bulunmaktadır. Türkiye`de denetimler bu çerçevede yapılıyor. Bunların hepsini tek çatı altında toplayan bir düzenlemeyi getiriyoruz. Böylece istiyoruz ki; bu farklılıklardan kaynaklanan bir kısım sıkıntılar ortadan kalkmış olsun"dedi.
 
Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu
 
İkinci tasarının Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu`nun yürürlükten kaldırılmasıyla ilgili olduğunu dile getiren Çiçek, ekonomik gelişmelere paralel olarak zaman zaman vergi kanununda değişiklikler yapıldığını, veraset yoluyla intikal eden malların vergiye esas alınacak değerleri üzerindeki bir kısım tespitlerden kaynaklanan zaman zaman mükellefle Maliye arasında ihtilaflar çıktığını söyledi.
 
Çiçek, "Hem intikal yapılmasını geciktirmekte, işin malikiyle fiilen kullananlar arasında sıkıntılara ve bir çok hukuki uyuşmazlıklara sebebiyet vermektedir. Bütün bu uyuşmazlıklara rağmen acaba bu sıkıntıları çekmeye değer mi diye baktığımızda astarı yüzünden pahalı olan bir kanun haline gelmiştir. Dolayısıyla bu kanunu yürürlükten kaldıran bir düzenlemedir" dedi.
 
Bugün Bakanlar Kurulu`nda iki tasarı üzerinde daha durduklarını kaydeden Çiçek, bunlardan birinin geçen hükümet döneminde hazırlanan devlet sırlarıyla ilgili kanun olduğunu hatırlattı.
 
"Bunlar birbiriyle bütünlük arz eden üç tasarıdır" diyen Çiçek, "Bunlardan birincisi Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, ikincisi Ticari Sır Kanunu onu da TBMM`ye sevkettik. Üçüncüsü de Devlet Sırları Kanunudur. Bununla kamu idaresinde denetimi daha açık daha şeffaf hale getirebilmek, işlemlerin kamu tarafından bilinebilir olmasını temin için bu alanlarda da bir önemli düzenleme yapmak gerekiyor" dedi.
 
"AB standartlarına uygun hale gelecek"
 
Dördüncü tasarının Kişisel Verilerin Korunması Kanun Tasarısı olduğunu belirten Çiçek, bununla ilgili Türkiye`de mevzuat birliği olmadığını, her kurumun kendi yönünden bu verileri tespit ettiğini, hatta mevzuat boşlukları olduğunu kaydetti.
 
Çiçek, "Ayrıca bu iki tasarı doğrudan doğruya temel hak ve özgürlüklerle de alakalı olduğu için bunların AB standartlarına uygun hale getirilmesi gerekiyordu" dedi.
 
"Özellikle kişisel verilerin korunması, aynı zamanda örgütlü suçlarda, hem terör örgütleri hem mafya tipi örgütlenmeler dahil örgütlü suçlarla ilgili de ele alınması gereken bir tasarıydı" diyen Çiçek, bu hazırlıkların da tamamlandığını, bugün imzaya açacaklarını belirtti.
 
İki tasarının bir özelliği daha bulunduğunu söyleyen Çiçek, "Bunlar aynı zamanda AB müktesebatıyla da doğrudan alakalıdır. Bir 10`uncu pakettir, vesairedir bir beklentiye sokuluyor kamuoyu. Sonra da bunun gereği yapılmamış oluyor. Bu da Türkiye`yi hem dışarıda hem içeride, hükümet AB konusunda bir şey yapmıyormuş gibi çok da haklı olmayan bir noktaya getiriyor" diye konuştu.
 
Şimdiye kadar 9 uyum paketi hazırladıklarını belirten Çiçek, çeşitli kanunlar hazırladıklarını fakat bunları numaralandırmadıklarını ama gazetecilerin isterlerse bu kanunlara numara koyabileceklerini söyledi.
 
TCK`nın 301`inci maddesi nedeniyle Orhan Pamuk, Elif Şafak gibi isimlerin de aralarında olduğu pek çok gazeteci-yazar hakkında dava açılmış, bu davalar hem yurtiçinde, hem AB cephesinde "ifade özgürlüğünün kısıtlanması" eleştirilerine yol açmıştı.
 
301`İNCİ MADDE
Türklüğü, Cumhuriyeti, Devletin kurum ve organlarını aşağılama
 
MADDE 301. - (1) Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Devletin yargı organlarını, askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.
(4) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!