Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve Dünya Bankası arasında anlaşmazlık

Güncelleme Tarihi:

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve Dünya Bankası arasında anlaşmazlık
Oluşturulma Tarihi: Ocak 03, 2001 00:00

Tarım Ve Köyişleri Bakanlığı, Dünya Bankası`Nın Hububat, Yem Hammaddesi Ve Hayvansal Ürünler İthalatında Gümrük Vergilerinin Düşürülmesi, Tmo`Nun Özelleştirilmesi İsteğine Karşı Çıkarken, Alternatif Ürün Projesi Konusunda Söz Sahibi Olmak İstiyor -Bakan Gökalp: Halkın Ekmeğini Garanti Altın Almamız Lazım -Bakanlığın İtirazlarına Karşın, Hazine`Nin Geliştirme Stratejisi MektubuNu Dünya Bankası`Na İlettiği Belirtiliyor.


ANKARA (A.A) - 03.01.2001 - Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, dünya Bankası`nın hububat, yem hammaddesi ve hayvansal ürünler ithalatında gümrük vergilerinin düşürülmesi isteğine karşı çıkarken, TMO`nun özellleştirilmesinin zamana bağlı olarak gerçekleştirilmesi ve alternatif ürün projesi uygulamasında söz sahibi olmak istiyor. Bakan Gökalp, tarımda reform projeleri kapsamındaki projelere finansman sağlamak üzere Hazine`nin Dünya Bankası ile yürüttüğü göreşmelerde, Dünya Bankası`nın istediği bazı şartlara ilişkin itirazlarını Anadolu Ajansı`na açıkladı. Tarım ve Köyişleri Bakanı Gökalp`in verdiği bilgiye göre, Dünya Bankası`nın tarım reformu kapsamında uygulanacak projelere destek sağlamak için, Türkiye`nin vereceği Geliştirme Stratejisi Mektubu`nda yer almasını istediği taahhütler, bunlara ilişkin bakanlığın itiraz noktaları şöyle:


GÜBRE SÜBVANSİYONU;

Dünya Bankası, gübre sübvansiyonunun kaldırılmasını istiyor. Gübre sübvansiyonu zaten 2 yıldır artırılmadığı için, reel olarak sübvansiyon oranı yüzde 50`den yüzde 17`ye düştü. Fiyatlardaki artışa paralel olarak sübvansiyon da ortadan kalkmış olacak. Bakanlık da, yılda ortalama 100 trilyon liraya ulaşan gübrede sübvansiyonun kaldırılmasını istiyor. Ancak, üretimin desteklenmesi açısından,
lüks tüketim maddesi gibi yüzde 17 olarak uygulanan KDV oranını yüzde 1`e indirilmesini öneriyor. Bakanlık ayrıca, sübvansiyonun kaldırılması nedeniyle sağlanacak 100 trilyon liralık kaynağın, doğrudan gelir desteği (DGD) projesinin uygulanması için kullanılmasını istiyor. Bakan Gökalp, Bu konuda dünya Bankası ile anlaşmazlığımız yok. Ancak Maliye ile anlaşarak KDV`yi indirmemiz gerekiyor dedi.

BUĞDAY, YEM HAMMADDESİ VE HAYVANSAL ÜRÜNLERDE GÜMRÜK TARİFELERİNİN DÜŞÜRÜLMESİ:

Dünya Bankası`nın buğday, yem hammaddesi ve hayvansal ürünler ithalatındaki gümrük vergilerinin düşürülmesi isteğini, bakanlık kabul etmiyor. Türkiye`nin buğday üreticisi bir ülke olduğunu belirten Gökalp, şöyle konuştu: Türkiye, şekerpancarı, fındık, tütün üretimine sınırlama getirecek. Sanayici zaten ihtiyacı olan buğdayı, dahilde işleme rejimi kapsamında gümrüksüz olarak ithal ediyor. Bunun dışında normal ithalatta gümrük vergilerinin düşürülmesinin istenmesinin ne anlamı var? İthalatta vergilerin düşürülmesinin tarım reformu ile ne ilgisi var? Biz, tarım ürünleri ithalatında gümrük tarifelerimizi, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) taahhütlerimiz doğrultusunda zaten düzenliyoruz. Bunun ötesinde bir düzenleme olamaz. AB`ye verilen taviz kapsamında 19 ton et ithalatına izin vermediklerini hatırlatan Gökalp, İyi ki izin vermemişiz. Ben halkıma hastalıklı et yedirmem dedi.


DOĞRUDAN GELİR DESTEĞİ:

Dünya Bankası, tarım ürünlerinde girdi sübvansiyonlarının kaldırılarak, yerine DGD ödemesi yapılmasını, DGD ödemelerinin de üretimle ilgili bir şarta bağlanmamasını istiyor. Bakan Gökalp, Türkiye`de, tütün, şekerpancarı ve tütün üretiminde fazlalık buna karşın yem ve yağ bitkileri üretiminde açık olduğunu belirterek, üretilen ürüne ve toprak kullanımına bağlı olarak DGD sağlanması gerektiğini vurguladı. Gökalp, toprak sahiplerine değil, toprağı kullanana destek vermeyi istediklerini, DGD sisteminin üretimde yönlendirici olarak kullanmasını, ödemelerde söz sahibi olmak istediklerini kaydetti. Gökalp, Şeker pancarının, tütünün fındığın yerine ne üretileceğine bizim karar vermemiz lazım. Soya, mısır üretimini artırmamız lazım. Dünya Bankası`nın istediği gibi olursa, gelir desteği, köyde arazisi olan avukat, doktor, esnafa gider dedi. Dünya Bankası, DGD sisteminin 2001`de 40 ilde, gelecek yıl ise Türkiye genelinde uygulanmasını istiyordu. Bakanlığın, bu tür uygulamanın adaletsizliklere yol açacağı yönündeki itirazı üzerine, DGD`nin bu yılın ikinci yarısından itibaren Türkiye genelinde uygulanması kabul edildi. Bu IMF`ye verilen son ek niyet mektubunda da yer aldı.


TMO`NUN KÜÇÜLTÜLMESİ VE ÖZLLEŞTİRİLMESİ:

Tarım Bakanlığı, TMO`nun küçültülerek özelleştirilmesi isteğine de sıcak bakmıyor. TMO`nun hububatta bir düzenleyici görevi yapması ve etkin hale getirilmesini kendilerinin de istediğini vurgulayan Gökalp, uygulanan alım politikası ile tüccarı piyasaya soktuklarını ve TMO`nun 8-5 milyon tondan 3.5 milyon tona düştüğünü hatırlattı. Borsaların tam oluşmaması nedeniyle, TMO`nun devre dışı kalması halinde üreticilerin mağdur duruma düşeceğini ve üretimin tehlikeye düşeceğini anlatan Gökalp, şöyle devam etti: Zaten TMO`yu ben küçültüyorum. Ama saatte 250 km hızla giden arabanın frenine birden köklerseniz, araba devrilir. Benim dediğim bu. TMO`nun görevinin etkin hale getirilmesi ayrı, TMO`nun ortadan kaldırılması ayrı. Türkiye`nun bugün hale çelik siloya ihtiyacı var. Türk milleti ekmek ağırlıklı beslenir. Halkın ekmeğini garanti altına almamız lazım. Kaldı ki AB`de de et, süt gibi tarım ürünlerine müdahale yapan kurumlar var. BSE nedeniyle itlaf edilecek hayvanlara ilişkin uygulamalar bu müdahale kurumları tarafından yapılıyor.


TMO`nun özelleştirilmesi, EBK ve Süt endüstrisinin özelleştirilmesi gibi olmamalı. Ankara`da kombina kalmadı, etler nerde kesiliyor belli değil. Bakan Gökalp, TMO`nun özelleştirilmesi konusunda bir zaman şartının konulmasının mükün olmadığını vurguladı. Gökalp, Dünya Bankası`nın tarım kredilerinde sübvansiyon uygulamasının kaldırılması isteğine itiraz ettiği yolundaki haberlerin de gerçeği yansıtmadığını belirterek, tarımsal kredilerdeki sübvansiyonun geçen yıl başında kaldırıldığını hatırlattı. Tarımsal kredilerin faizinin, geçen yılın başından itibaren Hazine`nin iç borçlanma kağıtlarının faizine bağlı olarak belirlendiğini ve üstelik üzerine 5 puan eklendiğini kaydeden Bakan Gökalp, Olmayan bir sübvansiyona zaten neden itiraz edeyim dedi.


600 MİLYON DOLAR 6 YILDA KULLANILACAK:

Dünya Bankası`nın Türkiye`ye vereceğini açıkladığı 600 milyon dolarlık kredininin ilk 397 milyon dolarlık diliminin 2001-2004, kalanının da 2004-2006 döneminde serbest bırakılacağına dikkati çeken Bakan Gökalp, Hemen bir para girmesi söz konusu değil. Kamuoyu hemen 600 milyon dolar para geleceğini zannediyor dedi. Verilen bilgiye göre, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı`nın itiraz noktaları, Hazine tarafından hazırlanan ve bu ay içinde Dünya Bankası yönetiminde görüşülecek
Geliştirme Stratejisi Mektubunda yer almadı. Kredinin ilk diliminin Nisan`da serbest bırakılması bekleniyor.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!