Güncelleme Tarihi:

“Ortadoğu’dan Orta Asya’ya, Balkanlar’dan Kafkasya’ya uzanan bu zorlu coğrafyada; suyuna hakim olan, toprağını yeşil tutan ve doğayı ezmeden enerji üreten devletler, geleceğin oyun kurucuları olacak” diyen Bakan Kurum, “Bugün bölgemizde yaşanan savaşlar enerji krizini tetikliyor; anlamsız ve hiçbir insani duygu taşımayan asimetrik çatışmalar petroldeki istikrarsızlığı arttırıyor. Bu da bize gösteriyor ki; bu istikrarsızlık süreci ve iklim değişikliği doğrudan bir ekolojik beka meselesidir. Yine yaşananlar göstermektedir ki; her ülkenin kendi kendine yetebilmesi kaçınılmaz bir gerçekliktir.Türk devlet aklı, iklim kriziyle mücadeleyi, savunma yapılması gereken bir cephe, fırsatlar sunan bir kalkınma meselesi olarak görmektedir. Suyun, petrolün yerini alacağı o zorlu yüzyılın şafağındayız” ifadelerini kullandı.
‘SADECE LAF DEĞİL EYLEM İSTİYORUZ’
COP31’de sıfır atık, döngüsel ekonomi, yeşil sanayileşme ve dirençli şehirlerin eylem planının önemli başlıklarından olacağını belirten Kurum, “Biz COP31 ile yeni şeyler söylemek istiyoruz; sadece laf değil, eylem istiyoruz. Türkiye’nin küresel öze dönüş çağrısı; toprağın suyla, insanın doğayla yeniden helalleşmesidir. Küresel öze dönüş çağrımız; sanayinin vicdanla, teknolojinin adaletle tanışmasıdır. Ve bu çağrı; Türkiye’nin ortak evimizin geleceğine vurduğu, ebediyen silinmeyecek bir vicdan ve adalet mührüdür” diye konuştu.