Oluşturulma Tarihi: Ağustos 15, 2005 14:59
Türk Eximbank Genel Müdürü Ahmet Kılıçoğlu, ihracatının tamamının tek bir banka tarafından finanse edilmesinin mümkün olmadığını söyledi
Türk Eximbank Genel Müdürü Ahmet Kılıçoğlu, ihracatının tamamının tek bir banka tarafından finanse edilmesinin mümkün olmadığını söyledi. Eximbank`ın ihracata sağladığı desteğin yetersiz kaldığına yönelik eleştirilerle ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Kılıçoğlu, dünya ticaretinin günden güne serbestleştirilmesiyle dış pazarlarda rekabetin daha da arttığına dikkat çekti. Bu kapsamda ihracatın artırılması çalışmalarında Eximbank`ın yeni bir stratejiyle atılım yapmasının kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Kılıçoğlu, şu ifadelere yer verdi: “Bilindiği gibi ihracat finansmanı tüm bankacılık sektörünün görevidir. Gelişmiş ülkelerde ihracat için gerekli fon, uygun koşullarla ticari bankalar tarafından karşılanmakta, ihracat finansman kuruluşları (eximbanklar) ticari bankalara ve ihracatçılara garanti ve sigorta desteği sağlamaktadır. Bir başka deyişle, ihracat kredi kuruluşlarının görevi fon sağlamak değil, ihracatçılara ve bankalara riskten arındırılmış bir ortam sağlamaktır. Batı ülkelerinde ihracatçılar özellikle kısa vadeli kredi taleplerini doğrudan ticari bankalardan temin etmektedir.” Türkiye`de ise yaşanan yüksek enflasyon ortamında bankaların kamu kesimine borç vermekten ihracata ayıracak kaynak bulamaz hale geldiklerini hatırlatan Kılıçoğlu, “Bu boşluğu kaynakları elverdiği ölçüde Türk Eximbank doldurmuştur. Bu çerçeveden bakıldığında ihracatın tamamını tek bir bankanın finanse etmesinin imkansız olduğunu, herkesin kabul edeceğini düşünüyorum” diye konuştu.
“
DİĞER ÜLKELERİN GERİSİNDE DEĞİLİZ”
Türk Eximbank`ın ihracat sektörüne sağladığı destek açısından diğer ülkelerin ihracat kredi kuruluşlarından çok da geride bulunmadığını kaydeden Kılıçoğlu, “Türk Eximbank`ın ihracat sektörüne sağladığı toplam desteğin ihracat oranı yüzde 11 iken, bu oran Japonya`da yüzde 37, Güney Kore`de yüzde 18, Kanada ve Hindistan`da yüzde 11, Portekiz`de yüzde 9, Avusturya`da yüzde 7, Çek Cumhuriyeti`nde yüzde 6, Avustralya`da yüzde 5, İtalya`da yüzde 6, Almanya`da yüzde 3, Belçika`da yüzde 2, İtalya ve ABD`nde ise yüzde 1 seviyesindedir” dedi.
“PARİTE İHRACATIMIZI OLUMSUZ ETKİLEDİ”
Avrupa Birliği`nin Türk ihracatçısının en önemli pazarı olması nedeniyle avro/
dolar paritesinde yılbaşından bu yana yaşanan gerilemenin olumsuz etkilerinin hissedildiğini belirten Türk Eximbank Genel Müdürü Kılıçoğlu, şunları kaydetti: “Nitekim, AB ülkelerinin ihracatımız içindeki payı sınırlı da olsa bir gerileme göstermiş, Ocak-Haziran 2004 döneminde Türkiye ihracatında yüzde 54,5`lik bir paya sahip olan bu ülkelerin payı 2005 yılının aynı döneminde 1,8`lik bir azalışla yüzde 52,7`ye düşmüştür. Bu düşüşte, ihracatın dolar bazında izlenmesi nedeniyle avro bazındaki ihracatın dolara çevrilirken gerçekleşen değer kaybı da önemli bir rol oynamıştır. Ayrıca, yurt dışı satışları avro, girdi maliyetlerini ise dolar üzerinden olan ihracatçılarımızın rekabet gücünü olumsuz etkileyen bir faktör de, son dönemde avro/dolar paritesinde, dolar lehine yaşanan gelişmelerin, maliyetlerini artırmasıdır.” Avro/dolar paritesinde yılbaşında 1.35-1.40 aralığında olan beklentilerin gerçekleşmemesinde ABD merkez bankası FED`in faiz artırımlarına devam etmesinin ve Avrupa Birliği içinde giderek etkisini artıran siyasi ve mali sıkıntıların etkili olduğunu vurgulayan Kılıçoğlu, paritede yeni yıl sonu beklentisinin 1.20-1.25 aralığı olduğunu ifade etti. Kılıçoğlu, Türkiye için ise yıl sonunda “Hedeflenen enflasyona paralel bir seyirle 2005 yıl sonunda dolar kurunun 1.40-1.45 YTL arası, buna karşılık avro kurunun ise 1.75-1.80 YTL civarında olacağı tahmin ediliyor” dedi.