Güncelleme Tarihi:

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK bugün KOBİ’ler için sadece çevreye duyarlılık anlamına gelmiyor. Küresel tedarik zincirlerine katılmak, AB ile ticaret yapmak, e-ticarette büyümek ve değişen piyasa koşullarında ayakta kalmak isteyen işletmeler için stratejik bir zorunluluk.
Peki, KOBİ’ler bu zorunluluğun ne kadar farkında, hangi noktalarda zorluk yaşanıyor ve nasıl bir yol haritası izlenmesi gerekiyor? Metsims Sürdürülebilirlik Müdürü ve Çevre Mühendisi Orhan Atacan sorularımızı yanıtladı.
Büyük ölçekli şirketlerin özellikle ihracattaki güçlü konumları nedeniyle dönüşüme daha erken adapte olduğunu, KOBİ’lerin de hem rekabet baskısı hem de küresel beklentiler doğrultusunda sürece hızla uyum sağlandığını belirten Atacan, “Türkiye’nin ihracatında KOBİ’lerin payının yüzde 35’i aşmış olması ve ihracatçı KOBİ sayısındaki düzenli artış, sürdürülebilirliğin artık stratejik bir başlık haline geldiğini gösteriyor. Ayrıca küresel dijital platformlarda var olabilmek için sürdürülebilirlik kriterlerine uyum giderek daha belirleyici hale geliyor. Dolayısıyla sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, dijital rekabetin de bir gerekliliği” diye konuştu.
ÖLÇÜM YAPMAK YETERLİ DEĞİL
Birçok KOBİ için sürdürülebilirlik yatırımlarının başlangıçta bir maliyet kalemi olarak algılandığına dikkat çeken Atacan, “Özellikle müşteri talebi ya da ihracat pazarı zorunluluğu yoksa bu alandaki yatırımlar ertelenebiliyor. Ancak kamu teşvikleri ve uluslararası finansman mekanizmaları bu algıyı değiştirmeye başladı” dedi ve şöyle devam etti: “KOBİ’lerde karbon ayak izi hesaplamaları ile enerji ve su verimliliği takibi her geçen gün daha yaygın hale geliyor. Özellikle doğrudan veya dolaylı ihracat yapan firmalar, müşteri beklentilerini karşılamak adına daha sistematik çalışıyor. Ancak küresel ölçekte artık yalnızca ölçüm yapmak yeterli değil; azaltım hedeflerinin kamuya açık biçimde beyan edilmesi bekleniyor.”
EN KRİTİK SORUN ‘STRATEJİ’
Atacan, sürdürülebilirlik sürecinde sanılanın aksine en kritik sorunun teknik bilgi ya da finansman olmadığını söyledi. “En büyük eksiklik strateji ve önceliklendirme” vurgusu yapan Atacan, “Pek çok KOBİ, neyi neden yaptığını netleştirmeden ölçüm, raporlama veya yatırım adımlarına geçiyor. Bu da sürdürülebilirliği parça parça, reaktif ve çoğu zaman verimsiz bir sürece dönüştürüyor. Doğru bir yol haritası oluşturulduğunda teknik eksikler giderilebiliyor, finansmana erişim planlanabiliyor. Ancak stratejik çerçeve olmadığında sağlanan destekler bile beklenen etkiyi yaratmayabiliyor” ifadelerini kullandı.
Atacan, ‘Doğru yol haritası nasıl olmalı?’ sorusunu şöyle yanıtladı:
İŞTE YOL HARİTASI
Pazar beklentileri ve mevzuat anlaşılmalı
Sürdürülebilirlik, soyut bir kavram değil; müşteriler, tedarik zincirleri ve mevzuat tarafından tanımlanan somut beklentiler bütünüdür. KOBİ’ler öncelikle hangi pazarlara satış yaptıklarını, bu pazarların hangi çevresel ve sosyal kriterleri talep ettiğini ve hangi düzenlemelere tabi olduklarını netleştirmeli. Genel çözümler her zaman geçerli olmayabilir.
Beklentileri karşılayacak aksiyonlar belirlenmeli
Genel niyet beyanları yerine, iş süreçlerine doğrudan dokunan, ölçülebilir ve uygulanabilir aksiyonlar tanımlanmalı. Her aksiyonun neden gerekli olduğu, hangi riski azalttığı veya hangi fırsatı yarattığı açıkça ortaya konmalı. Aksiyon planında müşteri beklentileri pazara tutunma anlamında önceliklendirilebilir.
Kısa, orta ve uzun vadeli hedefler kurgulanmalı
Tüm hedefleri tek bir zaman dilimine sıkıştırmak, stratejinin uygulanabilirliğini zayıflatır. Kısa vadeli adımlar ile temel riskler yönetilmeli, orta ve uzun vadeli hedefler ile fırsat yaratma aşamasına geçmek hedeflenmeli. Zaman planına yerleştirilmemiş genel hedefler KOBİ’ler için uygulama zorluğu oluşturabilir.
Hedefler ölçüm ve izleme mekanizmalarıyla takip edilmeli
Ölçülmeyen hiçbir hedef yönetilemez. Karbon ayak izi, enerji ve kaynak tüketimi, atık, iş sağlığı ve güvenliği, insan kaynakları, yönetim gibi alanlarda düzenli veri ve performans gösterge takibi yapılmalı, ilerleme somut göstergelerle izlenmeli.
Yeşil finansman ve teşvik mekanizmaları izlenmeli
Sürdürülebilirlik yatırımları yalnızca maliyet unsuru değildir. Doğru finansman araçlarıyla desteklendiğinde rekabet avantajına dönüşür. KOBİ’ler ihracatçı birlikleri, bakanlıklar, kalkınma ajansları ve finans kuruluşları tarafından sunulan yeşil finansman ve teşvikleri düzenli olarak izlemeli. Maliyet sebebiyle yatırımlardan kaçınmak yerine uygun finans kaynaklarından yararlanmaya yönelik çaba gösterilmeli.
Verimlilik, stratejinin merkezine yerleştirilmeli
Enerji, su, hammadde ve süreç verimliliği; sürdürülebilirliğin en hızlı geri dönüş sağlayan alanıdır. Verimlilik odaklı adımlar, hem çevresel etkileri azaltır hem de doğrudan maliyet avantajı sağlar.
Sürekli gelişime açık yaklaşım benimsenmeli
Sürdürülebilirlik tek seferlik bir proje değil, dinamik bir yönetim süreci. Mevzuat, pazar beklentileri ve teknolojiler değiştikçe strateji de düzenli olarak gözden geçirilmeli ve güncellenmeli. Dinamik bir şekilde piyasayı ve küresel gelişmeleri takip etmek değişime olan adaptasyonu kolaylaştırır.
BU YIL 53 BİN KOBİ DESTEKLENECEK
KOSGEB, KOBİ’leri yenilikçi, rekabetçi, ikiz dönüşüm ve ihracat odaklı bir yapıya kavuşturarak, sürdürülebilir bir ekonomik gelecek inşa etme misyonuyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda, 2026’da 53 bin KOBİ’nin desteklenmesi planlanıyor. Girişimcilik destekleri kapsamında, geçen yıl 9 bin 210 kadın girişimciye katkı sağlayan KOSGEB, bu yıl 8 bin 500 kadın girişimciye destek vermeyi amaçlıyor. KOBİ’lerin orta yüksek ve yüksek teknoloji alanında üretimini artırmaları için de çalışmalar yürütülüyor. Bu kapsamda 2026’da 2 bin 250 işletmeye destek sağlanması planlanıyor. KOSGEB’in bu yıl dijital dönüşüm konusunda yatırım giderlerini destekleyeceği işletme sayısının 143’ü bulması bekleniyor. KOSGEB, teknolojik ürün yatırımlarına da katkı sağlıyor. Bu kapsamda 2026’da yatırım yapılan teknolojik ürün sayısının 50 olması hedefleniyor.
Başkanlık, işletmelerin kapasitesini geliştirmesi için bu yıl 2 bin 250 işletmeye destek sunmayı hedefliyor. 2026 desteklerinde imalat sanayisinin payını da yükseltmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda geçen yıl yüzde 68 olan başkanlık destekleri içindeki imalat sanayisinin payının bu yıl yüzde 75’i bulması bekleniyor. Girişimcilik belgesi almaya hak kazanan kişi sayısının da bu yıl 116 bin kişiye çıkarılması planlanıyor.
STARTUP’LARA 1.4 MİLYAR DOLAR YATIRIM
KPMG Türkiye M&A ve 212 ekipleri tarafından hazırlanan ‘Türkiye Startup Yatırımları’ raporuna göre 2025 yılında küresel girişim sermayesi yatırımları 512 milyar dolar seviyesine yükseldi. Türkiye’de ise toplam işlem sayısı 2024’te 331 iken 2025’te 360’a yükseldi; ancak 2024’te 2.6 milyar dolar olan toplam işlem hacmi, 2025 yılında startup ekosisteminde mega bir işlemin gerçekleşmemesi nedeniyle 1.4 milyar dolara geriledi.
KPMG Türkiye M&A Danışmanlık Hizmetleri Şirket Ortağı Özge İlhan Acar, şu değerlendirmeyi yaptı: “Her ne kadar milyar dolar düzeyinde bir mega işlem gerçekleşmemiş olsa da yerli ve yabancı yatırımcıların devam eden ilgisi Türkiye’nin sürdürülebilir, sağlam ve küresel ölçekte rekabet edebilen girişimler üreten bir zemin sunduğunu gösteriyor. 2026 yılında, yapay zekâ, SaaS (hizmet olarak yazılım), sağlık teknolojileri, deeptech (derin teknoloji), finansal teknolojiler, siber güvenlik ve savunma sanayi teknolojileri gibi alanlar, sadece yeni yatırımların değil, yeni liderlik hikâyelerinin de adresi olacak.” 212 Kurucu Ortağı Ali Karabey ise “Büyük ölçekli işlemlerde uluslararası sermayenin ağırlığını koruması, Türkiye’nin doğru hikâyeler üretildiğinde küresel yatırımcı için hâlâ cazip bir pazar olduğunu gösteriyor” diye konuştu.