Leasing sektöründe faiz düşüşü rekabeti kızıştırdı

Güncelleme Tarihi:

Leasing sektöründe faiz düşüşü rekabeti kızıştırdı
Oluşturulma Tarihi: Ocak 02, 2001 00:00

2000 yılında finansal kiralama işlemleri yüzde 50 arttı. Leasingçiler, düşük kar marjları ve yasal sorunlara rağmen 2001`den umutlu...


2000 yılında faiz oranlarındaki hızlı düşüş, leasing sektörünün de kar marjlarını büyük ölçüde etkiledi. Yeni piyasa koşullarına hazırlıksız yakalanan finansal kiralama sektöründe fonlama imkanlarının artmasıyla firmalar rekabette de zorlanmaya başladı. Leasing firmaları faaliyetlerini devam ettirebilmek için daha fazla işlemi daha az teminatla yapmaya başladılar. Yani finansal kiralama şirketleri risklerini artırırken kar marjlarını düşürerek ayakta kalma savaşına girdiler. Öte yandan bankaların önümüzdeki dönem yatırım kredilerine yönelmeleri ihtimalinin güçlü olmasının, sektörün kendi içindeki rekabetin dışında bankalarla da rekabeti gündeme getirmesi bekleniyor. Buna rağmen sektörün hacminde yüzde 50 artış olmasının yanı sıra 2001`de genel ekonomiye ilişkin beklentilerin iyimser olması da umutları kıramadı.

2000 yılına umutla başlayan sektör, yılın ilk yarısında dolar bazında yüzde 49`luk artış sağladı. Bu gelişmeye, özel sektörün makine teçhizatla ilgili yatırımlarında bir önceki yıla göre yüzde 38`lik yükselme neden oldu. Bu yatırımların gayri safi yurtiçi hasıladaki (GSYİH) payı önceki yıla göre yüzde iki puan artarak yüzde 16`dan 18`e çıktı. Sektör temsilcileri, 2001 yılında piyasaların istikrara kavuşmasıyla birlikte uzun dönemli bakış açısının yerleşeceği ve bu nedenle de özel sektör yatırımlarının hızla artacağı beklentisinde. Bu gelişmeden finansal kiralama şirketlerinin gerekli payı alacağı görüşü önümüzdeki yıla umutla bakılmasının bir başka nedeni.


UCUZ KREDİ HÜKÜMETE BAĞLI:

Türkiye`nin uluslararası piyasalarda artan kredibilitesinin 2001`de leasing şirketlerine daha uzun vadeli ve düşük faizli kaynak yaratabilme olanağına kavuşması ise birçok sektörün beklentisiyle aynı. Yani hükümetin para programını kararlı bir şekilde uygulamasına bağlı. Sektör bu konuda hükümetten umutlu.
Bir diğer olumlu beklenti, özelleştirmeler sonrası bu kurumların yeni yatırımlarının leasing işlemlerinde artış yaratacağı yönünde. Avrupa Birliği ile hizmetlerin serbestleştirilmesine yönelik anlaşma yapılması durumunda, yabancı leasing firmalarıyla rekabetin gündeme geleceği söylenirken, bir taraftan da adaylık sürecinde yabancı sermaye yatırımlarının artış göstermesi olumlu beklentileri oluşturuyor. Yabancı sermaye yatırımlarının finansmanının ağırlıklı olarak leasing yoluyla yapılması, firmaları bu konuda umutlandırıyor. Böylece Türkiye`de toplam sabit sermaye yatırımları içerisindeki payı yüzde 6-7 olan leasingin bu payını sürekli artıracağı hesaplanıyor.

1989 yılından itibaren hızla büyüyen sektörde, firmaların çoğunluğu bankaların iştiraki. Ancak son dönemde makine ve ekipman üreticileri, yatırım bankaları ve özel finans kurumları da leasing işlemleri gerçekleştirmeye başladılar. Ağırlıklı olarak sanayinin yoğun olduğu şehirlerde faaliyet gösteren firmalar, genellikle de büyük ölçekli işlemlere imza atıyorlar. Banka kökenli leasing kuruluşları, aktif pazarlamanın yanı sıra grup bankalarının şube ağını da avantajlı bir şekilde kullanabiliyorlar. Bugüne kadar sektörün yeterli düzeyde gelişmesine en büyük engel olarak görünen uzun vadeli kaynak bulunamaması ve faiz oranlarındaki belirsizliğin yanında sektörün yasal sorunları da sürüyor. Büyük ölçekli ekonomilere sahip düşük enflasyonlu ülkelere göre işlem hacmi ve piyasa payı düşük olan Türkiye`de, sektör kısa sürede kendine yer edinmesini bildi. Ancak başta gayrimenkul leasingi yapılamaması olmak üzere yasal sorunlar da sektörün peşini bırakmış değil.


YASAL SORUNLAR:

Sektörün çatısı konumundaki Finansal Kiralama Derneği, yasal sorunlarla ilgili çalışmalar yürütüyor. Bu çalışmalardan biri de, finansal kiralama şirketlerinin yurtdışında olduğu gibi faaliyet göstermelerini sağlamaya yönelik. Bunlar genellikle finansal kiralamanın değişik şekilleri olan operasyonel kiralama, satış ve yeniden kiralama ile alt kiralama işlemleri olarak geçiyor. Bu sayede leasing şirketleri birçok yeni alana da girebilecek. Örneğin, normal leasing işleminde kiracıyla ürünü kiralama süresi sonunda satın alma anlaşması imzalanırken, bu işlemin operasyonel kiralamada olmaması leasing şirketine büyük hareket alanı sağlayabilecek. Sektörün bir diğer isteği KDV ile ilgili değişikliklerde leasinge ilişkin gerekli hükümlerin ayrıca ele alınması ve değişikliklerin yeni yapılan sözleşmeler için de geçerli olması.

Yasal isteklerin sonuncusu ise teşvik mevzuatında ve buna bağlı olarak 146 ve 150 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliği`nde düzenlemeler yapılarak, sektörün yatırım teşvik belgesi kapsamındaki işlemlere yönelmesinin sağlanması. Avrupa Birliği`nde leasing kanunlarının standardize edilmesi çalışmaları ise Türkiye`nin AB`ye girecek olması dolayısıyla bu standarda uyması gerektiğinden hareketle yasal sorunların yakında çözüleceği mesajını veriyor.


SÖZLEŞMELER UZUYOR:

Faaliyet gösteren firmalar açısından bakıldığında, sektörde rekabetin artması sonucu ortalama 6 ay olan sözleşmelerin 2 yıla kadar uzaması, önümüzdeki yıl içinde yatırımlar açısından olumlu bir gelişme olarak görülüyor. Ayrıca birçok şirketin önümüzdeki yıl küçük firmalara yöneleceği ve yeni ürün geliştirme çalışmaları yaptığı gelen bilgiler arasında. Sektörün tek örgütü olan Finansal Kiralama Derneği Başkanı ve BNP AK Leasing Genel Müdürü Dursun Akbulut da firmaların, 2001 yılında işlem hacimlerini artırmak için leasing işlemlerini tanıtıcı faaliyetlere ağırlık vermeleri gerektiğini söylüyor. Akbulut, sektörün kar marjları daha yüksek olan küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelmesi gerektiğinin altını çiziyor. Akbulut, bilgi işlem ve enformasyon teknolojilerine yönelinerek operasyonel giderlerin de düşürülmesi gerektiğini vurguluyor. Böylece kişi başına üretilen işlem hacminin Avrupa Birliği`nde olduğu gibi 3 milyon euro`ya çıkarılabileceğini savunuyor Akbulut. FİDER Başkanı`nın diğer bir önerisi ise firmaların finansman gelirinin yanı sıra ilave servis vererek yeni gelir kaynakları yaratmaları ve her şeyden önce bütün finans sektöründe olduğu gibi birleşmelere hazırlıklı olunması. (PARA)
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!