Güncelleme Tarihi:

Körfez bölgesindeki savaşın Türkiye ekonomisi ve piyasaya etkilerine yönelik değerlendirmelerde bulunan Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, ‘gereken sıkılığı sağlayacağız’ mesajı verdi. İran savaşının petrol fiyatlarını 100 doların üzerine taşıması ve bunun da dünya genelinde enflasyon beklentilerini artırması, tüm önemli merkez bankalarının hesaplarını değiştirmiş; savaştan önce faiz indirimleri beklenirken, artık faiz artırımları fiyatlanır olmuştu. Enflasyonist endişelere yönelik Anadolu Ajansı’na konuşan Karahan da Ortadoğu’daki savaşın enerji fiyatlarında belirgin bir artışa yol açtığını; bunun da enflasyon üzerinde maliyet kaynaklı baskı yarattığına dikkat çekti ve “Yaptığımız analizler, petrol fiyatlarında yüzde 10’luk kalıcı bir artışın tüketici enflasyonunu bir sene içinde yaklaşık 1.1 puan artırdığını gösteriyor. Gelişmelerin beklentiler ve fiyatlama davranışları üzerinden enflasyonist etkilerini sınırlamak için gereken sıkılığı sağlayacağız” diye konuştu.
‘EŞEL MOBİL ÜÇTE BİRE DÜŞÜRDÜ’
Petrol fiyatları artınca akaryakıt fiyatları da artmış; bu artışın vatandaşa yansımalarını sınırlamak amacıyla eşel mobil sistemi devreye alınmıştı. Karahan, eşel mobil sistemi ile enerjideki artışın tüketici fiyatlarına yansımasının önemli ölçüde sınırlandığına dikkat çekti ve, “Hesaplamalarımıza göre eşel mobil sistemi petrol fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisini üçte bire düşürüyor” dedi. Ancak, savaşın orta vadede enflasyon üzerinde hem arz hem de talep yönlü etkileri olacağının altını çizen Karahan, “Maliyet ve tedarik yönlü aksamalar halihazırda arz yönlü baskı oluşturmaya başladı. Talep yönlü etkiler ise bu süreçte izlenecek iç ve dış politikalara bağlı olarak şekillenecek. Şu ana kadar vakit kaybetmeden enflasyonist etkileri azaltıcı önlemleri aldık. Mevcut durumda savaşın gidişatı belirsizliğini sürdürüyor” değerlendirmesinde bulundu.
‘PETROLDE 10 DOLARLIK ARTIŞ 4 MİLYARLIK BOZULMA DEMEK’
Karahan, söz konusu savaşın Türkiye’nin büyüme ve cari açık dinamiklerini nasıl etkilediğine yönelik soruya ise şu yanıtı verdi: “Artan enerji maliyetleri, dış belirsizlikler ve bunların neticesinde dış talepte oluşabilecek zayıflamanın ekonomik aktivite üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturmasını bekliyoruz. Artan belirsizliğin yatırım iştahı ve özel tüketim üzerinde de etkisi olacak. Yaptığımız analizler, petrol fiyatlarında yüzde 10 düzeyindeki arz yönlü bir artışın büyüme oranında bir yıllık dönemde 0.4 ila 0.7 puan gerilemeye neden olduğuna işaret ediyor. Analizlerimiz, petrol fiyatlarında 10 dolarlık artışın bir yıllık net enerji dengesinde yaklaşık 3 ila 4 milyar dolarlık bozulmaya neden olduğunu gösteriyor. Doğalgaz ithalat fiyatlarında da bununla uyumlu bir artış olması durumunda etki 5 milyar dolara kadar çıkabiliyor. Son gelişmelerle ortaya çıkabilecek cari dengedeki olası bozulmanın yönetilebilir bir seviyede olacağını düşünüyoruz.”
‘GEREKİRSE YENİ ARAÇLARI DEVREYE ALIRIZ’ VURGUSU
TCMB Başkan Yardımcısı Osman Cevdet Akçay ise ‘Bizim Tepe Tarih Sohbetleri’ kapsamında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Ortadoğu’daki gelişmelerle küresel belirsizliklerin arttığına işaret eden Akçay, TCMB’nin şimdiye kadar attığı adımları ‘proaktif ve yerinde’ olarak niteledi. Bloomberght’den Alara Akgün’ün haberine göre Akçay, mevcut politikaların yeterli görülmemesi durumunda ise ilave adımların gündeme gelebileceğini de söyledi. Bu kapsamda altın swap ihalelerinin yeniden başlatılmasına dair soruya, ‘hepsini değerlendirdikleri’ cevabını veren Akçay, “Başka adımlar düşünüyoruz” ifadelerine yer verdi.
ALTIN SATIŞINI DOĞRULADI
‘VADESİ GELDİĞİNDE REZERVLERE GERİ DÖNECEK’
İran savaşı sonrası gündeme gelen bir diğer konu da Merkez’in rezervleri olmuştu. ABD’li finans ajansı Bloomberg, TCMB’nin İran’da savaşın başlamasını takip eden iki hafta içinde yaklaşık 8 milyar dolar değerinde 60 ton altın satışı ve takası (swap) gerçekleştirdiğini öne sürmüş; söz konusu haberde, bu hamlenin altın fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskıyı artırdığı belirtilmişti. Karahan ise AA’ya yaptığı açıklamada ‘döviz likiditesinin desteklenmesi gereken dönemlerde altın kaynaklı işlemlerin kullanılmasının son derece doğal bir tercih’ olduğunu vurguladı.
‘ÖNCELİK İSTİKRAR’
“Yıllar içinde altın rezervlerimizi artırdık. 2016’da 377 ton olan altın rezervlerimiz iki katına çıktı. Mart 2026 itibarıyla altın rezervlerimizin toplam rezerv içindeki payı yüzde 60’ı aştı” diyen Karahan, “Yakın dönemde bir miktar altınımızı döviz karşılığı altın swap için kullandık. Bunun dışında bir miktar altın satışı da gerçekleştirdik. Bu noktada vurgulamak isterim ki merkez bankacılığında bu tür işlemleri ticari bir kâr-zarar perspektifiyle değerlendirmek doğru değil. Önceliğimiz, finansal istikrar ve politika etkinliği. Bu kapsamda yaptığımız işlemler, döviz pozisyonumuzu güçlendirmeye yönelik. Ayrıca, bu işlemlerin önemli bir kısmı vadeli altın-döviz takası niteliğinde. Yani vadesi geldiğinde söz konusu altınlar yeniden rezervlerimize geri dönecek” diye konuştu.
Mart ayı enflasyon beklentileri belli oldu